16. bölüm / 20
Esaretten Doğan Aşk / Yarı Texting16. Bölüm
Bölümler 20Şu an: 16. Bölüm
- 1 1. Bölüm217 kelime
- 2 2. Bölüm270 kelime
- 3 3. Bölüm274 kelime
- 4 4. Bölüm246 kelime
- 5 5. Bölüm294 kelime
- 6 6. Bölüm208 kelime
- 7 7. Bölüm365 kelime
- 8 8. Bölüm284 kelime
- 9 9. Bölüm517 kelime
- 10 10. Bölüm485 kelime
- 11 11. Bölüm1.420 kelime
- 12 12. Bölüm1.212 kelime
- 13 13. Bölüm2.182 kelime
- 14 14. Bölüm1.698 kelime
- 15 15. Bölüm2.595 kelime
- 16 16. Bölüm2.090 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17. Bölüm2.373 kelime
- 18 18. Bölüm3.328 kelime
- 19 19. Bölüm2.968 kelime
- 20 20. Bölüm1.749 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Selamün Aleyküm:)
Yeni bölüm geldi.
İyi okumalar dilerim.
Hazırladığım yeşil kıyafeti giyip siyah şalımı da taktıktan sonra ağabeyimin gelmesini bekledim. Dediği gibi sekiz de hazırdım. Kapı sesinin gelmesiyle babamın kahveye gittiğinı anladım. Çünkü bu kapı çarpmasını ondan başkası yapamazdı. Sert bir o kadar da öfkeli kapatırdı evdeki otoritesini gösterircesine.
Kitabımı alıp biraz daha okumaya başladım. Ve yine öyle bir cümle ile karşılaştım ki bana ne yapacağımı ve ne yapmayacağımı söylüyordu.
Allah`tan bıkmadan usanmadan isteyin, bekleyin de bekleyin, gözleyin de gözleyin. Lakin sakın ümitsizliğe düşmeyin.
Bu feyzi de kaptığıma göre bir sonraki cümleye geçebilirdim. Kitaptaki bir çok cümle bana Hülya`nın söylediklerini hatırlatıyordu. Onunla tanıştığım günü unutamam. Çok fazla ön yargılı yaklaşmıştım ona. Böyle ona bağlanacağımı bilseydim daha fazla vakit geçirirdim onunla. İster istemez onunla tanıştığım ilk güne gittim.
Abim beni yurdun önüne bıraktıktan sonra kendi için kalacak bir yer bulmaya gitti. Ben de elimdeki valizle bu yurtta nasıl dört sene geçirecem diye düşünüyordum. Esen hafif esintili rüzgar saçlarımı önüme düşürüyordu. Bir önce yurda girip bu durumdan kurtulmalıydım. Valizimin tekerleklerinin çıkardığı sesle birlikte yurda giriş yaptım. Kayıt kısmından odamı öğrenip birinci kata çıktım. Odanın önüne geldiğimde belki içeride biri vardır diye kapıyı tıklattım. İçeriden gel sesi yükselince haklıymışım diye mırldandım.
İçeri girdiğimde çalışma masasında oturmuş Kur`an okuyan birini gördüm. Başında siyah şalı ve krem tonlarındaki elbisesiyle bana bakıyordu. Ben ise kolsuz tişörtum ve mavi kot pantolunumla kıza bakıyordum. Çok farklı dünyaların insanıydık. Bu dört sene nasıl geçecek bilmiyorum ama babamın yanında kalmaktan çok daha iyidir diye düşünerek karsımda bana bakan kıza "Hangi yatak boş acaba?" diye sordum.
"Pencere kenarındaki boş."
"Teşekkür ederim." deyip yatağın olduğu tarafa geçtim. Elimden geldikçe hızlı olup dolabı yatağın başlığını aldığım temizlik mendiliyle sildim. Eşyalarımı yerleştirmeye başladım. Alan dar olduğundan sürekli kullandıklarımı dolaba diğerlerini de valizle birlikte bazanın altına yerleştirdim. Abim sağ olsun evde hiç bir şeyini bırakma yaz tatilinde gelir alırım seni dediği için kışlık yazlık her şeyi getirmiştim. Ben de zaten gitmek istemiyordum. Belki burası daha iyi gelir.
Abim gelene kadar yatakta uzandım. O sırada Kur`an okuyan kız yanıma geldi.
"Selamün Aleyküm, hoş geldin tanışmak ister misin?"
Benden cevap bekleyen kıza baktım çok güzel bir kızdı. Mavi gözleri beyaz teniyle aynı gökyüzünü andırıyordu. Allah kulunu sevinci böyle güzel mi oluyordu?
Yataktan doğrulup "Tanışmak isterim. Ben Devrim, senin adın ne?" diye sordum.
"Adım Hülya."
"Adın çok güzelmiş Hülya."
"Teşekkür ederim seninki de değişik hiç duymamıştım."
Bakışlarımı yerle birleştirip "Çünkü benim adım erkek adı. O yüzden duymamışsındır." dedim mahcup bir sesle.
"Adın sana gizem katıyor."
Benzgince nefes alıp verip"Gizem katacağına güzel bir hayat verseydi daha iyi olurdu." dedim.
"Neden öyle dedin ki?"
"Hiç, öylesine. Müsade edersen abim gelene kadar sadece uzanmak istiyorum."
"Tabi ki de. Ben özür dilerim yol yorgunusundur. Düşünemedim."
"Önemli değil Hülya ve bunda özür dilenecek bir şey yok, bu yorgunluktan bana bir şey olmaz. Bir gün uzanır yatarım biter ama bende hiç kapanmayacak yaralar var işte onlar beni fazlasıyla yoruyor."
"Allah yükünü hafifletir inşallah sen yeter ki ümitsizliğe düşme."
Alaycı bir şekilde gülüp "Senelerce bekledim belki biter diye ama olmadı. Umutsuzluk bende diz boyu. Hiç bir şekilde iyileşemem." dedim.
"Öyle deme Devrim Allah kimseye kaldıracağından fazla yük vermez."
"Ordan bakılınca çok mu güçlü birine benziyorum."
Artık huzursuzlanmaya başlamıştım. Hak etmediğim kadar acı çekmiştim ve hiç bir şekilde sonu gelmedi. Belli ki Allah benden umudunu kesmiş be niye kesmeyeyim? İbadet edenlere saygım sonsuz ama birinin bana diretmesi hiç hoşuma gitmiyor. Düşüncelerim yanlış olabilir ama yaşadıklarım bana bunları öğretti. Her gün dayakla kalkıp dayakla yattım. Babam dediğim adam bırak okula gitmemi kapının eşiğinden geçmeme izin vermezdi.
Abim sayesinde okuma yazma öğrendim. Ev taşıyınca ve abim de babama karşı gelince açıktan da olsa okuyabildim. Yine onun sayesinde şimdi üniversite okuyorum. Onun hakkını hiçbir zaman ödeyemem.
Adının Hülya olduğunu öğrendiğim kız şimdide tefsir kitaplarından birini alıp okumaya başladı. Ben de az da olsa gözlerimi dinlendirmek amacıyla gözlerimi kapattım.
***
Ne olduğu bile anlamadan yataktan sıçradım. Hızlı hızlı nefes alıp vermeye başlamıştım. Etrafıma baktığımda yurttaydım. Gözlerimi odada dolaştırdığımda bana hayret ve korkuyla bakan Hülya ile göz göze geldim.
"Devrim iyi misin?" diye sordu korkuyla. "Sana seslendim ama duymadın telefonun çaldı. Uyanmayınca dokundum seni ama yataktan sıçradın resmen." diye açıklama yaptı.
Ona kızamazdım buna hakkım yoktu. Çünkü hiçbir seyden haberi yok. Sakinleşmeye çalışıp bana hâlâ endişeyle bakan Hülya`ya dönüp "Hülya üstündeki endişeyi atmaya calışsan beni daha mutlu edersin ve özür falan dileme çünkü buna hiç gerek yok. Korkma bir de bu sadece biri beni dokunarak uyandırdığında fazla tepki veriyorum." diye açıklama yaptım.
"Anladım Devrim bir dahakine daha dikkatli olurum."
"Teşekkür ederim Hülya, önce seslen ben böyle uyanmaya yakınsam öyle dokun tamam mı?"
"Tamam."
Hülya`nın sakinleştiğini görmem iyi oldu biliyorum aklında bir sürü soru var ama bunların cevabını ona veremem daha kendime söylerken bile dalıp giden gözlerim varken o a nasıl anlatırdım.
Telefonumu elime alıp abimi aradım. İkinci çalışta açtı.
"Güzelim iyi misin bir sorun yok değil mi?"
"Yok abi, uyuyakalmışım."
"Tamam, seni bekliyorum."
"Geliyorum beş dakikaya."
Hülya`ya dönüp"Abim gelmiş, buraya en geç kaçta gelebiliyoruz?"
"Gece 11."
"Tamam, sağ ol Hülya."
Çantamı alıp odadan çıktım.
O gün çok fazla önyargılıydım. Hayatımı değiştiren kişiye bu kadar sert olmamalıydım. Yapacak bir şey yok olanla ölmüşe çare yok.
Kapının tıklanmasıyla abimin benim güzelim demesi bir oldu. Kapıyı açıp göz göze geldik.
"O Devrim hanım el insaf bir insan nasıl bu kadar güzel olabilir. Yeşilin yakıştığı tek insan."
Gülümseyerek "Biraz daha abart ağabey."
Abim de gülümseyip odadan çıktı. Dış kapıya gelmişken annemin sesi bizim gitmemize engel oldu.
"Nereye gidiyorsunuz?"
Ben yerimde kaldım ağabeyim ise bıkkınca dönüp "Dışarı." dedi.
"Baban Devrim`in çıktığını duyarsa ne olur biliyor musun?"
"Ana abi kardeş gidip gezecez. Babam ne oluyor da karışıyor.
"Oğlum bu kız nişanlı, ha deyince dışarı çıkamaz."
"Sanki nişanlı değilken çıkabiliyordu. Ana daha da diretip beni delirtme."
Abim sözünü bitirir bitirmez evden çıktık. Merdivenlerden inip durağa doğru gideceğim sırada abim kolumdan tutup Nereye? diye sordu.
Abim gözleriyle beyaz bir arabayı göstererek "Bak bakayım burda ne var?"
Gösterdiği yere bende bakıp "Araba." dedim.
"Hah işte biz bu arabayla gidecez. Bir arkadaştan aldım."
Başımı sallayıp "Anladım, hadi gidelim." dedim.
Sürücü koltuğunun yanına oturup ağebeyimin de binmesini bekledim. Beni mereye götürecek çok merak ediyirum. Bir tahminim var ama peşin hüküm vermek istemiyorum.
"Ee güzellik var mı bir tahminin?"
"Hı, ha nasıl?"
Abim burnundan gülerek "Nerelere daldın?" diye sordu.
"Beni nereye götüreceksin diye düşünüyordum."
"Hı, iyi iyi. Bulabildin mi bari?"
"Bir tahminim var ama emin değilim."
"Peki." desi uzatarak sonra "Kafanı yasla gözlerini kapa ve anın tadını yaşa."
"Tamam."
Abimin dediğini yapıp yol boyu gözlerim kapalı gittim. Sürprizi daha çok merak etmeye başlamıştım. Heyecanım artıyordu eğer düşündüğüm yerse şu an benden mutlusu yok.
Ne kadar zaman oldu bilmiyorum ama abimin gözlerini aç geldik dedi. Yavaşça gözlerimi açtığımda gerçekten de düşündüğüm yerdeydik. Küçük bir çığlık atıp "Burası çok güzel." dedim heyecanıma engel olamayarak.
Işıl Işıl dönen dönme dolap, çığlıkların yükseldiği makas ve firizbi, çocukların hayran kaldığı atlı karınca... Hepsi pırıl pırıl parlıyordu.
Arabadan inip hemen abime sarıldım. Son derece çocukça çıkan sesimle "Tahmin etmiştim, çok mutluyum." dedim.
"Sen mutluysan ben de mutluyum canım benim. Seç, beğen, bin hepsi emrine amade. Parayı da hiç sıkıntı etme edersen külahları değişiriz."
Abimin dediğine kıkırdayıp "Tamam, hangisini istiyorsam binecem ama sen de gelecen."
"Devr..."
"Olmaz sen yoksan ben de binmem. Hem makasa binecez, tepetaklak olalım sonra firizbiye binip göğe uçalım, güzel olmaz mı?"
"Sen ne dersen o güzelim."
Beraber lunaparka girip jeton aldık. Hava güzel her yer ışıl ışıl. Baba ve annelerinin elini tutan çocuklar hadi buna da binelim deyip ebeveynlerini çekiştiriyorlar. O kadar güzel bir manzara ki insan sadece onları izlemek için bile gelebilir.
"Güzellik önce neye binmek istersin?"
"Salıncağa binmek isterim. Böyle ellerimi açıp esen rüzgara kendimi bırakmak istiyorum."
"Sen nasıl istersen güzelim."
Salıncağa doğru yürüyüp jetonu görevliye verdim. Boş olan yerlerden birine oturup diger kişilerin de gelmesini bekledim. Kalabalık toplanınca görevli salıncağı çalıştırmaya başladı. Yavaş yavaş hızlanan salıncak ayaklarımı yerden kesiyordu hızlanmaya başlayınca ellerimi açıp usul usul esen rüzgarı kucakladım.
Gözlerimi de kapattım ki kimseyle bağlantı kurmayayım hem kendimde kalayım. Yükseklik korkumun olması a rağmen binmiştim. Ulaşılması me kadar da zor yine de biniyordum.
Arada gözlerimi de açtım yerden iyice havalanmıştım. Elbisem rüzgardan uçuyordu iyi ki otururken onu hesaba katıp oturmuştum. Engel olabiliyorum en azından.
Kaç dakika sürdü bilmiyorum ama çok güzeldi. Salıncaktan inip abimin yanına gittim. Bana gülümseyerek bakıyordu. Kolundan tutup çarpışan arabalara doğru götürdüm.
"Hadi beraber binelim sen sür bende çekeyim."
"Devrim, koca adamım ne işim var çarpışan arabada."
"Abi hilepaçık yapma, binecem dedin." Parmağımla çarpışan arabaların olduğu yeri gösterip "Bak babar çocuklarıyla biniyorlar onlar koca adam."
Derin bir nefes alıp verip "İyi peki sen de benim çocuğum oluyorsun heralde."
Başımı sallayıp "Bana baba olan sensin, yani evet senin çocuğun oluyorum." dedim.
Gülümsemesi yüzüne iyice yerleşti. Dalgın olduğunu düşündüğüm bir zamanda tutmuş olduğum kolunu çekip çarpışan arabalara doğru gittik.
Bir şey demeye fırsat vermeden arabaların yanına geldik. Arabalar durduktan sonra yeşil bir arabaya doğru çektim onu. Abim sürücü tarafına ben de yanına geçtim. Telefonu çıkarıp videoya almaya başladım. Çarpmanın etkisiyle bir öne bi arkaya savruluyordum. Bu çok eğlenceliydi. Videoyu kapatıp abime komutlar vermeye başladım. Bir çocuk gibi buna carpalım diyordum.
Bu güzel an bittiği zaman yine diye söylenmeye başladım.
"Başka şeylere de bin. Hepsini bir yerde harcama."
"Tamaaam." A`yı uzatıp abimin kolundan tekrar çekip "Crazy dansa binelim." dedim.
Koltuklar bir yerden diğer yere uçuyordu. Başımı sabit tutmakta zorlanıyordum ama yine de eğleniyordum. Benim de elimde olmadan ağzımda çığlık da yükseliyordu.
Abim korkuyorsan binme deyince "Hayır, sadece anın tadını çıkarıyorum abi." dedim.
Bunun gibi bir çok şeye daha bindik abim artık kendini kasmıyordu nereye çeksem kolayca geliyordu. Bunun gibi bir kaç alete daha binip saat geç olmadan eve döndük.
Cok şükür ki babam daha gelmemişti hemen üstümü değiştirip yatağıma uzandım. Eve gelmem ile telefonuma üst üste bildirim gelmesi bir oldu. Galiba wifiyi açık unutmuşum ve bir süredir konuştuğum kişi yazmıştı. Yataktan kalkıp çantamı masanın üstünden alıp telefonumu çıkardım. Evet, o yazmıştı.
Nur-u Hülya`m: Selamün Aleyküm Devrim.
Nur-u Hülya`m: Abinle olan eğlencen nasıldı?
Nur-u Hülya`m: Eminim seveceğin bir yere götürmüştür seni.
SİZ: Aleyküm Selam kalbi güzel insan.
SİZ: Çok güzeldi, çok eğlendim.
SİZ: Çok istediğim bir yere götürdü beni.
Nur-u Hülya`m: Senin adına çok sevindim Devrim. Abin seni çok seviyor.
SİZ: Biliyorum ben de onu çok seviyorum. Hem nasıl sevmem beni büyüten insanı.
Nur-u Hülya`m: Nasılsın Devrim, bak laf olsun diye sormuyorum. Genel olarak nasılsın?
Nur`u Hülya`m: Hani demiştin ya intihar edenler edenler cennete giremez diye sen o boşluğa düşmedin inşallah?
SİZ: Aslında... Birçok kere düştüm ama sonra bir şekilde döndüm. O tefeciyle evlenirsem nasıl bir hayat beni bekliyor bilmiyorum ama bunu uzun sürmeyeceğine inanıyorum.
SİZ: Belki ben de Hz. Asiye gibi olurum. O da çok acı çekti ama Allah ona mükafatı çok güzel şekilde verdi.
Nur`u Hülya`m: İnşallah her şey gönlünce olur Devrim.
SİZ: Teşekkür ederim kalbi güzel insan. İnşallah her şey de senin gönlünce olur.
Nur`u Hülya`m: Sağ ol Devrim. Bu arada nasıl sorsam... O tefeci ne zaman gelip seni alacak?
SİZ: Öncelikle bana soru soracağın zaman çok düşünme ben seni yanlış anlamam. Senin kalbin çok güzel ve o kalpten kötü bir düşünce çıkmasını beklemiyorum.
SİZ: Demiyorum dört dörtlüksün ama kalbin çok güzel, bu kalp güzel şeyleri hak ediyor, ben nasıl olduda böyle bir kalbe denk geldim bilmiyorum.
SİZ: Yani demek istediğim sen bana nasıl soru soracam diye düşünürken ben de böyle birine nasıl denk geldim diye düşünüyorum.
Siz: Galiba her şeyi birbirine kattım. İnşallah anlatabilmişimdir.
Nur-u Hülya`m: Ben seni anladım Devrim ve düşüncelerin için teşekkür ederim. Belki de Allah senin için farklı şeyler planlıyor. Hayat daha bitmedi.
SİZ: Bilmiyorum.
SİZ: Şu an açacak konu da bulamadım. Konuşulacaklar bitti gibi.
Nur-u Hülya`m: Benimde aklıma gelmiyor, iyi olduğunu bilmek iyi geldi Devrim. Sana diyebileceğim tek şey umudunu kaybetme.
Nur-u Hülya`m: Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. İnşirah suresini sürekli oku içini ferahlatacaktır seni ümitsizlikten arındırır inşallah.
SİZ: Bu güzel ayet ve tavsiye için teşekkür ederim.
Nur-u Hülya`m: Rica ederim.
Nur-u Hülya`m: Devrim, benim artık çıkmam gerekiyor yarın yoğun bir gun beni bekliyor.
SİZ: Tamam. Hayırlı geceler.
Nur-u Hülya`m: Sana da Devrim.
İnşirah süresi bunu Hülya ile beraber ezberlemiştim. Bur çok kısa süreyi ezberledim. Hedefim Nebe suresiydi. Onu da başardım. Yeni bir sure seçmeliydim. Evde yapacak başka bir sey yok ben de Kur'an tefsirleri ve sure ezberlemeye odaklandım. Şu an bunu yapamam ama insallah haftaya bunu yaparım.
Yorulmuştum galiba. O kadar evde otur sonra birden dışarı çık ve hassas bir dönemdeyim bütün bunlar üst üste gelince bünye kaldırmadı.
Göz kapaklarım kapanıyordu bedenim uyku diye bağırıyordu. Bende biraz olsun bu dünyadan ayrılıp rüya alemine gitmek iyi gelebilirdi.
Çoğunlukla kabus görüyordum ama belki bu sefer güzel bir şeyler görürüm umuduyla yumdum gözlerimi derin bir uykuya.
Bölüm sonu:)
İnşallah beğenmişsinizdir.
Umarım abi kardeş ilişkisini yansıtabilmişimdir.
Yeni bölümde görüşmek üzere
Sağlıkla kalın 👋🏻
Bölüm etkileşimi
