1. bölüm / 12
DİSİPLİN HÜCRESİGİRİŞ
Bölümler 12Şu an: GİRİŞ
- 1 GİRİŞ528 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 1. BÖLÜM: DİP2.489 kelime
- 3 2. BÖLÜM: BABAM BENİMLE!2.968 kelime
- 4 3. BÖLÜM: SANA YAZIKLAR OLSUN!2.106 kelime
- 5 4. BÖLÜM: KANLI KARAR1.933 kelime
- 6 5. BÖLÜM: BİTTİ!2.240 kelime
- 7 6. BÖLÜM: FIRAT ERTEM2.744 kelime
- 8 7. BÖLÜM: ZAFER!3.128 kelime
- 9 8. BÖLÜM: İSİMSİZ KAHRAMANLAR2.590 kelime
- 10 9. BÖLÜM: ADI MEÇHUL, SONU MUAMMA: SARP KARAN SANCAK2.360 kelime
- 11 10. BÖLÜM: BOŞ KALAN KUCAK...2.886 kelime
- 12 11. BÖLÜM: BAŞKENTİN SOKAKLARI2.519 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bakanın bir daha imrenerek dönüp baktığı en az manzarası kadar gösterişli yalının önünde, davul zurna eşliğinde bağıra çağıra oynayan bir grup insan. Başka tarafta ise balkon demirliklerine yaslanmış, limonatasını ya da meyve suyunu yudumlayıp yalının önünde oynayan, en az kendileri kadar zengin duran, adamların dedikodusunu yapan mahalleli…
Herkes halinden memnun gibi duruyordu, iki kişi hariç. Durgun, dingin, üzgün, çaresiz ve bitik iki kişi… Biri; bahçede yapılan eğlencenin ve balkonlarda anlatılan dedikoduların asıl sahibi, gelin. Diğeri ise göz göre göre kızının sevmediği bir adama varmasını izleyen, çaresiz bir anne.
İkisi de dört tarafı tozpembe olan odada, yatağın üzerine oturmuş ağlamaktan şişmiş olan gözlerini ağır ağır mobilyalarda gezdiriyorlardı.
Gelinin gözleri, odada dolaşırken aynı zamanda teker teker tüm keşkelerini, pişmanlıklarını, sonrasını aklında gezdiriyordu… Üniversite okumayışını, bu hayatta ne olursa olsun çocukları için canını dahi ortaya koyabilecek annelere karşı kendi annesini… Hepsini uzun uzun düşünürken birden davul zurna sesleri kesildi.
Gelin, halı motiflerine takılı kalan gözlerini kaldırdı, ayağa kalkan fuşya renginde, saten elbiseli kadına baktı. Dün akşam yalvarmıştı o kadına, onu bu cehennemden bir şekilde kurtarmasını istemişti çünkü kendi kurtulmak için her yolu denemişti; kaçmak, saklanmak ama hiçbiri fayda etmemişti, dedesi onu bulup tekrar yalıya getirmişti. O yalvarırken kadınında içi yanmıştı ama ne bir şey yapmıştı ne de bir söz söylemişti, çareyi hep kızını o halde bırakıp gitmekte bulmuştu.
Kapıdan gelinin yengesinin sesi duyuldu. “Hadi inin aşağıya! Babam salonda, bereket kuşağı bağlanacak.” Annesinin olumlu yanıtı gecikmemişti. Gelin kıpırdamadan karşısındaki kadını izliyordu, kadın kapının önünde durarak eli ile geline önden gitmesi gerektiğini işaret etti.
Gelin tükenmişlik içinde gözlerini kapatıp ciğerlerine havayı doldurdu, ayağa kalkıp son bir kez aynaya bakarak, akan birkaç damla gözyaşını sildi ve kapının önüne geldi. Kapı kolunu tutmuştu fakat açmaya cesaret edemiyordu. Açarsa kendi cehennemini başlatmış olacaktı, açmazsa arkasında duran kadına bir kez daha umut bağlayıp yardım etmesini isteyecek, yani gururunu çiğneyecekti.
Hafifçe tuttuğu kapı kolunu serbest bıraktı arkasındaki kadının gözlerinin içine baktı. Gururun zamanı değildi, kafasındaki onca bilinmezlik içinde belki de tek bildiği, karşısında duran kadından, annesinden, milyon kerede olsa yardım istemesi gerektiğiydi ve bunun gururluk bir şey olmadığıydı.
Acizce baktı, hala gözü yaşlı kadına, sonra eğildi ellerine ve sımsıkı tuttu ellerini… Zorla ve titrek bir sesle döktü kelimeleri, kendine fazla gelen ağzından… “Anne…” Kadın önce çekmeye çalıştı ellerini ama sıkıca tutulmuşlardı, gücü yetmemişti. Çok sürmeden vazgeçti bu çırpınışlarından ve pes edip hissiz çıkan sesiyle konuştu. “Aç hadi kapıyı!” Yapabileceğim bir şey yok dercesine… Gelin, dinlemeden devam etti, git gide daha çok titreyen sesiyle. “Yalvarırım anne… Lütfen birşey yap, ne olursun annem! Lütfen…” Kadın, ellerini gelinin ellerinin arasından kurtarmayı başardı. “Aç artık şu kapıyı, ağaç oldu herkes.”
Bitmişti... Gelin, havada asılı kalan ellerini indirmişti, dolu gözlerle baştan aşağı süzmüştü kadını. Ardından kendiliğinden geçmişti o gözyaşları sanki kaçışının olmayacağını anlamış gibi, tutulmuştu bembeyaz gelinliğin yere sürülen kuyruğu, açılmıştı o kapı, inilmişti o merdivenler, çıkılmıştı o evden, dökülmüş ve bitmişti kurtarılamayan o gözyaşları…
“Dünya; Kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.”
Albert Einstein
https://pin.it/7ft3EM3Ba
_______________________________________
🎬And the end!!! Çerezlik bir giriş bölümünün sonuna geldiniz efenimm. Okuyan, beğenen, yorum yapan herkesciklere şimdiden çok teşekkür ederim 🦋🌷💜
Bu arada şunuda söyleyeyim arkadaşlar, giriş bölümü olduğu için ilahi bakış açısı ile anlatmayı tercih ettim. Diğer bölümler böyle devam etmeyecek!!!
Bölüm etkileşimi
