Bölümler 12Şu an: Sessizlikten Gelen Ses”
- 1 Hayal Edilen Adalet574 kelime
- 2 Yeni Bir Şehir, Yeni Bir Hayat304 kelime
- 3 İlk Ders, İlk Adım246 kelime
- 4 Sessiz Güç196 kelime
- 5 İlk Adım453 kelime
- 6 Isınma Turları434 kelime
- 7 İlk Dosya565 kelime
- 8 İlk Duruşma164 kelime
- 9 O Salondaki Kadın196 kelime
- 10 Sesimi Duydular Zeynep323 kelime
- 11 Küllerinden Doğmak961 kelime
- 12 Sessizlikten Gelen Ses”526 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O gün hava, Ankara’nın tipik bahar sabahlarından farksızdı. Gri gökyüzü, şehir sokaklarına donuk bir perde gibi serilmişti.
Ofisin camları buğuluydu, içimde ise hafif bir huzursuzluk. Masamın başına oturmuş, yeni gelen dosyalara göz atarken kapı nazikçe tıklatıldı.
“Buyurun,” dedim, başımı hafifçe kaldırarak.
İçeriye uzun boylu, koyu renk paltolu biri girdi. Yüz hatları keskin, aksanıysa alışık olmadığım bir tınıyla yankılanıyordu.
Bir şeyler söyledi… ama anlamadım. Kelimeler, kafamda darmadağın oldu. Ne Türkçe’ydi, ne de kulağıma tanıdık gelen bir dil. Hafifçe kaşlarımı çattım, özür diler gibi başımı eğdim. O an, yan kapıdan Mert’in sesi duyuldu.
“Bir sorun mu var?”
Gözüm kapıda belirdiği anda ona kaydı. Rahattı, sanki her şeye hâkimmiş gibi. Adamla birkaç kelime konuştu. Dilini biliyordu. Gülümsedi, sonra bana
“Almanmış. İş için buradaymış. Yardım istiyor ama biraz karışık bir konu. Dilersen birlikte bakabiliriz.”
Yüzümdeki kızarıklığı bastırmaya çalıştım. Teşekkür ettim, hafifçe başımı eğdim.
Ama içten içe, sinir oldum. Kendime… Yetersiz hissettiğim her an gibi. Ama bu defa içimde bir kıvılcım vardı. “Bunu da öğrenmeliyim,” dedim kendi kendime. “Yarım kalmamalı hiçbir cümle.”
Gün, dosyalarla ve çeviri notlarıyla geçti. Başım ağrıyordu ama kalbimde farklı bir ritim vardı. Eve dönerken canım kek çekti. Nedensiz. Belki biraz huzur, biraz da geçmişe bir yolculuktu bu.
Mutfakta annemin eski tarif defterini anımsar gibi gözlerimi kapattım. Yumurtayı kırdım, şekerle karıştırdım, kakao, un, süt… Sessizlikte sadece mikserin sesi vardı. Kek pişerken demlediğim çayın buharı camı yeniden buğuladı. Bir dilim yedim. Kalanını da güzel bir kaba koyup buzdolabına kaldırdım. “Yarın götürürüm,” dedim içimden. “Küçük bir ara, büyük yüklerin içinde.”
—-
Ertesi Gün
Ofis sabahı her zamanki gibiydi. Mert odadan çıktı, elinde bir dosya. Kek kabını fark etti.
Hiçbir şey demeden bir dilim aldı. İlk ısırığı aldıktan sonra gözlerini bana çevirdi.
“Bu… sen mi yaptın?” diye sordu.
Başımı salladım, dudaklarımda küçük bir tebessüm.
“Yalnızca kek değil, bu neredeyse terapi gibi bir şey olmuş. Eline sağlık.”
“Afiyet olsun”
İçimde bir yer gevşedi. Küçük, sade ama anlamlı bir bağ oluşmuştu. Ve belki de bu bağ, her kelimeyi tercüme etmekten daha çok şey anlatıyordu
Mert’in iltifatı kısa, dostça bir gülümsemeydi sadece. Ama bende bıraktığı iz, tahmin ettiğimden büyüktü. Bu meslekte çoğu zaman sadece başarı konuşulur; oysa bazen bir teşekkür, bir tatlı kelime, insanın sırtındaki yükü unutturur.
O gün boyunca kafamın içinde hala kekin kokusu dolanıyordu, ama asıl aklımda kalan şey Mert’in bir şey demeden kekten bir dilim almasıydı. Sormadı. İzinsizmiş gibi değildi. Sanki artık buna hakkı varmış gibiydi. Sanki o küçük tabak, bizim aramızda sessiz bir köprü olmuştu.
Öğle arasında pencereden dışarıyı izlerken düşündüm:
Ne kadar yabancıydık ilk başta…
Şimdi ise her kelimede, her göz göze gelişte bir tanışıklık var.
Dostluk gibi ama bir tık ötesinde.
Henüz adını koyamadığım bir yerdeyiz.
Sessiz ama anlayan.
Zor ama güvenli.
Gün sonunda ofisten çıktım. Dışarıda akşam rüzgarı, ilkbaharın aldatıcı serinliğini taşıyordu. Metro durağına yürürken kalbimde bir huzur vardı. Yorgundum, evet. Ama ilk defa uzun zamandır kendimi doğru yerde gibi hissediyordum.
Adaletin içinde kaybolmamıştım.
Hala mücadele vardı önümde. Daha alınacak onlarca dava, girilecek yüzlerce salon. Ama artık yalnız değilim hissi, gizli gizli eşlik ediyordu bana. Belki bir çay, belki bir kek dilimi kadar sade ama bir o kadar da derindi.
Ve ben…
Ben her geçen gün, bu cübbeyi sadece omuzlarımda değil, kalbimde de taşımaya biraz daha alışıyordum.
Bölüm etkileşimi
