7. bölüm / 15
Çocukluk aşkım 1 2 3 47. Bölüm
Bölümler 15Şu an: 7. Bölüm
- 1 1. Bölüm663 kelime
- 2 2. Bölüm575 kelime
- 3 3. Bölüm707 kelime
- 4 4. Bölüm444 kelime
- 5 5. Bölüm607 kelime
- 6 6. bölüm1.974 kelime
- 7 7. Bölüm533 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8. Bölüm418 kelime
- 9 9. Bölüm493 kelime
- 10 10. Bölüm162 kelime
- 11 11. Bölüm187 kelime
- 12 12. Bölüm191 kelime
- 13 13. Bölüm153 kelime
- 14 14. Bölüm194 kelime
- 15 15. Bölüm. 1. KİTAP FİNAL258 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın ilk ışıkları odamın penceresinden içeri süzülürken yatağımda gözlerimi açtım. Dün yaşananları düşündükçe kafam daha da karışıyordu.
Aren…
Son zamanlarda hayatımın her köşesinde karşıma çıkmayı başarıyordu. Üstelik bundan hiç şikâyetçi değildim.
Telefonuma uzandığımda yeni bir mesaj gördüm.
Aren: Günaydın, prenses.
Victoria: Günaydın. Prenses mi?
Aren: Sana yakışıyor.
Victoria: Sen herkese böyle misin?
Aren: Hayır. Herkes sen değil.
Telefonu elimden bırakıp yastığa gömdüm yüzümü. Bu çocuk gerçekten ne yapmaya çalışıyordu?
Okula vardığımda sınıfta yalnızca birkaç kişi vardı. Çantamı sırama bırakıp cam kenarına geçtim.
“Bugün erkencisin.”
Arkamı döndüğümde Aren’ı gördüm.
“Sen de.”
“Ben seni bekliyordum.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Beni mi?”
“Başka kimi bekleyeceğim?”
Cevap vermek yerine gözlerimi devirdim. Aren yanıma gelip pencerenin kenarına yaslandı.
“Bugün okul çıkışı benimle geliyorsun.”
“Bu bir davet mi, emir mi?”
“İstersen davet diyelim.”
“Nereye?”
“Sürpriz.”
Derslerin bitmesiyle birlikte okul kapısından çıktık. Aren arabasına doğru ilerlemek yerine yürümeye başladı.
“Araba nerede?”
“Bugün yürüyelim istedim.”
“İyi de nereye gidiyoruz?”
“Sabırsızsın.”
“Meraklıyım.”
Aren gülümseyerek bana baktı.
“Onu fark ettim.”
Yaklaşık on dakika yürüdükten sonra küçük, eski bir kitapçının önünde durduk.
“Buraya mı getirdin beni?”
“Kitapları sevdiğini söylemiştin.”
Şaşkınlıkla ona baktım.
“Bunu hatırlıyor musun?”
“Seninle ilgili şeyleri hatırlamakta iyiyim.”
İçeri girdik. Rafların arasında dolaşırken Aren arkamdan geldi.
“Şunu okudun mu?”
Elindeki kitabı bana uzattı.
“Hayır. Ama okumak istiyordum.”
“Öyleyse senin olsun.”
“Hayır, kendim alabilirim.”
“Victoria.”
“Ne?”
“Bir kitabı sana hediye etmem dünyanın sonu değil.”
Kitabı elimden alıp kasaya doğru ilerledi.
Kitapçının önündeki küçük banka oturduğumuzda kitabın sayfalarını karıştırmaya başladım. Tam ortalara geldiğimde eski bir kâğıt parçası dikkatimi çekti.
Üzerinde tek bir tarih yazıyordu.
12 Eylül.
Altında ise küçük bir cümle vardı.
“Bazı insanlar birbirini kaybetse bile yeniden bulur.”
Kaşlarımı çatarak kâğıdı Aren’a uzattım.
“Bu senin mi?”
Aren’ın yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.
“Onu nereden buldun?”
“Kitabın içinden çıktı.”
Kâğıdı elimden aldı. Bir süre sessizce inceledi.
“Aren, bir şey mi oldu?”
“Hayır.”
“Ama bir anda değiştin.”
Gözlerini bana çevirdi.
“Victoria, çocukluğuna dair hatırlamadığın bir şeyler olduğunu hiç düşündün mü?”
Şaşırdım.
“Ne demek istiyorsun?”
“Hiç küçükken tanıdığın birini unutmuş olabileceğini düşündün mü?”
Bir süre sustum.
“Olabilir. Ama neden soruyorsun?”
Aren cevap vermedi.
Bunun yerine kitabın kapağını kapattı.
“Sanırım sana anlatmam gereken şeyler var.”
“Ne gibi?”
“Yarın.”
“Yarın mı?”
“Evet. Sana her şeyi anlatacağım.”
Aynı saatlerde…
Wiliam, odasındaki çalışma masasının üzerinde duran eski fotoğrafı eline aldı.
Fotoğrafta küçük bir kız ve yanında duran bir erkek çocuğu vardı.
Kızın yüzünde kocaman bir gülümseme, çocuğun yüzünde ise hafif bir tebessüm vardı.
Wiliam fotoğrafı biraz daha yaklaştırdı.
Erkek çocuğun yüzüne dikkatlice baktı.
“Yok artık…”
Fotoğrafı masaya bıraktı ve telefonundan Aren’ın bir fotoğrafını açtı.
İkisini yan yana getirdi.
Aynı gözler. Aynı bakışlar.
Fotoğraftaki çocuk Aren’dı.
Wiliam derin bir nefes aldı.
“Demek yıllar sonra yeniden karşılaştınız…”
Telefonunu eline aldı fakat mesaj yazmaktan vazgeçti.
Bu gerçeği şimdilik kendisine saklayacaktı.
Ertesi gün…
Aren beni okulun arka bahçesinde bekliyordu. Yanına yaklaştığımda ellerini cebinden çıkardı.
“Gelmişsin.”
“Anlatacaklarını merak ettim.”
Bir süre yüzüme baktı. Sonra hafifçe gülümsedi.
“Victoria, sana bir soru soracağım.”
“Sor.”
“Çocukken hiç birine sonsuza kadar yanında kalacağına dair söz verdin mi?”
Düşünmeye başladım.
“Hatırlamıyorum.”
Aren başını hafifçe eğdi.
“Ben hatırlıyorum.”
Kalbim hızlanmıştı.
“Ne demek istiyorsun Aren?”
Bir adım yaklaştı.
“Ben seni hiç unutmadım, Victoria.”
Ve o an anladım.
Aren’ın bana anlatacağı şey sıradan bir çocukluk anısı değildi.
Belki de yıllardır bilmediğim bir gerçeğin tam ortasındaydım.
Bölüm etkileşimi
