2. bölüm / 15
Çocukluk aşkım 1 2 3 42. Bölüm
Bölümler 15Şu an: 2. Bölüm
- 1 1. Bölüm663 kelime
- 2 2. Bölüm575 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. Bölüm707 kelime
- 4 4. Bölüm444 kelime
- 5 5. Bölüm607 kelime
- 6 6. bölüm1.974 kelime
- 7 7. Bölüm533 kelime
- 8 8. Bölüm418 kelime
- 9 9. Bölüm493 kelime
- 10 10. Bölüm162 kelime
- 11 11. Bölüm187 kelime
- 12 12. Bölüm191 kelime
- 13 13. Bölüm153 kelime
- 14 14. Bölüm194 kelime
- 15 15. Bölüm. 1. KİTAP FİNAL258 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Victoria, neden bana öyle bakıyorsun?”Annemin sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. Birkaç saniyedir karşımda duruyor, benden cevap bekliyordu.“Wiliam'ı nereden tanıyorsun?”Annemin yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.“Bu konuyu şimdi konuşmayalım.”“Anne, lütfen. Okulda karşıma çıkıyor, adımı biliyor, benimle çocukluğumuzdan bahsediyor. Sen de onu tanıyorsun. Benden ne saklıyorsunuz?”Annem derin bir nefes aldı.“Victoria, senden tek istediğim şey o çocuktan uzak durman.”“Bana bir sebep söylemeden bunu yapmamı bekleyemezsin.”“Bir gün her şeyi anlayacaksın.”Başımı iki yana salladım.“Bütün yetişkinler aynı şeyi söylüyor. Bir gün anlayacakmışım. Peki o gün ne zaman gelecek?”Annem cevap vermedi. Odasına gittiğinde arkasından bakakaldım.Harika.Yeni okulumdaki ilk günümde gizemli bir çocukla karşılaşmıştım ve şimdi annem de işin içindeydi.Bunun normal bir lise hayatı olma ihtimali giderek azalıyordu.Odama çıkıp yatağıma uzandım. Boynumdaki kolyeyi avucumun içine aldım. Annem bu kolyeyi bana küçüklüğümden beri verdiğini söylüyordu. Hiç çıkarmamıştım.Peki Wiliam onu nereden tanıyordu?Telefonumu elime alıp sosyal medyada adını arattım. Karşıma birkaç fotoğraf çıktı. Çoğunda aynı ifadesiz yüz, aynı soğuk bakışlar vardı.Bir fotoğrafın altında eski bir yorum dikkatimi çekti.Bazı insanlar birbirini unutsa da geçmiş onları unutmaz.Kaşlarımı çattım.“Ne kadar dramatiksiniz ya.”Telefonu bıraktım ama fotoğrafı aklımdan çıkaramadım.Ertesi sabah okula gittiğimde kendime bir söz verdim.Wiliam benimle konuşursa bu defa bütün sorularımı soracaktım.Ve karşıma çıkması uzun sürmedi.Koridorda dolabımı açmaya çalışırken yanımda belirdi.“Günaydın, Victoria.”Şaşkınlıkla ona döndüm.“Vay canına. Demek konuşabiliyormuşsun.”Wiliam kaşını hafifçe kaldırdı.“Komik olduğunu mu düşünüyorsun?”“Hayır ama seni sinirlendirmek eğlenceli olabilir.”İlk kez dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. O kadar kısa sürdü ki gülümsediğinden bile emin olamadım.Sonra bakışları boynumdaki kolyeye kaydı.“Onu hâlâ takıyorsun.”Elimi kolyemin üzerine koydum.“Bunu daha önce de söyledin. Nereden tanıyorsun?”Wiliam cevap vermek yerine dolabımın kapağına yaslandı.“Çocukluğunu hatırlıyor musun?”“Bazı şeyleri. Neden?”“Daha önce yaşadığın şehirleri hatırlıyor musun?”Bir an düşündüm.“Biraz. Küçükken birkaç kez taşınmıştık ama nedenini pek bilmiyorum.”Wiliam'ın yüzü ciddileşti.“Hiç mi hatırlamıyorsun?”“NEYİ HATIRLAMIYORUM?”Sesim koridorda yankılanınca birkaç öğrenci bize döndü.Wiliam bakışlarını benden ayırmadan konuştu.“Beni.”İçimde tuhaf bir his belirdi.“Wiliam, seni daha dün tanıdım.”“Biliyorum.”“O zaman neden yıllardır beni tanıyormuşsun gibi davranıyorsun?”Bir süre sustu.Sonra yavaşça doğruldu.“Çünkü seni yıllardır tanıyorum, Victoria.”Arkasını dönüp giderken kolundan tutmayı düşündüm ama yapmadım.Olduğum yerde kalıp arkasından baktım.Bir şeyden emindim.Wiliam benim bilmediğim bir geçmişi hatırlıyordu.Ve ne olursa olsun o geçmişi öğrenecektim.Ders boyunca aklım başka yerdeydi. Öğretmenin söylediklerini defterime yazıyor gibi yapıyordum ama tek düşündüğüm Wiliam'ın sözleriydi.Teneffüste yanımdaki kız bana döndü.“Bu arada, ben Lâl. Dün tanışmıştık ama doğru düzgün konuşamadık.”Gülümsedim.“Victoria. Memnun oldum.”Lâl bana okul hakkında bir sürü şey anlattı. Öğretmenlerin hangilerinin zor olduğunu, kantinde ne yenmesi gerektiğini ve bazı öğrencilerden uzak durmamın daha iyi olacağını söyledi.Sonra birden sustu.“Bu arada, Wiliam'la aranızda bir şey mi var?”Neredeyse suyu yanlışlıkla üzerime döküyordum.“NE? Hayır! Nereden çıktı bu?”Lâl güldü.“Çünkü sana bakışını gördüm.”“Nasıl bakıyormuş?”“Bilmiyorum. Sanki seni tanıyor ama senin onu tanımaman onu rahatsız ediyor gibi.”Gülümsemem yavaşça kayboldu.Lâl'in sözleri, içimde zaten büyüyen şüpheyi daha da güçlendirmişti.Tam ona cevap verecekken sınıfın kapısında Wiliam belirdi.Doğrudan bana baktı.“Victoria, seninle konuşmamız gerekiyor.”İç çektim.“Yine mi?”“Lütfen.”Sesindeki ciddiyet yüzünden ayağa kalktım.Koridorun daha sessiz bir köşesine geçtik.Wiliam cebinden küçük, eski bir fotoğraf çıkardı.Fotoğrafı bana uzattı.“Buna bak.”Fotoğrafta iki küçük çocuk vardı. Bir erkek ve bir kız. Kızın yüzü bana inanılmaz derecede tanıdık geliyordu.Ama asıl dikkatimi çeken şey boynundaki kolyeydi.Gümüş bir ay.Parmaklarım fotoğrafın kenarına tutundu.“Bu...”Wiliam gözlerimin içine baktı.“Evet. O sensin.”Başımı kaldırdım.“Peki sen kimsin?”Wiliam'ın cevabı içimdeki bütün sesleri susturdu.“Ben senin çocukluk arkadaşınım, Victoria.”Fotoğrafa yeniden baktım.Küçük kız gülümsüyordu. Yanındaki çocuk ise elini tutuyordu.Ve fotoğrafın arkasında iki kelime yazıyordu.Wiliam ve Victoria.Başımı kaldırdığımda Wiliam hâlâ karşımdaydı.“Peki neden seni hatırlamıyorum?”Wiliam dudaklarını araladı ama cevap vermedi.Tam o sırada okulun hoparlöründen zil sesi yükseldi.Wiliam fotoğrafı bana bıraktı.“Bir gün hatırlayacaksın.”Sonra uzaklaştı.Elimdeki fotoğrafa bakarken içimden tek bir şey geçiyordu.Ya onu gerçekten unutmuşsam?Ya çocukluğumda yaşadığım ve hatırlamadığım şeyler, bugünkü hayatımı değiştirecek kadar önemliyse?Fotoğrafı çantama koydum ve sınıfa döndüm.Henüz bilmiyordum ama o küçücük fotoğraf, hayatımda açılacak en büyük sırrın ilk parçasıydı.
Bölüm etkileşimi
