ÇEYREK MAFYA kitap kapağı

2. bölüm / 29

ÇEYREK MAFYA

EMANET

Vaveyla Yazarı: Ayşe Öztürk

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: EMANET

Siyah camlı Range Rover’ın kapısı sessizce açıldı.
Emin, kucağındaki paha biçilemez yükü incitmekten korkar gibi son derece dikkatle tutuyordu.
Kızın sapsarı saçları, korumanın siyah takım elbisesinin üzerine bir şelale gibi dökülmüştü.
Etrafını saran diğer üç iri yarı koruma, elleri ceketlerinin iç cebinde, keskin bakışlarıyla tüm sahili tarıyordu.
Çevre emniyetini alarak hızlı ve sessiz adımlarla araca doğru ilerlediler.
Korumalardan biri arka kapıyı açık tutarken, diğer ikisi sokak lambalarının gölgesinde pusuya yatmış birer avcı gibi bekliyordu.
Emin, kucağındaki Gece ile birlikte arka koltuğa geçtiğinde kapı tok bir sesle kapandı.
Ön koltuktaki koruma torpido gözünden siyah, bol ve yumuşak bir sweatshirt çıkardı.
Emin, Gece'nin üzerindeki crop ve şortun açıkta bıraktığı kolları ve bacakları fark edince hemen harekete geçti.
Baygın haldeki kızı sarsmamaya özen göstererek sweatshirt'ü dikkatlice kıyafetlerinin üstünden geçirdi.Kumaş koca bir zırh gibi küçük bedenini tamamen örttü.
Ön koltuktaki koruma kulağındaki telsize dokundu: "Beyefendi, emanet alındı. Sıkıntı yok, malikaneye doğru yoldayız."
Aracın içi zifiri karanlıktı, sadece konsoldaki hafif kırmızı ışık gölgeleri aydınlatıyordu.
Gece, ilacın etkisiyle derin bir uykudaydı ama kaşları hâlâ çatıktı.
Sanki kâbusları onu bu lüks arabanın içinde bile yalnız bırakmıyordu.
Yaklaşık kırk dakikalık yolculuğun ardından devasa demir kapılar kendiliğinden ikiye ayrıldı.
Şehrin en yüksek tepesinde, yüksek duvarlarla korunan, adeta bir kaleyi andıran malikanenin bahçesine giriş yaptılar.
Bahçedeki onlarca koruma, araç yanaşır yanaşmaz hizaya geçti.
Araba ana binanın önünde durduğunda kapı dışarıdan açıldı.
Emin, üzerindeki bol sweatshirt'ün içinde kaybolmuş Gece'yi tekrar kucağına alıp araçtan indi.
Devasa malikanenin mermer merdivenlerini tırmanmaya başladı.
Geniş salona adım attıklarında içeride tam bir ölüm sessizliği vardı.
Devasa avizenin altında, takım elbiseleri içinde dört adam duruyordu.
Her birinin duruşundan güç, otorite ve tehlike akıyordu.
En büyük abi Karan, bakışlarını kucağındaki kıza kilitledi.
Yılların getirdiği o sert, komutana benzeyen yüzünde tek bir mimik bile kıpırdamadı ama gözlerindeki karanlık derinleşti.Adımlarını yavaşça kucağında Gece'yi taşıyan korumaya doğru attı.
"Ona bir zarar geldi mi?" diye sordu.
Sesi salonun yüksek tavanlarında yankılandı; öyle soğuk ve otoriterdi ki içerideki korumaların nefesi kesildi.
Emin başını hızla eğdi: "Hayır Karan Bey. Sadece bayıltıcı sprey, birkaç saate kendine gelir."
İkinci abi Aras, elindeki viski bardağını yanındaki masaya bıraktı.
Bakışları kızın yüzüne takılmıştı, soğukkanlı tavrının arkasında gizlediği öfke gözlerinden okunuyordu.
"Onu 13 yıl boyunca o sefil evde saklayanların hesabını kestiniz mi?" diye sordu Emin'e bakmadan. Aras'ın sesindeki buz gibi ifade ortamı daha da germişti.
Üçüncü abi Sarp, elleri cebinde, öfkeyle salonun içinde bir ileri bir geri yürüyordu.
Kaslı vücudu ve çatık kaşlarıyla patlamaya hazır bir bomba gibiydi.
"O sahte aileyi bana bırakın," diye mırıldandı, dişlerinin arasından. "Kardeşimi bizden çalmanın bedelini ödeyecekler."
Henüz 20 yaşında olan en küçük abi Ege ise hepsinden farklıydı.
Diğerlerine göre daha genç ama gözlerindeki o korumacı ateş en az abilerininki kadar büyüktü.
Yavaşça yaklaşıp Gece'nin yüzüne düşen sarı saç telini geriye doğru itti.
"Sonunda evinde..." dedi alçak bir sesle.
Karan, korumaya dönerek emrini verdi:
"Yukarıdaki odaya götürün. Uyandığında yanında kimse olmayacak, önce nerede olduğunu anlamalı. Bu evden kaçış yok."
Gece, yumuşak bir kuştüyü yatağın üzerine bırakıldığında hâlâ hiçbir şeyden habersizdi.O, kendisini kaçıran canilerin elinde olduğunu sanacaktı.
Ama bilmediği bir şey vardı: O odanın kapısının arkasında, onun için dünyayı yakmaya hazır dört öz abisi bekliyordu.Göz kapakları tonlarca ağırlıktaymış gibi yavaşça aralandı.
Genzi, kimyasal kokusunun bıraktığı o acı tatla yanıyordu.
Gece, ilk önce tavanı gördü; kendi odasındaki nemli ve dökülen tavan değildi bu.
Devasa bir avize, işlemeli yüksek bir tavan ve burnuna dolan pahalı bir oda kokusu...
Hızla yataktan doğrulmaya çalıştı ama başındaki şiddetli dönme onu geri savurdu.
Üzerindeki bol, siyah sweatshirt’ü fark ettiğinde gözleri dehşetle açıldı.
"Neler oluyor..." diye fısıldadı sesi kısıkça.
En son sahildeki bankta oturduğunu, arkasından gelen o eli ve ciğerlerine dolan o kokuyu hatırladı.
Yataktan fırlayıp devasa odanın içinde bocaladı.
İlk işi kapıya koşmak oldu. Pirinç kapı kolunu zorladı, asıldı, omzuyla yüklendi ama kapı kilitliydi.
Oda tam anlamıyla lüks bir hapishaneden farksızdı.
Pencerelere koştu; devasa camların arkasında yüksek güvenlikli bir bahçe ve onlarca siyah takım elbiseli adam görünüyordu.
İçini kaplayan panik dalgasıyla geriledi.
Sırtı odaya hakim olan kütüphaneye çarptığında kapıdan tok bir kilit sesi yükseldi.
Gece anında bir savunma pozisyonu alarak odanın köşesine çekildi.
Kapı ağır ağır açıldı.
İçeriye ilk giren, heybetli cüssesi ve sert bakışlarıyla Karan oldu.
Arkasından Aras, Sarp ve henüz 20 yaşında olan en gençleri Ege içeri adım attı.
Dört devasa adam, odayı tek bir hamlede domine etmişti.
Gece'nin kalbi göğüs kafesini delercesine çarpmaya başladı.Gözleri üzerlerinde gezindi; hiçbiri sıradan bir fidyeciye benzemiyordu, adamların duruşundan tehlike ve mutlak bir güç akıyordu.
"Yaklaşmayın bana!" diye bağırdı Gece.
Sesi ne kadar sert çıkarmaya çalışsa da titriyordu.
Yerden bulduğu ağır, metal bir dekoratif objeyi kavrayıp onlara doğru savurdu. "Kimsiniz siz? Ne istiyorsunuz benden? Babam polise gider, mahveder sizi!"
İkinci abi Aras, hafif bir bıyık altı gülüşle başını iki yana salladı.
"Baban mı?" dedi Aras, sesindeki buz gibi alayla.
"Seni korumaktan aciz, arkandan bir damla gözyaşı bile dökmeyecek adamdan mı bahsediyorsun küçük kız?"
"Kapa çeneni!" diye haykırdı Gece, gözleri sinirden ve korkudan dolmuştu.
"Fidye mi istiyorsunuz? Bizim paramız yok! Yanlış kişiyi kaçırdınız, beni hemen o banka geri götürün!"
Sarp adımını öne atıp sertçe araya girdi: "Bizim kimseden fidye almaya ihtiyacımız yok. Haddini bilerek konuş."
Ege yavaşça öne çıktı. Dört adam arasında gözlerinde nefret yerine tuhaf bir merak ve korumacı bir ifade barındıran tek kişi oydu.
"Korkmana gerek yok," dedi Ege, sesini olabildiğince sakin tutmaya çalışarak.
"Sana kimse zarar vermeyecek. Sadece burada kalacaksın."
"Beni burada zorla tutamazsınız!" diye bağırdı Gece, elindeki metal objeyi daha da sıkı kavrayarak. "Kaçırıldım ben! Siz canisiniz!"
Karan, soğukkanlı ve yavaş adımlarla kızın tam karşısında durana kadar ilerledi.
Yüzündeki ifade bir kayadan farksızdı, emredici ve kaçışa izin vermeyen bir otoriteyle bakıyordu."Sesini kes," dedi Karan. Sesi odanın duvarlarında buz gibi bir yankı bıraktı.
"Burası senin o sefil mahallen değil. Buradan kaçışın da yok, dışarı adım atışın da."
Gece öfkeyle gözlerinin içine baktı: "Kimsiniz siz be? Benden ne istiyorsunuz?"
Karan, kızın elindeki metal objeye tek bir küçümseyici bakış attı, ardından gözlerini tekrar Gece'nin gözlerine dikti.
"Kim olduğumuzu zamanı geldiğinde öğreneceksin," dedi Karan, kestirip atan bir tonla.
"Şimdi o elindekini yere bırak ve alışmaya bak. Çünkü artık bizim kurallarımızla yaşayacaksın."
Karan arkasını dönüp odadan çıkarken diğerleri de onu takip etti.
Kapı üzerlerine tekrar kilitlendiğinde Gece elindeki objeyi hırsla kapıya doğru fırlattı.
Gürültü odada yankılanırken Gece, tehlikeli bir kapkapanın içine düştüğünü ve bu adamlardan kurtulmanın hiç kolay olmayacağını anlamıştı.Odanın ortasında tek başına kalan Gece’nin göğsü, öfke ve çaresizlikten hızla naikip iniyordu.
Kapıdan gelen o ağır kilit sesinin ardından zihnindeki tüm ipler koptu.
Gözlerinden süzülen öfke yaşlarıyla birlikte elindeki ağır metal objeyi hırsla odanın aynasına fırlattı!
Büyük bir gürültüyle parçalanan ayna camları dört bir yana saçıldı.
Gece durmadı; komodinin üzerindeki lambayı, kütüphanedeki ağır kitapları, porselen vazoları önüne ne geldiyse duvardan duvara vurarak parçalamaya başladı.
Oda birkaç dakika içinde adeta bir savaş alanına döndü.
Son bir hırsla şifonyerin üzerindeki cam aksesuarı kavrayıp yere savurduğunda, sivri bir cam parçası sağ avucunun içini derin bir şekilde kesti.
Gece'nin adımları anında kilitlendi.
Sıcak sıvının avucundan süzülüp yere, o beyaz halının üzerine damladığını gördüğü an dünyası başına yıkıldı.
Gözleri yerdeki o kırmızı lekeye takılıp kaldı.
Kan... Kalbi duracak gibi çarpmaya başladı, nefesi boğazında düğümlendi.
"Hayır... Hayır, lütfen..." diye fısıldadı. Dizlerinin bağı çözüldü, başı dönmeye başladı.
Okuldakilerin dalga geçtiği, uykularını kabusa çeviren o amansız korku bünyesini ele geçirmişti.
Avucundan süzülen kandan gözlerini çekemiyor, dehşet içinde gerileyerek duvara sinmeye çalışıyordu.
Ağzından kontrolsüz, kesik hıçkırıklar dökülmeye başladı.
Dışarıda ise tam bir kaos patlak vermişti.İçeriden gelen kırma dökme seslerini duyan öz anne ve baba, koşarak koridora gelmişti.
Gözyaşları içindeki anne, "Kızım! Bırakın gireyim, içeride bir şey yapıyor kendine!" diye feryat ederek kapı koluna sarıldı.
Ancak baba ve anne daha kapıya yaklaşamadan, koridoru devasa gölgeler kapladı.
Karan, bir duvar gibi anneyle babanın önüne geçti; yüzünde zerre acıma yoktu.
"Geri basın," dedi Karan. Sesi tüm koridoru titretecek kadar sert ve soğuktu.
Öz baba öfkeyle öne atılmaya çalıştı: "Karan, bırak geçelim! On üç yıl sonra kızımızı bulduk, içeride kendini yaralıyor!"
Sarp bir hamlede babanın göğsüne elini koyup onu geriye savurdu.
"Ona 'kızımız' deme hakkını sen yıllar önce kaybettin!" diye kükredi Sarp. "Odaya tek bir adım dahi atmayacaksınız!"
Aras soğukkanlılıkla araya girdi, bakışlarıyla öz anne ve babayı adeta biçti:
"Onu yıllarca koruyamadınız. Şimdi karşıma geçip babalık, analık rolü oynamayın. Bu kapıdan içeri giremezsiniz."
Ege ise lafı uzatmadan cebinden anahtarı çıkardı, kapının kilidini hızla açtı.
Karan, anne ve babaya son bir ölümcül bakış fırlatarak içeri adım attı.
Ege, Aras ve Sarp da arkasından odaya girdi ve kapıyı öz anne-babanın yüzüne sertçe kapattılar.
İçerideki manzara abilerin kanını dondurdu.
Tüm oda darmadağın olmuştu ama daha da önemlisi; Gece köşeye büzülmüş, kanayan eline bakarak dehşet içinde titriyordu.Gece'nin bilinci gitmek üzereydi, gözleri kayıyordu. "Kan... Alın bunu... Lütfen..." diye fısıldıyordu.
Ege olayı anında kavradı: "Kandan korkuyor! Bayılacak!"
Karan tek bir saniye bile tereddüt etmedi.
Hızla kızın yanına diz çöktü, kendi cebinden çıkardığı temiz siyah mendille Gece'nin kanayan elini baskı uygulayarak sıkıca sardı.
Kandan eser kalmayacak şekilde elini tamamen kapattı.
"Görünmüyor," dedi Karan, sesindeki o sertliği ilk kez kırarak, şaşırtıcı bir sakinlikle.
"Kan yok Gece. Bak, bitti. Bana bak."
Ege hemen yanında bitti, Gece'nin diğer elini tutarak gözlerinin içine baktı: "Geçti, buradayız. Kan yok."
Gece, abilerinin gözlerindeki o tuhaf korumacı kararlılığı ve Karan'ın eli sımsıkı saran güvenli tutuşunu hissederken, zihni daha fazla dayanamadı.
Göz kapakları kapandı ve abilerinin kollarında tamamen bilincini kaybetti.Gece’nin bilinci yavaşça yerine gelirken burnuna dolan ilk şey, hastane kokusuna benzeyen ama çok daha pahalı bir antiseptik kokusu oldu.
Gözlerini güçlükle araladığında, avucunun titizlikle sarıldığını ve beyaz bandajın altından tek bir damla kanın bile sızmadığını fark etti.
Başucunda, tıpkı birinci bölümde sahilde üzerini örttükleri o siyah, bol sweatshirt gibi yumuşak bir örtü vardı.
Derin bir nefes alıp yataktan doğrulmaya çalıştı; o an odanın penceresinin önünde, dışarıdaki karanlığa bakarak viskisini yudumlayan Aras’ı gördü.
Aras, kızın hareketlendiğini hissedip arkasını döndü. Yüzünde, Gece’nin 1. Bölümde eve doğru yürürken gördüğü o siyah Range Rover’ın camları gibi karanlık ve geçit vermez bir ifade vardı.
"Kanı görmüyorsun artık," dedi Aras, sesi soğuk ama tuhaf bir şekilde yatıştırıcıydı. "Bayılmana gerek yok."
Gece, 1. Bölümde annesinin sakladığı o gizemli zarfı, babasıyla yaptığı kavgalardaki "buldular" çığlıklarını ve sahildeki bankta çalıların arasından yaklaşan gölgeyi hatırladı.
Zihnindeki tüm parçalar birleşmeye başlamıştı ama resmin bütünü hâlâ karanlıktı.
"O zarf..." dedi Gece, fısıltı gibi çıkan ama kararlı bir sesle. "Annemin o gün benden sakladığı zarfta sizin adınız mı yazıyordu?"
Aras bardağını masaya bıraktı, adımlarını ağır ağır yatağa doğru attı.
"O sahte kadının sakladığı zarf, senin on üç yıllık esaretinin sonuydu," dedi. "Seni o mahallede, o sefil hayatın içinde saklayabileceklerini sandılar. Ama biz Soykan’ız Gece. Bizden çalınan hiçbir şey uzakta kalmaz."
Gece bandajlı elini göğsüne bastırdı. İçindeki korku, yerini 1. Bölümden beri bastırmaya çalıştığı o tanıdık nefrete ve öfkeye bırakıyordu."Ben sizin malınız değilim!" diye bağırdı. "Beni sahilde bir av gibi avladınız! Korumalarınız kucağında taşıdı, bayılttınız beni! Kimsiniz siz?"
O an odanın kapısı açıldı ve içeri Karan girdi. Duruşuyla oda bir anda daha da daralmış, havadaki basınç artmış gibiydi.
Karan, yatağın ayak ucunda durdu. Bakışları Gece’nin bandajlı eline kilitlendi, ardından doğrudan kızın sarı saçlarına ve mavi gözlerine baktı.
"Kim olduğumuzun bir önemi yok," dedi Karan, sarsılmaz bir otoriteyle.
"Önemli olan tek şey şu: Artık o kâbuslar gördüğün, bir dilim ekmek için azar işittiğin evde değilsin. O bankta bıraktığın hayat bitti Gece."
Gece doğrularak yataktan indi, dizleri titrese de Karan’ın tam karşısında durdu.
"Beni buraya hapsettiniz!" dedi dişlerinin arasından. "O evden nefret ediyordum evet, ama burası da bir hapishane!"
Karan hafifçe öne eğildi, gözlerinin içine bakarak son sözü söyledi:
"Orası seni yok eden bir hapishaneydi... Burası ise seni koruyan kale. Ve sen istesen de istemesen de bu kalenin içindesin."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18