8.Bölüm: Allah için vazgeçmek

Vaveyla Yazarı: Gizem Karabey

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: 8.Bölüm: Allah için vazgeçmek

Siz hiç Allah için vazgeçtiniz mi bir sevgiden? Bir yoldan veya bir kalpten…Mihrimah vazgeçmişti. Bu vazgeçişi, Mihrimah'ı yepyeni bir yola götürmüştü. Hani derler ya “Allah için vazgeçtikleriniz asla kaybettikleriniz değildir.” diye. Sizce de öyle değil mi? O’nun razı olmadığı bir durumdan vazgeçip, tevekkül ettiğimizde nasıl da en güzelini ve daha iyisini bizlere sunuyor. Bunu anlayabilmek için, biraz sabretmek biraz daha beklemeyi bilmek gerekiyor. Rasih’in gidişinin üzerinden iki ay geçmiş ve ondan bir haber de gelmemişti. Mihrimah bu vakitsiz gidişin üzüntüsünü yaşıyordu. Sürekli gözyaşları içinde, kalbindeki sevginin son bulmasını istiyordu. Fakat o sevgi sanki gün geçtikçe daha da çoğalıyordu. Sararıp solmuştu Mihrimah. Kendini kitap kitaplarına ve yazmaya adamıştı. Hayallerini gerçekleştirip, gitmek istiyordu Mihrimah'da. Yazdığı yazılarla insanlara umut olmak istiyordu. Karanlık kuyularda “bana uzanacak bir el yok mu?” diye soranlara elini uzatmak ve aydınlık günlerin bir gün geleceğine inandırmak istiyordu. Herkes onun için karanlıkta kaldığını düşünürken, Mihrimah kalben aydınlıkta olduğunu hissediyordu. Bir gün çiçekli yollarda yürüyeceğine inanıyordu.
“Mihrimah yine nerelere daldın bakalım?”
Gülsüm hanım, Mihrimah'ın durumuna çok üzülüyordu. Onu solgun halde görmek, Gülsüm Hanım'ın da kalbini incitiyordu.
“İyiyim Gülsüm teyze. İyi olmak zorundayım. Sadece şu pencereden dışarı baktığım vakit , akıp giden hayatı ve insanları gördükçe sanki hep yerimde sayıyor gibi hissediyorum.”
Gülsüm hanım Mihrimah'ın yanına yaklaşıp, kahverengi uzun saçlarını okşamış ve,
“Bir gün sen de hayallerini gerçekleştireceksin buna kalpten inanıyorum. O gün geldiğinde ben yanında olur muyum bilmiyorum ama şuna eminim benim kalbim hep seninle olacak güzel kızım.”
Mihrimah Gülsüm Hanım'ın söylediklerine çok duygulanmıştı.
“İyi ki varsın Gülsüm anne.” demişti.
Gülsüm hanım ise ilk defa Mihrimah'ın dudaklarından anne kelimesini duyunca, çok duygulanmış gözlerinden yaşlar süzülmüştü. Mihrimah’ın dilinden ilk defa “anne” kelimesini duymak kalbini sevinçten güldürmüştü. İki yarım kalmış kalp, birbirine sarılmış ve birbirinin acılarını gözlerinden silmeye çalışmıştı.
“Mihrimah, bir daha söyler misin?”
“Anne kelimesini mi?”
“Yıllardır duymadığım için öyle hasret kalmışım ki sanki bir kelime tüm yaralarımı merhem oldu.”
Mihrimah duydukları karşısında az biraz tebessüm etmiş ve,
“Gülsüm anne… Sen benim için çok özelsin. Ben anne ne demek seninle öğrendim. Annemi hiç tanımadım, görmedim, doya doya sarılamadım. Ama sen geldin ve beni öyle bir kucakladın ki, her zaman öyle sevdin ki kendi öz evladından ayırmadın.”
“Mihrimah siz bana can yoldaşı oldunuz. Seni ilk kucağıma verdiklerinde ağlamıştım. Sen anneni kaybetmiştin ben ise çocuklarımı. Ah benim küçük kader arkadaşım demiştim içimden. O gün kendi evladım sanki yeniden doğmuş da dünyama hoş gelmiş gibiydi. ve sonra büyüdün senden hiçbir şey saklamak istemedim. Herkes, öz annesi olduğunu hissettir söyleme dediler. Ben zaten kalben anne gibi hissettirecektim ama kimsenin adını silmek istemedim ailesinden. Buna hakkım yok çünkü. Ki baban için annenin hep aramızda yaşıyor. Selma hanım çok şanslıymış çok…”
Mihrimah üzgün yüz ifadesiyle Gülsüm Hanım'a bir kez daha sarılmıştı ve,
“Evet, annemi çok tanımayı isterdim Gülsüm anne. Ama Rabbim böyle karar kılmış. Senin güzel kalbin de tanımam gerekiyormuş demek ki. Babama gelince, bazen diyorum ki babam yeryüzünde tüm sevgilere kapatmış kapısını annem gidince.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.