Bölümler 11Şu an: ~YAŞAMAK~
- 1 ~BALO~881 kelime
- 2 ~UYARMAK~451 kelime
- 3 ~MERHAMET~1.566 kelime
- 4 ~YAŞAMAK~916 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 ~ANNELİK~264 kelime
- 6 ~BEBEK İÇİN~360 kelime
- 7 ~YALAN~272 kelime
- 8 ~GURUR~2.744 kelime
- 9 ~ACI~2.160 kelime
- 10 ~MECBURİYET~2.220 kelime
- 11 ~GERÇEK~2.146 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"İnanacağımı düşünmedin herhalde"
Beni tekrar çekince kolunu çektim. Yüzünü bana çevirdiğim anda dudaklarına yapıştım. Bunu beklemiyordu. Karşılık vermemişti. Siktir! Etkilenmezse olmazdıki. Bir iki dakikadan sonra Yenilgiyle ondan ayrıldım. Şu dakikadan sonra ölümü kabullenmeye başlamıştım. O beni tutmuyordu ama yutkunarak mekanizmaya doğru yürüdüm. Bazen olmayınca olmuyordu. Kolumu tuttuğu gibi beni kendine çevirince afalladım.
"Ne yapmaya çalıştığını biliyorum. Ama şuan için sana karşı koyamıyorum."
Bu sefer o dudaklarıma yapışmıştı. Sadece arzuluyordu. Bunu onu gördüğüm ilk gece göstermişti. Bir umut tekrar doğdu. Demekki hala şansım vardı. Bende ona karşılık verdim. Karşılık vermem şaşırtmıştı. Göğüslerimiz birbirine çarpıyordu. Tabii benim yarım tişörtüm dikkat çekiyordu. Sürtünmeden sonra hırıltılı nefesler alarak geri çekildi. Bacaklarımı ayırarak kucağına aldı. Bacaklarımı onun beline sarmıştım. Öpüşüyorduk ve bu çok hızlı oluyordu. Eli kalçamdaydı. Beni ahşap masaya oturttu. Ben ileri gitmediğim sürece oda adım atmayacaktı. Cürretle tişörtümü tek hamlede çıkardım. Bunun bir davet olduğunu biliyordu. Sonra...sonrasını zaman gösterecekti.
...
~2 Saat Sonra~
Düzensiz nefesler içinde yanımdan kalktı. "Sigara içip geleceğim" Dışarıya çıktığını gördüğüm anda kalktım ve masanın üzerindeki telefonu aldım. Böyle bir atmosferde telefonu düşünememişti. Etrafı kontrol ettikten sonra Gizemi aradım
"Alo?"
"Gizem benim Efsun. Çok vaktim yok. Yıldırım. beni kaçırdı. Eski bir depodayız. Senin şu çiftlik yolundaki depolar varya inlardan birindeyiz ama hangisi bilmiyorum Çabuk gelin"
Telefonu anında kapattım. Arama geçmişinden silip masaya koydum. Karşımdaki mekanizmaya baktım. Acaba onu durdurmasaydım bana ne yapardı? Bu düşünce aklımdan çıkmıyordu. Eşoftmanı ve tişörtü giydim. Bir kaç dakika sonra oda geldi. Yüzünde tanımlayamadığım bir öfke vardı. Cazibeme yenilmesi gururunu kırmış olmalıydı.
"Tamam. Bitsin artık!" Kolumu tutup beni mekanizmanın yanına götürdü. Çırpındım. "Bırak beni!" Ayağım çok ağrıyordu. "Yine kandırdın."dedi soluyarak.
Bir ellerimo zincire bağladı. Ayağım acıdığı için hareketlerim kısıtlıydı. Herşeyi duymuştu. Gizemi aradığımı biliyordu. Ayaklarımıda bağlayınca tamamen durdum. Vitese benzer birşey vardı. Vitesi kaldırınca zincirler hareket etmeye başladı. Siktir! Bu zincirler beni çekiyordu. Beni parçalayacaktı!
"Yapma! Kapat şunu! Nolursun kapat şunu yapma!" Öyle bir bağırıyordumki ses yankılanınca benim bile kulağım ağrımıştı. Ağladığımın farkında bile değildim. Düz bir ifadeyle bana bakıyordu.
"Yalvarırım kapat şunu!"
Kollarım çekilmeye başlayınca korkuyla çığlık attım. Ve bu dahada şiddetlendi. Kollarımda hissettiğim şey ürkütücüydü. Son gücünle konuştum. "Yapma!" Vitese benzer şeyi daha üste çekince zincirler daha sert çekmeye başladı. Sesim kısık çıkmıştı
"Yapma..."
Bir anlığına gözü o vitese benzer şeye kaydı ama kapatmadı. Acı içinde ölmeye hazırlanıyordum. "Senden nefret ediyorum!" Diye bağırdım ona doğru. Başını yana doğru yatırdı. "Bende seni tatlım" Arkasını dönüp bir kaç adım atmıştıki içeriye polisler girip ateş ettiler. Bacaklarımdaki inanılmaz acıyla çığlık attım.
"Kaldır elleri!"
Yıldırım denen adam ellerini kaldırdı. Polis kelepçeyi takınca bana baktı. Yüzümü çevirdim. Gizem hızla geldi. Yıldırıma sert bir yumruk atmıştı. "Kapat şunu!" Diye bağırdı ama o sadece güldü. Gizem koşarak vitese benzer şeyi kurcaladı. Acı katlanılamazdı. Çığlıklarım yankılanıyordu. O şeyi aşağıya çekince mekanizma durmuştu. Koşarak yanıma geldi ve Kelepçeleri açtı. Acı hala şiddetliydi. Rahatlamıştım. Gizem bana sarılınca karşılık verecek güç bulamamıştım. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Kurtulmuştum. Ama birşey çok koymuştu. O pislikle yatmama rağmen ölümle burun burna gelmiştim. Sinirle ona baktım. Beni izliyordu.
"Oruspu Çocuğu, Piç herif!" Sadece bağırabilmiştim. İğrenç bir tebessüm vardı yüzünde.
"Güzel zaman geçirdik tatlım. Görüşmek üzere"
Göz kırptı. Tükürdüğümde güldü. Polisler onu götürünce biraz olsun rahatlamıştım. Güçten düşünce sedyeye yatırdılar.Gizem yol boyunca yanımda nasıl olduğumu sormuştu. Ama hayattaydım. Bu bana yeterdi. Ama tabi nereden bilecektim başımın yine derde gireceğini...
~2 Hafta Sonra~
Yemeği karıştırırken midem yine bulanınca hızla lavaboya koştum. Kusmaya başladım. Elimi yüzümü yıkayıp oturma odasına geçtim. O olaydan beridir midem bulanıyordu. Ve aklıma gelen şey beni deli ediyordu. Ya...hamileysem? Test etmeye korkuyordum. Gizemin beraber olduğumuzdan haberi yoktu. Ona söyleyememiştim. Eczaneden test almama rağmen cesaret edemiyordum bakmaya. Bunu artık öğrenmeliydim. Çekmeceden doğum kontrol testini çıkarıp lavaboya gittim. Lavabodan çıktığımdan beridir teste bakamıyordum. Elimdeydi ama yumruk olan elimi açamıyordum. Ya pozitifse? Derin bir nefes alıp elimi açtım. Ve o korkunç şeyle karşılaştım. Çift çizgi... Telafonum çalınca Gizemin aradığını gördüm. Telefonu zorlukla açtım
"Efendim Gizem?" Ne olur hemen söyle ve kapat telefonu. "O pislik 2 yıl aldı! Sadece 2 yıl! Suçları üstlenecek birilerini bulmuş. O iki yılıda seni kurtarmaya geldiğimizde biz tanık olduk diye verdi hakim!" Midem kasıldı. Bugün mahkemesi vardı onun. 2 yılmı almıştı? Ya ben? Ne halt yiyecektim?
"Efsun? Oradamısın?"
"Hı hı"
"Sen iyi misin?" Yutkundum.
"Ben şey..."
"Efsun herşey yolundamı?"Gözümden bir yaş aktı. Sesim titriyordu
"Değil. Allah kahretsinki hiçbirşey yolunda gitmiyor!" Ağlıyordum. Nasıl baş edecektim?
"Efsun bana ne olduğunu söyle"
"Ben...hamileyim Gizem"
Uzun bir sessizlik oldu. Telefonu kapatmıştı en sonunda. Buraya geliyor olmalıydı. Hıçkırarak ağlıyordum. Herşey çok ağır geliyordu. Ne yapacaktım?
~10 Dakika Sonra~
"NE!"
"Üzerime gelme! Mecburdum Gizem. Seni aramalıydım. Zaman kazanmalıydım"
"He sende sevişelim dedin!"
"Gizem! Yedim işte bir halt. Ne yapacağım ben?" Saatlerdir ağlamaktan gözlerim ağrıyordu. Bakışları karnıma kaydı
"Ya o şeyi aldıracaksın. Yada doğuracaksın. Seçim sana kalmış. Ne yapmak istiyorsun?" Bana soruyordu "Ben...bilmiyorum. Hiç çocuk düşünmemiştimki"
"Yapmasını biliyorsun ama"
"Gizem!" Beni sinir etmeyi çok iyi biliyordu
"Tamam karar senin. Ya anne olacaksın yada kimseye söylemeden onu aldıracaksın" Anne...bu çok yabancı bir kelimeydi. "Ben yapamamki. Nasıl yapayım ben daha kendim büyüyememişim nasıl çocuk büyüteyim?" Gizemin bakışları değişmişti
"Gizem ben anne olamamki. Hem bu çocuk... onun çocuğu ben onun çocuğunu doğuramam" Ellerimi tuttu.
"Efsun o senin çocuğun. O pislikle hiçbir bağlantısı yok. Sen siktir et o piçi. Önemli olan senin fikrin. Bunu yapmaya cesaretin varmı? İki ihtimalden birine cesaret etmek zorundasın. Ya kendi çocuğunu aldıracaksın Yada onu doğuracaksın"
"Aldırmak. Kendi çocuğumu öldürmek...ben ölümden bu kadar korkarken kendi parçamı nasıl öldüreyim? Gizem ben bu kadar acımasız olamam"
"Seçim senin Efsun. Her kararında yanındayım. Ya acımasız olacaksın yada cesur" Ne kadar annelik yabancı olsada. Bir bebeği öldüremezdim. Ben bunu yapamazdım. Hayatımı bu karar belirleyecekti.
...
Bölüm etkileşimi
