🍷Balo🍷 kitap kapağı

9. bölüm / 11

~ACI~

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: ~ACI~

4 Ay Sonra

Taburcu olalı 1 hafta olmuştu. Beşikte ciğeri çıkana kadar ağlayan İnciye dudak büzdüm. "Yeter kızım ben sallamaktan yoruldum sen ağlamaktan yorulmadın" İnadına dahada yüksek bir sesle ağlamaya başladı. Diğer taraftaki beşikte hareketlenmeye başlayınca bende ağlamak istedim. İnci ağlarken Mirana bakmak için diğer beşiğe ilerledim. İncinin derdini bilmesemde Miran açtı. Onu dikkatle kucağıma aldım. Miranı emzirirken İnciyi sallamak yorucuydu. Kapı çalınca kucağımda Miranla kapıyı açmaya gittim. Kapıyı açtığım anda Gizem heyecanla çığlık attı. "Efsun bune?!" Ağlamaklı bir sesle "Tam zamanında geldin!" Aceleyle ayakkabılarını çıkartıp eve girerken ben yatak odasına ilerledim. İnci evi inletiyordu.

Gizem odaya geldiğinde gözleri dolmuştu. "Hadi ama bu çok garip! Resmen teyze oldum" normal şartlarda buna gülerdim ama şuanda gülemeyecek kadar yorgundum. Gizem İnciyi kucağına alınca ağlaması durmuştu. Çok şükür yarabbim! Sessizlik mükemmel birşeydi. Miran vakumlar gibi emerken yatağa oturdum. Gizem "Bu şey neden bu kadar tatlı?"

Gözlerimi Gizeme diktim. "O bir şey değil. Adı İnci" Gizem tepkime gülerken göz devirdim. İnci başını Gizemin boynuna gömmüştü. "Otursana" Gizem başını sallayıp yanıma oturdu. Bir yandanda İncinin sırtını sıvazlıyordu. "Nasıl gidiyor annelik?" Omuzlarımı düşürdüm "Kötü..ben çok yoruluyorum Gizem. Hayatımda hiç bu kadar yorgun hissetmedim kendimi" yumuşakça gülümsedi. "Bunu bütün anneler yaşıyor" Kendimi bununla motive ediyordum zaten. "İki tane olması işimi daha fazla zorlaştırıyor. Ev bok götürüyor resmen" Gizem güldü "Sinirlerini bozmak istemem ama evet,gerçekten bok götürüyor"

İstemsizce güldüm. Gizem boğazını temizledi. "Gelmedimi hiç?" Yutkundum. Yıldırım..aylar önce cinsiyetleri öğrendikten sonra bir daha asla evime gelmemişti. Garip bir durumdu ama böylesi daha iyiydi. "Gelmedi" Gizem sinirle "Piç kurusu çocuklarını bile görmeye gelmedi!" Görmesindi zaten. Sessizliğime karşı Gizem "Bu adam aylarca çocuğum doğunca alıp gideceğim demiyormuydu? Ne değiştide çıktı hayatından acaba" Bu konuyu ne konuşmak istiyordum nede düşünmek. "İlgilendiğim tek şey çocuklarım Gizem"

Gizem ağzını kapatmıştı. Miran uykuya dalınca beşiğine yatırdım. İncide Gizemin masajı sayesinde gazını çıkardığı için uyumuştu. İnciyide yatırınca salona geçip oturduk. "Konuşmak istemiyorsun biliyorum ama...ya çocukları almaya gelirse?" Düşüncesi bile berbattı. "Alamaz! Nereye alıyor benim çocuklarım onlar!" Sesim istemsizce yüksek çıkmıştı. "Gizem ben..özür dilerim bu aralar biraz yorgunum" Yıldırımın sinirini Gizemden çıkarmak istemiyordum. Gizem "Anlıyorum canım,sorun değil. Sen en iyisi biraz uyu,dinlen. Benimde işlerim var zaten kalkacağım" asla hayır demezdim. Ayağa kalkıp Gizemi geçirdim. Yatak odasına ilerledim. Kapıyı açtığım anda kalbimde bir uğultu koptu. Beşiğin yanında dikilen Yıldırım elindeki bebeği sallarken beynim patlayacak gibi oldu.

"Bırak kızımı!" Hızla yanına ulaştığımda beni süzdü. "Sanamı? Hiç niyetim yok" Diğer beşiğe baktığımda yüreğim parçalanacak gibi olmuştu. Miran yoktu. "Oğlum nerede?" Soruyu sorarken canım acımıştı. Yıldırım sessiz kalınca bağırarak "Oğlum nerede?!" Sesimden dolayı İnci tırsmıştı. Yıldırım sert sesiyle "Bağırma korkutuyosun onu!" Miran yoktu,oğlum yoktu. "Nerede Miran?!" İnci ciyak ciyak ağlamaya başlayınca Yıldırımda en az benim kadar sinirle "Yok! Gönderdim,olması gerektiği yerde" Başımı sallayarak "Yalan..yalan söylüyorsun...oğlum nerede Yıldırım?" Fısıltı gibi çıkan sesime hiçte merhametli olmayan bakışlarıyla "Gitti! Oğlun falanda değil artık" Titreyen bedenimi görmezden gelerek "Hayır,hayır,hayır Hayır! O benim oğlum anladınmı? Bana ait,şimdi hangi cehenneme gönderdiysen geri getir bana!"

Kısılan gözlerle İnciyi bana uzattı. Anlamasamda aldım hemen. "Senin bir oğlun yok. Sadece kızın var. Şimdi sesini kes ve kızınla hayatına devam et. Bir daha karşına çıkmayacağım" Kapıya yönelince İnciyi aceleyle yatağa bırakıp peşinden koştum.

"Sen ne diyorsun? Yıldırım hayır bunu bana yapamazsın! Buraya gel" Beni hiç duymuyormuş gibiydi. Kolundan tutunca gözlerimden akan yaşlar özgürdü. "Yapma..yapma yalvarırım bana bunu yaşatma,evladımla sınama beni ne olursun yapma" Ne ara diz çöktüğümü bile bilmiyordum. İnsafsız bakışlarıyla "Tek bir evladın var,oda şuan yatak odasında ağlıyor. Madem annesin git ve kızınla ilgilen. Sana merhamet ettim ve İnciyi almadım. Eğer oğlumun ya da benim peşime düşersen..onuda alırım senden. Kafana sok,senin oğlun yok!" Sertçe elini çekip bir adım atınca paçasına yapıştım.

"Yıldırım yapma bak ölürüm..dayanamam ben buna yalvarırım dur" Benden kurtulup kapıyı açtı. Omzunun üzerinden bir bakış attı. "Dediklerimi unutma. Peşimize düşersen kızınıda alırım senden"

Gitti. Hıçkıra hıçkıra ağlarken ne yapacağımı bilmez haldeydim. Benden çocuğumu alamazdı. İncinin ağladığını bile yeni farkediyordum. Koşarak odaya döndüm ve kucağıma aldım onu. "Tamam kızım tamam bak gitti korkma..korma bebeğim" Miranın boş beşiğine baktıkça daha çok göz yaşı döküyordum.

Oğlum yoktu.
Oğlum artık yoktu.

"Abin artık yok...ama ben varım. Kaybetmeyeceğim seni kaybedemem!" Hayatımın geri kalanını kızıma adayacaktım. Oğlumun boşluğunu kızımla dolduracaktım

...

Yıldırımdan
2 saat sonra

Kucağımdaki canavarın ses desibeli o kadar yüksektiki camların patlayacağını düşündüm. Hemen yanımda oturan dostum Altay yüzünü ekşitti. "O şeyi ne zaman camdan atacaksın? Kulaklarıma tecavüz ediyor." İmayla Altaya baktım. "Bir adı var onun,Miran" Altay göz devirdi "Hemen de baba oldun bakıyorum." Boş yapıyordu.

"Hem zaten niye aldıysan Efsundan. Bu çocuk bize bir numara büyük gelir. Geri bırakalım annesine daha iyi bakar zaten" sinirle itiraz ettim. "Asla! Efsuna falan götürmeyeceğim. O daha kendine bakamıyorki oğluma baksın. Şeytan diyor git kızınıda al ama işte onuda alırsam intihar falan eder o manyak"

Altay güldü kısık sesle "Eder vallahi doğru söylüyorsun...akıllarda tek soru;İntihar etsede bizeneki? Sen bu kızı sevmiyorsun zaten ne bu vicdanlı vicdanlı sözler. Git al kızınıda en azından kurtulmuş olursun Efsun belasından." Gerizekalı bir arkadaşa sahip olmanın zararları işte. "Altay biraz daha konuşursan camdan atacağım kişi sen olacaksın." Şakam olmadığını bildiği için sessizce önüne döndü.

Miran hala ağlıyordu. "Bana hiç yardımcı olmuyorsun minik canavar...susarsan sana silah koleksiyonumu gösteririm." Beni duymuyormuş gibi ağlamaya devam etti. Altay "Ciddi olamazsın? O şey bir bebek lan. Oyuncak falan desene silah koleksiyonu göstereceğim ne demek" Gazap dolu bakışlarımı ona yönelttim. "Çok biliyorsan git yap lan bir tane! Bizide rahat bırak"

Sırıttı adi ifadesiyle "Yok abi ben senin kadar hızlı değilim"
Piç herif.
Mirana baktım göz ucuyla "Sence bu piçi atayımmı arabadan?" Bir anda ağlaması durdu ve meraklı meraklı etrafına baktı. Bu evet demek oluyordu. "Doğru karar aslanım" Gülerek Altaya döndüm. Yutkundu "Yıldırım şaka yapıyor olmalısın?" Şoföre seslendim keyifle. "Durdur arabayı inecek var" araba durunca Altay "Sikeyim!" Deyip sinirle arabadan indi. Bu piçdende kurtulmuştum sonunda.

6 YIL SONRA
Efsundan

"Anne!"

"Aşkım!" Bana doğu koşan İnciyi kucağıma almak için kollarımı açtım. Üzerime atlayınca güldüm "Yavaş bir yerini kıracaksın" yanağıma sulu bir öpücük bırakıp geri çekildi. "Bugün benim doğum günüm!" Heyacanla istediği hediyeleri sayarken okul çantasını aldım ve elini tutup ilerlemeye başladım. "Partiye Berra gelmesin anne. Onu hiç sevmiyorum" kaşlarım havalandı "Sebep?" Burnunu kırıştırdı "Hep benimle dalga geçiyor" yapmacık bir sinirle konuştum "Seninlemi? Hadi ama bence seni kıskanıyor. Kusursuz bir insanla nasıl dalga geçebilirki?"

Aniden yüzü asılınca durdum. Yere diz çöküp onunla aynı hizaya geldim "Sorun ne tatlım?" Somurtgan tavrıyla "Benim babam neden hiç beni görmeye gelmiyor anne? Berra babasıyla aynı evde yaşıyormuş. Okuldan hep babası alıyor...babam beni sevmiyormu anne?" Yutkunmamıştım. Kalbime çöken ağırlığı görmezden geldim "O nasıl laf öyle? Baban seni çok seviyor İncim. Sadece işleri çok yoğun. Hem babanın sana bir sürprizi var. Doğum günün olduğu için sana çok güzel bir hediye göndermiş"

Elbette yalandı.
Yıldırımı en son 6yıl önce konuşmuştum.
Oğlumu benden aldığı gün.

"Gerçektenmi? Yani babam beni seviyormu?" İçim cızlarken İnciye sarıldım "Hemde çok"
Oruspu çocuğu.
İnci her babasını sorduğunda Yıldırıma hakaretler yağdırma isteğiyle dolup taşıyordum. Göz yaşlarımın akmasını engelleyip ayağa kalktım. "Böyle devam ederse kendi doğum günü partine geç kalacaksın küçük hanım. Biraz daha hızlı olmalısın" Sevinçle hızlı adımlar atmaya başladı. O piç yüzünden kızımın üzülmeisni istemiyordum. Derin bir nefes aldım ve yol boyunca İncinin okul maceralarını dinledim.

Kapıyı açtığım anda yükselen konfeti ve düdük sesleriyle güldüm. İnci,evde hazırlanıp Gizemlerde kutlama yapacağımızı düşünüyordu. Ani hareketlenmeyle İnci önce korksada sonradan mutlulukla zıplamaya başladı. Evin her yerinde bulunan pembe balonlar ve farklı süslemelerle tam bir kutlama alanıydı. İncinin arkadaşları ve anneleri,Gizem ve ben vardık. İnci ve çocuklar balonlarla iynamak için salona geçince ben Gizem ve diğer anneler-veliler- mutfağa geçtik pasta için. Dolaptan pastayı çıkarırken Tuba hanım "Eşiniz katılmayacakmı?"

Deyince olduğum yerde donakaldım bir süre. Beni evli zannediyorlardı. Parmağıma sahte bir yüzük takarak hem kadınların hemde erkeklerin çirkin söylemlerinden kaçınmıştım. "Katılmayacak" dedim ve pastayı tezgahın üzerine koydum. Bu sefer Elif hanım "Tek çocuğunun doğum gününümü kaçıracak? Efsuncum kusura bakma ama seninkide tam bir mağara adamı! Yahu çocuk üzülmüyormu bu duruma? Yıllardır gurbette işmi olurmuş?"
Tek çocuğu değil aslında.
Bugün Miranında doğum günüydü.
Oğlumun.

Pastaya ilk mumu batırırken cevapladım "O ćok yoğun. Olabildiğince bizimle iletişime geçiyor tabii ama ben İnci üzülmeisn diye babasıyla fazla konuşturmuyorum. Hatırladıkça kötü oluyor" Gizem alttan alttan bana bakarken onu görmezden geldim. Diğer mumu batıracakken "İkinci mum ne için?" Diyen Canan hanıma bakakaldım. Bu kadınlar çok fenaydı.
Oğlum içindi.
Yinede bunu onlara söyleyemedim. "Benim için. İnci birlikte üfleyelim demişti. Bende iki tane koyayım diyorum"

Daha fazla soru sormalarını istemediğim için onları salona gönderdim. Gizem tek kalmıştı. "Son zamanlarda o kadar çok yalan söylüyorumki... bazen gerçekle yalanı karıştırıyorum" ani itirafımla Gizem kolunu omzuma attı "Seni anlıyorum kardeşim. Ama bunu kızın için yapıyorsun...Ve bu cadaloz kadınlarla çok iyi baş ediyorsun!" Ben gülerken o tabakları çıkardı. "Biliyormueun Gizem ikinci mum Miran için" anında sol gözümden akan yaşla afalladım. Oğlumun adını sesli söylemek çok ağır geliyordu artık. Gizemde ağlamaklı olmuştu "Efsun...yapma şunu işte" tabakları indiirip bana sarılınca bend eona sarıldım ama hu daha çok ağlamama sebep oldu. "Çok özlüyorum Gizem...oğlumu çok özlüyorum"

Gizem sırtımı sıvazladı "Bir gün oğluna kavuşacaksın Efsun...sana sözüm olsun. Bir gün seni oğlunla buluşturacağım" göz yaşlarımı silip geri çekildim. "Umarım...her neyse hadi götürelim şunları" toparlanıp pastanın mumlarını yaktım ve salona geçtim. Çocuklar beni farketmemişti. "Mutlu yıllar İnci!" O meşhur şarkıyı söylemeye başlayınca İnci mutlulukla cıyakladı. Pastayı masanın üzerine koydum ve İnciyide yanıma aldım. "İyiki doğdun bebeğim" burnuna bir fiske vurdum ve üflemesi için pastayı gösterdim. "Dilek dilemeyi unutma" başını salladı. Kulağıma eğilip sessizce "Babamı dileyebilirmiyim?" Diye sorunca hıçkıra hıçkıra ağlamak istedim.

"Neyi istiyorsan onu dile tatlım" diyebildim. Yine fısıldayarak "Birlikte babamı dileyelim o zaman" Gözlerini sıkıca kapattı ve babasını diledi. Bende onu üzmemek için gözlerimi kapattım.
Umarım ölürsün Yıldırım.
İnciyse daha masum şeyler diliyordu tahminimce.
Babasını bir kez olsun görmeyi çok istiyordu.
Babasıyla tanışmayı diliyordu.
Daha sonra mumu üfledi.
Bende eş zamanda diğer mumu üfledim.

Ufak bir alkış tufanındna sonra Gizem bir müxik açtı. Çocuklar tatlı tatlı dsns ederken bende pasta servisi yaptım. İşim bitince oturdum. Ben daha yeni yeni dinlenirlen İnci koşarak yanıma geldi ve "Anne hediyeleri açalım!" Deyince izin verdim. Üst üste dizilmiş bir kaç hediye kutusuna doğru ilerledik. İnci "Babam hangisini gönderdi?!" Diye sorunca en büyük kırmızı kutuyu gösterdim.
Onu ben almıştım.
Ama İnci bunu bilmesede olur.
İnci,heyecanla kutuyu açtı. "Yaşasın! Bu çok istediğim bebek evi anne. Babam bunu istediğimi nasıl biliyor?" İlgiyle bebek evini incelerken "Bilmem. Hissetmiş demekki" dedim.

İnci eiğer hediyeleri açtı,arkadaşlarıyla eğlendi. Kutlama yaklaşık 5 saat sürmüştü. Saat 10 a gelince herkes çoktan gitmişti. İnciyi uyuması için odasına götürdüm. Hemen yanında uzanmış,saçını okşuyordum. "Anne,babam ne zaman gelecek?" Bu soruyu bana her akşam soruyordu. Ve bende ona gerçeği söylüyordum.

"Bilmiyorum aşkım...babanın işleri çok fazla" İnci üzülsede uykusu geldiği için fazla durmadan uykuya daldı. Yavaşça odadan çıktım ve etrafı toplamak için salona gittim. Her yer batmıştı. Dalmış bir halde masayı toparlarken duyduğum sesle sıçradım.
"Demek o hediyeyi ben aldım İnciye?"
Yıldırım?

*****************************************

Öyle bir tokat atmıştımki,salonda yankılanan tok ses içimi rahatlarmıştı. "Aşağılık herif!" Diyecek hiçbirşeyim yoktu başka.
Aslında çok vardı,ama söyleyecek mecalim yoktu.
Omzuna düşen kafasını yavaşça bana çevirdi. Bozulmamıştı ya da kızmamıştı. Hala bir köşede duran hediye kutularını gösterdi. En önde duran kırmızı kutunun üzerindeki yazıyı okumuş olmalıydı.

Canım kızıma ufak bir hediye.
Doğum günün kutlu olsun kızım.
Babandan;)

"Kızına ne zamandan beridir yalan söylüyorsun?" O buradaydı. Yıldırım yıllar sonra yine karşımdaydı. "Sen hangi yüzle geliyorsun buraya?" Bağırmamaya çalışmak zordu. Yıldırım beni baştan aşağa süzdü. "Hala çok sexy'sin?" Sinirle masanın üzerindeki bıçağı kaptım. "Oğlum nerede?" O bu hareketime gülerken ben oldukça ciddiydim. "Efsun...beni öldürürsen oğlunu asla bulamayacağını biliyorsun. O bıçağı indir ve benimle gel. Minik İncimizin uyanmasını istemezsin"
O benim miniğimdi.
Arkasını dönüp geldiği bahçe kapısından çıkınca peşinden gittim,elbette bıçağı bırakmadım. Bahçe büyüktü,en arkada bulunan ağacın altında durduk. Evin hafif ışığı aydınlatıyordu sadece.

"Oğlum nerede?" Sorumu tekrarladım. Yıldırım omuz silkti "Olması gerektiği yerde. Ama İnci olması gerektiği yerde değil. Onu götürmeye geldim" bıçağı hiç düşünmeden boğazına dayadım. Tam şah damarının üzerindeydi bıçak. "Asla! İzin vermem,kızımıda almana izin vermem!" Hiçte korkuyor gibi görünmüyordu. "Efsun beni durduramayacağını biliyorsun bebeğim. Çek şu bıçağı. Hem daha beni dinlemedin,bir dinle dinle bence" buna hiç niyetim yoktu.

Yıldırım "Pekala...bıçağı indirirsen sana Miran hakkında önemli bir konudan bahsedeceğim"
Bıçağı o kadar hızlı indirdimki Yıldırım afallamıştı. "Oğluma birşeymi oldu?" Rahat tavrıyla "Şuan karakolda babasını ve cici annesini bekliyor"
Karakolda?
Cici annesini?
"Açık konuş!"

"Evlenelimmi Efsun?"
Ne?
"Ah pardon! Bu bir teklif değildi. Evleneceğiz Efsun. Evlenmek zorundayız,Miran için"
Anlamıyordum.
Yıldırım anlamadığımı farkedince derin bir nefes alıp tek seferde herşeyi anlattı.
"Sicilim biraz kabarık olduğu için son olan kazadan sonra devlet Miranı aldı. Anne faktörü yok,baba daha birkaç sene önce cezaevinden çıktı. Miranı her an sosyal hizmetlere verebilirler...eğer onların karşısında iyi bir anne adayı çıkartırsam Miranı verebiliriler...Evlenmeliyiz Efsun. Evlenmezsek eğer Miranı sosyal hizmetlere verecekler. Ama sorun şuki Miran seni öldü zannediyor. O yüzden seni cici annesi olarak tanıyacak. Fazla vaktimiz yok. İnciyide al gidelim buradan hemen. Hatta ben alayım uyandırmayalım boşuna. Bekle beni burada"

Efendim?!

(Biliyorum bölümler çok geç ve kısa geliyor ama yetişemiyorum. Bu bölümden sonra uzun bir süre bölüm gelmeyebilir. Diğer kitaplarıma yükleneceğim. Fazla bekletmem umarım sizi. Birde bu bölümde ve ilerleyen bölümlerde zaman atlaması çok olacak. Yani Balonun ömrü çokta uzun olmayacak maalesef. Yeni bir kurgu üzerinde çalıştığım için fazla uzatmaya gerek yok. Çok istenirse eğer özel bölüm yayınlarım belki. Özürlerimi ve sevgilerimi sunarım. Tekrar görüşmek dileğiyle💫)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

134okunma 10beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…