🍷Balo🍷 kitap kapağı

8. bölüm / 11

~GURUR~

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: ~GURUR~

5 gündür evin içinde gerginlikten yemek bile yiyemiyordum. Yıldırımın söyledikleri beynimi kurcalıyor çıkmaz sokaklara girmemi sağlıyordu. Düşündüğüm tek şeyse kaçarsam beni bulup bulamayacağıydı. Diyelimki kaçtım? Sonra ne olacaktıki. Beni bulacaktı ve hayatımı zehir etmeye devam edecekti. Normalde olsa kesinlikle korkudan evden çıkamazdım. Ama sadece ben değildim. Karnımdaki bebekte benle beraberdi. Ve Ben bebeğimin katil bir babayla büyümesini göze alamazdım. Ya çocuğuma birşey yaparsa? Öyle bir adamdıki herşeyi yapabilme potansiyeline sahipti. Yapamazdım. Çocuğuma bu işkenceyi yapamazdım. Onu bu dünyaya getireceksem,guzel bir hayat vermek zorundaydım. Katil bir baba değil.

Yatak odama gittim. Valizimi çıkardım ve içini doldurmya başladım. Gizem arayınca açtım. "Uzaklaştırma kararı çıktı Efsun. O herif çıksa bile sana yaklaşamayacak." Rahatlamak istiyordum ama olmuyordu. Geçen seferde beni koruması gereken bir ekip olsada bana yaklaşabilmişti. Gizeme o olaydan sonra fazla güvenemiyordum. "Tamam sağol Gizem. Tekne hazırmı?" Gizeme her halükarda bir tekne bulundurmasını söylemiştim. Uçakla gidersem beni bulması kolay olurdu. Deniz yoluyla Rusyaya kaçacaktım. Oradanda uçakla Amerikaya gidecektim. "Evet hazırda ne yapacaksın? Kararını verdinmi?"

Valizimi kapattım. "Evet,Gideceğim. Şimdi hazırladım valizimi. Sen bana teknenin hangi limanda olduğunu söyle" kısa bir süre sessizlik oldu. "Atarım konumunu. Hemenmi çıkacaksın? Seni son kez görsem?" Gözlerim yanmaya başlamıştı. "Hemen çıkacağım. Ne kadar hızlı o kadar iyi. Hem zaten sen bizi görmeye gelirsin." Gülme sesi geldi. "Sizi ha?" Bende güldüm. "Teyzesi olarak görevini yerine getireceksin." Gülerek söylesemde gözümden akan birkaç yaşa engel olamamıştım.

"Getireceğim tabii. Doğsun yeğenim. Benden bir tam altın!" Yutkundum. "Her neyse. Fazla vaktim yok. Kapatmalıyım. Kendine iyi bak kardeşim. Sana hep borçlu kalacağım yardımların için" Valizimi alarak evden çıktım.

***************************************

Dalga sesleri kulağımı huzurla dolduruyordu. 6 saat olmuştu tekneye bineli. Tekneyi süren kaptan bir kadındı. Sallantı midemi bulandırınca kendimi tutmaya çalıştım. Derin nefesler aldım. "Tamam anneciğim,sakin" düzenli nefes alışverişlerinden sonra bulantı gitmişti. Telefonum çalınca çantamdan çıkardım. Yabancı numaraydı. Açmakla açmamak arasında kaldım ve açmadım.

Aramayı reddettikten saniyeler sonra mesaj bildirimi geldi.

05****8
Hangi cehennemdesin bilmiyorum ama seni bulacağım! Ve sana benden çocuğumu kaçırmak neymiş göstereceğim.

Çıkmıştı değilmi ceza evinden? Bulantım tekrar başlayınca yanımdaki bir şişe sudan yudum aldım. Titreyen sesimle kaptana seslendim. "Biraz daha hızlı olalım mümkünse" dedim. Hemen buradan kurtulmak istiyordum. Minderlere uzandım ve uyumaya çalıştım zamanın geçmesi için.

~ 22 Saat Sonra~

Otel odasına daha yeni yerleşmiştim. Yarın Amerikaya gidecektim. Kendimi yatağa attım yorgunlukla. Açtım,karnım gurulduyordu ama gidip kendime birşeyler almaya üşeniyordum. Daha fazla dayanamayıp bir şeyler almak için zemin kattaki restauranta indim. Restgele bir masaya oturdum. Yemekler yabancı olduğundan sadece pilav ve patates almıştım. Karnımı doyursam yeterdi.

Ben yemeğimi yerken tahminimce 30'lu yaşlarda bir adam karşıma oturdu. Esmer bir adamdı. Teni açıktı. İngilizce "Daha iyi bir seçenek bulamadınızmı?" Dedi tabağımı göstererek. Afalladım. "Ben bunu yemek istedim." Diye ingilizce cevapladım bende. Adamın dudağının kenarı kıvrıldı. "Türkmüsünüz?" Diye sordu. Şaşırmıştım çünkü ingilizce değilde türkçe konuşmuştu. "Evet,ya siz?" Arkasına yaslandı. "Türküm. Uzun zamandır ailem dışında kimseyle türkçe konuşmamıştım. İyi geldi. Emre ben"

"İstanbuldanmı geldiniz?" Başımı salladım sadece. Neden defolup gitmiyordu? "Ne güzel. Özledim İstanbulu. Ben iş için geldim. Siz ne için geldiniz bu yabancı ülkeye?" Meraklı biri olduğu barizdi. "Onun gibi birşey benimde" diye geçiştirdim. Ondan rahatsız olduğumu anlaması için ne yapmam gerekiyordu? "Yanlızmı geldiniz?" Sanane be adam! "Eşimle birlikte geldik" Yanlız olmam işine gelirdi. "Yüzüğünüz nerede peki?" Benimi inceliyodu? Adi herif. "Ben.." hadi ama aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Yapan söyleme konusunda berbattım. Adam güldü "Yakalandınız küçük hanım." Aman ne komik! Cevap vermedim. "Peki neden yaznlız geldiniz?" Bıkkınlıkla "Beyefendi bu kadar gözlemci olduğunuza göre bu sorulardan haz etmediğimide anlamışsınızdır bence. Uzatmaya gerek yok" adam açık sözlülüğüm karşısında şaşırdı. "Üzgünüm,sadece sohbet etmek istemiştim"

Patates aldım çatala. İştahımda kalmamıştı. Sertçe geri bıraktım. "Size afiyet olsun" masadan kalktığımda oda ayaklandı. "Kusura bakmayın rahatsız ettim" direkt arkamı dönüp restauranttan çıkıp asansöre bindim. Odamın katına gidince kartı kapıya okutup içeriye girdim. Kapıyı kapatacakken birisi bacağını koyunca başaramadım. Bu o adamdı Emre denen herif. Ben korkuyla "Ne yapıyorsun sen?!" Hiç bozuntuya vermeden kapıyı sertçe itti ve içeriye girdi. Tam çığlık atacaktımki eliyle ağzımı kapattı. Hızla duvara çarptı sırtım. Soğuk duvar bedenime bir ürperti dalgası yaydı. Ayağıya kapıya tekme atınca kapı kapandı. Ben çırpınırken bir anda dudaklarıma yapıştı. Ben tepki bile veremezken o hızla gömleğimin düğmelerini açmaya çalıştı. Kalbim adrenalinle çarpıyor,nefesim daralıyordu. Olacakları zihnimde canlandırmak bile midemi bulandırmaya yetmişti.

Ve beklemediğim birşey oldu. Yüzüme sıçrayan sıcak sıvı yavaşça süzüldü tenimde. Kurşun adamın tam alnından delik açmıştı. Oluk oluk kan akıyordu. Hemen iki adım ötedeki Yıldırım kaşları havalanmış bir şekilde "Çocuğuma yeni babamı buldun?" Bu kara gevşek olamazdı! Kan midemi daha fazla bulandırınca lavaboya koştum. Klozete koşup kusmaya başladım. Öksürürken arkamdan "Umarım çocuğum iyidir,aksi halde kafanı klozete sokmaktan çekinmem" sözleri daha fazla kusmama neden olmuştu. Nihayet bitince doğruldum. Derin nefesler almaya çalıştım. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra odaya geçtim. Yatakta uzanıyordu. Yerdeki cesete bakmamaya çalışıyordum. "Götür şunu odamdan" tekrar kusmak istemiyordum. "Neyi?" Bilerek yapıyordu! "Ceseti!" Gülerek ayağa kalktı. Dibime kadar gelince bütün görüş alanımı kapatmıştı. Uzunluğundan dolayı başımı kaldırmam gerekmişti. "Çocuğumu benden kaçırmaya çalıştın" sesi sakin çıkıyordu.

"O benim çocuğum!" Sinir bozucu gülümsemesiyle "Tek başına yapmadığını hatırlatmama gerek varmı?" Bu adam tam pir pislikti! "Ne olursa olsun,bebeğime babalık yapmana izin vermeyeceğim!" Bu cesaret nerden geliyordu bende bilmiyordum. Eğilince nefesimi tuttum. "O şeyin yarısı benim tatlım. Doğana kadar sende öyle" nefesi yüzüme çarpıyordu. Diliyle dudağımı yalayınca merkezimde bir kıvılcım hissettim. İstemeden ağzım açılmıştı. Dilini ağzıma sokunca kısık sesle inledim. Bedenim titriyordu. Acımasızca dudaklarımı talan ediyordu. Cinsel çekim bana hiç yardımcı olmuyordu.
Karşılık verme
Karşılık verme

Zorlukla kendimi geri çektim. "Götür şunu" cesedi gösterdim. Dudaklarını yaladı. "Özlemişim" bu bu kadar seksi olmamalıydı! Sinirle nefesimi Verdim. Beni deli etmenin hazzıyla cesedi odadan çıkardı. Kanlar hala yerindeydi ve ben oraya bakamıyordum bile. Kim temizleyecekti orayı? Görevli çağıramazdım,bu kadar kanı nereden çıkardığımı anlatamazdım. Yıldırıma söylesem yaparmıydı? Tam bunu düşünürken odaya döndü. Elindeki paspası görünce afalladım. "Senmi temizleyeceksin?" Bana bakmadan "Bir kez daha kusup çocuğumuda içinden çıkarmana izin veremem" elbette beni düşünmemişti. Kanı temizleyince paspası lavaboya indirip geldi. "Cesedi ne yaptın?" Soruma cevap vermedi. "Bence sen o adamı merak edeceğine kendi sonunu merak et"

Korktuğumu belli etmemeye çalışıyordum. "Merak etmiyorum çünkü biliyorum. Çocuk doğunca kafama sıkıp tıpkı o adamınki gibi paspasla kanımı temizleyeceksin. Sonrada çocuğumu kendin gibi bir canavara dönüştüreceksin." İhtimali bile berbattı ama nede olsa hikayenin sonu belliydi. "Doğru,benden sana tam puan tatlım. Ama bir yerde yanılıyorsun..senin kafana sıkmayacağım,kendime has fantazilerimle geberteceğim. Kolay bir ölüm yok sana" boğazıma dikenli teller batıyordu sanki. "Neden istiyorsun onu?" Sorumun saçma olduğunu biliyordum ama Yıldırım gibi bir adamın baba olmak istemesi inandırıcı değildi. "Sen ne için istiyorsan bende aynı sebepten istiyorum" alayla güldüm. "Hadi ya? Ne yapacaksın,kız olursa eğer barbieleriyle evcilikmi oynayacaksın? Yada erkek olursa oyuncak arabalarıyla yarışmı yapacaksın? Belkide hafta sonu yürüyüşe çıkarırsın! Bu kadar sevecenlik yeter bence."

Gözlerini kısarak beni dinliyordu. Devam ettim umursamadan "Az önce çocuğunun annesinin odasından bir ceset çıkardın! Hiçmi anlamıyorsun? Sen bir katilsin! Ben çocuğumun katil bir babayla büyümesine göz yumamam..gerekirse tam şuan kendimide çocuğumuda öldürürüm. Ama senin insafına bırakmam" Belkide aptallık ediyordum ama umurumda bile değildi. Başını hafifçe yana yatırdı. "Dene"
Ne?

"Madem bu denli kararlısın..yap hadi. Öldür kendinide çocuğunuda" Ciddimiydi? "Oyunmu oynuyorsun benimle?" Sorum komik gelmiş olacakki güldü. Sonra belindeki silahı çıkarıp bana uzattı. "Hadi kurtar kendinide çocuğunuda" silah nefesimi kesiyordu. "Yap çünkü benim vazgeçmeye niyetim yok. Gitmeyeceğim ve emin ol bu senin son şansın. Ya hemen şimdi silahı alır kurtarırsın kendini ve bebeğini ya da korkup yapmazsın. Ama şunu bil,eğer yapamazsan...son nefesime kadar bırakmam ikinizide" Yutkunamadım. "Gitmeyeceksin öylemi?" Başını salladı "Gitmeyeceğim" silaha uzandı elim. Soğuk metal ürpermeme neden oldu. Elime aldım. "Pekâla!" Silahı bir saniye bile beklemeden ona doğrulttum. "Kurtulmak için kendimi ve bebeğimi öldürmeye gerek yok. Seni gebertirsem eğer olayı kökünden çözmüş olurum!"

Şaşırmadı ya da korkmadı. Düz bir ifadeyle silaha bakıyordu. "Sık" ölmeyi çok istiyordu. O halde bende bu isteğini yerine getirmeliydim.
Bebeğim için
"Sık!"
Tetiğe bastığımda gözlerimi sımsıkı kapattım. Yüksek bir ses bekledim ama gelmedi. Korka korka gözümü açtım. Karşımda tek parça halinde bana göz kırpan Yıldırım bir kabus olmalıydı. Ama gerçekti. "Sen?" Silahı elimden aldı hemen. "İçi boştu" tabii ya! Silahı beline taktı. "Bu saatten sonra benden kurtulmayı unut tatlım. Günün her saniyesinde yanında olacağım" Hayat hiç adil değildi,hemde hiç. "Şimdi arkadaşını arayıp uzaklaştırma kararını iptal etmesini söyleyeceksin" tane tane konuşurken ilgisiz gözlerle karnıma bakıyordu. Bu adamda çok fena bir terslik vardı. "Bunu neden yapayım?" Göz teması kurmadan "Çok sevdiğin arkadaşını gözünün önünde öldürmemem için" Beni Gizemle tehdit ediyordu! "Bunu yapamazsın!"

Telefonunu çıkardı "Elbette yaparım,bunu biliyorsun"
Biliyorum.
Telefonun ekranını bana çevirince Gizemin balkonda kahve içtiğini gördüm. Onu izletiyordu adi herif! "Tamam!" Kendi telefonumu çıkardım hemen. Gizemin numarasını tuşladım. "Hoparlöre al"göz devirdim ona. Gizem açtı "Alo,bir sorunmu var canım?"
Var.

"Yok. Ben sadece şey için aradım" devamını nasıl getirecektimki? "Ne için?" Derin bir nefes aldım. "Uzaklaştırma kararını..iptal edebilirmiyiz?" Yıldırım dik dik bana bakarken konuşmak hiç kolay değildi. "Ne? Efsun tehlikedeysen eğer söyle hemen!" Aceleyle "Hayır,hayır! Sakin ol tehlikede değilim. Ben sadece..biraz düşündüm. Hayatım boyunca Yıldırımdan kaçamam. Kaçsam,bebeğimi doğursam bile ondan gerçeği gizleyemem. Belki birlikte büyütebiliriz onu. Yıldırım iyi bir baba olur belki" Yıldırımın dudağı yukarıya doğru kıvrıldı. Dilimi sökmek istiyordum! "Efsun sen ne dediğinin farkındamısın? Bahsettiğimiz kişi bir seri katil! Onun iyi bir baba olacağına nasıl ikna olursun?" Biliyorum Gizem. Biliyorum. "Gizem ne olur diretme. Uzaklaştırmayı iptal et birşey yap işte. Halledince haber ver" telefonu kapattım birşey söylemesine izin vermeden.

Yıldırım keyifle "Güzel. Şimdi toparlanıyorsun ve Türkiyeye dönüyoruz" itiraz edecek halim bile yoktu. Zar zor yerleşmiştim! Valizi aldım ve gardroba ilerledim. Kıyafetleri katlamaya bile tenezzül etmeden valize tıkıştırdım. Bitene kadar aptal aptal beni izlemişti pislik. Valizi ona doğru ittim. Kaşları havalandı. "Hamileyim ya hani! Nasıl taşıyayım?" Bakışları karnıma indi. "Gelirken nasıl taşıdıysan şimdide öyle yap" şaşırmaktan yorulmuştum bu adama. "Gelirken çalışanlar yardım etti!" İlgisizce omuz silkti. "Çalışanları çağır o zaman" Bu adamdan hiçbir halt olmazdı! Türkiyeye gidene kadar ne yapacaktım ben bununla?

_____________________________________

Adamın özel uçağı vardı! Rahat koltukta otururken göz ucuyla ona baktım. Hemen karşımda oturmuş,elindeki telefonla uğraşıyordu. Acaba ne yapıyordu? "Sıkıldım" omuz silkti kafasını kaldırmadan "Umurumda değil" kaşlarımı çattım. "Ne yapıyorsun sen o telefonla?" Alttan bir bakış attı. "Flörtümle konuşuyorum" şaşırmamıştım cevaba "Yaa ne konuşuyorsunuz?" Sohbet ayağına ağzını arıyordum. "Gerçekten bilmek istermisin?" Bir kez daha düşündüm "Hayır" gülerek tekrar telefona gömüldü. Bende kendi telefonumu çıkardım. "O zaman bende flörtleşecek birilerini bulayım" ekrana rastege basıyordum resmen. "

Yine göz teması kurma gereği duymadan "Yalanını bu kadar belli etmemelisin. Hiçkimseyle konuşmadığının farkındayım" Bozularak aramaya girdim ve uzun bir süredir konuşmadığım eski sevgilim Tunayı aradım. Telefon anında açılınca hoparlöre aldm. "Efsun?" Sesu şaşgın çıkıyordu. "Naber Tuna?" Cilveli sesime karşıt Yıldırım kafasını kaldırdı. "İyi..senden naber?" Saçımın bir tutamını parmağıma doladım. "Hiç iyi değilim Tuna" anında cevap geldi "Neden,bir sorunmu var?" Bir süre sessiz kaldım. "Özledim" Yıldırımın kaşları havalandı. Tuna "Özledin ha? İnandırıcı gelmedi Efsun. Kaçırıldığın zamandan beri hiç aramadın. Seninle-" konu dağılsın diye sözünü kestim.

"Görüşelimmi?" Sessizlik oldu bir süre "Görüşüp ne yapacağız?"saçımla oynarken güldüm. "Ne istersen onu...baş başa bir yemek yiyelim. Sonrada canın ne isterse onu yaparız. Ne isterse.." Tunadan cevap gelmedi. "Tuna,istemezsen eğer-"
"Olur!" Zaferle gülümsedim. Yıldırım kendi telefonunu kapatarak tamamen konuşmamızı dinlemeye başladı. "Bende seni çok özledim Efsun..seni,kokunu,tenini,dudaklarını" iç çekme sesi geldi. "Beni fena kızdırdın,seni fena cezalandıracağım!" Konuşma tam istediğim şekilde ilerliyordu. Yıldırım mimiksizdi. "Nasıl bir ceza?" Aman tanrım sesim manyak bir cilve taşıyordu! "İkimizinde bayılacağı bir ceza...beni her sensiz bıraktığın gün için totona bir şaplak,ama farklı aletlerle..kemer gibi" Bu biraz..fazla olmuştu. Yıldırımın gözleri anında telefondan bana tırmandı.

Yıldırımın sesi ulaştı sonra "Ona ne zaman benden hamile olduğunu söyleyeceksin? Hey dostum,sana mükemmel bir haberim var! Efsun hamile yani demek istediğim bundan bir kaç zaman önce onunla seviştik ve şuan rahminde bana ait bir canlı taşıyor." Ağzım açık bir şekilde ona bakıyordum. Tunaysa hiçbir şey demeden Telefonu kapatmıştı. "Sen..sana gerçekten inanamıyorum!" Hazla sırıttı. "Ne,ona canlı dediğim içinmi bozuldun?" Sabır çekerek önüme döndüm. Bu yolculuk hemen bitse iyi olurdu.

_____________________________________

Valizi zorlukla odaya sürükledim. Salona geçip kendimi koltuğa fırlattım. Yıldırımsa öylece ortada dikiliyordu. Gerçekten bıkmıştım ondan. "İki yetişkin gibi konuşacakmıyız artık?" Sesimi yumuşatmaya çalışıyordum. Alayla "Yetişkin gibi ha? Deneyelim bakalım" oda karşımdaki koltuğa yavaşça oturdu. Sakin ol Efsun,öfkene hakim ol. "Bebek için ne düşündüğünü merak ediyorum" ilk önce onun düşüncesini bilmeliydim. Rahat tavrıyla "Onu istiyorum,bunuda yeterince belli ettiğimi düşünüyorum. Doğuracaksın,doğurduktan sonrada bebeği alacağım ve gideceğim. Sense burada kalıp hayatına devam edeceksin. Hiçbir şey yaşanmamış gibi,çocuğun hiç olmamış gibi devam edeceksin.Düzenli bir şekilde para göndereceğim sana. Bebeğin bakımı içinde dadı tutacağım merak etme. Bir dahada karşına çıkmayacağım"

Duyduklarım kulaklarımda isyan çıkartıyordu. "Mükemmel fikrin bumu, Sen ne dediğinin farkındamısın? Ben onun annesiyim,öylece alıp gidemezsin!" Sinirlerime hakim olamıyordum. "Unut o saçma hayalleri ölsemde sana vermem ben çocuğumu!" Kararlıydım. Yıldırımda nihayet ciddileşmişti. "Onun için en iyisi bu" Çıldırmak üzereydim. "En iyisi bu öylemi? Katil bir babayla annesinden uzakta büyümesimi iyi cidden!" Kaşları çatıldı. "Şu katil baba zırvalıklarını geç artık. Bebeği alacağım ve iyi şartlarda büyümesini sağlayacağım" Yanılıyordu. "Bebeğimi benden çalamazsın,o benim! Bende iyi şartlarda büyütebilirim" sinirle güldü. "İşsiz olduğunu biliyorum. Gizem komiserin maaşı ona bile yetmiyor! Tek gelirin ailenden kalan bir kiralık daire ve bir kaç toprak parçası. Dairenin kiracıları kaç aydır parayı ödemiyor ama sen paranı almaktan bile acizsin! Ne yapacaksın? Topraklarınımı satacaksın,sat. Ama ya sonra? Elinde doğru düzgün bir işin bile yokken onu nasıl iyi şartlarda büyütmeyi düşünüyorsun?"

Bu konuda belki haklıydı. Maddi durumum fazla iyi değildi,ama bu bebeğim için bir engel değildi. "Çalışırım,illahi bulurum bir iş!" Savunmama inanamıyor gibiydi. "Pazarda elmamı satacaksın? Görünürde en fazla esnaflık yapabilirsin-ki onuda yapıp yapamayacağın belli değil. Bir ilkokul mezununa şu devirde kim iş verir sanıyorsun!" Beni çaresiz bırakmaya çalışıyordu. "Ben-" sözümü yüksek sesle kesti "Sen kendine bile bakamıyorsun! Daha önce hiç çocuk deneyimin olduğunu zannetmiyorum. Bu fakirlikle dadı falanda tutamazsın. Sen kendine bile bakamıyorken,el kadar bebeğe nasıl bakacaksın?" Karnımda bir hareketlilik hissettim. Tekmeliyordu beni..babası gibi oda bana saldırıyordu.

Ağzımı bile zor açmıştım. "Ama sen katilsin,katil bir babası olacağına fakir bir annesi olsun daha iyi!" Yıldırım hırıltılı sesiyle "Katil deyip durma! Kendi çocuğuma zarar verecek değilim" Yarım ağız güldüm. "Hadi ya? Ne kadar merhametlisin,çok teşekkür ederiz ya!" Sert bir bakış attı. "Ne olsun istiyorsun sen?" Yutkundum. "Ben..sadece bebeğimin yanında olmak istiyorum. Ölene dek onunla olmak istiyorum. Tamam belki maddi durumum yetmez,ama bana bunu yapamazsın. O benimde çocuğum,bu şekilde cezalandıramazsın beni!" Boş bakışlarla karnıma baktı. "O senin hiçbirşeyin değil,konu kapandı! Haftada bir kere görmeye geleceğim seni-daha doğrusu çocuğu- tekrar kaçmaya kalkışma" cevap vermedim. Oda cevap vermemi beklemeden gitti zaten.

Gözyaşları içinde bağdaş kurdum. Onu bırakmak istemiyordum,bebeğimi bırakmak istemiyordum...

4 Ay Sonra

Doktor karnımdaki cihazı hareket ettirdikçe heyecandan kalbim çıkacakmış gibi oluyordu. Cinsiyetini öğrenmek için gelmiştim buraya,en son 4 ay önce gelmiştim.Ekrandaki görüntüyü soluksuz bir şekilde izliyordum ama sorun şuki hiçbir halt anlamıyordum. Doktor hanım "Bakın burada ne varmış!" Deyince korkuyla ona döndüm. "Ne,ne var doktor hanım?" Kadın gülümsedi. "Söylesemmi emin olamadım. Eşinizde katılacakmı aramıza?" Ben evli değildimki. Her neyse "Katılmayacak,ne gördüyseniz söyleyin lütfen"

Israrımla derin bir nefes verdi. "Hazırmısınız?" Endişe ve heyecan beni çıldırtıyordu. "Hazırım" Kadın mutlulukla "Öncelikle minikleriniz gayet sağlıklı"
Miniklerim?
MinikLERİM?
Çoğul eki?
"Miniklerim derken doktor hanım?" Kadın güldü "İkizler" Efendim? İkizmi,işte bunu kesinlikle beklemiyordum. "Eminmisiniz,iyi baktınızmı?" Aptal aptal soeularıma doktor "Baktım baktım. İkizlere hamilesiniz. Cinsiyetlerini öğrenmek istermisiniz?" Kalbim deli gibi çarpıyordu. "Ben..bilmiyorum" kadın samimiyetle "Hazır değilseniz eğer söylemeyeyim" deyince aceleyle "Hazırım! Sadece şaşgınım"

Kadın anlayışla başını salladı. "Peki,söylüyorum o zaman. Miniklerimizin birisi..erkek diğeriyse kız. Ne kadar şanslısınız mükemmel bir kombinasyon" Hem erkek hem kız...ne hissediyordum onu bile bilmiyordum. "Teşekkürler" Fark etmeden o kadar değişik gülüyordumki karşıdaki aynayı görünce sakinleşmeye çalıştım. Kadın bir peçete verdi. Karnımdaki kremimsi şeyi sildim ve doğruldum. Karnımdaki şişlikle bakıştım. "Bebek..lerim" alışmaya çalışıyordum. Ayağa kalktım ve odadan çıktım. Hastane koridorunda ilerlerken şapşal gibi sırıtıyordum. Taksiye binip eve vardığımda içimde hala garip bir heyecan vardı.

Anahtarı çıkartmaya çalışırken elim titriyordu. Zar zor çıkarmıştımki kapı açılınca afalladım. Yıldırımın evimde ne işi vardı? Daha iki gün önce gelmişti görmeye. "Sen nasıl girdin içeri?" Omuz silkti "Zor olmadı. Girmeyecekmisin içeriye?" Göz devirerek eve girdim. Arkamdan kapıyı kapatırken "Nereye gittin sen?" Sorusuna sinirlendim. "Cevabını bildiğin soruları sorma" beni izletiyordu ve haberim vardı. "Hastaneye gitmişsin..bir sorunmu var?" İlgisiz olmaya çalışıyordu ama beceremiyordu. "Yok. Cinsiyetlerini öğrenmeye gittim" öylesine söylediğim şeylerle dilimi ısırdım. Oysaki ona söylemeyecektim!

Kaşları havalandı. "Cinsiyetlerini?" Bıkkınca omuzlarımı düşürdüm,yalan söylemeye takatim yoktu. "İkizmiş" ben bile söylediğimi henüz sindirememiştim. Yıldırım ilk defa bu kadar şaşkın görünüyordu,oda beklemiyordu bunu. Bakışları karnıma kaydı "Orada iki tanemi var?" Anlamıyordu! "Evet,Allahın cezası!" Bu aralar ağzım fena bozuluyordu,hormonlardandır. Yıldırım şaşkınlığı üzerinden atması uzun sürdü. "Cinsiyetleri peki?" Hiç cevap vermek istemesemde sırf hemen gitsin diye "Biri erkek biri kız" yutkundu. Neden bu kadar garip bakıyordu? "Şöyle bakıp durmasana!" Rahatsızca kıpırdandım. "Nasıl bakıyorum?" Sinirle cevapladım "Hortlak görmüş gibi!" Nihayet bakışları normale dönmüştü. "Efsun..yalan söylemiyorsun değilmi?" Neden bu kadar şaşırıyorduki? İsmimi söylemeside bir garip hissettirmişti.

"Yalan söylemiyorum! Hadi artık daha fazla bekleme sende" İttirerek kapıya kadar götürdüm. "Tamam kendim giderim" kolunu kurtarıp evden çıktı. Kapıyı kapatıp kilitledim. Hep birşeyi sayıklıyordum. "Bebek..lerim" alışmak zor olacaktı.

...

(Sonraki bölümde büyük bir zaman atlaması olacak.)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

156okunma 13beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…