1. bölüm · 🍷Balo🍷
~BALO~
Üzerimdeki elbise o kadar güzeldiki kendimi içinde mükemmel hissediyordum. Kırmızı uzun elbise derin yırtmacıyla iddialıydı. Belimi ince gösteriyordu. Çatalım görünecek kadar genişti. Bronz tenim dikkat çekiyordu. Kumral saçlarımı topuz yapmıştım. Dağınık gibi duruyordu ancak daha zarif duruyordu. Önden birer tutam çıkartmıştım. Kahve tonlarındaki göz makyajım ela gözlerime yakışmıştı. Eyelinerle birlikte badem gözlerim çok daha fazla dikkat çekiyordu. Ve tabiki kırmızı ruj. Siyah stiletto topuklu ayakkabılarımı giydim. Küçük siyah çantamıda alıp evden çıktım. Kapının önünde bebi bekleyen Mercedese bindim. Sevgilim Tunanın dudaklarına minik bir öpücük kondurup doğruldum.
"Çok güzel olmuşsun bebeğim"
"Teşekkür ederim. Sende her zamanki gibi çok yakışıklısın" Oda gülümseyerek teşekkür ettikten sonra mekana doğru sürdü
~2 Saat sonra~
Herkes sakinlik içerisinde içkisini içip sohbet ediyordu. Son derece şık ve zarif giyinen insanlar göz kamaştırıyordu. Klasik müzikle dahada dingin bir ortam oluşuyordu. Sevgilimin yanına gittim.
"Tuna lavaboya gitmem gerekiyor. 5 dakikaya gelirim"
Tunaya haber verip lavaboya doğru yürüdüm. Kapıyı açıp lavaboya girdim. Gördüğüm şeyle yerimde çivi gibi çakılmıştım. Nefesim sıkışıyordu. Kalbim teklerken elimi ağzıma götürdüm. Yerde yatan kadının kafası bedeninden ayrılmış bir şekildeydi. Kanlar oluk oluk akıyordu. Dilimi yutmuş gibiydim. Bir kaç dakikadan uzun süre boyunca orada dikildim. Hareket kabiliyetimi kaybetmuş gibiydim. Gözüm kapıya döndü.
Arkamı dönüp kaçacaktımki ensemde hissettiğim yabancı bir el biynumu kavrayıp kendine çevirdi. Hızla duvara yapıştırmıştı. Karşımda duran iri,üzerinde garip pelerin gibi birşey olan adamın yüzüne bile bakmaya cesaretim yoktu. Ağzımı kapatmış olması bağırmamı engelliyordu. Şu halde konuşabileceğimi bile sanmıyordum.Güçlükle ona baktım. Gözlerim ikide bir yerdeki kadına gitsede karşımdaki adamda bakışlarıyla beni yiyiyordu.
Açık kumral bir adamdı. Saçlarının bur kaç tutamı dışarıdaydı. Ela gözleri benim üzerimdeydi. Hafif kemerli burnu ve biçimli dudaklarıyla "Şşşşt" duye bir ses çıkarınca nefesimin kesildiğini hissettim. Soğuk Siyah deri eldivenler takmıştı. İşaret parmağını sessiz ol anlamında dudaklarına yaklaştırdı. Korkuyla başımı salladım. Diğer elini yavaşça ağzımdan çektiğinde hırıltılı nefesler alıyordum. Adam beni süzmeye başladı. Beklemediğim bir anda ıslık çaldı. Islığıyla daha çok titremeye başladım.
Midem kasılmıştı. Titreyen sesimle zoraki konuştum "Yalvarırım bırak beni" Fısıltılı,genizden çıkan bir sesle "Neden? Böyle güzel bir kadınla lavaboda başbaşa kalmak... bence gitmek yerine daha farklı alternatifler düşünebiliriz" Kendimi kusacak gibi hissediyordum. Elini saçımın bir tutamına doladı. Okşamaya başlayınca irkildim. Kuş gibi titremekten başka hiçbirşey yapamıyordum.
"Nolur...yalvarırım beni bırak" Yüzümde ıslaklık ve yanma hissi oluştu.
Cıkcıklayınca sol gözümden bir yaş akın etti.Çenemi tuttu. Baş parmağı boynuma doğru kaydı. Sonra dahada aşağıya. Göğüs çatalımın en dibine kadar inince daha fazla titremeye başladım. Eldivenin soğukluğu içimi ürpertiyordu.
"Görmemen gereken şeyler gördün tatlım. Böyle bir güzelliğede hiç kıyasım gelmiyor...Hay Allah, Ne yapsakki?"
"Bak nolursun bırak beni kimseye söylemem gördüklerimi." Göz yaşlarım çok fazla akıyordu. "Ne istersen yaparım bak yalvarırım bırak beni" yalvarıp duruyordum. Acınası bakışları rahatsız ediciydi.
"Madem o kadar isteklisin gitmeye senin için birşeyler yapacağım.İki şartım var.Bu fırsatların değerini bil şu zamana kadar hiçkimseye şart koşmadım" Korkuyla başımı olumlu anlamda salladım. Ölmek istemiyordum. Ne şartı koşuyorsa yerine getirecektim. Parmağı hala çatalımdayken konuştu
"Bir, Burada gördüklerini kimseye söylemeyeceğine dair söz vereceksin. Bu anları unutacaksın" Anında başımı salladım "Tamam söz. İkincisi ne?" Dudağının kenarı kıvrıldı. Gözleri koyulaştı.
"O güzel dudakların iki dakikalığına benim olacak."
Yutkundum. Şu an şu durumda aklıma gelen son şey öpüşmekti. Hemde bir katille. Böyle birşey isteyeceğini beklemiyordum. "B-ben" dedim kekeliyerek.
"Karar vermek için üç saniyen var. Biiirr...iki..."
Endişe bütün bedenimi sararken dayanamadım. "Tamam!"
Sadistçe gülümsemesi tekrar yerini alırken ne yapacağımı bilmiyordum. Eli yanağımı kapladı. Bana yaklaştı. Dudaklarını benim dudaklarıma bastırınca gözlerimi sımsıkı kapatıp bitmesini bekledim. Teması bedenimin uyuşmasına sebep oldu.Başlarda yumuşak davransada zaman geçtikçe dahada hızlı ve sert öpmeye başladı. O kadar hızlıydıki nefes alırken zorlanıyordum. İki dakika boyunca acınası bir şekilde beklemiştim. Hissettiğim acıya rağmen sürtük gibi sustum. Hayatım için iki dakikamı feda edebilirdim.
Sonunda yavaşça geri çekilince anında elimin tersiyle dudaklarımı sertçe sildim. Kendimi kirlenmiş hissediyordum. Hızla arkamı dönüp kapıyı açmıştımki son birşey söyledi.
"Eğer polise gidersen...seni bulurum tatlım. Ve emin ol bu sefer küçük bir öpücükle kurtulamazsın"
Yüzümü buruşturarak ona baktım. Koşarak kendimi dışarıya attım. Makandan çıktım.Ben az önce ne yaşamıştım? O cesedin hali aklıma gelince öğürdüm. Bir ağacın dibine kustuğumda tek sebep ceset değildi. O pisliğin öpüşüde etkiliydi. Düşündükçe dahada midem bulanıyordu. Burada daha fazla duramazdım. Gördüğüm ilk taksiye bindim. Eve gitmek yerine arkadaşım Gizeme gidecektim. Tek başıma evde durabileceğimi sanmıyordum.
Apartmanın önünde durdu taksi. Ücreti ödeyip binaya girdim. 3. Kata çıkıp zili çaldım. Gizem kapıyı açar açmaz ona sarıldım. Ne olduğunu anlamamıştı. Oda karşılık verdi. Şaşkınlık içerisinde ayrıldı. "Sen iyimisin Efsun? Yüzün kireç gibi olmuş. Birde..."
Dikkatli bir şekilde yüzümü inceliyordu. "Tuna seni ne zamandır vahşice yiyiyor?"
O an yine şerit gibi gözlerimin önünden geçince kaşlarım çatılmıştı. Dudağımdaku his hala geçmemişti. "Ben...Tuna yapmadı" Gizemin gözleri büyüdü
"Onu aldattınmı?!" Şaşkınca ona bakıyordum. İdrak edince hemen itiraz ettim. "Ne? Hayır. Yani şey ben aldatmadım herşey benim isteğim ve kontrolüm dışında oldu" Hiç birşey anlamamıştı tabi. "Efsun sus! Konuştukça batıyorsun. İçeri gir ve Baştan anlat şunu!" Beni tuttuğu gibi içerdi aldı. Biraz olsun güvende hissediyordum. "Anlat artık!"
"Pekala. Baloda makyajımı tazelemek için lavaboya gittim ama lavaboda yerde bir kadın cesedi gördüm. Sonra katille karşılaştım. Beni bırakması için iki şart koştu. Birincisi kimseye gördüklerimi söylemememdi. İkinciside... beni öpmek istediğini söyledi. Bu aldatmak olmuyor ayrıca ölebilirdim!"
Gizem nefes bile alamıyor gibiydi. Gözünü bile kırpmıyordu. Açıkçası öldüğünü düşündüm. Uzun bir süre duyduklarını sindirmesi icin bekledim. Nihayet dünyaya döndüğünde tek bir şey söyledi ve o an ölmek istedim
"Ve sen az önce bunları bir polise anlattın. Değil mi?"
*Siktir! Gizem komiserdi*
...
