5. bölüm · Aşk ve kanun arasında
5. Bölüm
Sabahın ilk ışıkları…
Adliyeye yürürken yağmurun sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyordu.
Ama bu sefer hissettiğim şey farklıydı.
Daha önce hiç olmadığı kadar kararlıydım.
Daha önce hiç olmadığı kadar huzurluydum.
Ama aynı zamanda bir gizlilik vardı içimde.
Beni her geçen an daha da tehlikeli hissettiriyordu.
Barlas’a ait bir şey… bir his…
Her an yanımdaydı.
Bundan kaçmak yoktu.
Bunu biliyordum.
Ama diğer tarafta…
Savcı Elizya Durul vardı.
Her şeyin kontrolü altında olan.
Her sorunun cevabını bilen.
Soğukkanlı… mantıklı…
Bağımsız.
Ama o…
O artık yoktu.
Çünkü ben onun dışında biri oluyordum.
Bunu kabullenmek… zorlayıcıydı.
Adliyeye vardım, ilk iş dosyalarımı topladım.
Birkaç not aldım.
Ama tek düşündüğüm şey…
Yine, Barlas’tı.
O kadar yoğundum ki, aklımdan çıkaramıyordum.
Az önce odama girdiğinde…
Gözleri hâlâ beynimde yankılanıyordu.
Ve sonra…
O kısa temas.
Dudaklarındaki sıcaklık.
Vücudumdaki kıvılcımlar.
Hepsi…
Gerçekti.
Hepsi… şuydu:
Benimleydi.
Ve ben… artık buna hayır diyemezdim.
Saatler geçti.
İlk dosyayı hallettim. Ama bir şeyler eksikti.
Barlas’la konuşmalıyım.
Ama her şey bu kadar kolay olamazdı.
Kapım çaldı.
Hafifçe içeri girdi.
Gözlerim hemen ona kaydı.
Beni fark ettiğinde gülümsedi.
“Yine kaybolmuşsun.” dedi,
“Beni mi düşünüyorsun?”
Gözlerimdeki ifadeyi yakaladı.
Daha doğrusu… ne hissettiğimi.
Ve bu bir anda her şeyi değiştirdi.
“Hayır.” dedim, biraz sert, ama yine de gülümsedim.
“İşimle ilgiliyim.”
“Tabii.” dedi, hafif alaycı bir gülümsemeyle.
“Ben de öyle düşünüyorum.”
Onun bu soğuk gülümsemesi…
İçimi titretmeye yetti.
Ne kadar uğraşırsam uğraşayım…
Barlas’la olan her şey, tek bir adım bile atsam…
Beni kaybettiriyordu.
Bir adım daha yaklaştı.
“Seninle bir şey konuşmamız lazım.”
Cümlesi netti.
Gözlerinde bir şeyler değişti.
Ne olduğunu anlamıştım.
Ve bu çok daha tehlikeli bir şeydi.
Barlas, bu kadar net bir şekilde…
Beni istediğini söylediğinde…
Artık kaçmak yoktu.
O kadar yakındık ki, soluk alışlarımız bile birbirine karışıyordu.
O kadar yakın… o kadar çok yakın.
“Ne konuşacağız?” dedim, nefesim titriyordu.
O an… bir şey kırıldı.
“Beni anlamadığını düşünüyorum, Elizya.” dedi,
“Ve sen her şeyin kontrolde olduğunu sanıyorsun ama…”
Bir adım daha yaklaştı.
“Kontrol bende.”
Bir saniye…
Sadece bir saniye.
Beni tam anlamıştı.
Ve ben…
Ona her şeyimi gösterdiğimi fark ettim.
Bir sonraki an…
Bütün duvarlarım yıkıldı.
Beni kendine çekti.
Dudakları dudağımdaydı.
Ve bu,
her şeyin başladığı an olmuştu.
Sadece seni istediği kadar,
veya senin istemediğin kadar.
Zihnim bulanıyordu.
Ama kalbim ne hissettiğimi biliyordu.
Beni şimdiye kadar hiç hissetmediğim kadar yakın buluyordu.
Dudaklarımın arasından çıkan tek kelime şuydu:
“Bunu…” dedim,
“bunu durduramıyorum.”
Barlas, gülümsedi.
Ama bu seferki gülümsemesi farklıydı.
“Durmamız gereken bir şey yok.” dedi.
“Bu sadece…”
O an gözleri, bende olan şeyi hissetmişti.
Hızla çekildi.
Beni… korumak istiyordu.
Ama bir şeyin farkındaydık:
Artık bir çift olmuştuk.
Bundan sonra her şey…
Daha karmaşık olacaktı.
