12. bölüm · Aşk ve kanun arasında

11. Bölüm

Büşra Demir

Barlas’ın söyledikleri…
Kafamın içinde yankılanıyordu.
“Seni hedef alacak.”
Bu cümle… sadece bir uyarı değildi.
Bir gerçekti.
Ve ben…
İlk defa gerçekten korkmuştum.
“Bu ne demek?” dedim.
Barlas bana baktı.
Gözlerinde alıştığım o sertlik vardı ama bu sefer farklıydı.
Bu…
Korkuydu.
Benim için.
“Bu demek oluyor ki…” dedi yavaşça,
“artık yalnız değilsin.”
“Zaten değildim.” dedim.
“Hayır.” dedi.
“Artık tehlikedesin.”
Sessizlik.
Ama bu sessizlik uzun sürmedi.
Çünkü…
Telefonum çaldı.
İkimiz de aynı anda baktık.
Ekranda numara yoktu.
Barlas’ın yüzü gerildi.
“Açma.” dedi.
Ama açtım.
“Savcı Elizya Durul…”
Ses…
Boğuktu.
Değiştirilmiş gibiydi.
Kalbim hızlandı.
“Kimsin?” dedim.
Hafif bir gülüş.
“Soğukkanlı…” dedi.
“Onu anladım.”
Barlas bana doğru yaklaştı.
Telefonu kapatmam için işaret etti.
Ama…
Duramadım.
“Ne istiyorsun?”
Bir an sessizlik oldu.
Sonra…
“Onu bırak.”
Nefesim kesildi.
Barlas’ın gözleri sertleşti.
“Ne demek istiyorsun?”
“Barlas Demirhan…” dedi.
“Onunla olmayı bırak.”
Kalbim göğsüme çarptı.
“Yoksa?”
Ve…
O cümle geldi.
Soğuk.
Net.
Kesin.
“Yoksa seni ondan önce ben alırım.”
Telefon kapandı.
O an…
Zaman durdu.
“Kimdi o?” dedim fısıltıyla.
Ama cevabı biliyordum.
Barlas çenesini sıktı.
“Kerem.”
Nefesim hızlandı.
“Bu ciddi…” dedim.
“Ciddinin ötesinde.” dedi.
Bir adım yaklaştı.
Ellerimi tuttu.
“Artık seni yalnız bırakmayacağım.”
Kalbim…
O an biraz yavaşladı.
Ama korku gitmedi.
“Barlas…” dedim,
“her şeyi bilmek istiyorum.”
Bu sefer kaçmadım.
Ve o da…
Kaçamadı.
Bir süre sustu.
Sonra…
Yavaşça konuşmaya başladı.
“Yıllar önce…” dedi,
“Kerem’le aynı ekipteydik.”
Kaşlarım çatıldı.
“Polis miydi?”
“Evet.”
Gözleri uzaklara daldı.
“En iyilerden biriydi.”
“Ne oldu?”
Derin bir nefes aldı.
“Bir operasyon…”
Durdu.
Ellerini sıktı.
“Yanlış gitti.”
Kalbim sıkıştı.
“Nasıl?”
Gözleri bana döndü.
“Benim yüzümden.”
Sessizlik.
Ama bu sefer ağırdı.
“Ne yaptın?” dedim.
Sesi çok alçaktı.
“Karar verdim.”
“Ne kararı?”
“Onu kurtarmak yerine…” dedi,
“suçluyu yakalamayı seçtim.”
Nefesim kesildi.
“Ve?”
“Kerem…” dedi,
“o operasyonda her şeyini kaybetti.”
Gözlerim büyüdü.
“Ne demek bu?”
“Eşi…” dedi.
Durdu.
“…öldü.”
Kalbim parçalandı.
“Barlas…”
“Beni suçladı.” dedi.
“Ve haklıydı.”
“Sonra?”
“Kayboldu.”
Gözleri karardı.
“Ve şimdi geri döndü.”
O an…
Her şey yerine oturdu.
Bu sadece bir düşman değildi.
Bu…
intikamdı.
“Beni neden hedef alıyor?” dedim.
Barlas bana baktı.
Bu sefer gözlerinde sadece bir şey vardı:
Sahiplenme.
“Çünkü seni seviyorum.”
Kalbim durdu.
İlk defa…
Bu kadar net.
Bu kadar gerçek.
Ama o an—
Kapı sertçe açıldı.
Bir görevli içeri girdi.
“Savcım!”
İkimiz de döndük.
“Ne oldu?”
Adam nefes nefeseydi.
“Alt katta bir olay var!”
Aşağı indik.
Kalabalık toplanmıştı.
Polisler…
Şeritler…
Ve yerde—
Bir kutu.
Şüpheli.
Barlas hemen öne geçti.
“Kimse yaklaşmasın!” dedi.
Ben de yanına gittim.
“Bu ne?”
Cevap vermedi.
Yavaşça kutuya yaklaştı.
Dikkatlice açtı.
İçinde…
Bir telefon vardı.
Ve bir not.
Barlas notu aldı.
Okudu.
Yüzü anında karardı.
“Ne yazıyor?” dedim.
Bana baktı.
Sonra…
Notu bana uzattı.
“Sıradaki adımda geç kalma.”
Altında tek bir şey vardı:
Bir fotoğraf.
Ve o fotoğrafta…
Ben vardım.
Nefesim kesildi.
Barlas bana döndü.
Gözleri artık tamamen değişmişti.
Soğuk.
Keskin.
Tehlikeli.
“Artık oyun başladı.” dedi.