18. bölüm · Aşk ve kanun arasında

17. Bölüm

Büşra Demir

Bazı anlar vardır…
Hayatının geri kalanını ikiye böler.
Öncesi… ve sonrası.
O gün…
Hiçbir şeyin bu kadar değişeceğini bilmiyordum.
Barlas sabah bana sadece tek bir mesaj atmıştı:
“Akşam hazır ol.”
Bu kadar.
Ne bir açıklama…
Ne bir ipucu.
Ama içimde bir şey vardı.
Garip bir heyecan.
Akşam olduğunda…
Kapım çaldı.
Açtım.
Ve…
Bir an nefes almayı unuttum.
Barlas.
Ama bu sefer…
Bildiğim gibi değildi.
Üzerinde siyah takım elbise vardı.
Saçları düzenliydi.
Ama en çok…
Gözleri farklıydı.
Daha derin.
Daha ciddi.
Ve…
biraz da gergin.
“Hazır mısın?” dedi.
Gülümsedim.
“Sen hiç böyle gergin olmazdın.”
Hafifçe başını salladı.
“Bugün biraz farklı.”
Kalbim hızlandı.
Elini uzattı.
“Benimle gelir misin?”
Elini tuttum.
“Zaten hep geliyorum.”
Arabaya bindik.
Ama nereye gittiğimizi söylemedi.
“Barlas…” dedim,
“beni yine kaçırmıyorsun değil mi?”
Gülümsedi.
“Bu sefer kendi isteğinle geliyorsun.”
Arabadan indiğimizde…
Gördüğüm şey…
Nefesimi kesti.
Deniz kenarı.
Ama sıradan değildi.
Her yer ışıklarla süslenmişti.
Küçük lambalar…
Mumlar…
Ve ortada…
Bir alan.
Kalbim hızlandı.
“Barlas…” dedim fısıltıyla.
Elimi sıkıca tuttu.
“Gel.”
Yavaşça yürüdük.
Ve o an…
İleride insanları fark ettim.
Gözlerim büyüdü.
“Ailem…”
Ve onun ailesi.
Kalbim…
Artık kontrol edilemiyordu.
“Sen… ciddisin.”
Bana baktı.
“Hayatımda ilk defa bu kadar.”
Ortaya geldik.
Herkes susmuştu.
Sadece rüzgarın sesi…
ve kalbimin atışı vardı.
Barlas önümde durdu.
Bir saniye…
Sadece bana baktı.
Sonra…
Diz çöktü.
Nefesim kesildi.
Ellerim ağzıma gitti.
Cebinden küçük bir kutu çıkardı.
Açtı.
İçinde bir yüzük.
Ama ben…
Yüzüğe bile bakamıyordum.
Çünkü gözlerim dolmuştu.
“Elizya…” dedi.
Sesi…
İlk defa bu kadar yumuşaktı.
“Hayatım boyunca güçlü olmaya çalıştım.” dedi.
“Hata yaptım… insanları kaybettim…”
Gözleri bir an uzaklara gitti.
Sonra tekrar bana döndü.
“Ama seni tanıdığım gün…”
Durdu.
“İlk defa bir şeyi kaybetmekten korkmadım.”
Bir damla yaş aktı.
“Çünkü…” dedi,
“seninle kaybetmek değil…”
Gülümsedi hafifçe.
“kazanmak istiyorum.”
Kalbim…
Artık dayanamayacak gibiydi.
“Elizya Durul…”
Adımı öyle söyledi ki…
“Benimle evlenir misin?”
Zaman durdu.
Gerçekten durdu.
Gözlerimden yaşlar süzüldü.
Ama bu sefer…
mutluluktan.
Bir adım attım.
“Barlas…” dedim, sesim titriyordu,
“ben zaten sana aittim.”
Gülümsedim.
“Evet.”
Bir anda herkes alkışladı.
Barlas ayağa kalktı.
Yüzüğü parmağıma taktı.
Ve beni kendine çekti.
Dudakları dudaklarıma değdi.
Bu öpüşme…
Bir söz gibiydi.
Bir başlangıç.
Bir ömür.