21. bölüm · Aşk ve kanun arasında

20. Bölüm

Büşra Demir

Bazı hikâyeler…
Bitmeden huzur vermez.
Kerem bizim hikâyemizdeki son gölgeydi.
Ve ben artık…
Güneş istiyordum.
Sabah erkenden döndük.
Yol boyunca Barlas sessizdi.
Direksiyonu sıkı tutuyordu.
Ben ise onu izliyordum.
“Bugün bitecek.” dedi aniden.
“Ne?”
“Her şey.”
Sesi sakindi.
Ama içindeki kararlılığı hissedebiliyordum.
“Barlas…”
“Elizya.” dedi gözünü yoldan ayırmadan.
“Bu adamın adını bir daha duymak istemiyorum.”
Kalbim hızlandı.
“Ne yapacaksın?”
Bu kez bana baktı.
“Yasal olanı.”
Kaşımı kaldırdım.
“İlk kez bu kadar şüpheliyim.”
Gülümsedi.
“Sen bana kötü örnek oluyorsun savcı hanım.”
Öğlene doğru emniyete gittik.
Barlas beni odasında bıraktı.
“Burada kal.”
“Emir mi veriyorsun?”
“Rica ediyorum.”
“Daha kötü.”
Gözlerini devirdi.
Ama kapıdan çıkmadan önce geri döndü.
“Bu akşam güzel ol.”
Şaşırdım.
“Niye?”
Kapının eşiğinde durdu.
“Çünkü bugün seni sadece korkudan değil…”
Durdu.
Hafifçe gülümsedi.
“…beklemekten de kurtaracağım.”
Ve çıktı.
Kalbim deli gibi atıyordu.
Saatler geçmek bilmedi.
Telefonuma bakıp durdum.
Hiç mesaj yoktu.
Sonra…
Akşamüstü kapı açıldı.
Barlas girdi.
Üzerinde aynı ciddiyet vardı.
Ama gözlerinde…
Yıllardır ilk kez rahatlama.
“Bitti.” dedi.
Ayağa kalktım.
“Ne oldu?”
“Kerem yakalandı.”
Nefesim kesildi.
“Nasıl?”
Yaklaştı.
“Kaçamadı.” dedi.
“Bu kez delillerle birlikte.”
Gözlerim doldu.
“Gerçekten mi?”
“Elizya…”
Bir adım daha yaklaştı.
“Artık sadece bize bak.”
İşte o an…
Omuzlarımdan bir yük kalktı.
Koşup ona sarıldım.
Sıkıca.
Kolları beni sardı.
Yüzünü saçlarıma gömdü.
“Geçti.” dedi fısıltıyla.
İlk kez…
Gerçekten inandım.
Akşam eve gidip hazırlan dediler.
Ama nedenini söylemediler.
Annem heyecanlıydı.
Arkadaşlarım gizemli davranıyordu.
Barlas ise sadece:
“Güven bana.”
demişti.
Hazırlandım.
Lacivert sade bir elbise giydim.
Saçlarımı topladım.
Kalbim hâlâ nedenini bilmiyordu.
Arabaya bindik.
“Nereye gidiyoruz?”
“Soru çok soruyorsun.”
“Nişanlına böyle davranma.”
Gülümsedi.
“O kelimeyi seviyorum.”
Bir salona geldik.
Kapı açıldı.
Ve…
İçeri girer girmez herkes alkışladı.
Donakaldım.
Ailem.
Onun ailesi.
Arkadaşlarımız.
Meslektaşlarımız.
Her yer çiçeklerle süslenmişti.
Masa hazırlanmıştı.
Müzik çalıyordu.
Barlas bana döndü.
“Bugün korkunun bittiği gün.”
Elimi tuttu.
“Ve yeni hayatımızın ilk günü.”
Gözlerim doldu.
“Nişanımız kutlu olsun, Elizya.”
Bir anda annem ağlamaya başladı.
Ben de güldüm.
“Sen bunu planladın?”
“Haftalardır.”
“Hiç belli etmedin.”
Eğildi.
Kulağıma fısıldadı.
“Polisim.”
Gülmekle ağlamak arasında kaldım.
Yüzük tepsisi geldi.
Bu kez aileler önündeydik.
Herkes etrafımızdaydı.
Barlas yüzüğü eline aldı.
Ama takmadan önce bana baktı.
Uzun uzun.
“Bir şey söyleyeceğim.”
Salon sustu.
“Elizya…”
Sesi netti.
“Sen hayatıma girdikten sonra ilk kez eve gitmek için sebebim oldu.”
Kalbim durdu.
“İlk kez gelecek düşündüm.”
Gözlerim doldu.
“Ve ilk kez…”
Elimi tuttu.
“Bir ömür kısa gelir diye korktum.”
Annem hıçkırdı.
Ben resmen ağlıyordum.
Yüzüğü parmağıma taktı.
Ben de onunkini taktım.
Alkışlar yükseldi.
Sonra beni kendine çekti.
“Artık resmî olarak da benimsin.”
Şaşkın bakınca gülümsedi.
“Şaka.”
Durdu.
“Biraz.”
Omzuna vurdum.
Ve beni öptü.
Herkes tezahürat yaptı.
Utandım.
O ise zerre umursamadı.
Gece boyunca dans ettik.
Güldük.
Fotoğraf çektik.
Aileler kaynaştı.
Bir ara balkona çıktım.
Temiz hava almak için.
Barlas peşimden geldi.
Yanıma geçti.
Şehre baktık.
“Mutlu musun?” dedi.
Başımı omzuna yasladım.
“Çok.”
“Ben daha fazla.”
“Yarış mı yapıyoruz?”
“Kaybedersin.”
Gülümsedim.
“Barlas…”
“Hmm?”
“Kerem gerçekten bitti mi?”
Bana döndü.
Gözleri sakindi.
İlk kez tamamen.
“Evet.”
Sonra yanağımdan öptü.
“Şimdi sadece sen varsın.”
Ve ben…
İlk kez geleceğe korkmadan baktım.