Ankara'nın ucundaki Karadeniz kitap kapağı

7. bölüm / 17

4 bölüm ( yeni görev teklifi)

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: 4 bölüm ( yeni görev teklifi)

“Ankara’dan bir görevlendirme geldi.”

“Kim için, Albayım?”

“Senin için.”

Şaşkınlıkla yüzüne baktım. Uzattığı kâğıdı aldım.

“Seni Yankı Timi için uygun görmüşler. Son karar sana ait. Kabul edersen Ankara’ya gidip timine katılacaksın.”

Ankara…

Yıllardır gitmediğim memleketim. Annem, abim, arkadaşlarım, çocukluğum… Ve İstanbul’da bıraktıklarım vardı. Teyzem… Efe…

Derin bir nefes aldım.

Ezgi, sen askersin. Vatan için gerektiğinde her şeyden vazgeçebileceğini söyleyen de sendin.

Başımı kaldırdım.

“Görevi kabul ediyorum, komutanım. Ankara’ya gideceğim.”

Hayri Albay gururlu bir ifadeyle başını salladı.

“Yankı Timi kolay bir yer değil. Takımına güvenmeli ve onların da sana güvenmesini sağlamalısın. Ama başaracağına inanıyorum.”

“Emriniz olur, komutanım.”

“Hazırlıklarını bugün tamamla. Ankara’daki birlik seni yarın sabah bekliyor.”

Dosyayı alıp ayağa kalktım. Selam vererek kapıya yöneldim. Tam çıkacakken arkamdan seslendi.

“Ezgi.”

Döndüm.

“İlk zamanlarda zorlanabilirsin. Ama kendine güven.”

“Emredersiniz, komutanım.”

Koridora çıktığımda dosyaya baktım.

ANKARA.

Birkaç dakika önce yalnızca bir şehir olan bu kelime, şimdi hayatımın yeni başlangıcıydı.

İstanbul’da kurduğum düzeni, alıştığım insanları ve özellikle Efe’yi geride bırakacaktım.

“Her şey vatan için,” diye fısıldadım.

Kararımı vermiştim.

Yankı Timi’ne katılacaktım.

୨ৎ ── ✧ ── ୨ৎ

Karargâhtakilerle vedalaşıp eşyalarımı arabaya yerleştirdim. Çıkış kapısında son kez arkama baktım. Uzun zamandır hayatımın bir parçası olan bu duvarlar artık geride kalacaktı.

Arabaya binip eve doğru yola çıktım.

Yol boyunca aklımdan Ankara geçti.

Annem… Abim… Çocukluk arkadaşlarım… Ve Efe.

Onu düşündüğümde yüzümde küçük bir gülümseme oluştu. Bu haberi duyunca kesin olay çıkaracaktı.

Apartmanın önüne geldiğimde arabayı park edip eve çıktım. Zile bastığımda içeriden Efe’nin sesi geldi.

“Anneee, kapıyı ben açayım!”

Kapı açıldı. Karşımda teyzem vardı.

“Hoş geldin Ezgi. Şu Efe’yle biraz ilgilensene, bugün kafamın etini yedi.”

Tam cevap verecektim ki Efe koridordan koşarak geldi.

“Ezgiiii!”

Eğilip onu kucağıma aldım.

“Maymun!”

Kahkahalarla boynuma sarıldı.

Salona geçtiğimizde her yer oyuncaklarla doluydu. Efe hemen yapbozunu getirdi. Yan yana oturup parçaları dizmeye başladık.

Onu izlerken içimdeki düşünce yeniden belirdi.

Ankara.

Bir süre sonra derin bir nefes aldım.

“Efe…”

“Hı?”

“Ben sana bir şey söyleyeceğim.”

Başını kaldırdı.

“Ne?”

“Ben yarın—”

“Ezgi abla, bu buraya mı?”

Elindeki yapboz parçasını uzattı. Gülmemek için kendimi zor tuttum.

“Hayır, oraya değil.”

“Bence buraya.”

“Sen zaten benden fikir istemiyorsun ki.”

İkimiz de güldük. Bir süre daha oynadık ama söylemem gereken şey içimde ağırlaşıyordu.

Sonunda ona baktım.

“Efe, ben yarın Ankara’ya gideceğim.”

Elindeki parça dizlerinin üzerine düştü.

“Niye?”

“Görev için.”

“Ne zaman döncen?”

“Bilmiyorum maymun.”

Kaşlarını çattı.

“Beni de götür.”

“Keşke götürebilsem.”

“Ben uslu dururum.”

Gülümseyerek saçlarını okşadım.

“Seni arayacağım.”

“Her gün mü?”

“Fırsat buldukça.”

“Görüntülü de arar mısın?”

“Ararım.”

Kollarını boynuma doladı.

“Ben seni özlerim.”

“Ben de seni çok özlerim.”

Bir süre sessizce sarıldık. O an Ankara’ya gitmenin ne anlama geldiğini gerçekten hissettim. Görevden ya da yeni timden korkmuyordum. Asıl zor olan, bu evden ve sevdiklerimden uzak kalmaktı.

Tam o sırada teyzemin sesi duyuldu.

“Ezgi?”

Başımı kaldırdığımda kapının yanında durmuş, bize bakıyordu.

“Ankara mı dedin sen?”

İçimden derin bir nefes aldım.

“Evet. Bugün görevlendirme aldım. Yankı Timi’ne katılmam için Ankara’ya gidiyorum.”

“Ne zaman?”

“Yarın sabah.”

Teyzem bir süre sessiz kaldı.

“Ne kadar kalacaksın?”

“Bilmiyorum.”

Yanıma gelip omuzlarıma dokundu.

“Senin işin bu. Gitmen gerekiyorsa gideceksin. Yine de insan üzülüyor be kızım.”

Beni kendine çekip sarıldı. Arkadan Efe’nin sesi geldi.

“Ben daha çok üzülüyorum.”

Efenin sesiyle gülmeye başladık. Üçümüz birbirimize sarıldık.

Teyzem kısa süre sonra gözyaşlarını silip:

“Yeter artık. Doğru mutfağa, sofrayı kurun hadi!” dedi.

Efe’ye baktım.

“Emir büyük yerden. Oyuncaklarını topla, ben sofrayı kurayım.”

Gülümseyerek başını salladı.

୨ৎ ── ✧ ── ୨ৎ

Masaya oturduğumuzda sessizdik. Tam o sırada Akif abi:

“Benim bilmediğim bir şey mi oldu? Neden hepiniz sessizsiniz?” diye sordu.

Efe benden önce cevap verdi.

“Baba, Ezgi Ankara’ya göreve gidecekmiş. Bizi bırakacakmış.”

İçim burkuldu.

“Efe, çok ayıp!” dedi teyzem.

Efe’nin yüzündeki ifade değişti. Sandalyesinden kalkıp odasına gitti.

Ben de ayağa kalktım.

“Ben Efe’nin yanına gideyim.”

Akif abi arkamdan seslendi.

“Yeni görevinde başarılar dilerim.”

“Teşekkür ederim.”

Efe’nin odasına girdiğimde yatağında oturmuş, pencereden dışarı bakıyordu. Yanına oturdum.

“Efe…”

Cevap vermedi.

“Bana kızdın mı?”

“Hayır.”

“Belli oluyor ama.”

“Değilim.”

Gülümseyerek yanına yaklaştım.

“Ben sizi bırakmıyorum ki. Görev için gidiyorum.”

Bu kez bana baktı.

“Ne zaman geleceksin?”

“Bilmiyorum. Ama fırsat buldukça geleceğim. Hem beni istediğin zaman arayabilirsin.”

Bir süre sessiz kaldı.

“Bugün kötü söyledim.”

Saçlarını okşadım.

“Biraz kötü söyledin. Ama sen benim maymunumsun, seni affettim.”

“Maymun sensin.”

İkimiz de gülmeye başladık.

Bir süre sonra Efe başını omzuma yasladı.

“Yarın gerçekten gidecek misin?”

“Evet.”

“Özleyeceğim seni.”

Elini tuttum.

“Ben de seni özleyeceğim.”

Bir süre sessizce oturduk.

En azından gönlünü almıştım.

Şimdi sıra valizdeydi.

-----------------------
🤍 İyi okumalarrr🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

244okunma 47beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…