11. bölüm · Aile
Yalan
İki ailede evlerine dönmüştü, Acar ailesi en son böyle perişan olduklarında, kızlarının ölüm haberini aldıkları zamandı, şimdi ise kızlarını bulmuşlardı, ama onlardan gitmişlerdi.
______________________________________
2 saat sonra,
Yaz’ın anlatımı ile,
Eve döndüğümde o kadar çok özlediğimi hissetmiştim, kimseye bir şey demeden, odama çıkmıştım. Ve yaklaşık 2 saatir yaşanılan her şeyi en baştan en sona kadar düşünmüştüm. Artık hayatıma devam edecektim, eskisi gibi arkadaşlarımla daha fazla vakit geçirecektim. Ayağa kalktım, ve odamda ki balkonun kapısını açtığım gibi, vücüdum buz gibi soğukta titredi. Yeni bir güne başlıyormuşum, gibi hayatıma sıfırdan başlayacaktım. O an gözüme çarpan bilgisayarım baktım, bayadır film izlemiyordum, hemen onu masanın üzerinden aldıktan sonra, yatağa geri oturmuştum, ama sanki oturmam bekleniyormuş gibi odamın kapısı çalınmıştı. Ve gel demem beklemeden kapı,çoktan açılmıştı, tabi ki gelen Ege’ydi çok bile dayanmıştı, gelmemesine şaşırmıştım.
“Duydum ki dünyanın en güzeli, bir tanesi bir ikiz varmış” dedi, Ege içeri girip kapımı kapatmıştı. VE sanki küçük bebek sevmeye gelen teyzeler gibi yanıma yaklaştı.
“Ege!” Diye bağırdım,napacağını anlamıştım. Yanaklarımı sonuna kadar çekip bırakıyordu. Onun acısnını o daha çekmeden hissetmiştim.
Ege ise haylaz gözlerle bana baktı. Sonra durdu.
“Tamam tamam, bu seferlik böyle olsun, dışarı çıkalım mı diye sormaya gelmiştim ben” dedi, gözlerime bakarken.
“Nereye gideceğiz” diye düşünceli bir sesle sordum, ara sıra Ege ile akşam kaçamaklarımız olurdu, ve evdekiler buna alışmıştı.
Ege işaret parmağını çenesinin altına koydu, düşünür gibi yaptığında ona baktım, gözlerimi kısarak, tabi ki gideceğimiz yeri, ve her şeyi ayarlamıştı, sadece şuan aklına yeni gelmiş gibi yapacaktı. Biliyordum ben malımı. “Favori dondurmacımıza gitmeye ne dersin” dedi, birden. Ona gözlerimi diktim, hava bilmem kaç eksi soğuktaydı, dondurma yemeye mi gidelim diyordu, ona gözlerimle camı işaret ettim. “Soğuktan korksak dünyaya gelmezdik be kızım” dedi, karşımda cesurca durmuş şekilde.
Kapımın tekrar tıklatılması ile Ege ile birbirimize baktık. Ve o anda abim kapının arkasından kafasını çıkarttı. Ve gülerek bize baktı.
“Duydum ki burda morali bozuk olan bir prenses varmış” dedi, bana bakarak, ve kocaman gülümsedim abime.
“Ayıp oluyor abi, sadece prenses mi o” dedi Ege, eliyle beni taktim edermiş gibi. Anlamaz gözlerle ona baktım.
“O sultan, prenses hazretleri” diye asker moduna girmişti. Ege, ona güldüm. Abime döndüğümde onun da Ege’ye bakarak güldüğünü gördüm. Ege ise gülüşümü gördükten sonra eski haline geri dönmüştü. “Abi biz yazla dondurmayacıya gideceğiz, bizi oraya kadar atar mısın araba ile” diye sordu Ege, bu hava da gerçekten yemeye gidecektik. Eğer gitmesek bile Ege gece odama gelip, o yemediğimiz dondurma içimde kaldı, gitsek mi, diye söylenebilirdi, ve ben bu gece böyle bir adranelin almaya yaşamaya hazır değildim.
“Bu havada mı” diye sordu abim, şüpheli sesi ile ve bakışları ben ve Ege arasında gidip geldi.
“Abi, temiz hava alırız.” Hem dedim, tüm olayı Ege’nin üstüne bırakamazdım, bu yüzden, abimi ikna etmek için bende devreye girmiştim. Abim sakince kafasını salladı, şuan her şey onun ağzından çıkacak iki kelimeye bakıyordu.
“Hadi düşün önüme” diye gülerek kapıyı açtığında, aniden yataktan kalkıp sevinçle Ege’nin boynuna atlamıştım. O da beklemiyor olacak ki, çalışma masama çarptı.
Ve böylece masadan destek alarak yere kapanmamış olduk. “Sadece 20 dakikanız var, aşağıda olun” diyerek işaret parmağını bize doğru salladı abim. Ve odadan çıktı.
“Ayy gidiyoruz” diye sevinçli sesimle konuştum. Birden bir enerji gelmişti, keyfim yerine gelmişti. Oysa 5 saniye önce hayatımı sorgulayan ben değilmişim gibi. “Hadi oyalanmayalım” dediğinde Ege kafamı hızlı hızlı salladım, ve o da kendi odasına geçtiğinde ne giyeceğime karar vermek için gardolabın kapağını açtım. Ve içine kısa bir göz gezdirdim. Uzun zamandır kombin yapmıyordum. Uzun zamandır hayatım da yolunda değildi, belki de bu yüzdendir. Kafamda ki her şeyi silmek ister gibi sağ ve sola çevirdim, ve dolap da duran bej tonlarda olan açık bir kazağı elime aldım.
“Bu gayet iyi” diyerek kendimi de onaylamıştım. Ve hazırlanmaya başlamıştım.
_____________________________________
“Bir sonra ki mahkeme gününe kadar yaz’a gerçekleri göstermeliyiz” Dedi, naz çınarın odasında ki cam kenarında ki koltukta oturuyordu, ve gözleri arkadaşlarında dolaştı.
“Bize niye inansın” dedi, göktuğ.
“Şimdi abicim, ben olsam, bende size inanmam, şu tiplere bir bak” diyerek, karanı gösterdi milan. Karan Milan’ın ensesine vurdu.
“Ne varmış bende” diye sordu karan,
“Eksiğin yok fazlan var işte bebeğim” dedi, göz kırparak, ve odada ki herkes güldü.
“Numarasını bulsak, ve ordan sen konuşmak istediğini söylesen” diye bir fikir attı ortaya naz. Yeniden,
“Yaz’da oltada yem bekleyen balıktı, zaten hemen kabul edecekti” dedi, göktuğ ikizine bakışlarını çevirerek.
“Ne var! Fikir bulmaya çalışıyorum,” dedi Naz. Hafif sinirlenmiş sesiyle,
“Bizim somut şeylere ihtiyacımız var” dedi karan.
“Ne gibi” diye sordu Göktuğ.
Karan yaslanmışş, olan,vücudunu dikleştirdi ve öne doğru eğildi. “ kanıt gibi, mesela o kadının mine teyzele konuşmasını kanıtlayacak bir şeyler” dedi, karan
“Kamera kayıtları!” Diye aklına gelen cevapla ayağa kalktı Çınar, nasıl düşünememişti bunu. Her şeyi yaz’a kanıtlayabilirlerdi böylece ,mahkemede bir delil olurdu.
“Ne duruyoruz burda, gidip bakalım”dedi. Göktuğ ve hepsi aşağa indi. Sarp,ve deniz salonda oturuyordu, Aslan bey ise Mine hanımı odasına çıkartmıştı, sakinleşmesi için,
Çınar anne ve babasını göremeyince kaşlarını çattı! Batıkan da salonda yoktu.
“Deniz abi annemle babam nerde” diye sordu Çınar hedefi deniz olurken, Deniz yerde ki kafasını kaldırıp salonun girişinde duran çınara ve hemen arkasında olan arkadaşlarına baktı. “Annem sakinleşsin diye odasında dinleniyor, babam da yanında”dedi. Deniz. Batıkan’ın ise nerde olduğunu bilmiyordu.
Çınar ise kafasını salladı. Ve koltuğa oturduğunda diğerleride onu takip etti. “Biz bir şeyler düşündük, dedi” Çınar gözleri deniz abisindeydi ama ara sıra sarp’a da dönüyordu. “Ne düşündünüz aslanım” diye sordu deniz. “O kadının eve geldiği günün görüntülerini bulamaz mıyız” diye atlatladı konuya karan. Deniz ve sarp birbirlerine döndü.” Bu konu düşündüğünüzden daha zor çocuklar, kadın her adımını planlamış,öyle ki orta da bir kayıt yok” dedi, sarp hepsine bakarak. “Ama abi nasıl olur” diye itiraz etti Çınar sarp’a bakarak, sarp ise çaresizce kardeşine baktı o da belki ilk defa bu kadar çıkmaza girmişti. Şuan eli kolu bağlı şekilde duruyordu, ama eğer taşları yerine oturtursa her şeyin sonu gelirdi.
————————————————————————————————————————————
Yaz ve ege büyük ısrarları sonucu evden izin almışlardı, ve mert onları dondurmacıya bıraktıktan sonra yanlarından ayrılmıştı. “Özlemişim” diyerek, kolunu, yaz’ın omzuna attı Ege, ve derin bir çekti, yaz ise ona bakarak güldü.”tam olarak kimi özledin beni mi yoksa, gözü mekanda gezindi, yoksa burayı mı “ diye dalga geçerek sordu, Ege ise durup ona baktı, “ ne demek böyle bir soru sorarsın” dedi Ege yaz’a bakarken, yaz ise gülüyordu Ege’ye”tabi ki dondurmaları özledim” dedi, ve önden ilerlemeye başlamıştı, yaz güldü” şerefsizlik yapma” diyerek Ege’nin peşinden ilerledi.
Beraber dondurmaca’nın vitrinde renk renk dizilmiş olan dondurmalara baktılar.
“Ben yine seçemedim” diyerek, dudaklarını büktü yaz ve Ege’ye doğru döndü. “Ben bir tane orman meyveli ve bir tane de karamelli alabilir miyim” diye sipariş verdi Ege. Onun sipariş verdiğini görünce tekrar kafasını cama çevirdi. Hepsini deneyebilirdi, fakat sonra yataktan kalkamazdı. Mart ayında dondurma yedikleri yetmiyormuş gibi bir de hasta olurlarsa anneleri burunlarından getirirlerdi biliyorlar. Ege’nin dondurması hazır olmuş olacakki, yaz’ baktı o da kardeşi her seferinde kararsız kalıyordu ama yine gün sonu aynısı alıyordu.” Ben de bir tane limon ve çilek” alabilir miyim, diye siparişini verdi.
(Bu arada tadını çok beğeniyorum.. ben de yaz gibi limon ve çileğin eğer denemediyseniz bir kere deneyiiin siz neyli dondurma seviyorsunuz yorumlarda bir buluşalım🥳)
Ege ise hafifçe güldü, gün sonu bunun yaşanılacağını biliyordu. Ve ikiside hazır olan dondurmalarına son kez bakıp bir masaya geçtiler.
“İyi ki teklifine hayır dememişim, şunun bir görüntüsüne bak” dedi, yaz dondurmasına dünyanın en güzel varlığıymış gibi bakarken.
Ege ise güldü.
“Sen bana asla hayır demezsin ki ikizim” diyip göz kırptı.
“Anlat bakalım, bensiz evde naptın” dedi, yaz saçlarını geriye atarak, bir yandan da elinde ki dondurmasından keyifle yiyordu.
“Hiç tadı yoktu biliyor musun evin, çok sıkıldım, ayrıca hiç aramadın dedi” Ege sona doğru çıkan küskün sesi ile.
“Kafam çok doluydu, napmam gerektiğini bilmiyordum” dedi, yaz Ege’ye dürüst olarak.
“Farkındayım, ama yine de ne bileyim beni artık, görmezsin sandım” dedi Ege.
Yaz duydukları ile kaşlarını çattı. Ve Ege’ye baktı, “o ne demek” diye sordu, Ege’ye bakıyorken, Ege ise gözlerini kaçırdı. “ ne bileyim işte, sonuç da o lavuk senin kan’ından ve ikizin” dedi Ege, elinden tüm oyuncakları alınmış küçük bir çocuk gibi. Yaz ise kafasını hayır der gibi salladı.” bazı şeylerin inan kan bağına ihtiyacı yok Ege! Ben ölene kadar benim ikizim sensin ve sen olacaksın,” dedi yaz, Ege’yi rahatlatmak içi, Ege de yaz’a ufak bir tebessüm etti. Ve ikili dondurmalarına geri döndü.
____________________________________
“Ne demek,erken bir tarihe çekmişler” diye sinirle bağırdı Mehmet bey, telefonun ucunda ki avukatına.”Mehmet bey, bilmiyorum, araştıyorum ama süreyi 3 haftaya çekmişler” dedi avukat. “Daha iki saat bile olmadı o çıktığımız yerden, ve sen bana velayet davası açtıklarını mı söylüyorsun tekrar” dedi. Sesinde ki tüm sinirle Mehmet bey. “Efendim araştırıyorum, ama merak etmeyin yaz, hanım bizi seçtiği sürece hiç bir sıkıntı yok” dedi, avukat büyük bir sakinlikle. Mehmet bey derin nefes aldı, kızının hep onları seçeceğini biliyordu, ama yine de işini riske bırakmayıp garantiye almak zorundaydı. “Eğer o davayı kaybedersek, sende hayatını kaybetmiş olursun , sevgili avukatım” diye tehdit şeklinde konuştu. Mehmet bey, ve telefonun ucunda onu dinleyen avukat olduğu yerde kalakalmıştı.
_____________________________________
Sabah(kahvaltı masası)
“Üstünde okul forması göremedim, yaz” diye konuştu, ziynet hanım, çatalını tabağının kenarına koyarak, yaz’ın gözleri üstüne döndü.
“Anne giyinmiş görmüyor musun” dedi Mert, bir yaz’a bir annesine bakarak. “Annem bu aralar miyop oldu, bence” diyerek güldü Ege, Ziynet hanım kaşlarını çattı Ege’ye. Ege ise sallamamıştı. Ve tabağına geri dönmüştü.
“Bizim okula geçmiyorsun, o okulda devam edeceksin” dedi, Ziynet hanım sesinde ki sakinlik ile,
“Ama anne, artık burdayım” dedi yaz,
“Burda olman bir şey değiştirmiyor yaz!” Diye hafif yükseldi. Ziynet hanım,
“Anne!” Diye uyardı, Mert
Bu sefer de bakışları merte döndü. “Kravatın düzelt Mert, ve her konuya karışma” dedi. Ziynet hanım, onu açık açık uyararak.
“Üstlerine gitme çocukların” dedi, Mehmet bey,
“Gitmediğimiz için bu haldeler” dedi. Ziynet hanım. Gözlerini üçünde gezdirerek. Yaz’ın ise tüm morali bozulmuştu, annesi istediği için o okulu kabul etmişti. Ve orda tek olmaktan nefret ediyordu. Daha fazla duramayacağını fark edince izin isteyip masadan kalktı. Kenarda duran çantasını alıp kapıya doğru adımladığı sırada arkasından seslenen Ege’ye cevap vermedi.
Çantasını omzuna taktıktan sonra bahçe kapısına doğru adımladı, hava gayet güzeldi, esmesi dışında hiç bir şey yoktu, bu yüzden okula kadar yürüyebilirdi.
İlerlemeye başladığı sırada, yanında duran siyah arabaya baktı, ve camları aşağıya indi, gördüğü surat ile anlık şaşırdı,
“Hadi atla beraber gidelim” dedi, çağan. Yaz’a bakarken.
“Sen git ben yürüyeceğim” diye reddeti onu yaz,
“Tamam o zaman bende yürürüm senle “ diyerek, Arabayı durdurdu. Çağan, yaz ise anlamaz gözlerle ona baktı. “Napıyorsun” diye sordu.
“Beraber yürümeyecek miyiz” dedi, çağan,
“Saçmalama çağan, sen git okula gelirim ben” diyerek onu göndermeye çalıştı.
“Olmaz yaz, beraber” diye ısrar etti çağan,
Yaz, çağan’ın fikir değiştirmeyeceğini anlayınca arabaya binmişti.
_________________________________
Yaz’ın anlatımı..
Belki aklımdakiler dağılır diye, yürümek istemiştim, ama maalesef çağan’ın ısrarı ile bu başarısız olmuştu. Kısık seste bir şarkı çalıyordu araba’nın içinde. “Bu civarlarda mı oturuyorsun” diye sordum, ona bakarak.
Çağan da sorum ile saniyelik bana dönmüştü, ve sonra tekrar yola baktı.
“Evet, bir kaç ev var aramızda” dedi. Çağan.
“Öyle mi? Daha önce nasıl hiç karşılaşmadık” diye sordum, şaşırmıştım, çevre deki herkes genelde birbirlerini tanırdı. Ama çağan’ı sadece okulda tanımıştım.
“Kader işte, olmayınca tanışamıyorsun” dedi, çağan, yola dikkatli bir şekilde bakarak, başka bir soru sormamıştım, ve okula gidene kadar arkama yaslanmıştım. Zaten çok fazla yolumuz yoktu.
Aklıma gelen soru ile tekrar çağana baktım. “Peki araba, nasıl izin veriyorlar” diye sordum.
Ve çağanın gülüşünü gördüm. “biliyorsun ama, biz aileleri tarafından şımartılan o çocuklarız” diyerek, güldü çağan. Haklıydı, civarda ki tüm aileler çocuklarının her istediklerini yapardı. Biz de bunlara dahildik, çocukluğumuzdan beri egeyle ne istesek, yarın elimizde olmuştu. Sürekli etrafımızda birileri dolanırdı, bu kimileri için rahatlık olabilirdi ama zaman geçtikçe tek düzeyde robotlaşılıyordu. Çağana cevap vermemiştim, ve okula giriş yapmıştık. Bahçede fazla kişi yoktu, tepe de ne kadar güneş de olsa hafif rüzgar esiyordu. “Teşekkürler” diyip gülümsedim çağana. Ona bana döndüğünde yüzünde ki gülümseyi gördüm, “ ne demek efendim, her zaman hizmetinizdeyim” dedi, çağan, ve arabadan inmiştim, çağan ise arabayı park etmek için gitmişti, henüz erken olduğu için, bahçede ki bankların birine oturdum.
Güneş ışığı yüzüme yüzüme çarpıyordu.
Ve bir anda yüzüme değen gunışığımın kapanması ile, kafamı kaldırdım, bir çocuk tam önümde durmuştu, ve güneşimi kapatıyordu.
“Selam, yazcığım, ben milan” dedi, sesinde ki enerji ile, onu hatırlamak için yüzüne baktım, kıvırcık saçlı ve uzun boyluydu Ve hemen yanıma oturmuştu. Kapattığı güneş tekrar ortaya çıkmıştı, kollarını banka yasladı.
“Bence arkadaş olmalıyız” dedi, gözleri bahçede gezerken, sanki uzaklara dalıyormuş gibiydi, şaşırarak ona baktım, ne kadar açık sözlüydü.
“Neden” diye sordum, neden benimle arkadaş olmak istiyordu, zaten çınarın da dahil olduğu bir arkadaş grubu vardı.
“Çünkü bu, mükemmellik artık fazla geliyor” dedi milan. Ve sonra bana döndü birden.
“Seni benden sonra ki varis ilan ediyorum” dedi. Yüzüme ciddi ciddi bakarken, kafamı sağ sola salladım, benimle dalga mı geçiyordu. “Üzülme alışırsın sende” dedi birden. Anlamıyordum, bana ne anlatıyordu. “Neye alışmam gerek” diye sordum, “mükemmel olmaya” diye birden parladı. Şaşkınlığım daha da büyüdü. “Tamam tamam, şaka yapıyordum, ben milan,” dedi ve elini uzatı, bir eline bir ona baktım,
“Şuan elimi sıkman gerekiyor” dedi, alınmış bir sesle, “ismimi zaten biliyorsun dedim”
Elini geri çekti. “Ama yazcığım olmaz böyle, ben tanışmaya çalışıyorum dedi”.
Neden geldiğini hala çözememiştim. “Çağanla beraber geldiniz,”dedi düşünür şekilde,
“Ne var bunda” diye sordum.
“Evleriniz çok uzak değil mi, nasıl geldiniz” diye sorduğunda ona tekrardan baktım.
“Hayır aynı bölgede oturuyoruz” dedim. Galiba çok yalnız kaldığım için ona cevap veriyordum.
“Yaz” dedi, birden, ve kafasını bana çevirdi.
“Efendim” diye sordum sorgular şekilde.
“ çağan Suadiye’de oturuyor,” dediğinde şokla kaldım, daha bir kaç dakika önce aynı yerde oturduğumuzu söylemişti bana.
“Ama bana” diye konuşmaya başlayacağım sırada izin vermedi, ve lafımı kesti. “Sana yakın olduğunu söyledi o şerefsiz di mi” diye sordu. Kafamı salladım, ve tekrar bakışları bahçeye döndü. “Aranızda 2 saatlik bir yol var yaz, yalan söylemiş sana” dediğinde, afalladım.
Ve arkamızda gelen ses ile durduk.
“Yine ne anlatıyorsun sen”
___________________________________
Son…
Sizce gelen kiiim, ve siz ve çağan neden yalan söylediiii
sizi çok beklettim. özür dilerim, dün yazarken uyuya kalmışım umarım yazım yanlışı ve hata yoktur, klavye sürekli çeviriyor, yine 3 bölüm atacağımmmm, ve onu da iki saate bitirmiş olurum. Yorumlarda buluşalım mııı🥳🥳🥳
