16. bölüm · Aile
Pasta
tüm aile yaz’ a şaşkın bir şekilde bakıyordu, herkes yaz’ın konuşmasını bekliyordu.
“Bana ilacı, anne diyemedi, ve durdu” onun durduğunu fark eden deniz lafa girdi. “O kadın anneme vermiş, senin kronik bir astım hastası olduğunu söyleyerek” diye tane tane açıkladı deniz. Kardeşine bakarak, yerde olan bakışları, denize döndü yaz’ın keşke en başta onları dinleseydi, diye bir kere daha geçirdi içinden, eskiden affedici taraftayken şimdi affedilen tarafa geçmişti, ve bu onun için zordu. “Kızım” dedi, sesinden bile belli olan şefkat ile mine hanım. “Biz senin 17,yıl’ın için özür dileriz” dedi, ve yanında oturan yaz’ın elini tuttu. “Çok güzel günler bizi bekliyor ailecek” diyip gözlerini çocukları ve eşinin üzerinde gezdirdi. Yaz hafif gülümsedi, utanıyordu, onu affetmişler miydi? Kendisi onları ilk öğrendiğinde sinirlenip tepki vermişti. Onlar da ona kızmayacak mıydı? Derin düşünceler içine daldı yaz. Kendini ortamdan soyutlayarak. “Yeter bu kadar drama” diye atladı batıkan, “ne zaman yemek yiyoruz” diye sordu. Annesine bakarak, mine hanım ise oğlunun sözü üzerine dudaklarını büzdü,”ben yemek yapmayı unuttum” dedi. Küçük çocuklar gibi, Aslan bey karısının bu masum bakışlarını görünce sesli bir kahkaha attı, “bu akşam da dışardan yemek söyleyelim o zaman dedi” Aslan bey sonra kızına döndü.” Hem kızımızın artık yanımızda olmasının şerefine” dedi, yüzünde ki gülümseme büyürken, “Allah! Gerçek eğlence işte bu!” Diye bağırark ayağa kalktı, batıkan, ve babasının masanın üzerine bıraktığı kartını hemen eline aldı, tüm aile batıkan’ın bu sevincine gülüyordu, yaz’da dahil olmak üzere,”anneciğim hiç üzülmene gerek, yok her zaman yemek yapmayı unutabilirsin,” diyip öpücük attı annesine ve geri yerine oturdu, mine hanım ise kaşlarını çattı. Mutfakla ilgilenmeyi çok sevdiği için genelde yemekleri yapmak hoşuna gidiyordu. “Eşek sıpası seni, düzgün konuş annenle” diye uyardı onu Aslan bey, yüzünde ki gülümseme silinmeden, “tamamdır dad” dediğinde tüm aile yeniden kahkaha attı, batıkan Türkçeyi bırakıp ingilizce baba demişti.
Ve telefonuna yemek siparişi vermek için geri döndü. Bir yarım saat sonra ise herkes kendi haline dağılmıştı. Deniz ve sarp çalışma odasında ihale hakkında konuşurken, minel hanım ve Aslan bey ise beraber salonda televizyon izliyorlardı, batıkan ve Çınar ise odalarında takılıyorlardı.
____________________________________
Yaz’ın anlatımı ile..
Hiç bir şey düşündüğüm gibi olmamıştı, mine hanım ve Aslan bey, akşam yemeği boyunca benimle sohbet etmişlerdi, ve sordukları sorulardan beni tanımaya çalışmışlardı, bu biraz daha rahatlatmıştı beni. Ege’ye ve mert abime kısa bir mesaj atmıştım burda olduğuma dair, başka kimse ile iletişim kurmamıştım. Şimdi ise odamdan çıkmış Çınar’ın odasının önündeydim, belki de artık ilk adımları ben atmalıydım.
Kapıyı hafifçe çaldım, ve içeriden gelen gir sesi ile kapıyı açtığımda, Çınar,I görmek için gözlerimi odada gezdirdiğim sırada cam kenarında ki puflarda elinde telefonla bulmuştum. Odası düzenli ve sade bir şekildeydi. O da bana baktığında gözgöze geldik, oturduğu yerden toplandı o da,
“Napıyorsun” diye sordum. İlk konuşmayı açarak,”öyle takılıyordum” dedi. “Şey için gelmiştim ben” dediğimde, ne diyeceğimi bilememiştim, gelirkende aklımda olanların hepsi sanki uçmuş gibiydi. Çınar ise benden bir cevap alamayacağını anladığında,” tatlı yiyelim mi” diye sorduğunda gözlerimi büyüterek ona baktım, tatlı mı demişti o, en sevdiğim en sevdiğim! Tam zaafımdan vurmuştu. “Gidelim” diye gülümsedim, ve ellerimi birbirine vurdum. Gülerek, refleksle yapmıştım. Mutlu olduğum zamanlar kendimi durduramadığım zaman ortaya çıkan bir görüntüydü. Karşımda gülerek bana bakan çınarı gördüğümde, ellerimi indirdim, ve başımı eğdim, birden utanmıştım. “E hadi o zaman mutfağa inelim” dedi. Çınar, ve oturduğu koltuktan kalktı. Çınar önde bir şekilde giderken bende onu takip eden ördek yavrusu gibi peşinden ilerledim. Biz aşağıya indiğimizde , mutfağa gireceğimiz zaman zil çalması ile birbirimize baktık. “Sen geç mutfağa ben geliyorum” dedi Çınar, bana bakarak, başımla onu onaylayıp, mutfağa geçtim, acaba ne tatlısı yapsaydık, canım şekerli bir şey çekmiyordu açıkçası acaba Çınar yemek ister miydi? Ya da onun en sevdiği tatlı neydi acaba, bunları ona sormam gerekiyordu bir ara,
__________________________________
Kapıyı açan Çınar, az çok kimin geldiğini biliyordu ama, yine de temkinli bir şekilde açtı kapıyı, ve bingo yanılmamıştı, gelen, karandı.
“Hoşgeldin, gelmezsin sanıyordum” dedi, Çınar kapıda duran karan’a bakarak, “yaptık bir kaçamak” diyip göz kırptı karan,kapıda duran çınara bakarak, ve ikiside mutfağa yöneldi.
Yaz arkası dönük bir şekilde mutfak tezgahına çıkardığı meyveleri yıkıyordu. Ve ağzına arada bir , gözüne kestirdiği çilekleri atıyordu. Sessizce yaklaştı Çınar, yaz’a doğru ve tam arkasında durdu. Ellerini yukarı kaldırıp yaz’ı belinden tutarak, “bom” diye bağırdı onu korkuttu.
“Eyvah!” Diyerek arkasına döndü yaz, ve arkasında gördüğü çınarla, rahatlamıştı aklı gitmişti. Sonra gözleri kapıda duran karan’a değdi. “Hoşgeldin” dedi. Karanda hafif başını eğerek “hoşbuldum” dedi, çok kısa bir sesle, “ee hangi tatlıyı yapıyoruz” diye sordu Çınar, yaz ve karan birbirlerine baktılar, “sizin ne tatlı sevdiğinizi bilmiyorum, ben şerbetli tatlı sevmem ama eğer ki siz seviyorsanız yapabiliriz canım sütlü bir şeylerde yemek istemiyor. Ama belki meyveli pasta yapabiliriz., tabi siz başka bir şey isterseniz onu da yapabiliriz” diyerek hızlı hızlı konuşan yaz’ a baktı karan ve Çınar. “Sakin ol yaz,” diyerek güldü karan. Yaz’ın gözleri ise karanda takılı kaldı.
“O zaman pasta yapıyoruzdur” dedi Çınar, dolaplara hem bir yandan bakıyor Hemde malzemeleri çıkarıyordu. Yaz ise mutluluktan ellerini çırptı. Ve duvarda asılı olan önlüklerden 3 tane aldı eline, birini kendi boynuna astı, bir diğerini çınara taktı, ve en sonda arkasına dönüp, karan’ın yanına gidip ona uzattı. Karan bir yaz’a bir elinde ki önlüğe baktı. “Siz yapmıyor musunuz,” diyerek çınarı işaret tmişti, oysa ki kendisi sadece oturup izlemeyi planlıyordu, “tabi ki Hayır!” Dedi, sesinde ki neşe ile yaz, “hep beraber yapacağız ve hepimizin pastası olacak, kalk hadi” dediğinde karan onu ikiletmeden ayağa kalkmıştı, ve elinde ki önlüğü boynundan takmıştı. Yaz’ da karana bakıp gülümsedikten sonra, çınarın yanına geri döndü, “şimdi napıyoruz şefim” dedi Çınar yaz’a bakarak, yaz ise güldü ve hemen role giriyormuş gibi yaptı ve yalandan öksürdü. “Öncelikle Çınar sen pasta kekimizi hazırla, karan sen meyvelerimizi doğra, ve bende kremalarımızı yapacağım” dediğinde, karan ve Çınar aldıkları emiri hiç ikiletmemişlerdi, Çınar kek malzemeleri çıkarırken karan da yıkanmış olan meyveleri doğramaya başlamıştı. Yaz ise onlara bakıp güldü. Ve kremaları yapmaya başladı.
ara sıra mutfağa giren batıkan, karan ve çınarla uğraşmış onlara salça olmuştu,ve sürekli yaz’ı övüp durmuştu, en sonunda Çınar ve karan onu kovmuş ve üstüne kapıyı kitlemişlerdi, yaz mutluydu. Keyfi yerine gelmişti. Ve elinde ki kremanın içine biraz gıda boyası katıp rengi ayarlamaya çalışıyordu. Dikkatli bir şekilde. “Yaz o fizik sorusunu değil, bu kadar dikkat gerektirmiyor”diyip güldü Çınar, “şşş, öyle deme herkes pasta yapamaz” diye cevapladı onu yaz, ve tekrar renk tonunu ayarlamak için biraz daha gıda boyası kattığı sırada karan’ın telefonu çalmıştı. Çınar ona baktığında, “kim” diye sordu, “Milan arıyor” dedi. “Ay açsana bekletme çocuğu” dedi yaz, hala kremaya devam ederken, karan yazı onaylanıp aramayı yanıtlamıştı. Ve ekranda Milan gözükmüştü. “Karanişkom” diye harfleri uzattı Milan. Karan ise duyduğu isimle tekrar kaşlarını çattı, yaz ise güldü. Milan’ın seslenişine. “Nerdesin sen, kimdi o gülen” diye gözlerini kısarak ,şüpheyle ekrana bakarak sordu, Milan, karan ise ona yanıt vermeyip arka kamera çevirmişti. Ve yaz’o göstermişti. Yaz karan’a döndüğünde onu gösterdiğini anlamış, ve elinde ki işini bırakıp, ekrana bakmaya karanın yanına gitmişti, şimdi ikiside Milan’ın ekranında yanyanalardı. “Ooo best friendim, senin ne işin var o dağ ayılarıyla” dedi Milan gülümserken, “ yaa Milan, pasta yapıyoruz, hadi sende gel” diye heyecanlı bir sesle konuştu, ekranda ki milana bakarak, “çok geç oldu ama, sen bana ayır ama” dedi ve dudaklarını büzdü.” Bu ökuzlere yedirtme dedi karan ve çınarı, ima ederek” yaz ise güldü. “Ayıp oluyor kardeşim” diye seslendi Çınar telefonda olan milana,”siz susun böcekler, çiçeğimi almışsınız zaten yanınıza dediğinde. Yaz tekrar gülümsedi, ve eliyle öpücük attı milana, milana hemen alışmıştı çok enerjik ve o kadar pozitifti ki sizi hemen kendisi ile sohbete sokuyordu, onunla biraz daha konuştuktan sonra kapatmışlardı. Ve pastayı yapmaya devam etmişlerdi. “Ben ellerimi yıkayıp geleceğim” diyerek mutfaktan ayrıldı Çınar, kremadan emin olmayarak baktı yaz, onun bakışlarını anlatan karan, bir parmağını kremeya daldırdını ve tadına baktığında yaz şaşırdı böyle bir davranış beklemiyordu. “Gayet güzel olmuş” dedi karan gözleri ile onaylarken, “gerçekten mi “ diye sordu yaz. Karana bakarken, “buyur sende bak istersen” dedi karan kremayı göstererek.” Yok yok, sen dediysen olmuştur.”dedi yaz ve önüne döndü.
Karan ise sırıttı. Yaz,a çaktırmadan onun bir resmini çekmişti. Ve yaz arkasını döndüğünde yakalanmış gibi elini kaldırdı. “Anı” dediğinde, yaz güldü, ve kendini telefonu çıkarıp ön kameraya açtığında karan onu izliyordu,
“Gel buraya dedi” ve karanı yanına çekti, “gül biraz” dedi karana, ve bastı, ilk resimlerini çekilmiş olmuşlardı, ama yaz kendini kaptırıp bir çok resim çekmişti, “yetmez mi bu kadar,” yaz güldü, “yeter, senin kötü çıktığın tüm fotoğraflarda seni harcayağım dedi,” işaret parmağını tehtit ediyormuş gibi sallayarak.
Karan ise güldü, onluk hiç bir sıkıntı yoktu, çünkü yanında duran kızın bu halini ilk defa görüyordu. O güldükçe o da gülümsüyordu.
Son..
Sizce pastaları nasıl olmuşturrrr(tiktokda füme şeklinde atacağımmmm)🥳🥳 bölüm hakkında yorumlarını merak ediyorum yorumlarda buluşalım olur muuuu bir sonra ki bölümüde yazmaya başladım onu da gece atarımm yazım yanlışları olduysa özür dilerim orantaki klavye sorunu 💓💓🫶🏻
