15. bölüm · Aile

Gerçekler ikinci kısım

Yazar Kitap

Mert sinirle ayağa kalkmıştı, ve annesine bakmaya devam ediyordu, bir açıklama yapmasını bekliyordu, Ziynet hanım ise gözlerini kaçırdı. “Anne, bir şey demeyecek misin” diye sordu yaz, sesi titrerken, kafasında ki ihtimalin gerçek olmasından çok korkuyordu. Annesi böyle bir şey yapmış olabilir miydi. Gözleri dolmuştu. “Çocuklar sakin olun, Mert otur yerine oğlum bir konuşalım” dedi. Mehmet bey, “Baba! Neyi konuşacağız,” diye bağırdı, annesini işaret ederek, “Bu siktiğimin ilacı nerden geldi” diye yeniden sordu. Ama Ziynet hanım konuşmadı, bakışları yaz’a değdi. Yaz annesinin yüz ifadesini görünce hemen sandalyeyi geri itti, ve ayağa kalktı. “Ben giidyorum!” Diye bağırdı, annesi ve babasına bakarken, “kızım nereye” diye sordu Mehmet bey yaz’a bakarken. Yaz ise bu sefer babasına baktı. “Sizden uzak olan her yerde olacağım” dedi. “Kızım beni bir dinl-“ dediği sırada yaz’ın bakışları değişti. “Çocukluğumdan beri yapmadığın kalmadı, sürekli alttan laf sokmakar, bir imalar, birileri ile kıyaslaman, bu yaşıma kadar, ağzımı açıp hiç bir şey demedim, ama bu saatten sonra bitti” dedi. Yaz, herkes şokla yaz’a baktı. “Abiciğim, nereye gideceksin, olayı öğrenelim, Ziynet hanıma baktı, sonra gerekirse beraber gideriz” dedi. Yaz’a tekrar dönerken. “Daha fazla kalmak istemiyorum” diyip apar topar evden çıktı yaz. Ve şuan da gidebileceği bir arkadaşı yoktu. O yüzden mecbur olarak yaptığı hatayı düzeltmeye gidecekti.

_______________________________________

Yaz’ın evden çıkması ile mert yemek masasında ki her şeyi yere fırlatmıştı. “Ne demek kardeşimi öldürmeye çalışmak anne!” Diye bağırdı Mert! Sİniri gittikçe daha fazla yükseliyordu, biri öldürmek bu kadar kolay değildi kolay olmamalıydı. Özellikle bir anne için evladından vazgeçmek. “O senin kardeşin değil” diye cevap verdi Ziynet hanım en sonunda, bu sefer Mert’in yanında duran Ege’nin de bakışları değişmişti.

“Ne saçmalıyorsun” diye sordu Ege, annesine bakarken, sandalyede oturan Ziynet hanım ayağa kalktı, “o sizin kardeşiniz falan değil, ve hiç bir zaman da olmadı,! Anladınız mı beni” diye sesini yükseltti, karşısında duran iki oğluna bakarak, mert ise sinirden gülmeye başladı. Biraz daha gerçekleri öğrenmezse kafayı yiyecekti. “Yaz, Ege’nin ikizi! O diğer aile umrumda bile değil.” Diye tekrar konuştu mert.
“Önemli o aile! Çünkü yaz onların kızı!” Diye bağırdı tekrardan Ziynet hanım. Ege ise duyduklarına inanmıyor gibi ailesine baktı.” Yaz bizim kardeşimiz anne, sonradan gelen aile bizi ilgilendirmez, bizimle büyüdü” dedi. Ege,
“Sizin kardeşiniz hiç olmadı!” Dedi Ziynet hanım. Ve evde ki tüm sesler durdu. “Nasıl” diye sordu mert bu sefer, sesinde ki çaresizlik kendini belli ediyordu. “Anneniz haklı, sizin hiç kardeşiniz olmadı, Ege’nin doğumu sırası yaz’ı orda gördük biz,” dedi. Mehmet bey, en son konuştuğunda. “Öyle tatlı bir bebekti ki, yeni doğmasına rağmen ben burdayım, diye parlayan bir bebekti.” Diye açıkladı Mehmet bey, ve nefes aldı, “niye o zaman anne, baba niye onun hayatını mahvettiniz, niye ailesinden ayrı büyüdü” diye, tek tek sordu Ege. Kafası karışmıştı, bu bir hastane karışıklığı değildi anne ve babası bilerek yapmıştı ama neden.

“Çünkü olmuyordu,”dedi Ziynet hanım. Eşi ve çocuklarına bakarken, “senim doğumun, dedi Ege’ye bakarken, bile riskliydi, ve üçündüğü bir çocuğumuz olma ihtimali yoktu, ve bir tane de kız çocuğu istiyorduk” dedi, Ziynet hanım. “Eğer yaz’ı görmeseydik, sahiplenmeyi düşünüyorduk,” dedi Mehmet bey, de eşine katılarak, mert yeniden güldü, “aile travmasına bak, kız çocuk istiyorlarmış da bilmem ne, keşke alsaydınız bir çocuk yurttan, en azından sizin yüzünüzden bir aile çocuğun hasretini çekmezdi” dedi, buz gibi sesiyle, ve salondan çıktı,

_______________________________________

Yaz gerçek ailesinin evine gelmişti, ama kapıda kalmış gibi sadece bekliyordu, eli zile basmaya bir türlü gitmemişti. Tam cesaretini topladığı sırada, kapının açılması ile şaşırdı.

Kafasını kaldıran batıkan, yaz’a baktı,

“aa yaz, hoşgeldin” dedi gülümseyerek, yaz ise bir tepki vermedi, sadece durdu sabit ifadesi ile, “bir şey mi oldu” diye sordu bu sefer batıkan, yaz’ın bakışlarını görünce, “kim gelmiş oğlum” diye seslendi içeriden mine hanım, çünkü kapıda kalması hiç bu kadar normal değildi. Batıkan ise cevap vermedi, ve karşısında duran kardeşine bakmaya devam etti,

_______________________________________

Sarıldım, bana kapıyı açan batıkan’a sorgulamadan sarılmıştım.Vücudunun kasıldığını anlamıştım, girişe gelen Deniz’e kaydı bakışlarım, duvara dönmüş bize bakıyordu. Ona da ufak bir tebessüm ettim ve geri çekildim. “İnanamıyorum, “ dedi. Batıkan hala bana bakarken, ona tebessüm ettim, anlık bir şok yaşıyordu farkındaydım, kafasını sağ sola salladı hayal görüyormuş gibi sonra kafasını duvarda yaslanmış onlara bakan deniz ‘e çevirdi,”abi hayal gördüm değil mi” diye sorunca güldüm, ve salona geçtiğimde tüm ailenin burda olduğunu görmüştüm, birden gerilmiştim, onlara ne diyecektim, nasıl anlatacaktım, kendimi suçlu hissediyordum. Geldiğimi ilk fark eden sarp oldu, gözlerim ona değdi, üstünde siyah bir eşofman takımı vardı ve elin de tablete bakıyordu. Onu ilk defa bu kadar salaş bir giyim tarzıyla görüyordum, ve açıkçası beğenmiştim, Haftasonu olduğu için bütün aile evdeydi.

“Kızım! Hoşgeldin” diyerek ayağa kalkan mine hanıma baktım, yanıma gelmişti, birden gelen dürtü ile ona da sarıldım, çok fazla geç kalmıştık, daha Fazla ertelemeye gerek yoktu.

“Kızım” diyerek iç çekti mine hanım, ve sımsıkı sarıldı bana, işte o an anne sevgisini bir kere daha hissettim. Ayrıldığımızda bakışlarım diğerlerine döndü, Aslan bey yüzünde ki tebessümle bize bakıyordu, sarp’ın ifadesi dümdüzdü ne düşünüyordu bilmiyorum, ama Çınar’ın gözlerinde şaşkınlığını fark edebiliyordum,

Oturduğumuz da deniz ve batıkan da içeri girmişti, galiba batıkan benim hayal olmadığımı kendine kanıtlamıştı. İşte şimdi zor kısım başlıyordu, onlar biliyorlar mıydı kim tarafından öldürülmek istediğimi acaba, ya da onlardan özür dilesem beni affederler miydi. Diye kendi içimden düşünürken, Aslan bey’in sözleri ile ona baktım.

“Hoşgeldin, kızım dedi, gülümsemesi saniye saniye büyüdü, evine” diye ekledi sonunda, beni yargılamadan kabul etmişlerdi, gülüşüm büyüdü, yüzümde bir ailem vardı.

“Özür dilerim” dedim, gözlerimi onlardan gezdirirken biraz utanıyordum.

“Neden bir tanem, niye özür diliyorsun” diye sordu yanımda oturan mine hanım. Ona baktım, yüzünde ki tebessüm ile bana bakıyordu, kesinlikle 17 yıl boyunca üzülmeyi ve evlat acısı çekmeyi hak etmemişti.

“Ben her şeyi öğrendim” dedim, direkt olarak, ve hepsinin anlık gözlerinde şaşkınlığı gördüm.

Son….

Nasıldı bu bölüm sizceee daha neler olur ne diyorsunuz, bir sonraki bölümüde yazmaya başladım ve tabi ki onu da bir kaç saate atacağım 3 bölüm atmaya çalışıyorum.. umarım beğenmişsinizdir yazım hataları yüzünden özür dilerim klavye çeviriyor.