8. bölüm · Aile
Savaş başlangıcı
son derste zil sesi ile bitmişti. Ve herkes dışarı çıkıyordu.
“İstersen bırakabilirim seni” dedi, çağan yaz’ın yanında yürümeye devam ederken, yaz ise kafasını çağana doğru döndürdü. Onda anlamdıramadığı bir şeyler vardı.
“Teşekkür ederim, ama eve geçmeyeceğim” dedi, yaz,
Düşünür gibi yaptı çağan, “o zaman gideceğin yere bırakabilirim” dedi. Yaz koridorda durdu ve çağana baktı.
“okul çıkışlarında şöförlük yaptığını bilmiyordum” dedi. Yaz dalga geçerek.
Çağan da güldü.
Ellerini teslim olur, gibi yukarı kaldırdı Çağan,
“Peki tamam ısrar yapmıyorum.” Dedi. Ve yürümeye devam ettiler.
Bir iki mesafe arkalarında duruyorlardı, Çınar ve arkadaşları.
“Hayırlı uğurlu olsun, çağan, takıntısını” buldu dedi göktuğ.
“Çınar, bence evde konuşmalısın,” dedi Naz çınara bakarak.
“Gözümüzün önünde kızı harcayacak yoksa” dedi. Naz sesinde ki belirsiz ve üzülen bir tonla.
“Konuşacağım, bildiklerimi anlatacağım” dedi, Çınar,
Karan elini Çınar’ın omzuna attı destek olmak isteyerek.
“Eğer yardıma ihtiyacın olursa, biliyorsun” dedi. Karan,
Kafası ile onayladı Çınar hepsini.
“Saçını başını yolarız, şırfıntının” dedi Milan, saçlarını karıştırırken.
“Mahalle karısımısın sen oğlum” dedi göktuğ, milana bakarken,
“Çınarişkom için her şeyi yaparım” ben dedi, Milan,
“Bak hala” ne diyor dedi Çınar, bir yandan gülerken.
“Hadi hadi evlere artık, daha kuaför randevum var” dedi, naz
“Kız sen geçenlerde gitmedin mi” diye sordu Milan.
“sorma bir kadın dip boyasına gelmiş, bitmedi ki sıra bana gelsin” dedi Naz.
“Dur tahmin edeyim, 56 yaşında sarışın, ama kafasında saç teli bile kalmamış olan o kokoş teyze” dedi Milan.
“Sen bu işleri biliyorsun” dedi Naz gülerek. Ve Milan ile yumruklarını tokuşturdular. Birbirilerinin kollarını girip önden iletmemeye başladılar.
“Deli bunlar” dedi, göktuğ, önde ilerleyen Milan ve naz ikilisine bakarak.
Karan ve Çınar ise güldüler.
“Bende gideyim yanlarına,biliyorsunuz nazı” dedi göktuğ kendini açıklarken.
“Biliyoruz kardeşim” dedi. Elini omzuna atarak, karan yüzünde ki gülümsemeyle göktuğa bakıyordu.
“Haberleşiriz” dedi, göktuğ, Çınar ve karana bakarak, naz ve milana yetişmek için hızlı adımlarla ilerledi.
“Eve mi geçiyorsun” dedi Çınar, karana bakarak”
Başını ile onayladı karan.
(Karan’ı çok az konuşturduğumu fark ettim, biraz daha yoğunlaşalım.😉” )
“Hadi gel o zaman beraber gidelim” dedi, Çınar,
“Yok kardeşim, siz gidin dedi” arabanın önünde bekleyen yaz’a bakarak.
“Hadi oğlum saçmalama, aynı yere gidiyoruz” dedi, Çınar, ve çekerek karan’ı arabanın yanına sürekledi. Geldiklerini gören yaz’da Çınar’ın yanında ki çoçuğa baktı. Sonra arabaya bindi.
_______________________________________
“Hoşgeldiniz” dedi, mine hanım karşısında gördüğü kadına, beklemediği yüzünde ki ifadeden belliydi.
“Hoşbuldum” dedi, Ziynet hanım, mine hanımı süzerek, ve karşısında duran kadının üstünde ki eşofman takımına gözlerinde geçen iğrenti ile baktı.
Ama mine hanım, karşısında ki kadının gözünde saniyelik geçen, iğrentiyi, yakalamıştı.
Kendini gülümsemeye zorladı mine hanım.
“İçerde konuşabilir miyiz?” Dedi, Ziynet hanım, kapıda daha fazla durmak istemeyerek.
“Tabi,buyrun” dedi, mine hanım, kapıyı sonuna kadar açarken.
Çantasını kapının girişinde duran masa’nın üzerime bıraktı.
Ve içeri doğru adımlamıştı, mine hanım ise sabır çekti. Ve oda arkasından ilerlemeye başladı.
Eve kısaca göz gezdirmişti,Ziynet hanım.
Karşısına oturdu mine hanım.
“bir şey içer miyiz” dedi. Kabalık etmek istemeyerek. Nezaket olarak sormuştu.
“Sade bir kahve alabilirim” dedi,Ziynet hanım,
Ayağa kalktı. Mine hanım, evde ki tüm çalışanlara belirli süre izin vermişti. Kızları onlarda kaldığı ve kalacağı süre hep beraber vakit geçirmek için zaman geçirmek istiyordu. Mutfaklarda kızıyla tatlı yapmak, gibi bir çok şeyden geri kalmıştı mine hanım, ama hepsini bir gün telafi edeceğine emindi.
Mine hanım mutfağa doğru ilerledi. Ve bir kaç saniye sonra, Ziynet hanımda, mutfağa girmişti.
“Evinizin dekoru ne kadar da güzel” dedi, Ziynet hanım, mine hanıma bakarak,
“Teşekkür ederim” dedi. Mine hanım ufak bir tebessüm edip, elinde ki kahveye geri dönmüştü.
Bir kaç saniye sessizlik oldu,aralarında.
“Evde çalışanınız yok galiba, durdu sözlerine, ve tekrar mine hanıma baktı, oysa yaz çalışanları olan bir evde büyümüştü” dedi. Ziynet hanım, sesinde ki aşağılma tonu ile.
Mine hanım ise duyduklarıyla olduğu yerde kaldı. Karşısında ki kadın bir nevi onu aşağılıyordu, ama kızı için sessiz kalması gerektiğini kendine hatırlatıyordu içinden, çünkü aralarında geçen en ufacık şey kızına yansıyacaktı.
“Bir süre izinli onlar” diyerek kısa bir açıklama yaptı mine hanım, ve hazırladığı kahveleri masanın üstüne bıraktı,
“Teşekkürler,size de zahmet oldu,böyle ama” dedi, kahvesinden bir yudum alarak.
“Yok ne zahmeti” dedi, gülümseyerek mine hanım.
“Yaz,da sizin okula geçmiş,” dedi. Ziynet hanım.
“En doğrusu böyleydi.” Dedi, mine hanım, içinde ki öfke git gide artıyordu bu kadına karşı.
Kafasını hafif salladı Ziynet hanım,
“Bencede, yaz, zaten beni aradı, fikrimi söyledim” dedi, sesinde ki buz gibi soğukluk ile.
Mine hanım kendini tutmak da o kadar zorlanıyordu ki, dişlerinin arasından, “öyle mi” diye sordu.
Ziynet hanım ise, kadının sinirlendirdiğini başardığında, kocaman gülümsedi. Ve ayağa kalktı,
“Bende gideyim o zaman, yaz’ı görmeye gelmiştim, aslında” dedi.
“Okuldalar,” dedi, mine hanım son sabırıyla,
“Başka sefere artık” dedi, Ziynet hanım, ve kapıya doğru yöneldi.
_____________________________________
Yaz’ın anlatımı ile..
Arabaya binmiştik, ve kimse konuşmuyordu, arada karşımda oturan ikiliye bakıyordum, Çınar’ın yanında olan çocuğu daha önce davet de gördüğümü anımsıyordum. Düşüncelerime dalmışken, çalan telefonumun zil sesi ile ufak bir irkilme yaşayıp, hemen montumun cebinden çıkardım, ve ekranda ki twin yazısı ile kafamı anlık olarak kaldırıp çınara baktım. O da çalan telefonuma bakıyordu. Hemen aramayı yanıtladım.
“sonunda açtın yaz” dedi telefonun ucunda ki Ege,
“noldu, kötü bir şey mı?” Diye sordum bu sıralar hayatım o kadar iyi gitmiyordu ki, artık kötü haberlere alışmıştım.
“Dur panik yapma, kötü bir şey olduğu yok, nerdesin diye soracaktım” dedi, Ege
“Okuldan çıktık, eve dönüyoruz” dedim, telefonun bir diğer ucunda ki egeye, yanımda olan Çınar ve karanı da belirtmek ister gibi çoğul eki kullanmıştım.
“O Çınar şerefsizi yanında değil mi!” Diye sesi yükseldi Ege’nin anlık, duyduğum kelime ve ses yükselmesi ile birden kafamı kaldırıp çınara baktım, duydu mu diye ama o telefonun bakıyordu.
“Ege” diye sakin bir sesle konuştum.
“Tamam tamam özür dilerim, birden yükseldim,” dedi, Ege,
“Alışamadım” diye itirafda bulunduğunda şaşırmamıştım. Çünkü bende hala alışamamıştım.
Ege’nin derin nefes aldığını duydum.
“Bu akşam bizimkilerle sahada olacağız, sende gelsene diyecektim” dediğinde yüzümde ki gülümseme büyüdü, ara sıra arkadaşları ile maçlara giderdi Ege ve beni ordakilerden kıskandığı için onunla gitmezdim. O yüzden bu teklifi beni çok mutlu etmişti.
“Seve seve gelirim” dedim,
“Yaz, sakın çok hazırlanma, eşofmanla gel” dedi, Ege.
Sonra durdu, konuşacağım sırada devam etti.
“Anası satayım eşofman bile giysen dikkat çekiyorsun kızım, acaba seni davet etmek kötü fikir miydi, bence sen gelme ikizim, ben görüntülü ararım seni öyle izlersin sen dedi” hızlı hızlı konuşarak, sırıtışım yüzümde büyüdü. Gerçekten kıskançlığı başka bir boyuttu.
“Tamamdır ikizciğim, konum atarsın, öptüm” diyerek, aramayı sonlandırmıştım. Ama yüzümde ki gülümse duruyordu farkındaydım. Ve o anda çınarla gözgöze geldim. Kafasını telefondan kaldırmış bana bakıyordu. Belki egeye ikiz demem onu üzüyordu, ama elimden gelen hiç bir şey yoktu, birden gelen suçluluk hissi ile gözlerimi kaçırdım, yolu izlemeye başladım.
Aslan bey işlerini halledip her zaman ki saatinde evine dönmüştü,
Salona geçtiğin sırada eşinin dergilerle baktığını gördüğünde, ona arkasından sarıldı.
“Napıyormuş,benim biriciğim” diye eşinin yanağından öptü, ve yanına oturmuştu.
“Hoşgeldin hayatım” dedi mine hanım ne kadar morali bozuk da olsa eşine gülümsemişti.
“Dikkatli şekilde bakıyordun” diye sordu Mehmet bey eşinin dergi okumayı sevdiğini biliyordu. Ama hiç bu kadar ciddi görmemişti.
“Moda tasarımcı arıyordum” diye itiraf etti mine hanım, elinde ki dergiyi masaya bırakarak.
Mehmet bey ise anlamayarak eşine baktı.
“Bugün Ziynet hanım geldi” dedi, mine hanım.
Mehmet bey ise eşinin devam etmesini ister şekilde gözüne bakıyordu.
“Ben belirli süre izin vermiştim, çalışanlara,” diye kendini açıklamaya başladı mine hanım.
“Evet biriciğim, kızımızla daha fazla vakit geçirelim” diye onayladı eşi Mehmet bey.
“Bugün yaz’ın çalışanlı bir evde büyüdüğünü her konuda birileri olduğu tarz da imalar falan yaptı.” Dedi sesinde üzüntü ile mine hanım, bu duruma çok içerlenmişti, eşinin üzüntüsünü gören Mehmet bey “gel buraya” diyerek kollarını açtı eşine, ve sarıldılar.
“Hiç merak etme, kızımız nasıl isterse öyle olur” dedi Mehmet, bey karısının içini rahatlatmak ister gibi. Mine hanım ise ufak bir tebessüm etti.
Sooon…
Yazım yanlışları için çok özür dilerim bazen, isimler olarak hata yapabiliyor.
Sizce bu bölüm nasıldı fikirlerini çok merak ediyorum🫶🏻🫶🏻
evet bir sonra ki bölüm de basketbol sahnesi maçı ve artık o mahkeme sahnesini göreceğiiiiz hiç merak etmeyin yazmaya başladım🥳🥳
