2. bölüm · Aile

Davet

Yazar Kitap

Zil sesi yakınlardan duyulunca, kafamı mutfağın giriş kapısına yönlendirdim, ve telefonu masanın üzerine bırakıp, duyulan zil sesine doğru adımladım. Kendimi aramıştım. Telefonumunu bulmak için, duyduğum zil sesi ile oturma odasına girdiğimi anlamam uzun sürmedi, ve tüm ailenin uyuduğunu düşünmemin de saçmalık olduğunu anlamıştım. Çünkü hepsi burdaydı ve masada duran çalan telefona ve bir de bana bakıyorlardı.

Masaya eğilip telefonumu aldıktan sonra hemen aramayı sonlandırdım. Ve her biriyle tekrar göz göze geldim.

“uyanmışsın güzel kızım,” dedi. Sesinde mutluluk tonunu gizleyemeyen, kadın, ismini hatırlayamamıştım.

“Bizimle biraz oturmak ister misin?” Dedi. Hemen kadının yanında oturan, esmer olan adam, gülümseyerek bakıyordu yüzüme, derin nefes alarak boş olan bir koltuğa doğru adımlamıştım, başka kimse bir şey demiyor ve kimse konuşmuyordu.

“Öncelikle her şey şuan çok karışık, biliyoruz sormak istediğin bir çok soru var” dedi. Kadının yanında oturan esmer adam.

“Ailem nerde?” Diye lafını kesmiştim. Kabalıksa kabalıktı.

Gözlerini kaçırmıştı.

Mutfak da karşılaştığım yeşil gözlü adam içeriye girip son boş koltuğa da oturduğunda tüm oda dolmuştu,

“Ailen gitti” dedi. Gözlerimin içine bakarken, gözlerimi sözleri ile ona çevirdiğimde göz göze gelmiştik, gözlerimde hiç bir duygu yoktu, sabit ve soğuk bakıyordu.

Anlamamıştım, ailem gitmezdi, abim ege,babam annem beni asla bırakmadı. Başka bir şeyler vardı burda dönen ama kimse söylemiyordu.

“Ben Deniz, yaz Bunu söylemek bu yaşından sonra belki sana tuhaf gelecektir fakat, abin oluyorum.” Diyerek konuşan sağ çaprazımda oturan kişiye döndüm, kumral saçlı ve yeşil gözlüydü, samimi olduğu yüzünde ki ifadeden bile belli oluyordu, ufak bir gülümseme gönderdim. Kendimi açıklamak istemiyordum, kimseyi tanımak da istemiyordum, aklımı kaybetmişim gibi hissediyordum. Ve kimse bana yardımcı olmuyordu.

“Batıkan bende, abin sayılırım,” biraz duraksamıştı. “Sayılırım değil abinim” dediğinde, onunda ikinci abim olduğunu anlamıştım, ona da denize yaptığım gibi tebessüm etmiştim,

“Çınar bende biliyorsundur.” Dediğinde bu sefer gözlerim onu buldu. Kafam ile onayladığımda onunla benzerliğimize baktım. Kumral saçları ve ela gözleri yüz haltlarımız dikkatli bakılmadığı sürece bile anlaşılmıyordu.

Kendini tanıtmayan iki kişiye baktım, birincisi yeşil gözlü adamken diğeri de denizin yanında oturan saçları siyah olan adamdı, geldiğimden beri bakıp ama tek kelime bile etmemişti, konuşmayanı konuşturacak değildim.

“Sende bize biraz kendinden bahseder misin” dediği an gözlerim Aslan beye döndü.

Sonradan aileye katılmış olan kızlarını tanımak istiyorlardı.

“İsmimi zaten biliyorsunuz dedim ve durdum, ne diyebilirdim ki” sustuğumu anlayıp konuşan kişiye döndü bakışlarım.

“Okul kaydını bizim okula aldırdık”

Gözlerim büyümüştü daha gerçekler bir kaç saat içinde öğrenilmişti ne ara okulumu değiştirmişlerdi.

Gözlerimi büyüterek onlara baktım.

“Nasıl?” Diye sordum. Geldiğimden beri hiç konuşmayan o adamla göz teması kurarak.

“Artık bu evde yaşıyorsun , ve okulun da zaten değişecekti dedi, sarp”

Dümdüz yüz ifadesi ile

Hiç bir tepki vermemesi sinirlenmiştim nasıl bu kadar kolay söyleyebiliyordu.

Derim nefes aldım.

“Bakın daha bir kaç önce bir şey zırvaladınız, ve ben şuan sizin karşınızdayım. Ve siz bana açıklama bile yapmadan, hayatımı yeniden inşa ediyorsunuz, kusura bakmayın ama çocuk değilim” dedim. Hepsinde gözlerimi gezdirerek.

“Biriciğim, tabi ki seni anlıyoruz biz, gözleri eşine dönüp tekrar bana baktı, biz sadece sen daha hızlı bize alış diye bir şeyleri hızlı yapmak istedik.”

“ okulumun değişmesi size hızlı alışacağım anlamına gelmiyor mine hanım. Üstelik elinizde DNA sonucu bile olsa söz hakkı bende bittiğini sanıyorum.” Dedim.

Hepsinin gözünde ki şaşkınlığı fark edebiliyordum. Mahkemede onları seçmeyeceğimi söylemiştim, üstü kapalı bir şekilde ve hepsi bu imayı anlamıştı gözlerim tam o sırada sağ çapraz da oturan o dümdüz ifadesi. İle oturan sarpla gözgöze geldik, yüzünde hiç bir ifade yoktu. Aksine tek kaşı havaya kalkmış gibi bakıyordu. Bende ona onun gibi karşılık vermek ister gibi tek bir kaşımı kaldırdım ve ona meydan okudum.

Fark etti ve ufak tebessüm etti, işte buna şaşırmıştım.

Sabah

Aksoy ailesi yemek masasında kızlarını bekliyorlardı. Mine hanım ve Aslan bey her ne kadar belli etmemeye çalışsalardı kızların yanlarında olması onları mutlu ediyordu. Batıkan kardeşi için nötr durumdaydı. Sarp ise duygularını saklamakta o kadar iyidi ki kimse onu bilmiyordu, deniz ise bir kız abisi nasıl olur çok merak ediyordu ve kız kardeşini tanımak istiyordu. Çınar ise karışık hissediyordu, uzun süredir onu tanıyordu ve hep nefret ettiği o çocuğun ikizi olarak tanımıştı. Aslında onun ikiziydi, geç kalınmış o kadar yıl nasıl telafi edilirdi?

İçeri giren Yaz’ın bakışları önce herkesde dolaştı, sonra boş olan bir sandalyeyi çekip oturduğunda masa da sessizlik hakimdi.

“Günaydın tatlım” dedi. Tüm neşesi sesine yansımış olan kadın, kıza bakıyordu.

“Günaydın, mine hanım” diye onu cevapsız bırakmadı yaz.”

Herkes tekrardan kahvaltısına dönmüştü, Mine hanım yeni aklına gelmiş fikir ile hemen “bu gece evde davet düzenledik” dedi. Ortaya itafen konuşarak, aslında herkes bu davetin ne için olduğunu az çok biliyordu.

Yaz ise gözlerini kahvaltı tabağından çekip gözlerini mine hanımla buluşturdu.

Kimse soru sormamıştı. Bunun iki ihtimali vardı ya herkes ne daveti olduğunu biliyordu, ya da soru sorulmaması gerekiyordu.

Eşine gülümseyerek baktı Aslan bey,

“Kızım istersen sende bugün okula gitme, akşam ki davet için hazırlık yapmak istersen” diye konuştu, Aslan bey bakışlarını kızına bakarken, kaçırdıkları o kadar fazla yıl vardı ki nasıl telafi edilceğini o da bilmiyordu.

“Teşekkürler ama gerek yok, davet zamanı ailemle olurum” dedim. Sözler hiç düşünmeden ağzımdan birden çıkmıştı. Birden tüm çatal bıçak sesleri masada kesildi. Ve bakışlarım bu sefer hepsinin üstünde gezindi.

“Tabi ki seni anlıyoruz, kızım henüz her şey çok yeni ve yabancı ama, bu davet senin için düzenleniyor dedi.” Aslan bey sesinde ki tüm samimiyet ile, kızının yanlış anlamasını istemiyordu.

Yaz aslan beyin sözleri ile tek kaşını kaldırmıştı. Onun için düzenlediklerini düşünmemişti.

“Böyle bir şeye gerek var mıydı?” Diye sordum.

Kalabalık ortamları sevmezdim, özellikle davetleri.

“Ailemizin saygınlığı için, önemli dedi.” sarp buz gibi soğuk sesiyle Yaz’a bakarken.

“Ne alaka” dedi. Sinirlenmeye başlamıştı. Yaz ailelerin rezil ettiğini mi düşünüyordu bu karşısında ki adam yoksa o mu yanlış düşünüyordu.

“Bak-“ diye söze başlayacak olan sarp’ın cümlesi kesen deniz oldu.

“Boşversene yaz, böyle saçmalıklar zaten her zaman düzenlenir bilirsin dedi.” Bana bakarak, gülümsemişti.

Haklıydı.

Böyle davetler ara sıra düzenlenirdi ve çevredeki ailelerde katılım sağlarlardı. Ve akşama kadar uzayıp giderdi, yetmezmiş gibi bir hafta konusu sürekli dönerdi.

Bir cevap vermemiştim, denize ve önüme geri dönmüştüm.

____________________________________

Ortak bakış açısı (Okul sahneleri)

“Nasıl okula gelmez.” Dedi, Naz gözleri çınarın üstündeydi,

“Abimler okulu değiştirdiklerini söylediklerinde bile sıkıntı yaptı” dedi Çınar naza bakarken.

arkadaşları ile okulun bahçesinde oturuyorlardı. Ve Çınar olanları onlardan gizlememişti, hepsi zaten birbirlerinin hayatlarını biliyorlardı.

“Peki şimdi nasıl olacak”diye sordu, milan

Aralarında en komik ve umursamaz oydu. Bir nevi grubun neşe kaynağı olarak bilinirdi.

“Bilmiyorum, bekleyip göreceğiz dedi.” Çınar.

“Eğer seni üzecek bir şey yaparsa Haber veriyorsun” dedi. Naz çınarı tehdit ederek,

Milan gülerek Naz’a baktı.

“Bizim bücürük, döver hiç merak etme.” Dedi, milan,

“Tabi döverim, kimse üzemez benim çınar ağacımı, dedi gülerek.” Hepsi gülmeye başlamıştı.

Naz gruplarında tek kız sayılırdı bir nevi ama asla o dışardan bakılan itici kızlar gibi değildi. Aksine okulda arasının kötü olduğu kişi çok yoktu, ama zaafları vardı, ve bunlardan birdi ise yanında oturan arkadaşları ve ikiziydi.

İkizi ise Çınar’a yorum yapmamıştı, sessizce masa da ki konuşmayı dinlemişti sadece çünkü emin olmak istediği bir şeyler vardı, göktuğ’ın ve emin olmadan bunu belirtmem istemiyordu.

“İsmi neydi, bir hesap stalklaması yapayım” dedi naz. Böyle şeyler onun hoşuna giderdi birilerini araştırmak, yeni bilgiler öğrenmek.

“yaz Nil” dedi. Çınar sesi söylerken pürüzlü çıkmıştı, ve arkadaşları bunu fark etseydi belli etmemişlerdi.

“Nil sizin koyduğunuz isim değil mi?” Diye sordu Göktuğ

Onaylamak için başını salladı Çınar.

“Kaybolduğu zaman bileğinde künyesi varmış, annemler öyle anlatmıştı.” Dedi, Çınar

“Yaz’ ismini sonradan koymuşlar o zaman , yaz ne ayrıca abi, mevsim ismimi olur” dedi Milan.

“İkizi ile uyumlu” dedi. Çınar. Kendi ikiziydi ama yabancılık hissi geçmiyordu bir türlü.

“Salla be çınarişkom, sana ikiz mi yok” dedi Milan onun keyfini düzeltmek isterken.

Çınar ise duyduğu hitapla kaşlarını kaldırmıştı,

“Çınarişko ne oğlum, gay,miyim ben” dedi Çınar aksi bir sesle.

Milan ise güldü.

Göktuğ da sırıtıyordu. Milanın her zaman ki halleriydi grupta ki herkese birer lakap takardı, ve onların ne dediği umurlarından olmazdı.

Başını telefonundan kaldırdı Naz.

“O istediğim çantayı almış” dedi. Naz dudaklarını yukarı doğru kıvrılmıştı.

“Bakayım hangi çanta” dedi, Milan, ve naz telefonu ona çevirdi.

“Bu bizi süründürdüğün, stokları biten o çanta değil mi” dedi, Milan.

Başını salladı Naz.

“Çok bir şey yok hesabında, ailesi ile ve bir kaç arkadaşı ile hikayeleri ve postları var” dedi, Naz ortaya doğru konuşarak.

“Çok seviyor ailesini dedi, Çınar”

“Alışacaktır zamanla “ dedi Göktuğ

“Çok geç kalındı, telafisi nasıl olur bilmiyorum” dedi Çınar, karışıktı her şey ne düşünmesi veya ne yapması gerektiğini bilmiyordu.

“Akşam ki davette göre yorumu yapacağım,” diyerek telefonu kapatıp masanın üzerine koydu, Naz.

“Sakin ol kız” dedi Milan Naz’ın saçlarını karıştırırken.

________________________________________

Yaz’dan

Davet zamanı yaklaşmıştı, ve istemeyerek de olsa hazırlanmıştım, çünkü annemi kıramamıştım. Kim olursanız olun,Ziynet demire hayır denilmeyecek olduğunu bilirdiniz, üstümde ki siyah uzun elbiseye tekrar baktım bacak kısmında yırtmaçı vardı, ve elbise dantel işlemeleri ile kaplıydı, altına ise siyah uzun çizmeleri giymiştim. Çok fazla abartıya kaçmamıştım, çünkü hiç sevmezdim böyle etkinliklere katılmayı ve hazırlanmayı. O yüzden son kere aynada kendime bir kere daha baktıktan sonra saçlarımı geri atıp, odadan dışarı çıktım, yaklaşık 2 saat önce evde hazırlıklar başlamıştı, ve mine hanım sürekli organizasyon kontrol ediyordu. Kusursuz olmasını istediğini anlamıştım, çünkü eğer bir rezalet çıkarsa bir hafta konuşulacak konu vermiş olurdu.

Gözleri bana döndüğünde, yüzünde kocaman bir gülümseme oldu.

“ çok güzel olmuşsun, kızım. Dedi” yüzünde ki gülümse hiç silinmemişti” ona baktığımda ise benim gibi uzun bir elbise tercih ettiğini görmüştüm, fakat o renk olarak bej rengi tercih etmişti, ve ten rengine daha çok öne çıkarmıştı. Hafif tebessüm etmiştim.

“Teşekkür ederim mine hanım, sizde öylesiniz dedim” sözlerim ile gülümsemesi biraz daha büyüdü.

Sonra aklına yeni gelmiş olucakken, hemen yüzünü bir panik kapladı.

“aç mısın, sabahtan beri bir sürü şeyle uğraşıyorum, seninle ilgilenemedim kızım, hemen bir şeyler hazırlayabilirim sana” dedi telaşla. Bu telaşına anlam veremedim.

“Teşekkür ederim aç değilim dedim”. İçini rahatlatmak isteyerek çünkü yüzünde ki o ifade asla silinmeyecek sandım.

“Eğer bir şey olursa her durumda beni bulmanı istiyorum kızım” dedi.

Gözlerim ile onayladım, cevap vermek yerine.

gözlerini etrafda gezdirdi mine hanım, sonra tekrar kızına döndü.

“Nasıl olmuş, sence” dedi etrafı kastederken.

“Henüz bakma fırsatım olmadı, izninle biraz turlamak isterim dedim” Mine hanıma bakarak, onunda gözlerinde gördüğüm anlayışla beni onayladığını anlamıştım ve ileriye doğru adım atarak etrafa bakmaya başladım.

Bahçe kısma çıktığımda tahmin ettiğimden daha güzel bir anbiyans vardı. Abartısız sade ama bir o kadar da şıktı etraf, bahçe kısım da içeriye uygun olarak hafif ışıklandırılmıştı ve bir kaç masa da havuz, etrafına doğru dizilmişti ve buraya da açık mutfak şeklinde bir alan yapılmıştı. Hava kötü değildi fakat esiyordu, ceketsiz durulabilecek gibi de değildi, büyük ihtimal sigara içmek isteyenler için kurulmuştu.

Gözlerim etraf da dolaşırken kollarımda hissettiğim ağırlıkla, arkamı döndüm. Ve denizle karşı karşıya geldik. Ceketini omzuma koymuştu.

“Sakin ol, sadece hava fazla esintili, hasta olmanı istemeyiz.” Dedi.

“Teşekkür ederim” dedim. Gözlerine bakarken. Düşüncesi inceydi.

“Nasıl olmuş, beğendin mi?” Diye sordu yanımda dururken” bahçeye göz atıyordu o da anladığım kadarıyla,

“Sade ve şık” dedim. Uzatmayarak,

“Anne’min zevki “dedi, gülerek, düz gözükür ama her zaman kendi tarzını konuşturur dedi.”

Cevap vermedim.

O sırada gözüm bahçeye çıkan kişiye daldı.

Soonn

Nasıl buldunuz bölümü🥰🫶🏻