2. bölüm / 15
30’A ÇEYREK KALA ( GÜNCELLENDİ)1.BÖLÜM:HAYATIN DENGESİ
Bölümler 15Şu an: 1.BÖLÜM:HAYATIN DENGESİ
- 1 GİRİŞ434 kelime
- 2 1.BÖLÜM:HAYATIN DENGESİ1.096 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2. BÖLÜM: ŞAPKA KRİZİ945 kelime
- 4 4.BÖLÜM: SÖZLEŞME1.390 kelime
- 5 3.BÖLÜM: GELİN ÇİÇEĞİ1.274 kelime
- 6 5.BÖLÜM: GİDENLER VE KALANLAR1.181 kelime
- 7 6.BÖLÜM: DÖKÜLEN TAŞLAR1.915 kelime
- 8 7. BÖLÜM: ALLAH YAZDIYSA BOZSUN2.740 kelime
- 9 8. BÖLÜM :GEÇMİŞİN KALINTILARI1.898 kelime
- 10 9.BÖLÜM: SADECE 1 YIL1.791 kelime
- 11 10. BÖLÜM: ZOR KARAR2.308 kelime
- 12 11. BOLÜM: BATTI BALIK YAN GİDERMİŞ2.446 kelime
- 13 12. BÖLÜM: KUŞ DİLİ2.028 kelime
- 14 13.BÖLÜM: İSTENMEYEN MİSAFİR2.849 kelime
- 15 14 . BÖLÜM: HASATLIKLAR VE SIRLAR1.252 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Evden büyük feryatlarla çıkıp şen kahkahalarla geri dönmüşlerdi. Her iki aile de; Aydoğdu ve Özbeğen aileleri, aynı binada altlı üstlü oturuyorlardı. Bugün Aydoğdu ailesine küçük bir prenses, Özbeğen ailesine de küçük bir prens doğmuştu.
Küçük aile binasının kiralanan iki dairesi vardı. Bu dairelerde ise iki yakın arkadaş ve aileleri oturuyordu. Yalçın binasının dış boyası açık kahverengiydi.
Her iki aile de arabalarını evin karşısına çekmiş ve yukarı çıkıyordu. Eve çıkarken Lale, eşine:
— Hacı amcadan iki ekmek al, diye seslendi.
Binanın en altındaki dükkânda, aile binasının sahibi Hasan Yalçın’ın küçük bakkalı vardı. Yakın zamanlarda hacca gidip geldiği için mahallede ona “Hacı Amca” ismi takılmıştı.
Erkan bakkala doğru yol alırken iki tazecik anne de binaya çıktı. O tazecik annelerin peşinde, tazecik bir baba olan Emin de vardı.
•••
Karşı binalarında bir telaş vardı; binanın önüne üstü açık bir kamyon çekilmişti. Bunu görmüşken kaldırımdan geçen iki kadının dedikodusuna kulak misafiri oldu:
— Karşı binada oturan Songül ile Yusuf da boşanıyormuş, duydun mu?
Konuştuğu kadın şaşırmıştı:
— Aa, öyle mi? Neden?
Kamyonun içine eşyalar yükleniyordu. Hanımların birkaç gün önce altın gününde öğrendiğine göre, evin ilk gelini olan Songül ile Yusuf boşanmıştı ve Songül’ün eşyaları kamyona yükleniyordu. Yeni yaşayacağı eve taşınıyordu.
•••
Erkan bakkaldan çıkmış, eve doğru geçerken göz ucuyla kamyona baktı. Üst kattaki 9 numaralı evin zilini çaldı. Zile bastığı anda Türk evlerinin o meşhur kapı zili çaldı; içeriden incecik bir kuş sesi yayıldı. Sanki evin içinde bir kanat çırpınışı olmuş gibi o kısa ve tiz ötüş merdiven boşluğuna karıştı.
Çok geçmeden kapı açıldı. Kapıyı Erkan’a Emin açmıştı.
— Hanımlar biraz oturup çay içelim, dedi Erkan.
Erkan, Emin'e sormadan kafasındaki soru işaretlerini gidermişti. Mutfağa geçip ekmekleri bıraktı ve kendine de bir bardak çay aldı. Mutfağa doğru geçerken karısının sorusunu duydu:
— Hayırdır, karşı binaya taşınanlar mı var?
Cam kenarındaki berjerde karşısında oturan Merve, mimikleriyle bilmediğini belli etti ve bunu sesli bir şekilde de dile getirdi:
— Bilmem.
Erkan salona doğru geçerken karısının sorusunu cevapladı. Sağ elindeki çay bardağını ortadaki küçük masaya bıraktı:
— Songül ile Yusuf boşanıyormuş. Kamyona yüklenenler de Songül’ün eşyalarıymış.
Merve bu duyduklarına üzülmüştü:
— Aa, öyle miymiş… Üzüldüm, dedi. Yazık. Daha yeni doğum yapmıştı.
Bir yandan da kucağındaki kızını sallıyordu. Merve’nin söyledikleri doğruydu. Songül, birkaç gün önce kızı Zehra'yı kucağına almıştı.
•••
Emin’in arka pantolon cebinden bir telsiz sesi yükseldi:
— 11-91… Ergüç Mahallesi’nde trafik kazası görüldü. Lütfen yakındaki kuvvetler oraya intikal etsin.
Emin telsizi pantolonunun arkasından çıkarıp üzerindeki düğmeye basarak:
— 43-13, yakınlardayım, intikal ediyorum… dedi.
Emin polisti; işine resmen âşık bir adamdı. Kızıyla ilk tanıştığı günde bile küçük bir meslek molası vermek zorundaydı.
Eşinin oturduğu berjerin yanındaki ikili koltukta oturan Erkan ise saatine bakarak:
— Benim de duruşma saatim geldi. Gel, beraber çıkalım, dedi Emin’e.
Babalar işleri için evden ayrılırken evin dış kapısının açılma sesi ve ardından tekrardan kapanma sesi geldi. Anneler bebekleriyle yalnız kaldı.
•••
Emin mahalleye geldiğinde kazanın, aynı mahalleye çıkan iki farklı yoldan süratle gelen iki araba arasında olduğunu anladı. Şimdiden mahalleye doğru gelen ambulans sirenlerini duyabiliyordu. Kaza alanına doğru yürüdü. Kaza alanının etrafına çekilmiş sarı şeritlerin altından geçerek alana ulaştı:
— Durum nedir? diye sordu halihazırda alanda bulunan polislere.
Polislerden genç, uzun boylu, kumral bir çocuk Emin’in isteği üzerine özet geçmeye başladı. Tahminlerine göre yirmili yaşlardaydı:
— Şöyle gerçekleşmiş komiserim… Karşı karşıya olan iki farklı sokağın giriş yolundan süratle gelen arabalar, yoğunluk arasında çarpışmış.
Genç polis devam etti:
— Aşağıdaki girişteki arabada otuzlu yaşlarında bir çift ve bir bebek olduğu söyleniyor. Anne ile bebeğin durumu iyi fakat biz buraya geldiğimizde baba olay yerinde çoktan hayatını kaybetmişti. Annenin adı Sultan. Hayatını kaybeden babanın adının da Resul olduğunu öğrendik.
Aynı gün içerisinde hayata yeni bir canlı gözlerini açarken, bir can da gözlerini kapatabiliyordu… Emin duyduğu sözlerle bunun farkına varmıştı.
Genç adamla Emin’in arasında konuşma devam ederken ambulanslar kazanın olduğu mahalleye girmişti. Üç tane ambulans vardı. Konuşma bitmişti ve Emin’in bakışları ambulanslara dönmüştü.
Kadın yer yer yaralarla ucuz atlatmıştı kazayı. Umutsuzca ambulansın sedye kısmında otururken, sağ taraftaki ambulansta küçük oğlan çocuğuyla ilgileniyorlardı. Görevliler sol taraftaki ambulansta ise bir ceset torbasından başka bir şey olmadığını biliyordu…
•••
Erkan adliyeye gelmişti. 5 nolu duruşma salonunun önünde mübaşirin onları çağırmasını bekliyordu. Bugün Yusuf ile Songül’ün boşanma davasının 5. celsesi görülecekti. Erkan, Yusuf’un avukatıydı.
Mübaşir, büyük iki kapılı kahverengi kapıyı aralayıp gür bir sesle bağırdı:
— Davalı Songül Polat! Davacı Yusuf Polat! Davacı tarafın vekili Erkan Özbeğen! Davalı tarafın vekili Mustafa Akçatepe Salonda girildi taraflar yerlerini aldı. Çok beklemeden hâkim de salona girdi. Yerine oturdu, tokmağını vurdu ve gür bir sesle konuştu:
— Yaz kızım… Songül Polat ve Yusuf Polat’ın çekişmeli boşanma davasının beşinci celsesi. Davacı taraf ve vekillerinin geldiği görüldü. Celse başladı.
Hâkim başını kaldırdı:
— Evet?
Erkan ayağa kalktı:
— Sayın hâkim bey, taraflar ortak bir karara vararak çekişmeli boşanma davasını anlaşmalı olarak bitirmek isterler.
Hâkim diğer tarafa döndü:
— Doğru mudur Mustafa Bey?
Mustafa ayağa kalktı, başını “doğrudur” anlamında eğdi:
— Doğrudur efendim. Anlaşmalı boşanmaya çevirme kararı alındı.
— Sözleşmeyi buraya getirin, dedi hâkim.
Erkan hâkime yaklaşarak sözleşmeyi uzattı. Hâkim sözleşmeye göz gezdirerek okudu, ardından tokmağını vurdu:
— Karar… Songül Polat ve Yusuf Polat davasının beşinci celsesinde anlaşmaya varıldığı görülmüş olup tarafların hazırladığı boşanma protokolüne uyularak boşanmalarına karar verilmiştir. Müşterek çocuk Zehra Polat’ın velayetinin babası Yusuf Polat’a verilmesine karar verilmiştir.
Duruşma sona ermişti. Yusuf, Songül ve avukatlar duruşma salonundan ayrılıyordu.
•••
Songül’ün beş duruşma sonunda çekişmeli davadan vazgeçip anlaşmalı bir şekilde boşanmayı kabul etmesinin sebebi, yaklaşık bir sene önce Yusuf’un karısı tarafından aldatıldığını anlamasıydı. Bu yüzden boşanma davası açmıştı.
Songül’ün sevgilisi, para karşılığında Yusuf’a beraber fotoğraflarını satmıştı. Eğer bu fotoğraflar ortaya çıksaydı, şiddetli geçimsizlik sebebiyle açılan dava sansasyonel bir zina davasına dönecekti. Songül bütün arkadaşlarına ve akrabalarına rezil olacaktı. Bu yetmemiş gibi Yusuf’u da insanların gözünde rezil edecekti. Kızı da büyüdüğünde bu sansasyonel davayı öğrenecekti.
O yüzden bunları göze alamayıp anlaşmalı boşanmayı kabul etti. Bu da yetmemiş gibi kızının velayetini Yusuf’a verdi.
Erkan, Yusuf’un ricasını yerine getirerek bu davadan, vekilinin kendisi olduğundan ve davanın açılma sebeplerinden kimseye bahsetmemişti. Yaklaşık bir buçuk sene süren dava daha sessiz sedasız açılmıştı ve aynı şekilde sessiz sedasız bitmişti.
•••
Lale, doğum yapmadan önce yapılan matematik sınavlarını okurken masadaki çayını eline alıp küçük bir yudum aldı. O sırada Türk evlerinin vazgeçilmezi olan kuş sesli kapı zili tekrar çaldı.
Merve, ikili koltukta birbirlerine sokularak uyuyan iki bebeği kontrol etti. Ardından Lale’nin karşısındaki berjerden kalkıp:
— Ben açarım, dedi. Bizimkilerdir. Biz de artık kalkalım.
Lale, arkadaşına karşı çıktı:
— Niye? Biraz daha otursaydınız.
Merve, bir yandan mahmurluğunu üzerinden atmaya çalışarak kapıya yöneldi ve kapıyı açtı. Karşısında kısa kıvırcık saçları, kalın camlı gözlükleri ve siyah uzun elbisesinin üzerinde mor lale desenleri olan bir kadın duruyordu.
Merve, şaşkın bir ses tonuyla:
— Anne?.. dedi.
Bölüm etkileşimi
