27. bölüm · 𝐹𝐼𝑉𝐸 𝐵𝐼𝑇𝐶𝐻𝐸𝑆 𝐴𝑁𝐷 𝐴𝑁𝐾𝐴𝑅𝐴

ÖZEL BÖLÜM 2

Ayşegül Kılıç

𝘈𝘺𝘯𝚤 𝘢𝘤̧𝚤𝘬𝘭𝘢𝘮𝘢 𝘣𝘶 𝘣𝘰̈𝘭𝘶̈𝘮 𝘪𝘤̧𝘪𝘯 𝘥𝘦 𝘨𝘦𝘤̧𝘦𝘳𝘭𝘪.
.
.
.
𝗜̇𝘆𝗶 𝗸𝗶 𝗱𝗼𝗴̆𝗱𝘂𝗻 𝗕𝗲𝘆𝘇𝗮!
.
.
.
.
Yorgun geçen günün ardından arabasını evine doğru sürdü Beyza. İspanya'da evleri olduğu gibi hepsinin ortak şehri olan Ankara'da da evleri vardı. Kocamandı evleri. Kocaman ön bahçesi, havuzlu arka bahçeleri vardı.
Davadan çıkmıştı ve oldukça yorgundu. Başarıları günden güne devam ediyordu. Belki de Hayali olan 'Cumhuriyet Savcılığı'na ulaşabilirdi. Kim bilir.
Yoğunluk sebebiyle doğum günü olduğunu da unutmuştu. Sabah çocuklar yatağına bir kek ve mum ile gelince hatırlamıştı. Tekrardan hatırlayıp gülümsedi.
Eve gelince arabasını park etti, malzemelerini aldı, inip arabayı kitledi. Eve gidince yemek tarifi düşünme derdi ya da temizlik düşünme derdi falan yoktu. Nicholas Guavera ile evlenmek böyle bir şeydi çünkü.
Arabayı kitledi ve elinde cübbesi ile çocuklarının aldığı anahtarlıklar yüzünden şıkır şıkır sallanan anahtarını aradı çantasında. Tam kapıya geldiği sırada Bartu Alex kapıyı açtı. "¡BIENVENIDA MAMÁ!" (HOŞ GELDİN ANNE!) Beyza gülümsedi, hızlıca içeriye geçip topuklularına aldırış etmeden oğlunu kucağına aldı. Vücut yapısı babasına benzediği için kaldırması zordu elbette. "Hoş buldum oğluşum!" Yanaklarını doya doya öpüp topuklularını çıkarttı, kapıyı kapatıp içeriye geçti.
Ve anında elinde pastayla beliren Nicholas'ı gördü. Yorgun gözleri parladı, gülümsedi..
"İyi ki doğdun Bi'tanem.." Nicholas pastayı tek eline alıp ikisine de sarıldı, Beyza da ona sarıldı, öptü. "Anne! Üfle hadi!" Dedi Bartu. Beyza güldü. İkinci bir kız çocuğu dileğini tuttu ve mumlara üfledi. "Yemek hazırladım, arka bahçeye gidelim." Dedi Nicholas, Beyza'nın elindekileri hızla koltuğun üstüne bıraktı, Bartu annesinin elini tuttu ve birlikte arka bahçeye doğru ilerlerken bir anda ışıklar açıldı, ve iki yandan konfeti patladı.
"İYİ Kİ DOĞDUN BEYZAAA!! İYİ Kİ DOĞDUN BEYZA!"
Beyza'nın gözleri fal taşı gibi açıldı. Bozlar, Bozkurtlar, Öztaşlar, ve Dervişoğulları. Hepsi buradaydı. Uzunca koyulmuş yemek masasında ayakta alkışlıyorlardı. Nicholas bir sürü yemek yapmıştı. Beyza onlara baktı, Nicholas onun belini kavrayıp omzundan öptü. "Ya.... salaklar..." Dedi Beyza. Nicholas'ın yanağından tutup öptü, Bartu da annesine hediyesini uzattı. "Doğum günün kutlu olsun annecim!" Beyza hızlıca Bartu'ya sarıldı, doya doya öptü.
Diğer çocuklar da hediyeler almıştı. Takılar..çantalar.. ve hepsi resim çizmişti onun için. Beyza gülerek hepsine sarıldı. Sıra kızlara gelince uzun uzun baktı.
Bu aşamaya gelene kadar ne çok acılar çekmişlerdi... Nicholas ölüm eşiğine bile gelmişti.. şimdi ise hepsi sağlıklı ve huzurluydu. Artık yalnızca kendi işlerine bakıyorlardı. Beyza'nın gözleri doldu, topluca hepsine sıkıca sarıldı, kızlar onun dolan gözlerine güldü. Topluca sarıldılar. Nicholas bu tabloya bakarken gülümsüyordu. Kafasını diğerlerine çevirdi. Yıllardır aşık olan Alp'in aşkı artık karşılıklıydı. 'meyve' bile vermişti.
Serhat'ın boktan giden hayat ve ilişkilerinin ardından onun bütün yüklerini sırtlanmıştı Eylül. İkisi de yüklerini bir yana bırakmış, yalnızca ikisi için de her şeyden kıymetli olan çocuklarına odaklanmışlardı. Serhat yeniden yaşadığını hissediyordu. Pardoon. Demir...
Ceylin kimliğini açıklama zorluğu yaşarken birisi onun hayatını kurtarmıştı. Travmalarını garipsemeden onu kabullenen, her daim yanında olan kişiydi Şevval...
Operasyonda vurulduğu haberini alınca okulunda sınıfta kalmayı göze alıp bir ay boyunca Ceylin'in yanında kalmıştı Şevval.. Ceylin o gün emin olmuştu evleneceklerine.
Nicholas'ı kimse anlamazken bir anda çıka gelmişti Beyza. Sürekli birilerine öğretmeye çalıştığı, kabullendirmeye çalıştığı kimliğe hayrandı Beyza... Nicholas'ın olduğu kişiyi onun kadar iyi bilen belki de tek kişiydi.. şimdi ise o kimliği çocuklarına da öğretiyorlardı...
Ve Ozan... Yılların sabrı ardından sevdiğine kavuşmuştu. Her fırsatta deneme teklifi sunduğu kadın kabul edince dünyası renklenmişti. Bir daha solmamak üzere renklenen dünyasına simleri döken kişi de biricik oğulları olmuştu...
Ve şimdi hepsi mutluydu. Kimsede acı, keder yoktu. Geçmiş geçmişte bırakılmıştı. Geleceğe bakılıyordu..
.
Nicholas'ın hazırladığı yemeklerden yiyorlardı, hem Türk hem İspanya mutfağından bir sürü yemek..
Nicholas boğazını temizledi. "Öhm, bu arada hayatım. Ozan ve Ayşegül Bartu Alex'e bakmak istiyorlarmış bu akşam." Dedi Nicholas, göz kırptı Beyza'ya. Beyza anlayıp gülümsedi. Ozan lokmasını bitirip konuştu,
Ozan:"gönüllü olmamıştık aslında."
Nicholas:"sus istiyosun."
Ege portakal suyundan bir yudum aldı. "anne! Ben de teyzemlere gıdım mi???" Eylül gülümsedi, onun ağzının kenarındaki yemeği peçete ile sildi. "Olur oğlum, gidebilirsinn" yanağından öptü, Serhat ise saçlarını okşadı. Kumsal ve Alperen hızlıca anne ve babalarına döndü. "Gidin gidin" dedi Alp, geriye yaslanıp Kübra'nın saçlarından öptü. Mırıldandı. "Biz de yalnız kalırız hem..." Kumsal gülümsedi. "Teyze! Bize keman çalar mısınnnn??" Ayşegül gülümsedi. "Oluuur" Ozan'a döndü. Ozan da ona bakıyordu. Ozan iç çekti... Yemek yemeğe devam edince hepsi güldü. Demir Ege'ye döndü. "O kızı mı konuşacaksın amcanla?" Ceylin baktı, "ayyy evet noldu kızla???" Ege sessizleşti. "Kız başkasına aşık!" Dedi Kumsal kaşlarını çatarak. "Hayır! Beren değil!" Alperen ona baktı. "Red etti ya.." Ege iki yana kafa salladı. "Ben değil! Pars red edildi!"
Ozan ve Pars'ın boğazında kaldı yediği yemekler. Ozan Pars'a döndü. Ayşegül de. Pars Ege'ye bir bakış attı... "Hmhm..." Yalnızca kafa salladı üzgünce, "Lan sen de kızın arkadaşını mı seviyorsun?" Dedi Şevval sırıtarak. Pars kafa salladı. "Ama... Başkasını seviyormuş.." dedi Pars. "Nee..kim??" Dedi Ayşegül. Pars ona döndü. "Burak var ya! O.." Şevval elini masaya vurdu. "Lan sokucam Buraklar yeğenlerime bile bulaşıyor amk." Küfür edince onu Ceylin hızlıca durdurdu. Ozan Pars'ın kafasından öptü. "Yapacak bir şey yok babacım.. bugün keman çalarız seninle olur mu?" Pars sessizce kafa salladı.
Beyza gülümseyerek onları izliyordu. Ayşegül ve Ozan Pars'ın ağlamasını engellemeye çalışırken Bartu ve diğerleri ona sarılmaya gitmişlerdi. "Biz de Ozan'a böyle yapıyorduk..." Dedi Nicholas Beyza'ya. Beyza güldü. "Bartu Alex. Sen?" Bartu iki yana kafa salladı. "Ben sevmiyorum kimseyi." Dedi. Nicholas ile yumruklaştılar. Beyza gerildi. "Benim bir şey söylemem lazım.-" Nicholas hızla ona döndü, gözleri açıldı. Beyza kafa salladı. "Hamileyim! Bugün doktor kontrolüne gittim!", "ALLAH'IM!" diyerek onu kucakladı Nicholas, diğerleri de kahkaha attı. Tesadüfün böylesi değil mi...? Ama henüz bitmedi.
Şevval ve Ceylin duraksadı.. Şevval Ceylin'e bakıp boğazını temizledi. "Yalnız... Bizden de teyze, hala ve dayı oluyorsunuz-" derin sessizlik. "Çünkü biz de çocuk sahiplendik- birisi sekiz aylık diğeri ise 6 yaşında.."
Herkes şok. "NEEEE-" sesleri, kahkaha sesleri. Bir sürü ses. Çocuklar da alkışlıyorlardı.
Ceylin ve Şevval diğerlerine söylemiyor olsalar da çocuk sahiplenmeye çalışıyorlardı uzun süredir. Ve iki kardeş sahiplenmişlerdi. Çocukların da isteği üzerine olmuştu bu tabii. Çocuklar ileride iki ebeveynin anne olması hakkında zorlanacak olsalar bile iki anneleri de koruyacaktı onları. Hem de ölümüne...
Herkes birbirine sarıldı, birbirini tebrik etti. Ve gözler Kübra'ya döndü. "Ay.. yok ben hamile değilim-" dedi Kübra, Alp ona bir bakış atınca hepsi sıradaki hamile kişiye emin oldular...
Sohbetleri devam etti. Nicholas yemek sırasında Beyza'nın hediyesi olan yeni Ferrari arabasının anahtarını da vermişti.
Devamında Oyunları oynadılar, bol bol sohbet ettiler. İlişki tavsiyeleri de verilmesi değil elbette. Çocuklar arka bahçede koşup eğlenirken diğerleri de tatlarını yiyip sohbet ettiler. Beyza girdiği davaları vs anlatıyordu. Bir iki hafta sonra gidecek oldukları yurtdışı tatilinde gidecekleri ülkelere baktılar. Viyana'yı görünce hepsi üzülse de güle güle planlarını yaptılar.
Ve gitme vakti gelince hepsi toparlandı.
Beyza çocuklarının yanaklarından öpmüştü bol bol. Bartu'yu da tembihlemişti. Aydın tüm çocukları kucağına, sırtına, omzuna alıp arabaya doğru ilerledi, Ayşegül Beyza'ya yandan bir bakış attı. Geçen günde Pars'a onlar baktığı için bir şey demedi. "Hadi görüşürüz cnm." Dedi, hepsi ikisinin ne yapacaklarını bildiği için kıkır kıkır gülüyorlardı. "Çocuk ezilcek amk" dedi Kübra, kız kıza kalmışlardı. Şevval ve Eylül kahkaha attı, Ayşegül de ayakkabısını giyerken gülmekten düşecek gibi oldu, "susun be." Dedi Beyza kendisi de gülerek. Ayşegül de ayakkabılarını giydi ve hepsi arabalara ilerledi, vedalaştılar. Ayşegül ön koltuğa oturup arkaya baktı. Ceylin ve Şevval de baktılar. "Yarın yenileri de geliyor Ayşegülcüm." dedi Şevval. Ceylin güldü, "gelin birlikte bakalım ya." Dedi Ayşegül, "ayyy sağol yengecim ama biz drifte gidiyoruz şimdi." Dedi Ceylin, bebişleri gelmeden önce son gece eğlenmeleriydi bu gece. Diğerleri de güldü.
.
.
Beyza ve Nicholas kapıdan onlara el salladılar, Nicholas'ın eli onun belindeydi. Arabalar gidince hızla içeriye çekip kapıyı kapattı, Beyza'yı kapıya yaslayarak hızlıca öptü, bir yandan eli onun eteğinin fermuarına kaydı, Beyza ona güldü, Bartu yüzünden uzun zamandır birlikte olamıyorlardı.. Nicholas'ın kendisini bunca zaman tuttuğu çok belliydi, tutkuyla öptü Beyza onu.
Nicholas da Beyza da nefes nefese birbirlerine baktılar.
Nicholas:"𝐈̇𝐲𝐢 𝐤𝐢 𝐝𝐨𝐠̆𝐝𝐮𝐧 𝐚𝐬̧𝐤𝛊𝐦.." Beyza onun kehribar gözlerinde kayboldu, ve tekrardan öpmeye koyuldu...
.
.
.
.
// 𝙾̈𝚉𝙴𝙻 𝙱𝙾̈𝙻𝚄̈𝙼 2 𝚂𝙾𝙽𝚄 //