3. bölüm · 𝐹𝐼𝑉𝐸 𝐵𝐼𝑇𝐶𝐻𝐸𝑆 𝐴𝑁𝐷 𝐴𝑁𝐾𝐴𝑅𝐴
BÖLÜM 3
Evet, evet.
Bu kadın Şevval idi.
Onun gökkuşağı renklerindeki bilekliğine ve saat kordonuna baktı..
"Böyle kadınlar... Varmıymış..."
İki çift kahverengi göz birbiriyle buluştu, birisi aşkla bakarken birisi sinirle bakıyordu...
.
.
Ceylan Şevval'in görünce bakakaldı, Şevval rahat pozisyonundan çıktı ve ona sordu," iyi misiniz?"
Ceylan soruyla birlikte irkildi güldü ve ensesini okşadı "Ah- ahah, iyiyim tabii kii, siz??", "Saolun, ben de iyiyim." Nick Ceylan'ı kolundan tutup yanına çekti, kulağına İspanyolca bir şeyler fısıldadı, bu sırada Eylül ve Beyza imayla Şevval'e baktı. Şevval kadının kolundaki bilekliği görünce hızlıca rahat pozisyonunda çıktı.. Nick olayı anlatırken Ceylan Nick'i dinlemiyor, Şevval'e bakıyordu, Şevval gerildi, gergince sağa sola bakmaya başladı, mırıldandı. "Hay sikeyim..."
Yiğit komiser gider gitmez bileğinden tuttu ve arka bahçeye götürdü, Kübra "Hey-! Yiğit ne yapıyorsun.." demeye kalmadan Yiğit sıkıca Kübra'nın belinden sarıldı. Kafasını onun boynuna kafasını gömdü. Çaresizlik içerisinde titreyen sesiyle mırıldandı: "Çok özledim..." Kübra yavaşça sarıldı, saçını okşadı.. "olmadığın her gün cehennem azabı yaşadım Kübra..." Kübra gözlerini kapattı, sarılırken ense kısmındaki saçlarını okşadı..
Beyza bacak bacak üstüne atmış, bacağını sektirerek Nick'e bakıyor. Nick ise bacaklarını açarak oturmuş, ceketini korumalarından birisine vermiş, kollarını göğüsünde kavuşturmuş keskin gözleriyle Beyza'ya bakıyordu. Eylül ise telefonundan Serhat'ın fotoğraflarını açmış, onlara hasretle bakıyordu..
"Tengo que admitir que usted es una experta en peleas, señorita Beyza. " (itiraf etmeliyim ki siz dövüş konusunda uzmansınız Beyza hanım.) dedi Nick sırıtarak. Beyza ona baktı, alaycı gülumsemesi ile cevap verdi. "Gracias, Sr. Nick." (teşekkür ederim Nick bey.) ikisi de birbirine gülümsedi. Bu sırada Kübra ve Yiğit geldi, Yiğit onun elini tutmaya çalışıyor ama Kübra inkar ediyordu, elini kaçırıyordu. Beyza, Eylül ve Şevval side eye attı ikisine, Kübra kızların yanına oturdu. Ceylan hâlâ Şevval'e bakıyordu. Kübra anlam veremedi, "noluyo?" anlamında Şevvali dürttü, Şevval sadece omuz silkti. Ceylan konuştu, "Adınız neydi bu arada..?" Şevval önce kızlara, sonra ona baktı,
"...Şevval."
"ahh, adınız da sizin gibi çok güzel..."
Kızların hepsi ikisine baktı:
Beyza: "Ney ney-"
Eylül: "neeeeey"
Kübra: "Ne oluyor olm!?"
Şevval:"..a-anlamadım..?"
Ceylan:"ay çok güzelsiniz diyorum! Ceylan ben de, iyi anlaşalım.." ayağa kalkıp elini uzattı. Şevval ise elini geri çevirdi. Elini uzatmadı ve onu görmezden geldi. Ceylan tek kaşını kaldırdı ve güldü "demek zoru oynayacaksınız asker hanım, peki... Kabul." diye düşündü içerisinden. "Askeriniz demek, zor değil mi ya?"
"aynen ."
"mesleği seviyorsanız size kolay gelir gerçi.."
"aynen."
"size de çok yakışmış ha.."
"aynen"
"çok cool ve çekici duruyorsunuz."
Şevval kadına bakıp iç çekti, "Allah Allah.." diye mırıldandı. "ben kantine gidiyorum. Bir şey istiyor musunuz.?" dedi sinirle. Ceylan "sizi" dememek için kendisini tuttu. Şevval gidince kızlara döndü, "çok havalı gözüküyor.. Ama biraz soğuk galiba"
Beyza, "tanısanız çok seversiniz, yabancılara karşı soğuk sadece" dedi Beyza, Ceylan gülümsedi "seveceğimden şüphe yok ya...." Yiğit imayla Kübra'yı izliyor, Nick ve Beyza birbirine düşmanca bakıyor, Şevval Ceylan'a bakmamak için Eylül ile konuşuyor, Ceylan ise full focus Şevval'i izliyordu.
"Şevval hanım otursanıza, ayaklarınız acır sonra.."
"yok, sagolun Ceylan hanım"
"ismimin söylenmesi hiç bu kadar hoşuma gitmemişti..."
"hasbinallaaah..." diye mırıldandı Şevval..
Ayşegül eve yürüyordu, bir yandan Sedat Sayan'dan Ellere Düş dinliyordu. "inan en kolay şey, hemen çekip gitm.." bir anda telefonuna bir çağrı düştü, telefonuna baktı, açtı
"Alo?"
"evet, evet Ayşegül Kılıç, buyurun dinliyorum"
"evet.. Hmh..."
"NE!?"
.
.
"NE!?" malikanenin içerisinde kalınca bir ses yankılandı.
"Polis bey emin misiniz??"
"tamam, tamam geliyorum." telefonu kapattı "Hay ağzınıza sıçayım sizin! Hızlıca evden çıktı, arabasına atlayıp karakola sürdü..
.
.
" polis bey emin misiniz onlar öyle şeyler yapmazlar.."
"peki, peki geliyorum" Hızlıca yönünü değiştirdi Ayşegül, hızlıca karakola doğru koşmaya başladı..
Nick keskin gözlerle Beyza'yı süzüyor, Beyza da ondan eksik kalmayarak kendisi de Nick'i süzüyordu. Ceylan ve yiğit kendi yarlarına aşkla bakıyorlardı. Kübra gözlerini çok kaçırmazken Şevval direkt bakmıyordu. Gözleri kapalıydı.
Karşıda; Yiğit, Nick, Ceylan oturuyordu. Ve ayakta 3 adet koruma vardı.
Karşılarında ise; Kübra, Beyza, Eylül vardı. Şevval ise ayakta, duvara yaslanmıştı. Adamlar sağ koridordan gelen ayak seslerine baktılar, kızlar ise soldan gelen ayak seslerine baktılar.
İki tarafta gerildi. Yiğit gergince fısıldadı.. "aydın.."
Kübra gergince fısıldadı.. "Ayşegül...."
A&A:ikisi de yüksek sesle bağırdı. "NE oluyor lan burada.!?" Her iki tarafta kulaklarını kapattı, Şevval mermi seslerine alışık olduğundan buna da kulaklarını kapatmadı. Ceylan bir kez daha etkilendi.
İkisi de aynı anda konuşunca birbirlerine baktılar:
A:.........?
A.......;)?
Kızlar karşıda duran, adı Aydın olan adama baktılar, diğerleri gibi uzun, siyah saçları alnına dökülen, beyaz tenli, vücudu yapılı ve üstünde takım beyaz gömlek, üstünde siyah ceketi ve altında siyah pantalonu olan birisiydi bu. Aydın, dudaklarında hafif bir sırıtış ile karşısındaki kadına bakıyordu..
Bunun üzerine adamlar da (ve Ceylan) karşıda duran, adı Ayşegül olan kadına baktılar, üstünde siyah bodysi, beline bağlanmış gri hırkası ve altında paraşüt pantalonu vardı. Sırtında ise çantası.
Aydın aynı anda aynı cümleyi söyleyince başta şaşırdı, sonra ise sırıttı, "tekrardan karşılaştık ha.."
"Hasbinallah.." diyerek göz devirdi, ellerini beline koydu Ayşegül. İki tarafta oturanları umursamadan ellerini pantalonunun cebine sokup karşısında duran kadına, Ayşegül'e ilerledi: "Bu dördüncü karşılaşmamız oldu. Artık bu kadar karşılaşma tesadüf değil bence... Hm, ne dersiniz öğretmen hanım? ;)" Ayşegül kafasını yana çevirerek sabır çekti, kızlar ise fal taşı gibi açılmış gözler ile ikisine bakıyordu.. Aydın elini uzattı, kafasını hafif yana eğerek. "Aydın ben. Sizin isminizi de öğrenmek isterim, izninizle..." Ayşegül onun eline vurdu. "kalsın." onu yana itip kızlara baktı.
"ne oluyor burda. Ne halt yediniz." kızlara baktı, Eylül ve Şevval de hiçbir şey yoktu fakat Kübra ve Beyza'da bir iki yara vardı. Kafasını diğer tarafa çevirdi, "ayrıca bu mafya kılıklı adamlar kim. Ne alaka?" Nick Ayşegül'ün ses tonunun aşağılayıcı olduğunu fark edince Beyza'ya sordu. "Beyza. ¿Esta mujer me está insultando?" (Beyza, bu kadın bana küfür mü ediyor?) Ayşegül'ün gözleri açıldı. Beyza'ya döndü. "ALLAH KAHRETSİN BİR DE İSPANYOL MU?!. LAN NAPTINIZ SİZ." Ceylan boğazını temizleyerek ayağa kalktı. "Ehem, Ayşegül hanım, öncelikle sağlık açısından kızların bir şeyi yok, bir iki hırpalanma, ayrıca konu Beyza hanımın eski flörtüyle alakalı bir şeyler.. Endişelenecek hiçbir şey yok" dedi ve gülümsedi, Ayşegül kadını süzdü.
Aydın Ceylan'a güldü, "Ceylan, sen de katılsaydın ya. Eksik kalmışsın" dedi. Ceylan ise , Yok ya, ben stres ve adrenalini yatakta yaşamayı seviyorum, değil mi Şevval hanım? ;)" dedi. Bunun üzerine Şevval'in tükürdüğü boğazında kaldı, Ayşegül Ceylan'a baktı. Bilekliğini görünce Şevval'e döndü, sordu. "Şevval. kim bu kadın? Sevgilin mi?" kızlardan "pft-" diye ses çıktı ve ardından kahkaha attılar, Şevval hızlıca kaşlarını çattı ve rahat pozisyonunda çıkıp konuştu "Allah yazdıysa bozsun.!!" dedi, Ayşegül ani tepki üzerine şaşırdı. Ceylan ise sırıttı, "Ayy inşallah Ayşegül hanım, umarım bir gün gerçekleşir~~~"
Komiser seslendi: "Aydın BOZ ve Ayşegül KILIÇ!" Aydın ve Ayşegül komiserin odasına girdiler. Ceylan Şevval'e baktı, "sizin grubun annesi de Ayşegül galiba, bizde de Aydın, ama o baba rolünde tabii" kıkırdadı. Şevval cevap vermedi. Nick Beyza'ya tekrardan Ayşegül'ün kendisine ne dediğini sordu, Beyza bir şey söylemediğini söyledi. İkisi hâlâ bakışıyor, Ceylan Şevval'e baksa da Şevval oralı olmuyordu. Şevval Kübra'ya sordu. "yabancı numara bir daha mesaj attı mı??", Kübra konuştu "yok... O Yiğitmiş..." Şevval sinirle Yiğit'e döndü:"lan ne sikim sonik şeyler yazıyorsun!" diye kükredi, Yiğit, "Benim olduğumu anlasa asla yanıt vermezdi ki..", Şevval de sabır çekti. Ceylan dudağını ısırdı..
Aydın ve Ayşegül ellerinde kağıtlar ile çıktılar, Ayşegül kağıtları okuyor, Aydın ise aynı kağıtlar elinde olmasına rağmen Ayşegül'dekileri okuyordu. Ayşegül iç çekerek kafasını kaldırdı,
"haaa.. Ha?" iç çekmesi yarıda, kaldı, Yiğiti fark etti, "Lan? Süt değil mi bu?" Şevval gülerek Ayşegül'e cevap verdi, "He amk bi baktım adamları döverken Kübra'ya vuran var mı diye bakıyor JDOWJFOEJFOEJFKSNC" Ayşegül de güldü, Kübra'ya bakış attı. Kübra utanıp Beyza'nın omzuna yattı, Beyza kızlara bakmıyordu bile. Dosdoğru Nick'e bakıyordu. Ayşegül kağıtları Aydın'a verdi imzalaması için ve Beyza'ya baktı. "Beyza hanım havalar nasıl.?"
"çok iyi..."
Ayşegül Nick'e döndü.
"What do you want from Beyza? " (Beyza'dan ne istiyorsun.?)
"Nothing." (Hiçbir şey.)
"But your eyes don't say so.?" (Ama gözlerin öyle söylemiyor.?)
"Is that so?" (öyle mi.?)
"Take your eyes off her." (gözlerini onun üzerinden çek.)
Ayşegül haklıydı. Nick sanki Beyza'yı yiyecekmiş gibi bakıyordu. Ama Beyza bu durumdan şikayetçi değildi. "Bitti mi imza atman?" Ayşegül Aydın'a sordu, Aydın kafa sallayıp kağıtları uzattı. "Kızlar , hadi gidiyoruz."
"Beyler, ve Ceylan, hadi gidiyoruz.
" bir daha böyle bir şeye bulaşırsanız gebertirim sizi. "
" bir daha böyle bir şeye bulaşırsanız müdahale etmem orada geberirsiniz."
Ayşegül ve Aydın aynı anda konuşunca iki tarafta onlara baktı, onlar da birbirlerine, Aydın sırıttı. Ayşegül göz devirdi ve kızları da aldı ilerlerken Yiğit konuştu:" biz bıraksaydık sizi.. " Şevval yanıt verdi." gerek yok."
.
.
.
Eve geldiler. Hepsi pijamalarını giymiş koltuğa oturmuş televizyondan bir şeyler açmışlardı, Ayşegül Beyza ve Kübra'nın yaralarına pansuman yaparken bir yandan olan biteni dinliyordu.
Beyza: "ondan sonra bana orospu falan dedi.."
Ayşegül:"o sarışın şıllık mı?"
Kübra:"evet olm o dedi sonra zaten Yiğit ile Nik midir nedir o geldi, adam elini kaldırınca işte birbirlerine girdiler"
Ayşegül:"eee. Yiğit ne alaka.?"
Kübra:"NOLDU BIKIYOR MUSUNUZ! Biz karakola girdik komiser bekleyin dedi o da tuttu bileğimden arka bahçeye götürdü ben dedim bırak o yok dedi bırakmam dedi neyse sonra hemen sarıldı boynuma sokuldu falan, ben idrak edemedim seni çok özledim falan dedi öyle işte, ama en son arkadaş kalma karar-"
Ayşegül batikonu Kübra'nın yarasına bastırdı. "he amk he", Şevval'e döndü, O konuşmadan Şevval "Adı Aydın olan adama ne alaka???"
"asıl Ceylan kim ve ne alaka? Dökül bakalım."
"kızı tanımıyorum amk muhtelemen lezbiyen geldi öyle yürüyor işte, yavşak ae"
"güzel kız ama." Ayşegül göz kırptı.
"Aydın'da yakışıklı çocuk he" Şevval de göz kırptı.
Eylül sordu, "Gerçekten he, Aydın kim ve ne alaka?", "Bir şey değil bee, okula yetişmeye çalışırken çarptım sonra kitapçıda da karşılaştık ondan.", Beyza baktı, "ama dört kere karşılaştığınızı söyledi", "diğerini ben de bilmiyorum ki" Beyza güldü "Nick çok yakışıklı bu arada.. İçim gitti yani, Ceylan da baya hoş kız" Şevval kükredi, "lan susun!" tam bu sırada kapı çaldı. Kübra kapıya bakmak için ayağa kalktı, Ayşegül durdurdu ve tülbent ile hırka aldı üstüne, Kübra kapıyı açtı.. Gördüğü karşısında şok oldu.
"Yiğit!?" kızlar bir anda sessizleşti. "Kübra.. Konuşabilir miyiz..." Kübra kızlara baktı, "İçeriye gelsin mi..? Dışarısı soğuk..." uzun uğraşlar sonucunda Ayşegül kafa salladı. "mutfağa gidin orada konuşun."
Karşı karşıya oturdular, Kübra tırnak kenarlarıyla uğraşıyordu. Yiğit ise ona bakıyordu. "Pijaman.... Çok güzelmiş....." Kübra üstüne baktı, Hello kittyli pijamasi vardı üstünde. "Hay anasını..." Yiğit güldü, kübra ayağa kalktı "yok yok, değiştirme.. Yakışmış..."
"neden geldin..?"
Yiğit nefes aldı, onun ellerini tuttu "Kübra.. Çıktığımız dönem ikimiz de çocuktuk... Ergendik... Saçma salak konulardan kavga ediyorduk, artık ikimiz de olgunlaştık.." Kübra ona nefretle bakmaya çalışsa da nafile.. O konuştukça içi eriyor gidiyordu.
"Kübra....."
"lütfen... Lütfen bize bir şans daha ver...." Kübra öylece bakakaldı, o da 'unuttum' dese de unutamıyordu Yiğit'i, gençliğiydi Yiğit..
"lütfen Kübra... Her şeyi daha güzel yapabilirim... Asla pişman olmazsın..." Kübra ağzını cevap vermek için açtı, biraz öylece kaldı.. Konuştu. "Düşüneceğim.." Birbirlerine hayatlarını anlattılar, uzunca konuştular. Saat gece yarısını geçmişti. Şevval su içmek için mutfağa geldi, Yiğit'e baktı.
"Gitmiyor musun.?"
"Gideyim mi?"
"Gitsin mi?"
"Zahmet olacak ama evet."
"gideyim o zaman."
"gitsin o zaman.."
"aynen."
"evet gideyim.."
"evet gitsin..."
"LAN KALK HADİ."
Şevval'in bağırması üzerine Yiğit ayağa kalktı, Kübra kapıya kadar eşlik etti, "Dikkatli kullan arabayı.. Tamam mı..?" Yiğit gülümsedi, Kübra'yı öpecekken kızların hepsinin tehditkar şekilde ikisini izlediğini fark etti. "Neyse... İyi geceler Kübra...", "İyi geceler..", kızlara baktı "Ceylan ve Aydın'ın selamı var.." Ayşegül ve Şevval göz devirdi, ikisi de selamı aldı, Beyza'ya baktı. Bir not kağıdı verdi "Bunu da Nick sana vermemi istedi.." Beyza not kağıdını aldı, açtı, içerisin de "Tus ojos son tan hermosos" (Gözlerin çok güzel) yazıyordu, yanında da ufak bir kalp vardı, Beyza gülümsedi, sırıttı, Eylül, Şevval ve Ayşegül aynı anda hafifçe Beyza'nın kafasına vurdu.
Yiğit kapıda ayakkabılarını giydi, Kübra'ya son kez bakıp el salladı, ve gitti. Kübra gülümseyerek kapıyı kapattı, kızlara döndü. Kızlar full focus ona bakıyordu. Eylül taklit etti "Lütfeğn... Lütfeğn bir şans daha veğr..." kızlar güldüler. Ayşegül, "geç kız içeri" dedi, kızlar odaya gitti, Ayşegül kapıya bir çift erkek ayakkabısı koydu ve kapıyı kapatıp kitledi.
Herkes yataklarına girdi, hepsinin uyuduğunu görünce Ayşegül de uyudu. Ertesi gün hepsi erkenden kalktı, Beyza ve Ayşegül okula gittiler.
Beyza hukuk fakültesi 4. Sınıf öğrencisiydi, o daa okuyacaktı lakin Ayşegül'ün son senesiydi. Okul öncesi öğretmenliği 4. Sınıf öğrencisiydi, stajlara gidiyordu kendisi. Eylül çoktan İnsan Kaynakları bölümünden mezun olmuş, bir şirkette işe alım uzmanı olarak çalışıyordu. Erkenden o da işine gitti. Kübra'nın bugün boş günüydü, o çalışmak için bara gitti, Şevval ise okuluna gitti, o da 4. Senesindeydi ama okuması gereken 1 yıl daha vardı.
Kübra işe gitti ve çalışmaya başladı. Sürpriz bir misafir vardı, Yiğit. Aynı yere oturmuş onu izliyordu. Etrafı kolaçana ediyordu. Kübra onun yanına gitti, "neden buradasın?!" diye sordu, Yiğit onu yanına çekti ve sarıldı. Saçlarına sokulup kokusunu içine çekti, "düşündün mü..?" Kübra onu kendisinden itmeye çalıştı, "düşünmedim! Ayrıca uzaklaş!!" Kübra böyle dedikçe Yiğit daha çok sokuldu...
Eylül işten çıktı. İnsanlarla uğraşmayı hiç sevmiyordu, stres atmak için spora gitti, Serhat'ın spor gitme saati gelmemişti henüz. Şans eseri spor salonunda onu gördü. "erken mi gelmiş..?" diye düşündü Eylül. Vakit kaybetmeden üstünü değiştirdi. Dün ki olaylardan ötürü sinirliydi, bu sefer çevresinde hiçbir kız yoktu. Rahatladı.
Serhat Eylül'e baktı, dün o kadar kilo kaldırmasına şaşırmıştı. Eylül sırt çalışırken hata yaptığını fark etti, gidip düzeltmek istiyordu ama bunu yapmak için fazla asosyaldi. Cesaretini topladı.. Derin nefes aldı... Eylül'ün yanına ilerledi..
"Affedersiniz...." Eylül ağırlığı çekerken ona baktı, konuşurken utanan 2 metre boyunda koca bir adam görmek garibine gitmedi değil. Ama tatlı buldu. Gülümsedi. "evet??", "hareket biraz... Hatalı..." Eylül şaşırdı. "izin verin.... Size doğrusunu göstereyim.... Hm..?" Eylül yutkundu. Bunu beklemiyordu. Kafa salladı.
"Bakın.. Omuzlarınızı daha dik tutmanız gerekiyor ve daha dik pozisyonda olmalısınız"
"Ah.. Anladım, ben de neden kanatlarım hâlâ aynı diye düşündüyordum.." Serhat güldü, "Eylül.. Değil mi?"
"hmh.. Siz de Serhat?", Serhat şaşırdı "oh, bilmenizi beklemiyordum", Eylül hemen cevapladı "Eh, oradan buradan duydum işte.."
Yalan. Koçun odasına girip listeden onun adını bulmuştu. Evet, biraz stalker. Böylece instagram hesabına da erişmişti.
"yani, doğrusu böyle olacak" Serhat hareketi gösterirken fazla yakınlaşmıştı, kızardı. Eylül de kızardı. "Çok özür diliyorum..." dedi Serhat utançla. "Mhm.. Önemli değil.." dedi Eylül aynı şekilde. İkisi de birbirinr güldü, ve sohbete koyuldular..
Şevval'in dersi bitmişti, eve gitmek için durakta otobüs bekliyordu. Telefona bakarken birisi aradı, yabancı numara. Açtı. Neşeli, ama aynı zamanda Şevval'e sabır çektirecek bir ses duyuldu. "Asker Hanımmmm!! Benim Ceylan!" Şevval gerildi. Sinirle sordu. "Telefon numaramı nereden buldun lan!?", "Ayyy o detayları sonra anlatırım, karşı kaldırımdayım, siyah araba, gel hadi!", "Anlamadım.? Ne alaka?", "ya seni almaya geldim işte, hadiiii" Şevval durdu. Nerede beleş oraya yerleş diye düşündü. Arabaya ilerledi. Bindi. Sağ koltuk prensesi Şevval oturdu ve Ceylan'a baktı. "Merhaba."
"merhaba! Bu kadar kolay kabul etmeni beklemiyordum??"
"etmeyecektim zaten, yoruldum. Otobüse binmeye halim yoktu." koltuğu geriye yatırdı ve gözlerini kapattı. Ceylan tatlı bir kahkaha attı arabayı sürdü. Ceylan konuştu, "Bara mı eve mi?", "bara.", "pekiiiiii" arabayı ustaca sürdü.
"Bundan sonra ben alıp bırakırım seni~"
"Lüzum yok. Ben aynı rutinime devam ederim, bugün o kadar geldin diye bindim. Zahmet etmişsin, sağol."
"senin için ağzımla aslan avlarım be!"
Şevval bunu duyunca kapıya daha çok yapıştı. Açmaya çalıştı ama Ceylan çoktan kapıyı kilitlemişti, Ceylan bunu görünce sırıttı. Şevval daha çok gerildi. "Allahım... Sen yardım et...." Ceylan şeytanca güldü..
Ayşegül yeni verilmiş ödevini anlamaya çalışırken elinde bir kaç notları ile Beyza geliyordu. Beyaz, şık bir atleti, üstüne yarım olan blazer ceketi ve altına kumaş pantalonu ile topuklu ayakkabıları ile tam bir hukuk öğrencisiydi. Elindeki notları ikiye katlayıp çantasına koydu. Ayşegül ile sarılıp biraz yürüdüler. Bölüm hakkında söylenip duruyordu. "Seçtiğim bölüme sokayım yani. Torpil desen var okuması zaten zor niye seçtim ben bunu amk" Ayşegül güldü. "Valla bilsem bende okul öncesi seçmezdim, mimarlık öğrencisi gibi hissediyorum artık", "Malız vallahi ya.. Şu karakol olayı da dert olacak, offff", Ayşegül tam konuşacakken sustu. Karşısında gördüğüne baktı.. "Ne...?", Beyza da o yöne döndü, şaşırdı. "neyy..."
Nick arabaya yaslanmış Beyza'yı bekliyordu okulunun çıkışında. Gelen geçen tüm kızlar ona bakıyordu. Beyza'nın ağzı açık kaldı. Ayşegül de şaşkındı. "bi spanish mafia'mız eksikti tam oldu.." Nick Beyza'yı görünce gülümsedi, el salladı
"Hola, Beyza." (merhaba, Beyza.)
"¿Por qué estás aquí? " (neden buradasın?)
"Para ti." (senin için.)
İkisi de şaşırdı. Beyaz soğukkanli olmaya çalıştı.
"Beyza. Hablemos un poco, ¿de acuerdo?" (Beyza, biraz konuşalım olur mu?)
Beyza Ayşegül'e baktı, ardından kafa salladı.
"Está bien". (Tamam.), "Ayşegül, bir yere gitme tamam mı?", Ayşegül iç çekerek kafa salladı. Beyza ve Nick biraz ilerideki banka oturmak için yürüdüler, Nick Beyza'nın çantasını tutmak istediğini söylemesi üzerine Beyza çantayı ona uzattı. Belli etmese de hayvan gibi etkilenmişti.
Ayşegül arabanın yolcu tarafındaki kapısına yaslandı, telefonuna bakmak için açtığı sırada arabanın şoför koltuğundan bir adam çıktı, Aydın. Yüzündeki sırıtışı eksik değildi. Ayşegül irkildi ve korktu. Daha sonrasında Aydın'ı görünce yüzü düştü. "Merhabalar öğretmen hanım.", Ayşegül sinirle kaşlarını çattı. "Sen benim öğretmen olduğumu nereden biliyorsun. Nick midir nedir okul çıkışımıza geliyor. Yiğit EVİMİZE geliyor. Noluyo size.???" Aydın kahkaha attı, "Elinde kartondan yapılmış çocuk oyuncağı olan ve çocuk dergilerine bakan tek meslek okul öncesi öğretmenliği." gülümsedi. Ayşegül bir şey diyemedi. "diğerleri ise kendileri araştırdılar, onda benim bir şeyim yok" Ayşegül umursamazca bir baş salladı. Aydın Nick ve Beyza'ya baktı, gururlu baba gibi. "Görüyorsunuz değil mi, havada aşk kokusu var Ayşegül han.." Ayşegül hasta olduğundan maske takıyordu. Boş boş baktı.
Nick konuşmaya girdi, "Beyza..." diyerek başladı, bozuk Türkçesi ile.
Serhat Eylül ile sohbet ederken aniden ona baktı.. "Eylül hanım..."
Aydın Ayşegül'ün hemen karşısına geçip arabaya yaslandı. "Ayşegül hanıımmm.."
Yiğit Kübra'nın omzundan kafasını kaldırdı, ona baktı.. "Kübra..."
Ceylan arabayı sürerken yavaşladı, durdu. Şevval'e döndü. Onu sıkıştırıp konuştu.. "Şevval..."
/// ÜÇÜNCÜ BÖLÜM SONU ///
