4. bölüm · 𝐹𝐼𝑉𝐸 𝐵𝐼𝑇𝐶𝐻𝐸𝑆 𝐴𝑁𝐷 𝐴𝑁𝐾𝐴𝑅𝐴
BÖLÜM 4 // Hayat Bu Kadar Mı?
𝑯𝒂𝒚𝒂𝒕𝒕𝒂 𝒉𝒆𝒓 s𝒆𝒚 𝒔𝒊𝒛𝒅𝒆𝒏 𝒚𝒂𝒏𝒂 𝒐𝒍𝒎𝒂𝒛.
𝒀𝒂 𝒅𝒂 𝒉𝒆𝒓𝒌𝒆𝒔 𝒚𝒂𝒏𝜾𝒏𝜾𝒛𝒅𝒂 𝒐𝒍𝒎𝒂𝒛.
𝑯𝒊c𝒃𝒊𝒓𝒊 𝒚𝒂𝒏𝜾𝒏𝜾𝒛𝒅𝒂 𝒐𝒍𝒎𝒂𝒛, 𝒃𝒖𝒏𝒂 𝒚𝒂𝒍𝒏𝜾𝒛𝒍𝜾𝒌 𝒅𝒆𝒏𝒊𝒓.
𝑯𝒆𝒏u𝒛 c𝒐𝒌 𝒌ucu𝒌 𝒚𝒂s𝒕𝒂 𝒎𝒂𝒓𝒖𝒛 𝒌𝒂𝒍𝒎𝜾s𝒕𝜾 𝒃𝒖𝒏𝒂 𝐶𝑒𝑦𝑙𝑖𝑛.
Ş𝒊𝒅𝒅𝒆𝒕𝒊𝒏 𝒉a𝒍a 𝒈𝒆ç𝒎𝒆𝒎𝒊s 𝒐𝒍𝒂𝒏 𝒚𝒂𝒓𝒂𝒍𝒂𝒓𝜾𝒏𝜾 𝒕𝒂s𝜾𝒚𝒐𝒓𝒅𝒖 u𝒔𝒕u𝒏𝒅𝒆. 𝑨𝒔𝒍𝒂 𝒈𝒆c𝒎𝒆𝒚𝒆𝒏 𝒗𝒆 𝒈𝒆c𝒎𝒆𝒚𝒆𝒄𝒆𝒌 𝒐𝒍𝒂𝒏 𝒚𝒂𝒓𝒂𝒍𝒂𝒓...
𝑺𝒐𝒌𝒂g𝒂 𝒏𝒆 𝒛𝒂𝒎𝒂𝒏 𝒂𝒕𝜾𝒍𝒔𝒂 𝒕u𝒎 𝒈𝒆𝒄𝒆 𝒂𝒚𝒂𝒌𝒍𝒂𝒓𝜾, 𝒆𝒍𝒍𝒆𝒓𝒊 𝒃𝒖𝒛 𝒕𝒖𝒕𝒂𝒓𝒅𝜾. 𝑵𝒆𝒇𝒓𝒆𝒕 𝒆𝒅𝒊𝒚𝒐𝒓𝒅𝒖 𝒌𝜾s𝒕𝒂𝒏, 𝒌𝜾s 𝒎𝒆𝒗𝒔𝒊𝒎𝒊𝒏𝒅𝒆𝒏...
.
.
~𝙷𝚊𝚢𝚊𝚝ェ𝚗 𝙾𝚢𝚞𝚗𝚞𝚖𝚞 𝙱𝚞?~
Ceylan arabayı sağa çekti. Otobanda durdu. Kafası öne eğilmiş, saçları yüzünü kapatıyordu. Gülümseden, öylece duruyordu. Biraz üzgün duruyordu. Şevval elini yavaşça onun saçına götürdü, biraz çekip yüzüne bakabilmek için..Ceylan ise aniden elini tuttu. Şevval irkildi. Ceylan Şevval'in tuttuğu bileğini koltuğa yasladı. Parıldayan gözler ile sırıtıyordu Ceylan. Şevval şapır şupur terliyordu... Kapıya daha çok yapıştı. Ceylan daha çok üstüne geldi. "Şevval..." diye fısıldadı.. Şevval yutkundu: "h... HeĞ...." Ceylan ona bakmaya devam etti, en son dayanamadı ve bir kahkaha patlattı, "Korkma yemeyeceğim ya" güldü, Şevval ise bileğini ondan kurtarıp yolcu koltuğunda rahat bir pozisyon aldı.
Şevval:"Yok be, senden mi kork-"
Ceylan, "Henüz. " dedi donuk yüz ifadesiyle. Şevval de donup kaldı, ona baktı.. "Anlamadım?" dedi sesi titrerken. Ceylan daha büyük kahkaha attı, göz kırptı. Şevvalse arabanın tavandaki el tutamağına daha çok yapıştı, içinden lanet etti "ANNNNEEEEEEEĞĞHHHH"
.
.
.
.
Eylül Serhat'a, Serhat Eylül'e baktı... "Eylül hanım..." dedi ve öylece kaldı. Geriye çekildi, elini onun dirseklerinden çekti. Eylül onun konuşmasını bekledi. Konuşmadı. Konuşamadı. Belli olmasa da Serhat utangaç bir çocuktu. Ayrıca geçmişi sürekli aklına gelirdi. "Ya yine aynıları olursa..?" diye. Eylül Serhat'ın çehresini inceliyordu. Yüz hatları, özellikle çene hatları çok keskindi. Siyah saçları alnına dökülüyordu. Yeşil gözleri vardı, koyu yeşil. Ama asla Eylül'e bakamayan yeşil gözler. Kolları ve omuzları kapkalındı.. Eylül baktıkça bakıyor, o baktıkça Serhat daha çok geriliyordu. Doya doya baktı Eylül. Serhat cesaretini toplayıp konuştu. "Ben çıkacağım şimdi... Birlikte çıkalım mı..?" diye sordu, yüzü ve kulakları kızarmıştı. Eylül'ün gözleri açıldı. Duyduklarına inanamıyordu. Kendi içerisinden sessizce çığlık attı: "GOOOOOOOOOOOOOLLLLLLL"
Serhat, cevap gelmeyince gerildi. "Eğer istemiyorsan sorun değil, olabilir sonuç-"
"mhm, gidelim. :)" dedi Eylül, ikisi de birbirine gülümsedi ve soyunma odasına gittiler. Serhat kendi kendisine gülerek çok kısa bir duş aldı, Eylül sevinçle şarkı mırıldanıyordu. Serdar Ortaç // Dansöz.
"İtiraf, ediyorum sana itiraf
Başladı, yaralı aşklara tadilat
Masumum, dışarıdan daha masumum
Maalesef, bunun için sana mecburum!" hızlı bir duş aldı, siyah, bel hizasında biten bir siyah tişört giydi. Altına bol paça bir kot, üstünde ceket attı. Saçlarını salmayı tercih etti, spor ayakkabılarını giydi. Aynada son kez kendisine bakıp gülümsedi, normalde yapmazdı ama hafif makyaj yaptı. Mutluydu, kızlar bu anı görseler kutlarlardı bile. Serhat kapıda Eylülü bekliyordu, altına siyah bir eşofman giyinmiş, üstünde ise armut model ceketi vardı, önü kapalıydı ve elleri cebindeydi, omuzundan asmalı çantası ve şapkası da vardı elbet. Eylül gelince ona baktı.. Gülümsedi. S:"Gidelim o halde??"
E:"Gidelim.. ~~"
Eylül Serhat'ın koluna girdi, birlikte konuşarak eve doğru ilerlediler...
.
.
𝑲𝒂𝒍𝒃𝒊𝒏 𝒔𝒆𝒗𝒎𝒆𝒔𝒊 𝒊𝒄̧𝒊𝒏 𝒃𝒊𝒓 𝒏𝒆𝒅𝒆𝒏𝒆 𝒊𝒉𝒕𝒊𝒚𝒂𝒄̧ 𝒗𝒂𝒓 𝒎𝜾𝒅𝜾𝒓? 𝒀𝒂 𝒅𝒂, 𝒌𝒂𝒍𝒃𝒊 𝒃𝒊𝒓 𝒔𝒆𝒃𝒆𝒑 𝒃𝒖𝒍𝒖𝒑 𝒎𝒖 𝒔𝒆𝒗𝒆𝒓?
𝑯𝒂𝒚𝜾𝒓. 𝑲𝒂𝒍𝒑 𝒔𝒆𝒗𝒎𝒆𝒚𝒆 𝒂𝒄̧𝜾𝒌𝒕𝜾𝒓. 𝑽𝒆 𝒃𝒊𝒓 𝒏𝒆𝒅𝒆𝒏𝒆 𝒅𝒆 𝒊𝒉𝒕𝒊𝒚𝒂𝒄̧ 𝒅𝒖𝒚𝒎𝒂𝒛.
...
....
Aydın arabaya yaslanıp Ayşegül'e baktı "Ayşegül hanıımmm..." sırıttı, "Ne var?" dedi Ayşegül.
Ayd:"o ikisi konuşuyorken bizde kahve mi içsek.. Canım kahve çekti"
Ayşegül arabaya yaslanmayı bırakıp Aydın'dan göremediği Nick ve Beyza ikilisini görmeye çalıştı, bu sırada nazikçe red etti: "Yok." Aydın sadece güldü ve omzunun üstünden arkaya bakıp ikiliyi izledi.
.
Beyza bacak bacak üstüne atmış, dik oturmuş ve ellerini dizlerine koymuş umursamadan duruyordu, onun konuşmasını bekliyordu. Arada Nick'e göz ucuyla bakıp süzüyordu sadece. Nick ondan biraz mesafeli oturmuştu. Beyza hanım sınırlarını koruyordu.
Galiba koruyordu yani.
Nick konuşmaya girdi, "Beyza..." dedi. Bozuk Türkçesi ile konuşamaya devam ederken Beyza elini dur işareti yaparak durdurdu. Ona dönük değildi bile.
"Por favor, no hables turco." (Türkçe konuşma lütfen) dedi Beyza. Nick öylece kalakaldı..biraz..üzgün gözüküyordu. Ama İspanyolca'ya geçti.
N:"No nos vimos la última vez". (Geçen gün tanışamadık), dedi. Elini ona doğru uzattı. "Nick."
Beyza side eye ile onun eline baktı, sanki 2+1 evde götüm götüm geçinmiyormuş gibi zengin edasıyla sadece parmak uçlarıyla tokalaştı. "Beyza." Nick gülümsedi: "Tu nombre es hermoso, igual que tú. " (Adın çok güzel, tıpkı senin gibi.) dedi. Bu söz bir yerden tanıdık geldi Beyza'ya.
Aynısını Ceylan Şevval'e söylemişti... Karakoldayken..Bu durumdan şüphelendi, fakat şimdilik boşvermeye karar verdi. Nick ona bakmaya çalışırken o bacak bacak üstüne atmış, ellerini diz kapaklarına koymuş etrafa bakıyordu, 'umursamıyormuş' gibi görünmeye çalışıyordu. Nick sinirlendi, konuştu: "No busques más, mírame. " (Başka yere bakma, bana bak) dedi kaşlarını çatarak. Beyza ona döndü: "?" Nick nefes aldı, konuya girdi.
N:"Quiero obtener tu número de teléfono" (Telefon numaranı almak istiyorum)
Beyza şaşırdı, gözleri fal taşı gibi açıldı.
N:"¿Qué? ¿Hay algo sorprendente, nadie lo ha pedido antes?" (Ne? Şaşırtıcı bir şey var mı, daha önce kimse bunu sormadı mı?)
Beyza boğazını temizledi, "No le doy a todo el mundo mi número de teléfono".(Ben herkese telefon numaramı vermem) ve devam etti.
B:"Además, ni siquiera le conozco a usted, señor. (Kaldı ki ben sizi tanımıyorum bile efendim.)
Nick öylece baktı.." Encontrémonos entonces, soy Nick. Lo tienes, Beyza. ¿No es suficiente?"
(Hadi o zaman tanışalım o zaman, ben Nick. Anladın Beyza. Bu yeterli değil mi?) Beyza boş gözlerle baktı. Nick iç çekti, "¿Qué hace usted en su vida diaria, Sra. Beyza? ") Günlük hayatınızda neler yapıyorsunuz Beyza Hanım?)
Beyza baktı,
-Estoy estudiando derecho. Por eso suelo estar ocupado. Más que suficiente.
(Hukuk okuyorum. Bu yüzden genellikle meşgulümdür. Yeter de artar bile.)
-Así que no podremos reunirnos... Es triste.
(Yani buluşamayacağız... Bu üzücü.)
Beyza tek kaşını kaldırarak ona baktı, "¿Qué reencuentro?" (Ne buluşması?)
"Fecha, eso es lo que dices.?" (randevu dediğiniz şey işte.?)
Beyza yan gözle baktı. Nick yarım ağzıyla sırıtıyordu, Beyza gülmesini engelleyemerek kafasını yana doğru çevirdi. Bu durum Nick'in hoşuna gitmedi değil. Beyza hafif gülümseyerek -aslında somurtmak istiyor ama yapamıyor-" Ben artık gideyim, yoruldum. Eve gidip uyumak istiyorum." dedi, aslında kimseye böyle uzunca bir açıklama yapmazdı ama farklı hissediyordu. "garip..." diye düşündü içerisinden. Beyza ayağa kalkınca Nick de ayağa kalktı. Beyza baktı, "???", "¿Qué? Déjame llevarte a casa." (Ne? Seni eve götüreyim diye.) Beyza her ne kadar 'istemese' de, kabul etti.
Ayşegül hâlâ arabaya yaslanmış Nick ve Beyza'yı izliyordu, ne olur ne olmaz.. Aydın ise hem onunla konuşmaya çalışıyor hem de ikisini izliyordu. Beyza onlara doğru yürüdü. "Nick bizi eve bırakacakmış da.." dedi Beyza, Ayşegül'ün kızacağını bilerek. Ayşegül kaşlarını çattı. Dişlerinin arasından "Beyza.." dedi. Beyza omuz silkti. Ayşegül Beyza'nın inadını bildiği için zorlamadı. İç çekti, ona sarılır gibi yapıp iç cebine biber gazı koydu. Bu sırada Aydın ve Nick sohbet ediyorlardı. Aydın konuştu, "E aynı yer zaten, arabayla bırakalım direkt" dedi, Ayşegül bu fikri Red etti. "Eve yürüyün. Ben gelmiyorum, bir arkadaşımla buluşmam gerekiyor." dedi, Aydın'ın yüzü düşerken Nick sevindi, böylece daha çok yanında vakit geçirebilecekti...eve yürümeye koyuldular.
.
.
Yiğit Kübra'ya baktı. "Kübra..." diye fısıldadı onun belinden sarılırken, yanağına bir buse kondurdu. Kübra müdürü görür diye gergindi, ama bu öpücüğe karşı eridi.. "Kübra... Bize vereceğin bir şansı daha düşündün mü...?" diye sordu Yiğit. Kübra sarhoş gözlerle bakıyordu, ona döndü... "düşündüm.." dedi ve sarıldı. Yigit cevabı anlayınca onu daha çok kendisine çekti ve sımsıkı sarıldı.
Hayırlı olsun. Canım cicim ayları.....
.
.
Serhat ve Eylül yürürken bir yandan birbirlerine hayat hikayelerini anlattılar. Serhat Eylül'ün çanta ve ceketini taşıyordu. Eylül ise dört kızla kaldığını, iş hayatını vb anlatıyordu.. Karşıdan gelen iki kişiyi gördüler. Birisi zen- esmer, diğeri ise sarışın idi. Eylül bir şeyler anlatırken durdu. Serhat ona baktı, "hm???" daha sonra ise karşıya baktı. Nick'i görünce kaşları havalandı, gülümsedi. "Nick! Hangi rüzgar attı seni buralara??"
Nick ikisini fark edince gülümsedi, yan gözlr Beyza'ya bakarak konuştu. "Zonguldak rüzgarı.." dedi, evet bozuk Türkçesi ile. Eylül bu konuşmaya güldü ve Beyza'ya kaş göz yaptı, "Ne ayak?" der gibi. Nick ve Serhat sohbet ettiler. Serhat evin önüne gelince ceketi ve çantayı Eylül'e uzattı. "Gelmeyi isterdim ama bilirsin.. 'anneniz' bu haliyle görürse kabul etmeyebilir" ikisi de güldü. Sarıldılar, ve Serhat biraz kararsızlıkla birlikte onun elinden, ve daha sonra yanağından öptü. Serhat çok uzakta olmayan evine giderken Eylül arkasından gülerek izledi, Serhat arada arkasını dönüyor ve gülüyordu. Eylül evinçle arkasını döndü ve yüzsüz, gitmeyen Nick'i gördü. "Gitmiyor musun.?"
"yoo. Misafir"
"Türkçeye bak.." dedi ve güldü. Beyza ise ayıp, sus işareti yaptı.
Arkadan gelen araba motoru sesi ile üçü de sessizleşti. Hepsi kafasını o yöne çevirdi, ve... Yolcu koltuğundan askeri üniformalı birisi indi. Hemen yanından ise feminen, zayıf ve kısa bir kadın..
Ceylan ve Şevval.
Eylül ve Beyza birbirlerine bakıp güldüler. Şevval ikisini görünce mırıldandı "Sikeyi-..." aniden durdu. Nick'i gördü. Beyza'ya kocamanlar gözlerle baktı. Ceylan arabayı kitledi ve Nick'i görünce gülümsedi "Nick!!!" Beyza side eye attı. Mırıldandı: "Ne alaka bu kız amk..." Nick de gülümsedi. Eylül diğerlerine aldırış etmeden ilerlerken Şevval - bilerek yüksek ses ile, "Şu Giden serhat değil miydi yaaaa ????" dedi, Beyza güldü. Eylül ikisine göz devirdi. İçeri girecekleri sırada arkadan iki kisi daha geliyordu.
Nick ve Ceylan.
Beyza Nick'e baktı, "??" Nick de ona, "??", Beyza yanıt verdi, "No puedes venir." (sen gelemezsin.) Nick biraz etrafa - Ayşegül var mı diye bakındı. Ve Beyza'yı omzuna atıp susturdu, Eylülden anahtarları aldı. Tabii Eylül şok. Şevval tam bağıracakken havalanıyor... 155 bir güç onu da yakalıyor. Yukarı götürüyor, ağzını kapatıyor ve arkasından ittiriyordu Ceylan, bir yandan kıkırdıyordu. Eylül ise hiçbirisini umursamadan Serhat'ın düşünerek içeriye girdi.
Nick kapıyı açtı ve kafasını eğerek kapıdan geçti, Beyza'yı koltuğa bıraktı. Şevval konuştu: "Ayakkabıları çıkartıyoruz yalnız." Nick anlamadı, Beyza çevirdi, "Zapato" (ayakkabı.) Nick kapıya giderek ayakkabılarını çıkarttı, Ceylan ceketini çıkartıp içeriye girdi. Girişte bulunan, beşinin olduğu resime baktı.
Henüz lisedelerdi burda.. Ayşegül ve Beyza önde durmuş, Eylül, Şevval ve Kübra arkalarında durmuştu. Hepsinde siyah güneş gözlüğü vardı, Eylül'ün üstünde beyaz yaka gömleği, Şevval'e askeri forma, Ayşegül'e öğretmen önlüğü, Beyza'ya Savcı cübbesi, Kübra'da ise Yiğit'in şapkası vardı. Lisedeki mezuniyetlerinden bir fotoğraftı bu. Hepsi genç ve mutluydu. Onca acılarına rağmen.. Kafalarında kepleri vardı yanakları al al idi hepsinin. Mezuniyet partisinin sonundan bir fotoğraftı.
Ceylan buna baktı, ve gülümsedi..."Çok tatlı.." diye mırıldandı. Ve Şevval'in fotoğrafını çekti. İçeriye gitti, "ay böyle de biraz yüzsüz gibi oldu ama kusura bakmayınnnn" dedi. Eylül mutfakta kendisine kahve hazırlıyor, Nick ve Beyza oturuyor - daha doğrusu Nick, Beyza'yı köşeye sıkıştırıyor- Şevval ise odasında üstünü değiştiriyordu. Ceylan da oturdu.
Şevval odadan çıktı. Nick'e tehditkar bakışlar atıp lavaboya gitti.
Nick umursamadan Beyza'ya yanaşmaya devam etti.
Eylül Serhat ile mesajlaşıyordu.
𝑆𝐸𝑅𝐻𝐴𝑇 ❤️❤️; 𝗘𝘃𝗲 𝗴𝗲𝗹𝗱𝗶𝗺 𝗯𝗲𝗻, 𝗵𝗮𝗯𝗲𝗿𝗶𝗻 𝗼𝗹𝘀𝘂𝗻
𝗧𝗮𝗺𝗮𝗺𝗱𝗶𝗿𝗿𝗿,𝗱𝗶𝗸𝗸𝗮𝘁 𝗲𝘁 𝗸𝗲𝗻𝗱𝗶𝗻𝗲:𝘌𝘺𝘭𝘶̈𝘭
𝑆𝐸𝑅𝐻𝐴𝑇❤️❤️;𝗶𝘆𝗶 𝗮𝗸𝘀̧𝗮𝗺𝗹𝗮𝗿/𝗶𝘆𝗶 𝗴𝗲𝗰𝗲𝗹𝗲𝗿
𝘃𝗺𝗱𝗹𝘀̧𝗱𝗰𝗸𝘀̧𝗱𝗰𝗸, 𝗵𝗲𝗿 𝗶𝗸𝗶𝘀𝗶 𝗱𝗲𝗲:𝘌𝘺𝘭𝘶̈𝘭
Şevval lavabodan çıktı ve direkt odaya dönüp uyumaya gitti. Ceylan olduğu için yapıyordu bunu.
.
.
Kübra'nın mesaisi bitmişti. Yiğit onunla birlikte eve geldi, onu eve bırakmada kararlıydı. Ama gördüğü bir şey onu şaşırttı. Kapıda Ceylan'ın arabası vardı? Reis anladı, reis şüphelendi. Yiğit arabayı park etti ve arabadan hızla inip Kübra'nın kapısını açtı. Gülümsedi.
K:"zahmet etmeseydin keşke, şimdi gideceksin zaten..." Yiğit sırıttı.
Y:"yooo" Kübra şaşırdı, "Ne demek yooo?"
Y:"Ceylan'ın arabası burda. Muhtelemen o da evde, o kabul edilecek de ben kabul edilmeyecek miyim?" dedi ve Kübra'yı kucakladı, kapıyı kitleyerek binanın demir kapısını açtı, merdivenlerden kıkırdayarak çıktılar, Kübra kıkır kıkır gülüyordu. Üst kapıya gelince zile bastılar.
Nick açtı. Şok oldu. İmalı bir bakış attı. Yigit konuştu, "move bro" (hareket et adamımmm) Kübra hızlıca onun kucağından indi. Hiçbir şey olmamış gibi girdi eve. Eylül ona baktı, "Hoşgeld-" Yiğiti görünce cümlesi yarıda kaldı. "Ay yetti he! Arayacağım şimdi Ayşegül'ün göreceksiniz." diğerleri onu durdu, Yiğit koltuğa oturdu. Nick de oturuyordu. Beyza ve Kübra yan yana durarak ikisine baktı iki dalyan gibi adam...hem de ultra yakışıklı, Kübra ve Beyza birbirine göz kırptı. Ceylan ise Eylül ile konuşuyordu," Yani dediğim gibi, Şevval'in kişiliği öyle, seninle ilgili bir durum yok" Eylül kahvesinden bir yudum aldı. "Peki Ayşegül hep böyle mi? Yoksa benim işim daha zor.. Zaten Şevval yüz vermiyor.." Eylül güldü. "yani, aslında bizi korumak için yapıyor ama bize kıyamaz da, kabul eder merak etme" Ceylan gülümsedi.
Kübra Yiğit ile, Beyza Nick ile konuşuyordu. Akşam olmuştu çoktan, Ceylan ortaya bir fikir attı, "okeyiniz var mı kızlar?? Hadi 101 oynayalım!!" Beyza Ceylan'a göz devirdi. Kübra ve Eylül bu fikri kabul edince masayı hazırlamaya başladılar. Ceylan ise Şevval'i uyandırmaya gitti.
Yavaşça odaya girdi.. Ona doğru ilerledi... İkili ranzanın üstünde yatıyordu Şevval, çıktı, onun yüzüne dokundu.. Okşadı yavaşça... "Şevvaall...~" hafif dürttü. "Ben geldim.. Uyan hadiiii" Şevval hafif hareketlendi ve onun omuzlarından tutarak bir anda yanına Yatırdı. Ceylan oldukça şaşırdı, gözleri fal taşı gibi açılmıştı.. Şevval ne yaptığını görünce aniden doğruldu, "pardon.." dedi. Üstünde yalnızca siyah eşofmanı ve siyah yarım atletli vardı. Şevval hızlıca yataktan indi ve yatakta sadece Ceylan kaldı. Şaşkınlığı bırakıp kendi kendisine güldü, yatağı düzeltti ve yataktan indi.
Kızlar -ve iki oğlan- salondaki masayı hazırlamıştı. Atıştırmalıklar ve okey tabii ki. Şevval şaşırdı. "Siz niye gitmediniz.?" dedi saçını toplarken, "gidelim mi?" dedi Yiğit. Şevval yüzünü ekşitti. "Ne yüzsüz bi insan oldun sen be" hepsi oturdular. Nick ve Beyza yan yana oturuyordu, Nick oynuyordu. Yiğit ile Kübra oturuyordu ve Yiğit oynuyordu. Eylül kendisi oynuyordu. Şevval de öyle lakin herkesin yanında eşi ÖHM partneri olduğu gibi Şevval'in yanında da Ceylan vardı. Oyunu Başlattılar, Nick İspanyol olmasına rağmen oldukça güzel oynuyordu. Yiğit ise Kübra ile bakışmaktan oynayamıyordu.. Bu sırada Eylül sordu, "Ayşegül nerede kaldı? Bir şey mi oldu ki?" dedi. Şevval yanıtladı:"yok az önce reels attım cevap verdi, arkadaşındadır" dedi.
Oyun devam ederken Şevval su almak için ayağa kalktı, Beyza da çay koymak için mutfaga gelmişti, demliği aldı, Şevval onunla uğraştı bilerek, elinde demlik var diye. Beyza "lan dur!" dedi ve bardakları doldurmak için demliği içeriye götürdü. Şevval güldü, su içerken gözü masanın üstündeki telefona kaydı. Telefon Eylül'ün idi ve mesajlar açık kalmıştı. Eylül ve Serhat'ın konuşmalarıydı bunlar. Şevval okur okumaz kahkaha attı.
Eylül:" Okey oynuyoruz, Taş eksik. Gelsene :)"
Eylül Serhat'a bunu yazmıştı. Serhat sadece random atmıştı. Şevval anırdı ve içeriye gidince Eyül'e iki bakış attı. Eylül anladı ve onun koluna vurdu...
.
.
"Betül KILIÇ ile görüşecektim." dedi, hastanedeki sekretere. Ayşegül idi bu. Betül ise ablası. Ayşegül onları terk edince ablası peşini bırakmamış ve hastane tayinini Ankara'ya istemişti. Ayşegül'ün ailesi hâlâ yaşıyordu. Ama bu iyi bir haber değil, tersine bok gibi bir haberdi.
Ablası elinde kahvesi ile geliyordu. Ayşegül'ü görünce alayla güldü. "N'oldu.? Gelmem diyordun.?" Ayşegül, o henüz cümlesini bitirmeden kolundan tutup hastanenin arkasına götürdü. "Ne halt yemeye çalışıyorsunuz lan siz.?!" diye sordu sertçe, ilk defa gerçekten sinirliydi. Dün babasından tehdit mesajı almıştı. Ablası sırıttı. "Sanki ben yaptım ha." dedi. Ayşegül daha çok sinirlendi. "Lan ne fark eder!?" diye kükredi. Ablası konuştu, babasının Ayşegül için söylediklerini ona birbir iletti. "Bak, sana bir şans daha veriyorum," Ayşegül tam konuşacakken ablası onu susturdu. "ölüm istemiyorsan geri dön." Ayşegül sinirle iç çekti. "Dönmeyeceğim. Kusura bakmayın ama bu saatten sonra şiddet görmek ya da taciz edilmek gibi durumlara eyvallahım yok. Henüz intihar da düşünmüyorum 𝑎𝑏𝑙𝑎." Bu sözler üzerine Betül sinirlendi. Elini kaldırdı, tam ona vuracakken Ayşegül bileğini tuttu, ve itti. "Ne benim, ne de onların adını ağzınıza almayacaksın bir daha. Sakın." Onun kolunu bıraktı, ilerleyecekken konuştu, "Eğerki onlara zarar verirseniz size karşı dönüşü hiç iyi olmaz." Dedi Ayşegül ve gelen sesle yine durdu. Betül, babasının ses kaydını dinletiyordu. "Ya geri dönersin.. Ya da arkadaşlarına veda edersin." Ayşegül bu sesi duyunca kalbi daha hızlı attı. "Söyle o ihtiyara, fazla konuşmasın." Kalbi gibi kendisi de hızlandı ve hastaneden çıktı.
Kulaklıkların taktı ve eve doğru, ne yapacağını düşünerek ilerledi. Zihni o kadar doluydu ki mahalleye geldiğinde kocaman arabaları görmedi bile. Apartmanın demir kapısını açtı, içeri girdi. Kulaklıklarını boynuna indirdi ve ilerledi. Evden gülme sesleri geliyordu, içinden: "kızlar ne zamandan beridir bu kadar sesli ya?" dedi, ama neşeli olduklarını duyunca gülümsedi. Gülümseyerek kapıyı açtı, içeri geçti. Bir anda kafasına TAK etti. Kapıdaki ayakkabılara baktı.
Erkek ayakkabısı?
"kızlar yeni mi aldı ki.." diye düşündü.
Ama yanıldı. Salona gitti ve kızlarla birlikte Nick ile Yiğit'i gördü. Bir de Ceylan tabii. Ceylan Şevval'e yanaştığı için Şevval yardım istercesine bakıyor, Eylül, tablet reisin kargosundan salatalık çıkınca ki tepkisini yani 'bilidim böyle olacağını' diyordu gözleriyle. Kübra ve Beyza ise oraları değildi. "LAN!?" diye bağırdı Ayşegül. Dişlerinin arasından "noluyor burda.?" dedi. Yiğit konuştu:"Hoşbulduk."
Ayşegül:"Hoşgelmedin. Ne için burda Bunlar? Saat 10 oldu farkındaysanız."
Ayşegül'ü çocukların kalması için ikna ettiler. Kübra konuştu, "geç oldu saat...bu gece burda kalsalar?" bu sefer diğer kızlar da bu fikri red etti.
Uzun uğraşlar sonucu Kübra herkesi ikna etti. Oturma odasını onlar için ayarladılar. Ayşegül en son Nick'in yatağını da serdi ve onlara baktı. "odadan çıkanı vururum. Duydunuz mu beni.!?" ikisi de kafa salladı. Ayşegül odadan çıkarken konuştu, "Allah rahatlık versin." Nick aklına geldi, "Tanrı da." Nick ise cevapladı. Türkçe şekilde "elhamdülillah Müslümanım." Ayşegül şaşırdı, onaylar anlamda kafa salladı. İkisi de yataklarına girdi. İki? Ceylan nerede?
"Şevvaall yazık değil mi bana???? Ayrı mı uyuyacağız???" Ayşegül tam tülbentini çıkaracakken baktı, diğer kızlar gülüyor, Şevval ise yardım istiyordu. Ayşegül güldü. Ceylan'a seslendi, "pişt, onun alt yatağında ben yatıyorum, geç oraya yat gece vurup iletişim kurarsın" Şevval'in gözleri açıldı. "LAN HAYIR- SEN NERDE YATCAN" Ayşegül gülümsedi, "projem var ya, uyumayacağım. ^^" kızlar güldüler, Şevval lanet etti. Yeşil pijamasını bile giyememisti. Ceylan giymişti...
Bu ortamdan zevk almayan tek kişi Beyza idi. Göz devirdi. Elinde notları ile uyudu...
.
.
Ayşegül herkesten önce uyandı, Beyza da öyle, daha sonra ise onun konuşma sesini duyan Nick de uyandı. İkisi birlikte kahvaltı hazırlarken Ayşegül de çöpleri topladı, atmak için ikisini de bağladı. Mutfakta kahvaltı alt hazırlayan Nick ve Beyza'ya iki bakış attı, "temas yok." dedi ve çöpleri alıp evden çıktı, merdivenlerden inerken ev sahibi Selma teyzeyi gördü, Selma teyze gülümsedi, "Ayşegül!!" Ayşegül kıkırdadı,
"Nasılsın Selma teyze?"
"iyiyim teyze, sen nasılsın?"
"Ben de iyiyim kızım, çöp atmaya mı?"
"hmhm, birikmişte onları çıkartayım dedim"
Selma teyze Ayşegül'ün boş koluna girdi, dışarı doğru çıkarken konuştular Selma teyze güldü ve Ayşegül'ün koluna hafifçe vurdu, "Siz iyi kızlarsınız yavrum, eve erkek almazsınız bile" dedi ve güldü, "sizden önceki kızlar her gün farklı erkek alıyorlardı, en son evlendi gittiler" Ayşegül çöpü konteynera atarken kalakaldı, güldü, utançla yanıt verdi:"Erkek ne abla ya, hep zina bunlar ayıp" dedi ve güldü, Selma teyze de güldü, tekrardan binaya girdiler, ve yukarıdan bir ses geldi. "NİCK VE YİĞİT. UYANIN."
Ayşegül içinden küfür ederken Selma teyze öylece kaldı..
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM SONU
