24. bölüm · 𝐹𝐼𝑉𝐸 𝐵𝐼𝑇𝐶𝐻𝐸𝑆 𝐴𝑁𝐷 𝐴𝑁𝐾𝐴𝑅𝐴
BÖLÜM 24
// 𝚈𝙸̇𝚁𝙼𝙸̇ 𝙳𝙾̈𝚁𝙳𝚄̈𝙽𝙲𝚄̈ 𝙱𝙾̈𝙻𝚄̈𝙼 //
Aydın kafasını hafifçe çevirerek Ayşegül'e baktı. Onun gözleri kapalıydı. Yalnızca nefes alış-verişleri yüzünden göğüsü inip kalkıyordu. Aydın hafifçe ona yaklaştı. Yanağına bir buse kondurmak istedi, yavaşça yaklaştı. Ayşegül sıcak havayı hissetse bile ge ri çekilmedi. Aydın tam dudaklarını değdirecekken kapının çalması ile ikisi de irkildi.
Aydın sinirle doğruldu. "OF." Ayşegül ayağa kalktı, kapıya bakmak için ilerledi, kapıyı açtı bıkkınlık ile. Gelen kişi elbette İsmail idi.. elinde koca bir rakı şişesi ve iki rakı bardağı ile gelmişti. Ayşegül anlamsızca ona baktı. "Ne var?" İsmail kafasını biraz içeriye sokarak ikisine baktı, yorgun gözüken ikili, sakin müzik, loş ortam...
"Noluyor lan burda.?!" Ayşegül bıkkınlık ile ona baktı, "Sen her halta gelecek misin ya. Biraz yalnız mı bıraksan bizi..?" İsmail güldü, yüzsüzce içeriye girince Ayşegül daha çok sinirlendi.
Aydın olduğu yerden doğruldu, ve fazlaca olan ısrarla birlikte kendisi de rakıya eşlik etti o gece..
.
.
.
.
Öte yandan diğerlerinin uyku saati gelmişti elbette. Şevval ve Ceylin dizi izleyip ardından uyumuşlardı, Serhat ve Eylül ise hiç oyalamadan yatmışlardı. Beyza sabahlamayı düşünürken Nick onun dinlenmesi gerektiğini vurgulayarak uyutmuştu.
Alp ve Kübra ise tüm gece bahçede konuşmuşlardı. Daha sonra ise odaya çıkmışlardı. Alp gömlek yerine tişört giydi, vr Kübra'nın yanına uzandı. Kübra gülümsedi ve ona döndü, kollarını ona uzatıp göğüsüne kafasını yasladı. Alp'in yanakları kızarırken gülümsedi. Kübra'nın belinden sıkıca sarılarak onun boyun boşluğuna sokuldu. Ve ikisi de huzurla uyudu..
.
.
.
.
Sabah erkenden uyanıp kahvaltıya oturdular. Bugün hepsi oyalanmadan dağıldı. Şevval ve Beyza okula, Eylül ve Kübra işe gittiler. Serhat malikaneye, idman alnına giderken Nick ve Alp ise ilk önce iş yerine uğradılar.
Alp bugünün yapılacak işlerini Kübra'ya gösterecekti. Ofise girdikleri gibi Alp sandalyesini alarak hızlıca onun yanına oturdu. "Bakın şimdi Kübra hanım.." Kübra tek kaşını kaldırarak ona döndü, "Kübra hanım derken???" Alp gülümsedi. "Resmiyet lütfen...neyse odaklanamıyorum yoksa- o yüzden-" Kübra güldü. Alp anlatmaya başlarken Alp'in omzuna kafasını koydu. Alp anlatmaya devam ederken duraksadı. "Daha sonra buraya da bilgileri-......" Kübra anlatması için bekledi. Alp öylece durdu, iç sesindje çığlıklar atarken.
"Bilgileri....gireceksin buraya..." Kübra kafa salladı, ikisinin de kahvesini vermek için içeriye giren sekreter yüzünden Kübra kafasını kaldırdı. Daha sonra kahvesinden bir yudum aldı ve dinlemeye devam etti. "Buraya eksikleri girmemiz gerekiyor, fakat bunun için restorantı kontrol etmemiz lazım. Bugün gidemeyiz fakat bir kaç gün sonra gideriz." Alp kahveden bir yudum aldı. Kübra'ya döndürdü sandalyesini ve onun ellerini tuttu. "Ben birazdan çıkacağım... Emin ol seni yalnız bırakmak istemezdim ama idmanlara katılmam lazım... Nick ve Aydın'ın azarlamalarını dinlemek istemiyorum." Kübra güldü, "neden ki?" Alp nefes verdi. "E operasyonlar var malum.. biz gittiğimiz zaman onlar daha çok güçlendi. Şimdi ise o arayı kapatmaya çalışıyoruz diyelim.." Kübra kafa salladı, "neden gittiniz?" Diye sormasıyla Alp duraksadı. Gülümsedi ve onun alnından öptü. "Bir kaç zorunluluğu yıkmak için diyelim.. ben gideyim şimdi. Seni seviyorum.." Kübra gülümsedi, "ben de seni seviyorum.." Alp kocaman gülümsedi, onun yanağına kocaman bir öpücük bıraktı, sarıldı, ve ardından ofisten çıktı. Kübra ise işine devam etti.
Nick yeni parfüm şişelerini onayladıktan sonra üretim için bildiri verdi, ve ofisinden çıkıp malikaneye doğru arabayı sürdü. Bir yandan telefonu açtı, ve belli başlı konumlara baktı. Üçüncü kişi bakış açısından kimsenin konumunun gözükmediğine emin olduktan sonra telefonu kapattı...
.
.
.
.
"GÜNAAAAAYDINNNN!" Diyerke içeriye girdi, siyah dar pantalon, üstüne gömlek ve korse giyinmişti bugün. Saçları ise topuz yapılmıştı. Çetin'in ofisinin kapısını iki eliyle açtı ve neşeyle girdi içeriye. Bilgisayar başında otururken dinlendirici gözlüğünü düzeltti Çetin. "Günaydın. İlayda." Öndeki koltuklardan birisine oturdu ve bacak bacak üstüne attı. "Ahhh.. şu ölüm listesinin olması beni o kadar rahatlatıyor ki..." Çetin bir yandan işlerine devam ederken bir yandan onu dinlemekle meşguldü. Kahvesinden bir yudum alırken ona baktı. "Ama Yiğit'in ölmesi biraz da yazık oldu." Dedi İlayda. Çetin tek kaşını kaldırdı. "Nedenmiş o.?" İlayda kollarıyla gerindi. "Çünkü onu Serhat öldürdü... Onun değiştiğini görmek aklımda soru işaretleri oluşturuyor.." Çetin ona baktı. "Madem onu hâlâ düşünüyorsun, neden defalarca kez aldattın.?" İlayda gözlerini tavana dikti. "Serhat... Hiçbir şey yapmıyordu da ondan. Yalnızca öpüşmek...o da kaç yılda iki kez falan oldu." Çetin ona baktı, tam konuşacakken içeriye giren kişiyle birlikte yüzüne gülümseme geldi. "Peki İlayda, çocuğa hiç yakınlaşmaya çalıştın mı.?" Dedi kadın sesi, gelen kişi Defne'ydi. İlayda ona baktı, "ben niye yakınlaşayım ki.?" Çetin sinirle cevapladı. "Çünkü bir insana istediğin şeyi göstermezsen, o kişi onu istemediğini düşünür. Kusura bakma ama Serhat gayet de iyi olanı yapmış." İlayda sinirle nefes vererek ayağa kalktı. "Of sizinle sidik yarıştırmak istemiyorum. Zaten yeni sevgilisi varmış.. gitsin ne yaparsa onunla yapsın. Görüşmek üzere.!" Defne de İlayda da ona göz devirdi. Daha sonra birbirlerine baktılar. Çetin gülümsedi, Defne ise onun yanına giderek hızla sarıldı. Daha ikisi tanışalı belki de üç ay bile olmamıştı. Fakat birbirlerine bağlanmışlardı bile, ve bu kısacık sürede Çetin güveneceği tek kişi bulmuştu. Ofisin kapısından çocukları da girdi. Başka birisinden olmalarına rağmen Çetin onları da çok seviyordu. Aklı dolu olsa bile biraz olsun dinlenmişti...
.
.
.
.
Serhat parkurdan hızla çıkarken Alp yere uzandı. "BEN OYNAMAK İSTEMİYORUUUUUM." Uzaktan atılan bir kalem tam olarak alnına isabet edince mecburen devam etti. "NİCK ÇOK KÖTÜSÜN..." Nick sırıttı. "Çalışın hadi.!" Serhat parkuru bitirince su içerek dinlendi, Alp tekrardan yere yattı. "Ya neden döndüm ki..." Serhat onu ayağı ile dürttü. "Dönmeseydin Kübra ile olamazdın." Alp'in gözleri parladı, hızla ayağa kalktı. Su içip devam etti..
Ceylin de erkenden çıkıp onların yanına gitti, idman takımları ile arka bahçeye doğru ilerledi, "iyi çalışın! Daha esneme hareketleri de yapacağız!" Dedi Ceylin, bunun üzerine ikisi de inkar etti. Sebebi ise....
"Şimdi ise parmak ucunuza dokunacaksınız, derin nefes alın ve..." Alp can çekişirken Serhat Uzan'a bildiği kadar uzanmaya çalıştı, "SERHAT O NE ÖYLE DAHA ÇOK UZAN!" Dedi Ceylin. "YA NASIL UZANSIN AMK HAVA YASTIĞI GİBİ ADAM!" Dedi Alp bir yandan kahkaha atarken, Serhat onun kafasına vurdu. Alp de ona karşılık verince aralarında didişmeye başladılar. Ceylin hasbinallah çekerken Nick arkada Aydın'a rapor olarak mesaj yazıyordu.
"Bunlardan yalnızca Çetin'in akşam yemeği olur."
.
.
.
.
"Aydın. Hızla uyan! Çabuk!" Diyerek Aydın'ın odasına girdi Ayşegül. "Çok geç kaldık zaten! Daha anneannemi görmeye gideceğiz, ayrıca dayım çarşıya inelim diyor. Bir de görmemiz gereken bir kaç yaşlı daha var." Ayşegül bunları söylerken odadaki karanlık güneşliği hızla açtı, arkasını döndüğünde Aydın hâlâ yatıyordu, sırt üstü yatmış duruyordu. Dirseği ile gözlerini kapattı güneş camdan içeriye girince. Ayşegül onun üstündeki ince battaniyeyi hızla açtı. "Aydın hadi!" Aydın uykuyla birlikte kafa salladı. Ayşegül battaniyeyi kaldırınca onun açıkta kalan vücuduna baktı, üstünde siyah atleti vardı. Böyle bi vücudu canlı olarak ilk defa görüyordu belki de.
Aydın sırttı. Atletinin alt kısmından tutarak eliyle hafifçe çıkartmaya yeltendi, "İstiyorsan çıkartayım daha iyi görmüş olursun..." Dedi uykulu uykulu. Ayşegül irkildi, "saçmalama Aydın! Uyan hadi!" Ayşegül bir yandan gidip odanın camını açarken Aydın da ayağa kalktı. Atletini çıkartıp karşısındaki dolapta duran gömleklerden bir tanesini seçmeye koyuldu. Ayşegül perdenin arkasından dışarıyı izliyordu.
"köpekler çok tatlı ya... Ama üzülüyorum burda oldukları için... Kızlar naptı acaba, anneanneme evli olmadığımızı söylersek de sorun olacak.. dayım da hâlâ uyuyor. Dün gece ne diye içtiniz k-!" Diyerek arkasını döndüğü sırada Aydın'ın tamamen açık olan sırtını gördü, hızlıca önüne döndü. "Ya niye hemen üstünü değiştiriyorsun!", "ne bileyim, sen odadan çıkmayınca sorun etmiyorsun sandım." Ayşegül fark ettiği bir şeyden ötürü tekrardan arkasını döndü. "Aydın...dur giyinme.", "ne-" Ayşegül ona yaklaştı, sırtına baktı. "Operasyonda darbe almadık demiştin.. ama sırtında daha yeni olmuş darbe izi var.. ne bu?" Dedi, Aydın anladığını fark edince hızla geri çekildi. "Çok ayıp he noluyo" Ayşegül ona baktı, "iyi be! Kahvaltı hazır hadi hızlı ol." Diyerek odadan çıktı. Aydın derin nefes verdi ve Nick'in mesajına baktı.... Daha deriiin bir nefes verdi.
Aydın yara izine baktı. Ve gizlemek için daha çok çabaladı..
𝗔𝗞𝗦̧𝗔𝗠 𝗦𝗔𝗔𝗧𝗟𝗘𝗥𝗜̇
İnfaz timi eve gelmişti, kızlar onlara yedek anahtar vermişlerdi zaten. Eve geldiklerinde kızların hiçbirisinin gelmediğini fark edince hep birlikte pizza yapma kararı almışlardı. Hepsi garip garip olan bir sürü pizza...
Kızlar da eve gelince hep birlikte afiyetle yediler. Bugünün farkı, Beyza ve Şevval'in oldukça yorgunluk olmasıydı. İkisinin de dersleri erken saatte bitmiş olmasına rağmen ikisi de kütüphaneye gidip saatlerce ders çalışmıştı. Özellikle de senenin sonuna doğru gelirken, -ki Beyza mezun olacaktı artık- ikisi de oldukça yoğunlaşmıştı. Ayşegül ise sürekli ders notlarına ulaşmaya çalışıyordu. Akşam yemeğinden sonra hepsi tekrardan salona yığıldı. Tatlı da sipariş etmişlerdi, ve çay-limonata eşliğinde keyiflerini sürdüyorlardı. "Durun, Aydın'ları arayalım madem." Dedi Nick ve koltukta mayışmışken doğruldu, telefonunu alıp görüntülü aradı Aydın'ı. Biraz sürdükten sonra Aydın telefonu açtı, bahçedeydi, kameraya gülümsedi, "merhaba. Ama durun, bakın Ayşegül'ün ailesi arkada.." dedi hafiften kameraya göstererek. Nick kamerayı ortaya koydu. "Ayşegül yok mu??" Dedi Eylül, Aydın gülümseyerek kafa salladı. "Bekleyin gelicek şimdi, ama dikkat edin söylediklerin-", "Aydın canım!" Diye seslendi Ayşegül. "NE?!"
"Kahve, çay, soda?", "soda olur hayatım" Ayşegül sabır çekip mutfağa geri gitti, diğerleri şok tabii, "arkadaşlar biz sevgili olduk ya haberiniz yok mu?" Ayşegül sodaları ve bir kaç kuruyemişi alıp anne ve babasına seslendi, "siz uyumaya gitsenize artık hadi!" Aydın bu sırada bahçedeki çardağa geçti, "eee siz napıyorsunuz?" Diye sordu Aydın. "İdman yapıyoruz, Nick ağzımıza sıçtı." Aydın kaşlarını çattı, "Nick programa uymuyor bile, o program normalde daha ağır.", "OHOHOOOO" dedi Alp ve Serhat aynı anda, bu sırada Ayşegül de gelip Aydın'ın yanına oturdu. "A bizimkiler mi",
"AYŞEGÜL NE DEDİN SEN ÖYLE?!"
"NOLUYOR ORDA?!"
"Sende az değilmişsin heee"
Ayşegül nefes verdi, "durun durun, Aydın ilk geldiğim gün camdan girdi amk, tam o sıra annemler girince.. Aydın erkek arkadaşım dedim bende." Kızlar güldü, "Ayşegül yalan söylüyor bu arada, kesin olmak istediği için söyledi." Dedi Şevval. Ayşegül göz devirirken Aydın da kafa salladı. "Siz naptınız bakalım? Dersler falan noldu?", Beyza iç çekti, "olm aşırı zorluyorlar ya, sınavlar falan zorlayacakmış yani baya. Kütüphaneye gidip geliyorum işte" Ayşegül gazozundan bir yudum alırken bir yandan kafa salladı, "Şevval sen?", "hayatta kalmaya çalışıyorum." Ayşegül güldü. Ayşegül kızlarla sohbet ederken Aydın hafifçe geri çekildi, ve çaktırmadan onalara, 'bakın şimdi' işareti verdi ve daha sonra yavaşça Ayşegül'ün omzuna kafasını koydu, Ayşegül sodanın dışındaki kağıtla oynarken omzuna yatmasına hiçbir şey dememişti, "bı de hastaneye gidip kan verin, ablamda Ankara'dan gitmiş, buraya gelip temelli kalacakmış. Rahatız yani artık" beyler alkışlamaya başlayınca irkildi, Aydın'a baktı, "noluyor ya?" Aydın gülümsedi yalnızca.
Geceye kadar konuşup eğlendiler, daha sonra her iki taraf da uyumaya gitti...
.
.
.
Ertesi günde işlerine döndüler, bu sefer Nick Beyza ile birlikte kütüphaneye gitti, bilgisayarını açıp Beyza ile birlikte çalışmaya koyulmuştu, bu sefer Kübra ve Alp de restorantı kontrole gitmişlerdi. Şevval tekrardan okula giderken Ceylin tekrardan işe gitmişti. Eylül molasındayken Serhat ile konuştu, önceki gün içerisinde hiç konuşamamışlardı yoğunluktan. Serhat gülerek telefonu açtı, "Hayatım?? Nasılsın?" Eylül gülümsedi, "iyiyim...yorgunum sadece, bugün çıkışta eve gidebilirim direkt..", "olur olur, dün de yorgundun.. bugün istersen masaj yapayım sana?" Eylül gülerek onayladı, "oluuur bana uyar", Serhat iç çekti. "Eylül..sadece kendim için konuşmuyorum onu söyleyeyim de.. Özellikle Aydın geldikten sonra çok görüşemeceğiz.. elimden geldiğince aramaya çalışırım tabii, ama bu hepimiz için geçerli..haah.. şimdiden söyleyeyim dedim bitanem." Eylül iç çekti, "tamamdır.. yine de görüşmeye çalışırız tabii. Ben geri dönüyorum şimdi, öpüyorum seni", "ben de seni öpüyorum güzelim, seni seviyorum."
Konuşma sonrasında Serhat elbette idman için gitti, bu sefer başlarında Levent duracağından ötürü canı çok sıkkındı. Soyunma odasından çıkarak arka bahçeye gitti, Alp de orada onu bekliyordu, görünce gülümsedi. "Hoş geldin!" Serhat Alp'i görünce gülümsedi. Alp'in enerjisi ve bu sevinçli halleri hepsini mutlu ediyordu.
Ve bu mutluluğu söndüren birisi de vardı. Levent. "Aydın şehir dışında?! Buna nasıl izin verirsiniz!" Diyerek bahçeye girdi, ikisi de sabır çekti, "Gitti, fakat yanında on adamla birlikte gitti. Ayrıca... Ona hâlâ cocukmuş gibi davranmazsan gayet güzel olacak." Dedi Alp, hep çocukça gözükse de Alp aslında diğerleri gibi, olgun birisiydi. Yalnızca olgunlaşmaktan korkuyordu, neşesini kaybedeceğini düşünüyordu.
Serhat ve Alp Levent'in laf etmemesi için idmanda hiç ses çıkartmadılar, peşine banyoya girdikten sonra eve geri döndüler.. tabii en geç gelen ikisiydi elbette.
.
.
.
.
İsmail, Ayşegül ve Aydın evin aşağısındaki fındık tarlasına gideceklerdi. İsmail ve Ayşegül önden ilerlerken evin balkonunda Kenan ve Ayla duruyordu, Aydın üstünü düzeltirken balkondan İsmail ve Ayşegül'ün alışmasını izliyordu. "Aydıncım..." Dedi Kenan, ayağa kalkıp onun omzuna elini koydu, Aydın omzunun üstünden onun eline baktı. "Buyrun Kenan bey..?" Dedi sahte bir gülümseme ile. Kenan gülümsedi. "Aydın.. çok iyi birisin sen. Lakin.. kızımdan ve arkadaşlarından uzak dur. Onların yanına yaklaşırsan kötü olur.." dedi onun omzunu sıkarken, Aydın onun elini sertçe itti, "Bakın dinleyin... Size baba denildiği zaman kendi babamla aynı kefeye koyduğum için bile utanıyorum.. bu boktan hayatınızda yaptığınız tek şey insanlara zarar vermek farkındaysanız. Başka hiçbir halt yaptığınız yok. Ayrıca, ben artık onların hayatındayım. Yalnızca ben de değil tabii. Bu yüzden tehlikede olan sizsiniz. Onların hepsi çok değerli, bundan sonra yollarımız ayrılsa dahi korumaya devam edeceğiz. Böyle s*k kafalı insanlar yüzünden onların hayatının kararmasına izin vermeyeceğim.. eğer bir daha bir hamle yaparsanız evinizde yangı tüpü bulundurunmanız en iyisi olacaktır. Önlem önemli sonuçta." Aydın bu sözleri söylerken merdivenlere yöneldi ve yavaşça indi, merdivenin son basamağına gelince ona baktı. "Bu arada karınız sizi hâlâ aldatıyor. Düşünün yani.. o bile sizi istemiyor." Derken gülümsedi, Aydın. Ve diğerlerinin peşinden gitti. Kenan öylece kaldı, dizlerinin bağı çözüldü ve balkondaki koltuğa kendisini bıraktı...
.
Öğleden sonra ise Ayşegül ile Aydın herkesle vedalaştılar, ve Ankara'ya dönmek üzere yola çıktılar.
.
.
.
.
Akşam saatlerinde eve vardılar, bu sefer kimsenin yemek yapmaya hâli olmadığı için pizza sipariş etmişlerdi..17 tane. Otururken hep birlikte konuşmayı sürdürdüler. "Babamla konuştum. Daha da darlamaz herhalde." Kızlar da kafa salladı, "keşke daha öncesinde bize söyleseydin, hallederdik biz." Dedi Alp. Alp konuşunca Beyza'nın aklına gelen şeyle birlikte Beyza sırıttı. "Bu arada sana bir şey anlatacağım tamam mı?" Kübra gözlerini belirterek ona bakınca Ayşegül'ün gözleri açıldı. "Ne?!" Beyza ve diğerleri kahkaha atarken Kübra ellerini kafasının iki yanına koydu. Ayşegül ona kitlendi... "Hayatım kolayı verebilir misin?" Dedi Aydın, Ayşegül hâlâ Kübra'ya kitlenmişken kolaya uzandı ve ona uzattı, "Ayşegül ismim." Diyordu Kübra'ya bakarak, tabii yalnızca masum bir öpücük olduğundan haberi olmadığı için böyleydi, Kübra kaşlarını çattı, diğerlerinin de orada olduğunu unutarak, "ya bir şey olmadı amına koyim sadece öpüştü-" derken şokla birlikte kola Aydın'ın boğazında kalmıştı. Alp Kübra ile sonradan tanışmasına rağmen Aydın'ı geçmişti. Alp ise utançla birlikte boğuldu, Ayşegül Aydın'ın sırtına vurdu, "Neeee-" Nick ve Beyza kahkaha atıyordu, Serhat ve Eylül de öyle. Şevval ve Ceylin ise dalga geçiyordu, "hele Alp'e bak utanan erkek mi olur ya" dedi Ceylin ironiyle, Şevval de güldü, "di mi ya" Kübra, Alp'in utancıyla daha çok utanmıştı. Kıpkırmızı olmuşken pizzayı yemeye devam etmeye çalışıyordu. Alp öksürdü, "Evet..evet öyle oldu...." Aydın ve Ayşegül de şoku atlatınca kahkaha attılar..
Ve ikisi sayesinde eğlenceli bir akşam yemeği sürdü. Her ne kadar ikisi hayvan gibi utanmış olsa da....
YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM SONU
