30. bölüm · 𝐹𝐼𝑉𝐸 𝐵𝐼𝑇𝐶𝐻𝐸𝑆 𝐴𝑁𝐷 𝐴𝑁𝐾𝐴𝑅𝐴

BAYRAMA ÖZEL BÖLÜMLER

Ayşegül Kılıç

Saat 8 sularıydı. Ayşegül horul horul uyuyordu tabii ki. Telefonun çalma sesi ile uyandı. Telefona baktı, arayan kişi `𝐴𝑦𝑑𝚤𝑛.` idi. Ayşegül uykulu uykulu telefonu açtı, "Ne var Aydın?", "İYİ BAYRAMLA-" demeye kalmadan Ayşegül yerinden sıçradı. "ANANİSİKİM UNUTTUM-" elini yüzünü yıkamak için banyoya koştuğu sırada mutfak gözüne çarptı, masa kurulmuştu bile. Ayşegül oraya ilerledi. Kızlar erkenden uyanıp masayı kurmuşlardı bile, tabii hepsi ayakta uyuyordu..
"Ay vallahi aglicam amk" dedi Ayşegül ve hepsi birlitke sarıldılar, "İYİ BAYRAMLAR!!!!" Masaya oturdular, Ayşegül herkese çay koyarken kapı çaldı. Eylül yine Serhat'a mesaj yazıyordu, Beyza ise ona yaslamıştı. Kübra da Şevval'e yaslamıştı Şevval'in dirsekleri masada duruyordu, işaret ve orta parmağı ile burnunu ovuyordu. "Bu fikri ortaya atanın aklını sikeyim...", dedi.
Eylül:"ortak karar verdik ya"
Şevval:"hay amk..."
Ayşegül hırkasını giydi ve kafasına tülbent geçirip kapıyı açtı, "buyr-" öylece kalakaldı..
Aydın bir kolunu duvara yaslamış, sırıtarak ona bakıyordu. Hemen yanda Nick, önde Ceylan vardı.
Ayşegül:"buyrun...?"
Aydın:"İyi bayramlar hayatım!!" Dedi ve sarıldı Aydın. Ayşegül kendisinden ittirmeye çalışırken Nick direkt içeriye girdi.
Nick:"Happy holidays, Sister-in-law" (iyi bayramlar yenge)
Ceylan:İyi bayramlar Ayşegül!!!
Kızlar gelen sesler ile birlikte direkt uyandı. Hepsi canlanmıştı. Beyza ve Şevval direk ayaklandı. Nick içeriye girdi, "Beyza!" Dedi, Beyza kocaman güldü "Nick!!" Nick hemen gidip onu kucakladı, yanağından defalarca kez öptü. Kübra onlara bakarken x de girdi içeri Kübra inanamadı.
Ceylan içeriye girip kollarını iki yana açtı, "Ben geldim!! İyi bayramlar~~~" dedi ve Şevval'e sarılmadan önce elini uzattı. Öpmesi için. Şevval güldü ve elini eğilerek öptü, öperken ona bakıyordu, daha sonra ise sarıldılar. Ve artı sandalye getirip Şevval'in yanına oturdu.
X:"Bitanem.." dedi, ve hemen Kübra'ya sarılıp yanına oturdu, onun uyanması için saçlarını geriye attı, Kübra kendisini ona yasladı.. Aydın Ayşegül'e sarılmaya çalışırken Ayşegül arkadan gelen kişiyi gördü...Serhat idi bu.
Serhat:"Günaydın! İyi bayramlar!!" Dedi, Ayşegül hemen Aydın'a baktı, "Serhat'ın gelmesine izin vereceğini düşünmüyordum...?" Dedi. Aydın ise istemeye istemeye yanıt verdi. "Bayramda küslük olmaz dedin..bende getirdim..." Dedi. İşte şimdi Aydın bir sarılmayı hak etmişti. Ayşegül de ona sarıldı.
Serhat hızlıca içeriye girdi, Eylül hâlâ ona yazıyordu, "Eylül! Kocan geldi!" Dedi gülerek, Eylül şaşırdı ve gülerek ayağa kalktı. Sarıldılar ve birlikte oturdular.
Ayşegül ve Aydın da geldiler, herkes çift halinde oturmuştu bile, Aydın masanın bir başına, Ayşegül de diğer başına oturdu. Hepsine ek çatal ve çay bardağı getirdi Ayşegül.
Nick ayakta uyuyan Beyza'ya yemek yedirmeye çalışıyor, Ceylan uykulu Şevval'e cilve yapıyor, Serhat ve Eylül gülerek şakalaşıyor, X Kübra'ya sokulmuş sadece çay içiyordu. Aydın ise Ayşegül'e bakıyordu ama Ayşegül ona bakmıyordu.
.
.
Yemek sonrası beylerin getirdiği sarma ve baklavayı açtılar, kızlar da kendileri yapmıştı zaten. Çay ile birlikte yediler, yine herkes çift çift oturuyordu. Kübra x'in omzunda uyuyor, x onun saçını okşuyordu. Beyza Nick'e baklava yemeyi öğretiyordu. "Bunu planladınız mı önceden??" Dedi Şevval, Ceylan çayından bir yudum alırken iki yana kafa salladı, Ceylan:"Hayır, Aydın dedi bir anda hadi gidiyoruz diye"
Aydın:"Ayşegül telefonu yüzüme kapatınca bende kapısına geleyim dedim de." Dedi ve ona baka baka çayından bir yudum aldı.
Serhat hepsine baktı, "lan! Bayramlaşmadık!" Dedi. Hepsi ayaklandı ve bayramlaştılar, herkes kendi çiftine doyasıya sarılıyordu. Serhat'ın bunu demesinin sebebi de Eylül'e sarılmaktı zaten.
Ayşegül kendisine çay koyarken kapıdan hepsine baktı, kızlar mutlulardı. Bu manzara karşısında gülümsedi... Aydın ise hemen yanında belirdi, beylere ve Ceylan'a baktı. Hepsi mutluydu. Her iki tarafta doyasıya acılarına rağmen birbirlerine merhem olmuşlardı. Aydın da gülümsedi, sanki ikisi de kendi evlatlarını izliyor gibilerdi. Aydın Ayşegül'e baktı, elinde duran çayından bir yudum aldı. "Çocuklarını izleyen anne ve baba gibi olduk böyle de he..;)", Ayşegül çayından bir yudum aldı. "He Aydın he." Aydın somurttu. "Biz de mutlu olsak mı artık..." Dedi, Ayşegül onu umursamadan ufak kamerasını getirdi, "hadi fotoğraf çekelim!" Kamerayı uzağa koyup hepsi sıralandı. İleride hepsinin evinde olacak bir fotoğrafı çektiler o an...
.
.
.
.
𝑶̈𝒏𝒄𝒆𝒍𝒊𝒌𝒍𝒆 𝒉𝒆𝒑𝒊𝒏𝒊𝒛𝒊𝒏 𝒃𝒂𝒚𝒓𝒂𝒎𝜾𝒏𝜾 𝒌𝒖𝒕𝒍𝒖𝒚𝒐𝒓, 𝒎𝒖̈𝒃𝒂𝒓𝒆𝒌 𝒐𝒍𝒎𝒂𝒔𝜾𝒏𝜾 𝒅𝒊𝒍𝒊𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎. 𝑩𝒖 𝒈𝒖̈𝒛𝒆𝒍 𝒈𝒖̈𝒏𝒅𝒆 𝐅𝐈̇𝐕𝐄 𝐁𝐈̇𝐓𝐂𝐇𝐄𝐒 𝐀𝐍𝐃 𝐀𝐍𝐊𝐀𝐑𝐀 𝒆𝒗𝒓𝒆𝒏𝒊𝒎𝒊𝒛𝒅𝒆𝒏 𝒆𝒌𝒔𝒊𝒌 𝒌𝒂𝒍𝒂𝒎𝒂𝒛𝒅𝜾𝒌.
𝑿`𝒊𝒏 𝒌𝒊𝒎 𝒐𝒍𝒅𝒖𝒈̆𝒖𝒏𝒖 𝒔𝒐̈𝒚𝒍𝒆𝒎𝒆𝒚𝒆𝒄𝒆𝒈̆𝒊𝒎, 𝒇𝒂𝒌𝒂𝒕 𝒈𝒆𝒍𝒆𝒄𝒆𝒌𝒕𝒆𝒏 𝒃𝒊𝒓𝒊𝒔𝒊. 𝑽𝒆 𝒃𝒖 𝒈𝒆𝒍𝒆𝒄𝒆𝒌 𝒄̧𝒐𝒌 𝒅𝒂 𝒚𝒂𝒌𝜾𝒏 𝒅𝒆𝒈̆𝒊𝒍.
𝑻𝒆𝒌𝒓𝒂𝒓𝒅𝒂𝒏 𝒊𝒚𝒊 𝒃𝒂𝒚𝒓𝒂𝒎𝒍𝒂𝒓 𝒅𝒊𝒍𝒊𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎!!!
.
.
.
.
BAYRAMA ÖZEL BÖLÜM 2
/
Saat sabah altıya doğru geliyordu, alarm sesini duymasıyla kapatması bir oldu... Odadan dolap gıcırtıları duyunca gözlerini açtı, baktı.
Aydın kravatını düzeltirken onu izliyordu. "Günaydın bi'tanem.." diyerek yanına gitti, Ayşegül gülümserken onun üstüne doğru uzandı ve yanağından öptü, Ayşegül kıkırdadı. "Nereye böyle...?" Aydın gülümsedi, onun saçlarını düzeltiyordu bir yandan, "Bayram namazı var ya bebeğim..." Ayşegül kafa salladı, kocaman esnedi ve Aydın'ın yakalarını düzeltti. Doğrulmaya çalışsa da başarısız oldu...
Henüz yeni evlenmişlerdi, taş çatlasın iki haftayı anca doldurmuşları, bir haftası balayı ile geçerken ikinci haftası da işlerle geçmişti, ancak birbirlerine ayıracak vakti tekrardan bulmuşlardı.
Aydın onun bu hâline güldü. "Komik mi Aydın.... Sana o kadar dur dedik...." Diyerek uzandığı yerden ona baktı Ayşegül. Aydın sırıttı. "İnandırıcı gelmemişti ama" diyerek onun belinden sıkıca sarıldı, yanağına, omzuna, boynuna öpücükler kondurdu, bir yandan eli tişörtün içine kayıyordu. "Ay Ozan geç kalacaksın hadi!!!" Dedi Ayşegül, Aydın onu son kez öptü ve ayrıldı, Ayşegül de güç bela yataktan kalkarak merdivenlerden inmeye koyuldu, Aydın ise hemen arkasından koşarak onu kucakladı, Ayşegül güldü ve kollarını onun boynuna sardı, kafasını onun omzuna yasladı. "Malikaneye ilk geldiğinde sırtımı görmüştün hatırlıyor musun..??" Ayşegül kıkırdadı, "hatırlıyorum... Güzel bı sırtın olduğunu düşünmüştüm..." Aydın da kıkırdadı, bayram namazı sonrasında kurban kesmeye gideceklerdi. Daha sonra ise her birlikte toplaşacakları için Ayşegül de kahvaltı hazırlayacaktı, malum, grubun yeni evlenmiş kişisi o idi artık. Aydın onun parlayan yüzüğüne baktı, ve tekrardan inatçı tavırları için benzediği annesine teşekkür etti. Eğer ki o inadı olmasaydı bu günleri göremezdi..
Beyza ve Nick İspanya'dan geliyorlardı, araba yolculuğu zor olacağı için özel uçakla geliyorlardı, hem de küçük Nicholas Juniorların zorlanmaması için...
Evet Küçük Nicholas Junior. Beyza 7 aylık hamileydi, karnı kocaman olmuştu içeride iki can olduğu için. Nicholas onu asla yalnız bırakmıyordu. Evliliklerinden bir süre sonra İspanya'ya taşınma kararı almışlardı. İlk evlenen Beyza olmuştu tabii... İlk hamile kalan da.
Fakat onu da Eylül takip etmişti, henüz 4 aylıktı çocuğu, yavaştan karnı çıkmaya başlamıştı.
İstanbul'a kurdukları spor salonu şirketini işletiyorlardı, her ikisi de koçluk yapıyor, yarışmalara giriyordu. Serhat Eylül'ün hamileliğinde çok gergin oluyordu tabii... Hep kaygı içerisinde, bir şey olacağını düşünüyordu. Endişelenmekte haklıydı da. Eylül zaten sağlık sorunları olan birisi iken artık daha da çok sorun yaşıyordu. Kızları dünyaya geleceklerdi onlar henüz bilmeseler de, onlar da İstanbul'dan geliyorlardı Ege'ye. Ayşegül ve Aydın Ege'ye yerleşmiş, büyük bir evde yaşıyorlardı, birlikte okul duvarlarını çizip boyuyorlardı...
Ceylin ve Şevval ise evleneli 2 yıl anca olmuştu, Amerika'da evlenip orada yaşamaya koyulmuşlardı. Şevval askerliğe devam etmiyordu tabii. Ceylin hâlâ polisti, Şevval ünlü bir şirketin güvenliği olarak çalışıyordu. Onca zorluklara rağmen kimseye aldırış etmeden, herkesin gözü içinde evlilik teklifi etmişti Şevval... Tüm aile şok tabii.... Konuşanlar da oldu, konuşmayanlar da. Fakat onların umrunda mı? Hiç sanmıyorum. Onlar da özel uçağa binmiş Aydın'a geliyorlardı. Ceylin Şevval'in dizlerinde yatarken Şevval onun saçını okşuyor bir yandan parmağında yüzük olan eline bakıyordu... Gülümsüyordu...
"POMPALAMASYON, GECE GÜNDÜZ!" Diyordu Alp ve Kübra. Rize'den geliyordu onlar da, en taze olan ikinci evlilik de onlara aitti. Önceki yazda onlar evlenmişti, henüz çocukları yoktu ama herkes emindi ki en kısa zamanda olacaktı...
.
Ayşegül zar zor Aydın ile vedalaştıktan sonra üstünü giyindi, hazırlandı ve kahvaltı hazırlamaya koyuldu. Evin arka bahçesine, denize sıfır olan bahçelerine sofrayı kurmuştu. Yeğenlerine en iyi hizmeti sunmak için her şeyden hazırlamıştı. Öyledir ki masada, Haziran ayında olunmasına rağmen portakal, mandalina bile vardı, son olarak dolaptan dün akşam hazırlamış olduğu pastayı çıkarttı. Arada beline kramp giriyor ve tökezliyordu...
Derken kapı çaldı! Ayşegül heyecanlı şekilde kapıya koştu. Gelen kişi karnı kocaman olan Beyza idi, Nicholas da araba ile bahçedeydi. "BEYZAAAA!!!" Beyza'nın elleri karnında duruyordu, iki yana açtı. "AYŞEEEE!!!!" Ayşegül sıkı sıkı sarıldı, düğünden sonra yalnızca iki hafta görüşmemişlerdi ama şimdiden özlemişti bile. Beyza'ya sarıldıktan sonra Junior yeğenine eğildi, "oyyy teyzesinin bı taneleriiii" kulağını koyup onu dinledi, Beyza'nın karnını öptü. Beyza normalde temas hiç sevmezdi ama hamile kaldığından beridir temas etme ihtiyacı çekiyordu...
Ayşegül hızlıca Beyza'yı içeriye aldı, birbirlerinin bayramlarını kutladılar. Ve Beyza'yı L koltuklarının köşesine oturttu, arkasına bir sürü yumuşak yastık koyarak. Ona atıştırmalık yiyecek de ikram etti, kendisi de bu sırada açık Amerikan mutfaklarında kahvaltıya son detayları hazırlamaya koyuldu. "Sabahları midem çok bulanıyor ya... Bir de yüz üstü yatamıyorum. Ama en acısı şey... Nicholas gözüme bazen çok güzel gözüküyor ama...." Ayşegül kahkaha attı. "Gülme! Size hava hoş tabi." Beyza iki elini de karnında gezdiriyor, çocuklarını seviyordu. Karnı kocaman olan, paytak paytak yürüyen Beyza herkes tarafından çok tatlı görülüyordu. "Yeni evlendiniz her gün yapıyorsunuzdur. O kadar üzülüyorum ki... Doğurmayı bekliyorum yani." Artık kızlar birbirinden hiç utanmıyordu. Hepsi birbirine hayatlarını anlatabilirdi, ki anlatıyorlardı da zaten... İkinci zil sesi geldi, Beyza kapıya bakmak istedi ve yerinden kalkarken Ayşegül durdurdu. Hamilelik sürecinde Beyza'ya ve Eylül'e karşı herkes çok hassastı. Gelen diğer bir isimde Eylül idi, Serhat da arabadns selam verdi ve namaz için camiiye gitti. Ayşegül Eylül'e kapıyı açtı, "EYLÜLLLL" Eylül güldü, sıkıca sarıldı, Ayşegül de sıkıca sarıldı.
Eskiden her anını birlikte geçirdiği bu kızları şimdi o kadar çok özlüyordu ki... Geceleri uyumadan önce hep bunu düşünüyordu... Artık hepsinin ailesi vardı, sorumlulukları vardı. Fakat içlerindeki o çocuk hâlâ yaşıyordu. Fiziksel olarak içlerinde çocuk gerçekten taşıyorlardı fakat kalplerindeki çocuklar ölmemişti, ölmeyecekti.
Ayşegül Eylül'ü hemen Beyza'nın yanına aldı, Eylül'ün de karnını sevmişti. Eylül ve Beyza'ya uzun uzun baktı... Onların bu karınlı hali o kadar tatlıydı ki... Gözleri dolunca hemen arkasını dönüp tezgahtaki işine devam etti. "Çok bulantım olmaya başladı ya, normalde hiçbir sorun yoktu..." Eylül onun karnına baktı. "Ya sen pırtlamayasın, kocaman olmuş karnın", "iki can taşıyorum kolay mııı" Eylül güldü, kendi karnını okşadı...
Zil bir kere daha çaldı. Gelen kişiler Kübra ve Şevval idi. Ceylin'in de gelmesi gerekirdi evet fakat beyler onu tutmuştu, Ege'ye gömülmüş olan takım arkadaşlarının mezarlarına da gideceklerdi çünkü. Ayşegül kapıyı açtı.
K:"AAAAAAAAAAAAA"
Ş:"AAAAAAAAAAAAAAAAA"
A:"AAAAAAAYYYYYYYYY!!!!"
Sıkıca birbirlerine sarıldılar, temas sevmeyen Kübra bile sıkıca sarıldı, hızlıca içeriye doğru koştular. Yeğenlerini görmeye gittiler. Beyza ve Eylül'ün önüne geçtiler, baktılar..... İkisi de geriye doğru yaslanmış, karınları ön plana çıkmıştı. Kübra ve Şevval güldü, "YA ÇOK TATLISINIZ AMK!" Dedi Şevval ve iki yeğenini de öptü. "Çok sevimlisiniz olm..." Diyerek yeğenlerini sevdi Kübra...
Ayşegül de hazırlıkları bitirip onlarla birlikte oturdu, Kübra Şevval ve Ayşegül, Eylül ile Beyza'ya bakıyorlardı. Beyza karnını okşuyor, bir yandan tekme attıkça irkiliyordu. Kızlar güldü. "YA ÇOK ŞİRİNSİN ŞUAN" Beyza güldü, gülerken kafasını başka yöne çevirirken Aydın'ın astığı kocaman tabloyu gördü... Ayşegül ve Aydın'ın düğün fotoğrafı, kızlar da o yöne baktı. Hepsinin evinde vardı bu tablolardan. Artık Ayşegül'ün evinde de vardı... Kübra hızlıca taze evli olan Ayşegül'e döndü. "Kanka Alp hâlâ o on yılın intikamını alıyor galiba amk."
Derin sessizlik....
Ve ardından gelen hayvan gibi kahkaha sesleri...
"Neeeee" dedi Ayşegül, Kübra iç çekti. "Ya hani... Tamam sorun yok ama bazen o kadar sert oluyor ve dinlemiyor ki... Yani..." Kızlar daha çok güldü. Alp hâlâ doyamamıştı Kübra'ya, doyamıyordu. "Sen yaza hamilesin bu arada" dedi Beyza, Ayşegül de onayladı. "Öylesin valla." Eylül ona baktı. "Sen de hamilesin Ayşegül, sürekli belini tutuyorsun" demesi üzerine kızlar güldü, hep bir ağızdan aynı ses çıktı. "OOOOOOOO" Ayşegül utançla güldü, "lan hepsi mi azgın olur amk.... NEYSE HADİ SOFRAYA!" Diyerek kabileyi bahçeye yönlendirdi, kızlar Beyza ve Eylül'e kalkmaları için yardım etti. Beyza'nın bir koluna Eylül'ün koluna Şevval, Beyza'nın diğer koluna da Kübra girdi, sofraya doğru ilerleyip oturdular, Ayşegül tekrardan onların etrafına yastık koydu, kızlar masaya oturup bir yandan yemeklerden tıkırında götürürken eşlerini beklediler...
.
Kurban kesme alnında bekliyorlardı, fakat adamlar bir türlü ineği yatıramıyorlar, 5 kişi çabalıyorlardı. Aydın saatini kontrol etti. "Karım bekliyor be hadi.." bunu söylemesi üzerine hepsi gülerek ona döndü, o da fark etti. Nick, düzgün olan bir Türkçe ile konuştu. "Karın...." Diğerleri de güldü, "ARTIK KARIN LAN!" Dedi ve kahkaha attı Alp. Geçmişte beşli rakı masasında ağlayan bu adam artık evliydi... Nick ikisinin rakı masasına oturduğu günü dün gibi hatırlıyordu. Artık o masada sonuç bulan tek kişi kendisi değildi...
İnfaz Timi gülerken danayı hâlâ deviremediklerini fark ettiler. Nick kolları sıvadı, o tarafa doğru ilerledi. Serhat hızlıca olacakları anlayıp telefonunu çıkarttı. Nick gömleğini dirseklerine kadar sıyırdı. Bağlamlarına rağmen dana bir türlü yatmıyordu, direniyordu. "İzin verin ben yapayım." Nick'in cüssesini görünce geri çekildiler... Nick dananın gövdesini tuttu, arka bacakları ile dengesini kaybetmesin sağladı, ve danayı tek başına tekte devirdi... Herkes şok... Etraftaki herkes alkışlamaya başladı.
Aydın:"BRAVO NİCHOLAS!!!"
Alp:"HELAL BE DANAM BENİM!"
Serhat:"HELAL BE!" Nicholas güldü, gülerken gözleri kısılıyordu diğerleri gibi, ellerini yıkadı ve gömleğini düzeltti. Bu sırada Serhat videoyu hemen yengesine attı.
.
Beyza telefondan gelen bildirim sesine baktı. Video olduğunu görünce açtı, kızlar sohbete devam ediyorlardı. Ve Nicholas'ı gördü.... "Allahım...." İşte kızlara bahsettiği şey buydu. Hayvan gibi etkileniyorsun, ama bir şey yapmıyorsun...
7 aydır sabrediyor olmak çok kötüydü, Nick öpüşmeyi bile uzun tutmuyordu ne olur ne olmaz diyerek... Beyza iç çekti. "Nicholas danayı tekte devirmiş..." Diyerek videoyu gösterdi kızlara. "Ooo" dediler ve anlayıp güldüler. "Şimdi sen bu adama veremeyecek misin yani?" Diye sordu Şevval. Beyza üzülerek onaylayınca kahkaha attılar....
Çok geçmeden onlar da geldi, bahçeye geldiler direkt, bayramlaştı herkes birbiriyle, hepsi eşlerinin yanına oturdu. Başta Ayşegül ve Aydın oturuyordu, Beyza ve Nick, yanında Alp ve Kübra, karşılarında Serhat ile Eylül, Şevval ile Ceylin...
Başta Ayşegül'ün şüphelendiği bu çocuklar arkadaşlarının hayatının neşesi olmuştu... Kızların her kötü düşüncesini içlerine çekiyorlardı sanki... Ayşegül bir zamanlar onları kabul etmediği için pişmandı şimdi.
Ayşegül kahvaltı yaparken şöylece kızlara baktı... Hepsinin yüzük parmağında yüzük vardı, kendi yüzüğüne de baktı... Şevval bile evlenmişti... Aydın da beylere bakıyordu, birbirlerinin yüzüklerine baktılar...
Çocukluğunu birlikte geçirmiş, tüm mallıklara şahit olmuş bu iki ekip artık kendi ailelerini kuruyorlardı... Ailesiz büyüyen gençlerden aile kuran gençlere... Ayşegül'ün gözleri dolarken kahvaltıya, her zaman yaptığı gibi anın tadını çıkarıp yeni bir anıyı yaşamaya devam etti...
.
.
// BAYRAM BÖLÜMÜ SONU //