8. bölüm / 15
YOL8. Bölüm
Bölümler 15Şu an: 8. Bölüm
- 1 1.Bölüm1.537 kelime
- 2 2. Bölüm1.184 kelime
- 3 3. Bölüm1.350 kelime
- 4 4. Bölüm2.014 kelime
- 5 5. Bölüm2.461 kelime
- 6 6. Bölüm1.290 kelime
- 7 7. Bölüm1.374 kelime
- 8 8. Bölüm1.600 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9. Bölüm1.868 kelime
- 10 10.bölüm2.150 kelime
- 11 11. Bölüm1.896 kelime
- 12 12. Bölüm1.546 kelime
- 13 13. Bölüm2.117 kelime
- 14 14. Bölüm1.667 kelime
- 15 15. Bölüm1.449 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
8. Bölüm
"Baran"
Hakan Beyle olan ortaklığımızı duyurmak adına bir davetiye düzenlenmişti. Ofisimde oturmuş son işlerimi halletmeye çalışıyordum biter bitmez yola çıkacaktım. Bugün fazlasıyla yoğun geçecekti anlaşılan. Yapmam gereken bir iş kalmayınca kapıda bekleyen Serkan'ı çağırıp arabayı hazırlamasını söyledim. Çeketimi ve telefonumu alıp şirketten çıktım.
Kısa yolculuğun ardından,beni uçağın yanında bekleyen pilota doğru ilerlemeye başladım. Koltuğa geçip, gözlerimi kapattım,biraz uyusam iyi olacaktı.
Hakan Bey'in benim için ayarladığı otele geldim. Odaya bırakılan takım elbiseleri göz atıp siyah olanını üzerime geçirdim. Biraz geç kalmıştım daha fazla geç kalmamak adına oyalanmadan yola koyuldum.
Arabadan inip bana doğru gelen Hakan Bey'e doğru ilerlemeye başladım.
"Hoşgeldiniz Baran Bey."
Bana uzatılan eli tutup
"Hoşbulduk Hakan Bey." Dedim.
"Sizi yorgun gördüm biraz ?"
"Şirkette halletmem gereken işlerim vardı. Beklediğimden fazla uzun sürdü üstüne yolculukta eklenince,gördüğünüz gibi."
"Anlıyorum Baran Bey ama merak etmeyin fazla uzun sürmez. Otele gidip dinlenirsiniz."
"Umarım Hakan Bey."
"Buyrun lütfen sizinle tanışmak isteyen çok kişi var içeride."
Birşey demeden yürümeye başladım.
İçeriye girmemle herkesin gözü bana döndü. Anlaşılan gerçekten merak ediliyordum. Hakan Bey'in sesiyle başıma ona çevirdim.
"Şimdiden herkesin dikkatini çekmeye başardınız. Tebrikler.Bunda en büyük etken genç,ve yakışıklı olmanız sanırım."
"Estafurullah Hakan Bey siz de hala genç ve yakışıklısınız."
"Haha güldürmeyin beni Baran Bey. Benim işim biteli çok oldu artık sizin sıranız."
Onun bu dediğine gülmekle yetindim.
Masaya geçmiş bizi tebrik etmeye gelen kişileri teşekkürlerimizi sunuyorduk. Tanıdığım bir kaç yüz görünce selam vermek adına Hakan Bey'in yanından ayrıldım. Ufak sohbetler eşliğinde geceyi yarılamıştım.
Hakan bey'in seslenmesiyle, sohbetimi bitirip yanında daha önce görmediğim kişilere doğru ilerledim.
"Seni eşim ve kızımla tanıştırmak istiyorum. Kızım Naz,eşim Canan."
Canan Hanımın elini nazikce öpüp
"Tanıştığımıza memmun oldum Canan Hanım."dedim.
Başımı bana hayran hayran bakan kıza çevirdim. Benden bir ya da iki yaş küçük olmalıydı ve fazla cüretkar birisi olduğu bakışlarından ve giyiminden oldukça belliydi. Beyaz, göğüs dekolteli oldukça fazla olan,bir elbise tercih etmişti. Esmer teniyle oldukça göze çarpıyordu. Ah gögüsleri fazla dikkat çekiyordu. Bakışımı gögüslerinden çekip yüzüne çevirdim. Benim nereye baktığımı görmüş olması hoşuna gitmişe benziyordu. Çapkın gülüşümü bahşetip elini öptüm. Benim temasımdan sonra gözleri parlamıştı.
"Memnun oldum Naz Hanım."
"Bende öyle Baran Bey."
O bakışı çok iyi biliyordum. Ama ortağımın kızıydı,onunla yatamazdım. Kısa bakışmamızın ardından Hakan Bey ve Canan Hanım bizi baş başa bırakmak adına masadan ayrılmışlardı. Demekki kızıyla tanışıp kaynaşmamızı istiyorlardı ama onların istediği gibi birşey olamazdı. Hemen altıma girecek bir kızla bir ilişkiye girmezdim ben. Konuşup zaman kaybetmemek adına masadan ayrıldım. Ortağımla aramın açılmasını istemezdim sonuçta. Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım. Açıkcası yorulmuştum,dinlenmem gerekiyordu. Lavabodan çıkıp kalidora girdim. Davet alanına doğru giderken önümdeki kadının düşeceğini fark edip hızlı adımlarla onun bana yaslanmasını sağladım. Ellerim lefleksle belini sardı.
Burnuma çok hoş,gül kokusu gelmişti. Tuttuğum kadından gelmiş olmalıydı. Ben bunu düşünürken arkası bana dönük olan kadın, bir anda bedenini bana çevirdi. Yüzünü görmem beni şaşkına uğratmıştı. Bu oydu Hayat. Gözlerim sanki iyi olduğunu anlamak istermişcesine yüzünde oyalandı. O geceden sonra oldukça iyi görünüyordu. Gözlerim bu sefer bedenine kaydı. İlk görünüşte elbisenin dekoltesi yokmuş gibi görünsede bacağında uzun ve derin bir yırtmacı vardı. Beyaz teninin açıkta bıraktığı bacağı göze çarpıyordu. Ve siyah kesinlikle bu kadının rengiydi. Tekrardan bakışlarımı yüzüne çevirdim. Bana bakan iri ve mavi gözleri geceye inat adeta parlıyordu. O gece fazla dikkat edememiştim ama bu kadın gerçekten büyüleyiciydi. Bana teşekkür ettiğini duymuştum ama tepki verememiştim. Gözlerini benden çekince gideceğini anlayıp hemen söze girdim.
"Önemli değil Hayat."
Bunu dememle gözlerini daha çok açmıştı. Farkında olmadan ismini söylemiştim. Normalde kendimi kaybeden birisi olmamıştır, bu kadının beni etkisi altına alıp ismini söylememi yol açması beni şaşırtmıştı. Bu sefer meraklı bakışların hapsi olmuştum. Bu konuyu daha fazla uzakmamak için geçiştirmiştim ama fazla ısrarcı birisiydi, hemen buradan gitmezsem beni zorlayacağına benziyordu. Aramızda geçen bir kaç konuşmanın ardından oradan hızla uzaklaşmıştım.
Telefonun çalmasıyla yönümü değiştirip bahçeye çıkmıştım. Arayan annemdi müsait bir yere geçip hemen cevapladım.
Ben telefonla konuşurken karşımda Hayat belirdi. Demekki ısrarcı olduğu kadar da inatçıydı. Onu sinir etmek adına konuşmayı biraz daha sürdürdüm. Karşımda şekilden şekile giren bir kadının olması beni eğlendirsede onu pek eğlendirmişe benzemiyordu. Kaşlarını çatıp sabırla benim konuşmamın bitmesini bekliyordu. Artık dayanamamış olmalı ki kapatmam için beni uyarmıştı. Birisinin benim ne yapmam gerektiğini söylemesi beni sinirlendirmişti. İşimin olduğunu söyleyip ne söyleyecekse çabuk söylemesini istemiştim. Benim bu tavrımı hoş karşılamayan bakışlar atarak hemen konuya girmişti.
Bu kadın ne kadar da meraklıydı. Eğer beni daha fazla sinirlendirirse kendime hakim olamayabirdim o yüzden sohbeti kısa tutmak için elimden geleni yapıyordum. Üstüne üstlük ellerini beline koymuş bana resmen hesap soruyordu bu hali ciddi olmaktan yanı sıra komik görünüyordu. Bu halini görmemezlikten gelip yanından geçtim. Biranda eliyle kolumu tuttu,bu cesareti de nereden buluyordu dişlerimi sıkıp sakinleşmek adına bir iki saniye bekledim. Sonrada onun sesini duydum. Biranda sinirimin geçtiğini hissettim bu fazla masumca bir açıklamaydı. Yüzümü ona çevirip o geceyi hatırlatan bir imada bulundum.
Buna hem şaşırmış hemde sinirlenmişti. Ben ne olduğunu anlamadan ağzına geleni söylemeye başladı. Daha sonrada arkasına dönüp çekip gitti. Ben hala olduğum yerde onun gidişini izliyordum. Bu kadının benimle bu şekilde konuşmasına nasıl izin vermiştim. Neden onu susturmamıştım. Buna şahit olan birisi olsa ömür boyu dilinden düşmezdim herhalde. Gözlerim hemen etrafı taradı,neyseki kimse yoktu çevrede. Dua etsin yarın burada son günümdü,bir daha karşıma çıkmayacaktı yoksa ondan bunun hesabını mutlaka sorardım. Hadsiz kadın beni durduk yere sinirlendirmişti. Daha fazla burada durmayıp arabama doğru ilerlemeye başladım. Yolda Hakan Bey'i arayıp gittiğimi söylerdim.
Otele geldiğimde kimseye bakmadan hemen odaya girdim. Kısa bir duşun ardından yatağa geçtim.
Kalktığımda otelde kahvaltımı yaptım. Laptopu açıp e mailleri kontrol ettim. Yapılması gereken işleri laptoptan halledip odaya geçtim. Gitmeden Hakan Bey'le iş hakkında konuşmam gereken bir takım konular vardı. Dün gece bunu Hakan Bey'e söyleyince bugün için bir buluşma ayarladık. Saatin 11'e geldiğini görünce hazırlanıp otelden çıkışımı yaptırdım. Hakan bey'le konuştuktan sonra İstanbul'a geri dönecektim. Bulacağımız mekanın önüne geldiğimde içeriye girdim. Serkan'nın arabada beklemesini söyleyip masada oturan Hakan Bey'e doğru ilerledim.
"Merhaba."
"Aa hoşgeldiniz Baran Bey lütfen oturun."
Sandalyeyi çekip oturdum. Kısa sohbetin ardından hemen konuya girip proje hakkında konuşmaya başladık.
───
Ben hala karşımdaki adama bakıyordum. Oysa bugün bu adama ulaşabilmek için elimden geleni yapacaktım. Hatta Buse'ye yalan bile söyleyecektim neyseki buna gerek yoktu artık. Yemeklerimizi yedikten sonra kahve söylemiştik. Hem kahve içiyor hemde onun masasına bakıyordum tabi bunu Buse'ye çaktırmadan yapmak bir hayli zor oluyordu. Ayağa kalktıklarını görünce gideceklerini anladım. Dış kapıdan çıkınca telefonu elime alıp
"Kısa bir konuşma yapıcam canım hemen geliyorum."
"Kiminle konuşcan ki?"
"Ee şey Kerim'i arıcam napmış diye."
"Ee burada konuş neden dışarıya çıkıyorsun."
Ah bu gidişle adamı kaçıracaktım.
"Of Buse ya ne kadar çok soru sordun. Hemen gelirim."
Diyip hızla oradan ayrıldım. Arabaya binen Baran Bey'i görünce koşarak ona yetişmeye çalıştım ama çoktan arabaya girmişti. Arabanın hareket etmesi beni daha da çok telaşlandırmıştı. Daha hızlı koşarak hareket eden arabanın önüne atladım. Bu düşüncesiz tavrım yüzümden arabanın çarpmasıyla yeri boylamıştım. Aniden yere düşmemle kalçam biraz acımıştı ama önemli olan bu değildi. Önemli olan gitmesine mani olmaktı ve bunu başarmışım. Ben tam ayağa kalkarken arabanın kapısı açıldı. Sinirle bana doğru gelen adama baktım.
"Deli misin kızım sen! Aklını mı kaybettin. Ne diye arabanın önüne atlıyorsun."
Bağırmıyor resmen kütrüyordu. Bu hali beni epey korkutmuştu. O yüzden kendimi inleyerek yere bıraktım sanki bileğimin üzerine basamıyormuşum gibi. Birşeyler daha diyecekti ki benim bu halimi görünce hemen yanıma eğildi.
"Ne oldu neyin var?"
"Şey bileğimin üzerine basamıyorumda."
"Çok akıllısın ya ondan basamıyorsundur."
Yaptığım şey için şimdiden pişman olmuştum zaten ne bileyim aniden aklıma bu gelmişti. İlla utandırması mı gerekiyordu sanki. Sesimi çıkarmadan acı çekiyor gibi bi hale bürünüp bileğimi tutmayı sürdürdüm.
"Çok mu acıyor."
Sesi biraz daha yumuşak çıkınca içime kaçan ses sonunda kendini hatırlatmıştı.
"Yok çok acımıyor burkulmuş olmalı."
"Tamam bakayım bi müsaaden var mı?"
Kafamı sallayıp onay vermiştim. Şimdi ise bileğime dokunup hasar kontrolü yapıyordu.
"Dediğin gibi burkulmuş olmalı. Neyse şimdi asıl konuya gelelim. Ne diye arabanın önüne atladın senin derdin ne kızım."
Gene bağırmaya başlamıştı. Arabaya tutunarak ayağa kalktım. Benimde birlikte oda ayağa kalkmıştı. Derin bi nefes alıp konuya girdim.
"Ben size yetişmeye çalışıyordum arabanın hareket ettiğini görüncede kendimi biranda yerde buldum."
"Beni mi takip ediyorsun sen?"
"Yok artık. Yani şey hayır etmiyordum. Aslında size ulaşmak istiyordum ama biranda sizi görünce ulaşmak zorunda kalmamış oldum yani iyikide sizi gördüm"
"Ne saçmalıyorsun sen."
Bana böyle dik dik bakarsa ben daha çok saçmalardım. Bi insan neden bu kadar dikkatli bakardı ki.
"Ben şey yani demek istiy..
"Bak benim işim var senin şu saçmalıklarınla uğraşacak vaktim yok ne söyleyeceksen acele et!"
Aniden bağırmasıyla yerimde sıçradım. Ama bu kadarıda fazlaydı canım karşısında bi kadın vardı sonuçta.
"Bana bağıramazsınız."
Yanıma yaklaşıp kolumu tuttu.
"Bana bak kızım zaten dün gece söylediklerini hala unutmuş değilim birde üstüne bugün karşıma çıkıp kendini arabamın önüne atman beni çok zorluyor anlıyor musun beni!"
Her konuşmasında kolumu daha çok sıkıyordu ve bunun farkında bile değildi. Gözlerimin dolmasına mani olamamıştım. Gözleri benim gözlerime değince aniden elini kolumdan çekti.
"Bak bundan bahsediyorum işte. Seni görmek beni sinirlendiriyor. Çıkma karşıma."
Arabaya doğru giderken ona seslendim.
"Baran Bey."
Başını bana çevirip ne var dercesine baktı.
"Konuşmamız gerekiyor" Dedim.
Kaşını kaldırıp tam karşımda durdu.
"Ne istiyorsun sen benden."
"Birşey istemiyorum sadece sormam gereken şeyler var."
"Tamam ne soracaksan sor."
"Burada mı?"
"Evet burada."
"Sessiz bir yerde konuşsak olmaz mı?"
"Bin arabaya."
Bunu söyledikten sonra arabaya gitmeye başladı. Bu adamı hiç tanımıyordum nasıl ona güvenipte arabasına binebilirdim ki? Benim durduğumu gören Baran Bey
"Sana zarar vermem bin şu arabaya."
Aynadan kendisine hiç bakmıyordu herhalde. Ama malesef cevap istiyordum binmek zorundaydım. Yavaş ve korkak adımlarla arabaya doğru ilerledim. Arabaya binmem için bana bakınca ona itaat edip bindim. Onun yanıma oturmasıyla araba çalıştı.
"Serkan bizi herhangi bir cafede bırak."
"Tamam afendim."
Bunu duymamla tuttuğum nefesi dışarıya verdim.
Aklıma Buse'nin gelmesiyle hemen onu aradım. İşimin çıktığını ve eve gideceğimi söyledim. Soru sormasına müsade etmeden telefonu kapattım. Onunla sonra ilgilenebilirdim.
Şimdi sorularıma cevap bulma vaktiydi..
Bölüm etkileşimi
