14. bölüm / 15
YOL14. Bölüm
Bölümler 15Şu an: 14. Bölüm
- 1 1.Bölüm1.537 kelime
- 2 2. Bölüm1.184 kelime
- 3 3. Bölüm1.350 kelime
- 4 4. Bölüm2.014 kelime
- 5 5. Bölüm2.461 kelime
- 6 6. Bölüm1.290 kelime
- 7 7. Bölüm1.374 kelime
- 8 8. Bölüm1.600 kelime
- 9 9. Bölüm1.868 kelime
- 10 10.bölüm2.150 kelime
- 11 11. Bölüm1.896 kelime
- 12 12. Bölüm1.546 kelime
- 13 13. Bölüm2.117 kelime
- 14 14. Bölüm1.667 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 15. Bölüm1.449 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
14. Bölüm
Odaya vuran güneşin ilk ışıklarıyla gözlerimi açtım. Hâlâ uykumun olması benim kalkmamı zorlaştırsada gözlerimi açmayı başarabilmiştim.Dün geceyi düşünecek olursak ah.. boşverin bence düşünmeye bile değmez. Bilirsiniz ki biz kızlar bazı şeylere çok fazla anlam yüklüyoruz ve bunun doğurduğu bir takım kötü sonuçlarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Yani diyeceğim şu ki,aslında pek bi anlam ifade etmeyen ufak bir sahneyi fazla apartmıştım o kadar. Bunları düşünmek için malesef fazla zamanım yok biran önce kalkıp hazırlanmam gerekiyor. Bugün ailemle yüzleşecektim ve biraz daha oyalanırsam geç kalacaktım. Yataktan kalkıp odada bulunan lavaboya doğru ilerledim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra aynadan dağılmış saçlarimi gelişi güzel topladım. Artık salona inebilirdim. Baran'la yüzleşmem beni biraz gersede ortada büyütülecek birşey yoktu. Sadece biraz saçmalayıp rezil olmuştum o kadar. Yani pekte mühim birşey değildi. Öyle olmalı herhalde..
Merdivenlerden inerken,elinde kahveyle dışarıya izleyen Baran'ı gördüm. Her zamanki gibi üzerine oturan siyah bir takım giymişti. Acaba bu adam takım elbiseden başka birşey giyiyor muydu? Hoş ne giyse bu adama yakışırdı ama insan yinede spor kıyafetlerle nasıl göründüğünü merak ediyordu. Bu adamın çevresinde olmak bana hiç iyi gelmeyecekti. Neyseki burada çok fazla kalmayacaktım hatta bugün dönecektim. Okulumu ihmal etmek istemiyordum tabi bunun yanında yeni başlayacağım işte vardı ki o şuanda yok gibi birşeydi. Normal şartlarda bugün ise başlamış olmam gerekiyordu ve ben Istanbul'daydım. Yeniden iş aramam gerekiyordu. Ama şuanda bunları düşünmem çok önemsizdi benim daha önemli bir konum vardı önce onu halletmem gerekiyordu. Baran'ın beni fark etmesi adına
"Günaydın." Dedim. Benim olduğum tarafa başına çevirip kısaca bana baktıktan sonra
"Günaydın Hayat." Dedi. Merdivenlerin son basamağında durmuş öylece bekliyordum. Neden beklediğimi inanın bende bilmiyorum. Sanırım bu ilk defa bir başkasının daha doğrusu bir erkeğin evinde kalmamdan kaynaklanıyordu. Ben kendim hakkında fikirler üretirken Baran bana doğru gelmeye başladı. Eliyle az ilerideki masayı gösterip
"Kahvaltı yapmadan gitmeyi düşünmüyorsundur umarım." Diyerek masaya geçti. Aslında kahvaltı etmeye vaktim varmıydı onu bile bilmiyorum.
"Saat kaç?" Sorumla birlikte kol saatine bakıp
"8:00 Saatle işin mi var ?"
"Şey dün söylemeyi unuttum. Ben onlara yani aileme mesaj attım bugün için saat 9:00 da evde olmalarına dair. Ama hala vaktim var gibi." Diyip onun karşısına oturdum.
"Neden böyle birşey yaptın Hayat?"
"Hepsinin evde olmasını istedim."
Kisaca "Keşke sözümü dinleseydin." Dedikten sonra kahvaltımızı yapmaya başladık. Başka birşey konuşulmadı zaten. Sessiz şekilde geçen kahvaltımızın ardından gitme vaktim gelmişti. Yavaşça ayağa kalkıp yüzümü Baran'a çevirdim.
"Herşey için teşekkür ederim. Eğer sen olmasaydın bir ailem olduğundan haberim olmayacaktı. Ve bana biçilen bu hayatı yaşamak zorunda kalacaktım. Neden bana yardım ediyorsun bilmiyorum ama yinede teşekkür ederim." Diyip minnetle gülümsedim.
"Bende geliyorum."
Az önceki söylediğime cevabı bu muydu yani. Insan en azından önemli değil gibi normal, sıradan şeyler söyleyebilirdi. Biraz bozulsamda bunu belli etmedim. Hem benimle gelmesi iyi olabilirdi en azından kendimi yanlız hissetmemiş olurdum.
"Peki." Cevabımın ardından çıkış kapısına doğru ilerledik. Benim yanımda olması,bana yardım etmesi gerçekten kafamı kurcalıyordu. Neyse bunları başka zamanda düşünebilirdim. Bizi bekleyen arabaya bindik. Ve başlıyorduk,içime anlamsız bir huzursuzluk sarmıştı tabi bunun sebebi oldukça acıktı. Ilk defa ailemi görecektim,annemi,babamı,abimi tanıma fırsatım olacaktı her ne kadar onları affetmeyeceğimi söylemiş olsamda onlar benim ailemdi ve merak ediyordum. Umarım sorularıma cevap bulabilirdim. Tabi geçerli bir sebepleri varsa. Baya uzun ama bana kısa gelen yolculuğun ardından bir evin önünde durduk. Heyecanlıydım,ve birazda korkuyordum sanirim. Eminim beni tanımayacaklardı,bu üzücü bir durum olsada buraya gelmek,onları görmek zorundaydım.
"Hayat?" Kapımı açmış beni bekleyen bir Baran'la karşılaştım. Ne ara arabadan inmişti? Bunu fark edemeyecek kadar mı dalmıştım. Düşüncelerimi kenara atıp arabadan indim. Karşımda kocaman bir ev vardı. Zengin olduklarını biliyordum zaten ama yinede şaşırmama mani olamamıştım. Bu kadar büyük bir evde bana bir oda yok muydu yani! Ailem gerçekten bencildi ve onlara bunun hesabını kesinlikle soracaktım. Sürgülü kapıdan içeriye girdim. Biraz yürüdükten sonra evin kapısıyla karşı karşıya geldim. Ne? Nasıl ya? Gözlerim hemen yanımda duran Baran'a kaydı benim gördüğümü oda görüyor muydu? Göz göze gelince bir süre birbirimize baktık. Buda neydi böyle? Kapının üzerinde
"Satılık." Yazıyordu. Anlamsız gözlerle Baran'a bakmayı sürdürdüm. Ama o pek şaşkın gibi görünmüyordu. Biliyor muydu yani?
"Buda ne demek oluyor? Bu adreste oturmuyorlar mıydı?"
"Doğru. Burada oturuyorlardı."
"Peki bu tabelada asılan yazı ne Baran. Sen benimle dalga mı geçiyorsun?"
"Saçmalama Hayat! Benim bundan haberim yok."
"Peki bu ne öyleyse!" Ses tonum biraz fazla çıkmış olabilir ama haklıydım. Ailemi bulduğunu söyleyip satılık bir evle karşılaşınca insan biraz şaşırıyor tabi. Ve benim kadar şaşırmamış olmasıda garipti.
"Onlara mesaj atmamalıydın."
"Ne yani bu benim suçum mu? Hem onlara dün akşam mesaj attım ne ara evi satılığa çıkarabilirlerki ? Bu adres olduğuna emin misin belki karıştırmış olmalısın ?"
"Haber vermemen gerekiyordu ya da mesaj atarken bana sorman gerekirdi! Bu insanlar senden birşey saklarken sen gittin onlara mesaj attın! Yani tamamen senin hatan!"
"Bana bağırma!"
Şimdi ikimizde birbirimize kızgın bakışlar atıyorduk. Gerçekten ne hoş. Sanki tek sorunumuz birbirimize bağırmaktı. Of! Kendi etrafımda dönüp sakinleşmeye çalıştım. Yani sadece çalıştım.
"Neden böyle birşey yapsınlar ki benim kim olduğumu bile bilmiyorlar."
"Ne bileyim ben!"
"Bağırma! Hem ben seninle mi konuşuyorum."
Bana yaklaşıp parmağıyla ikimizi gösterdi.
"Senden ya da benden başka burada birisini görüyor musun. Ben görmüyorumda."
Küstah ne olacak.
"Ben kendi kendime konuşuyordum."
"Tabi. Öyledir."
Ona sinirli bakışlarımı yollayıp artık susması gerektiğini söylemeye çalıştım. Ben ne yapıyordum böyle. Yaptığım saçmalığa son verip şuanki durumu düşündüm. Şimdi ne yapacaktım ben. Karşımda kocaman tabelayla asılmış bir "satılık" yazısı vardı. Yanımdan uzaklaşan adama bakıp
"Hey nereye gidiyorsun?"
"Bir kaç kişiyle görüşme yapmam gerekiyor" eliyle kapıyı gösterip "bu durum hakkında. Tabi iznin olursa." Diyip gitti.
Görende gerçekten izin istedi zanneder.
Malesef beklemekten başka yapacak başka birseyim yoktu. Umarım birşeyler bulurdu. Herşeyi düşünmüştümde boş bir evle karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim. Benden kaçmaları çok saçmaydı. Beni neden görmek istemiyorlardı? Belki bana verecek bir hesapları yoktu, belkide bu işin altında çok başka bir sebep yatıyordu. Yinede çok mantıksızdı ve o kadar da anlamsız. Benden nefret ediyor olmazlardı değil mi? Yani sonuçta onlara hiçbir zarar vermemiştim ki zaten zarar vermem için onlarla beraber yaşıyor olmam gerekirdi. Bana doğru yaklaşan Baran'la düşüncelerimi ara verdim.
"Birşey bulabildin mi?" Gözlerimi biran olsun ondan çekmeden sormuştum bu soruyu. Çünkü gerçekten merak ediyordum. Birşeyler bulmuştu bakışlarından bunu anlayabilmiştim. Karşımda durup konuşmak için dudaklarını araladı.
"Dün evi terk etmişler hatta şirketi kısa süreliğine başkasına devretmişler. Buradan gitmişler Hayat."
"Bunları ne ara yapmışlar ki? Yani bu kadar basit mi bunları yapmak.?
Bana sen ciddi misin bakışı atan Baran'la ne kadar sacmaladığımı fark ettim. Zengin insanlar için herşey çok kolay olmalıydı. Yani bize imkansız gelen herşey onlar için mümkündü. Ne tesadüf benim ailemde zengin bir aileydi. Sanki hiç böyle birşey sormamışım gibi başka bir soru sordum. Hoş zaten cevapta vermemişti.
"Peki nereye gitmişler?" Bu en azından daha mantıklı bir soruydu.
"Bilmiyorum Hayat. Bildigim tek şey senin onları ulaşmanı istememeleri."
"Ama neden? Ben anlamıyorum Baran."
"Malesef tüm cevaplar ailende."
"Şirketi gidip çalışanlara sormalıyım belki onlar birşeyler biliyordur."
Bir iki adımda dibimde biten adama baktım. Kötü birşey mi demiştim çünkü kaşlarını çatmış bana bakıyordu.
"Sakın böyle birşey yapma Hayat."
"Neden? Hem bu tepkinde neyin nesi?"
"Salak mısın Yoksa salak numarası mı yapıyorsun."
"Ne diyorsun sen!" Resmen bana salak demişti.
Başını sağa sola sallayıp aşalarcasına güldü. Bu adam beni gerçekten sinir ediyordu. Gülen suratı biranda ciddiye büründü. Sonrada bana bakıp konuşmaya başladı.
"Eğer şirketi gidip aileni araştırırsan eminim şirketle bağlantılarını keserler ve onlara ulaşman güç olur. Bu kadarını anladın demi?"
Bana yukardan bakıp onaylamamı bekleyen adama sert bakışlarla karşılık verdim. Sakin olmalıydım. Bana yardım ediyordu sonuçta. Dediği şey mantıklıydı sadece düşünememiştim o kadar. Bu beni aşalayacağı anlamına gelmiyordu.
"Anladın sayıyorum. Haftaya babanla bir iş toplantım olacak büyük ihtimalle gelmeyecek ama en azından onunla itibat halinde olacağım. Yani sen hiçbirşey yapmıyorsun."
"Bana yine yardım ediyorsun." Herşey bir yana bunu defalarca yapması beni kuşkulandırıyordu. Bu duruma anlam yüklemem gerekiyor muydu bilmiyordum. Onu anlamak istercesine suratına baktım. Onun yüz ifadesine bakacak olursak buna takılmama şaşırmışa benziyordu. Mimiklerinin hala yerinde olmasına sevinmiştim. Cevap vermeyecekti. Konuyu kapatıp aklıma takılan diğer soruyu sordum.
"Bunu daha önce düşünmüş müydün? Yani onunla iş yapacak olman planlı birşey miydi?"
"İleriyi düşünen bir adam olduğum doğru ama bunun seninle hiçbir alakası yok şu saçma sorularını sormaktan vazgeç artık."
Yine geçiştirmişti işte. Sorularım gayette mantıklıydı ama beyfendi cevap vermekten kaçınıyordu. İşte buda ondan şüphelenmeme yol açıyordu. Kesin birşeyler biliyordu ama bana söylemiyordu. Şimdi sorsam yine beni cevapsız bırakacaktı ve ben sinir olacaktım. Sakladığı şey her neyse, er ya da geç bir şekilde ortaya çıkardı nasıl olsa.
"Buraya bunun için mi geldim yani? Boş bir ev için mi?"
"Eğer Onlara mesaj atmamış olsaydın şuanda evdelerdi Hayat."
Ben nerden bilebilirdim ki. Bunu beklemediğim çok açık değil miydi? Hem böyle olacağını bilseydim onlara asla mesaj atmazdım.
Ah ne güzel ailem resmen benden kaçıyordu! Sanki onlarla yaşayacağım, ne diye benden kaçıyorlarsa. Buraya boşuna gelmiştim tabi pek boşuna gelmiş sayılmam sonuçta ailemin yaşadığını öğrenmiştim ama yinede boşuna gelmişim gibi hissetmeme engel olamıyordum. Peki, burada yapacak başka birşeyim kalmamıştı. Artık evime gitsem iyi olacaktı.
"Benim artık eve gitmem gerekiyor."
"Tamam sana Orhan eşlik eder."
Kafamı hafifçe salladım. Ama artık Orhan Abinin benim evime gözetlemesine gerek yoktu. Aslında şimdiye kadar hiç gerekte olmamıştı. Boğazımı temizleyip bu konuyu Baran'a açtım.
"Orhan Abinin benimle ilgilenmesine gerek yok. Yani artık bunu istemiyorum."
"Neden?"
Tamam demesi gerekiyordu. Neden diye sorması değil. Kaşlarımı kaldırmama mani olamadan söze girdim.
"Çünkü ben öyle istiyorumda ondan."
"Sen bilirsin."
Diyip arabaya bindi. Madem ben bilirim ne diye neden diye soruyorsun. Bu adam sinir olduğu kadarda dengesizdi anlaşılan. Bende arkasından ilerleyip arabaya bindim. Araba hareket edince dirseğimi pencereye koyup yolu izlemeye başladım. İstanbul'a ilk defa geliyordum ama bu gezmek için değildi. Bir daha yolum düşerse buraya sadece gezmek için gelecektim. Belki Buse'yle gelebilirdim hem onun arabasıda vardı. Ki kesinlikle teklifimi geri çevirmezdi. Buse demişken hala beni aramadı mı bu kız. Çantamdan telefonumu çıkardım. Siyah bir ekranla karşılaşınca reflestle elimi başımı vurdum. Dün aksam telefonu kapatmıştım ve açmayıda unutmuştum. Bana garip garip bakan Baran'ın bakışlarını yok sayıp açılan telefonun pin kodunu girdim. Açıldıktan sonra telefonun kendine gelmesi için bir süre bekledim.
İste mesajlar gelmeye başlamıştı bile.
Yabancı bir numaradan mesaj gelmişti. Kimdi acaba? Merakla mesajı açtığımda telefonun elimden düşmesine mani olamadım.
"Hayat iyi misin?"
"Telefon,mesaj." Tek söylediğim bu iki kelime olmuştu. Baran ne dedigimi anlamış gibi yere düşen telefonumu aldı. Sonrada arabanın içi Baran'ın gür sesiyle doldu.
"Arabayı durdur Serkan!"
Bölüm etkileşimi
