4. bölüm / 10
YOL4. Bölüm
Bölümler 10Şu an: 4. Bölüm
.4. Bölüm
"Şimdiki zaman"
Hayat
"Neden böyle yapıyorsun Arda? Biliyorsun bu tür şeyleri sevmiyorum. "
"Biliyorum ama seninle vakit geçirmek istiyorum."
"Senin evine gelemem lütfen daha fazla ısrar etme artık."
Yanıma yaklaşıp beni kolunun altına aldı bugünlük ısrarı bitmişti anlaşılan. Derin bir nefes aldım, tartışmadan sonlanması beni rahatlatmıştı. Çünkü Arda'yla tartışmak beni çok üzüyordu. Aklıma biran ilk tanışmamız geldi.
O zamanlar Arda'ya fazla gıcık oluyordum hatta onun hakkında neler düşünmüştüm. Onu her gördüğüm yerde kaşlarımı çatıp onun ne kadar tiksinç bir insan olduğunu hiç çekinmeden gösteriyordum. Hatta daha sonra benim ona karşı olan tavrım yüzünden ufak tefek tartışmalar olmuştu. Sonrasında ise bu tartışmalar bizi birbirimize çekti başta ne kadar sinir bozucu ve zengin züppesi olduğunu düşünsemde zamanla bu düşüncelerim değişti. Geriye sadece anlamlı bakışmalar, tatlı atışmalar kaldı. Ve şuanda sevgiliydik neredeyse 1 sene olacaktı ve ilişkimiz harika ilerliyordu. Tek sorun Arda'nın sürekli benimle yanlız kalmak istemesiydi her ne kadar ona güvensem de korkuyordum sonuçta bir erkekti hem dışarda da vakit geçirebiliyorduk ne gerek vardı ki ev ortamına.
"Oo çifte kumrular bakıyorum keyfiniz yerinde."
Buse'nin sesini duyunca birbirimizden ayrıldık. Buse'yle de çok yakın arkadaş olmuştuk. Hatta bir sürü arkadaşım olmuştu. En içten gülümsemi yüzüme yerleştirdikten sonra ayağa kalkıp Buse'ye sarıldım ah bir kaç gündür görüşemiyorduk onu özlemiştim.
"Hayat boğuluyorum sanırım."
Benimle dalga geçiyor olmalıydı. Onun bu haline gülüp kollarımı üzerinden çektim. "Nasılsın bebek?"
"Ben iyiyim asıl sen nasılsın? En son hastaydın."
"Şimdi daha iyiyim kuzum."
"Sevindim."
Bana tepki olarak kahkaha atmıştı "ah evet baksana beni görünce yeniden doğmuş gibi oldun."
"Abartma istersen Buse" yüzüme sahte bir kızgınlık yerleştirip Arda'nın yanına oturdum.
"Yaa şaka yapıyorum alınmıyorsun demi."
"Biliyorum tatlım takılıyorum sadece."
"10 dakika sonra ders başlıyor hadi gidelim."
Buse'in sözüyle birlikte saate baktım doğru söylüyordu ayağa kalkmadan önce Arda'nın yanağından öptüm.
"Ben kaçar hayatım, sen ne yapacaksın?"
"Biliyorsun bugün dersim yok, her zamanki mekana gider arkadaşlarla takılırım."
Onun bu kadar gezmesine pek istemesemde artık kabullenmiştim. Sonuçta ikimizde ayrı bir bireydik tabi başlarda bu konu yüzünden çok tartışma olmuştu.
"Yine neler düşünüyor benim sevgilim."diyip sulu bir öpücük bırakmıştı yanağıma "ya Arda şöyle yapmayı kes,sevmediğimi biliyorsun."
"Biliyorum sevgilim" ah tabikide bile bile yapmıştı. "Neyse bizim gitmemiz lazım görüşürüz."
"Görüşürüz sevgilim." Diyip arabasına binip uzaklaşmıştı. Arda'nın gitmesiyle Buse koluma girdi. "Sen bu çocuğu nasıl tavladın bir daha anlatsana." İkimiz de buna gür bir kahkaha atmıştık. Bu kızı gerçekten özlemiştim.
"Sonra işte bir yerlere gittik,çok hoş bir çocuk Hayat bir görsen bana hak verirsin."
Ah yine başa dönmüştük bu kaçıncı kişiydi artık hatırlamakta güçlük çekiyordum. Sürekli birileriyle tanışıp heyecanlı heyecanlı anlatması beni çok bunaltıyordu. Ama yinede dinlemek zorunda kalıyordum biliyorsunuz arkadaşlık böyle birşey.
"Yaa öyle mi çok sevindim."
"Hayat dalga geçme benimle."
"Tamam." Diyip kıkırdadım.
"Bugünde çalışacak mısın?"
"Evet Buse bile bile niye soruyorsun ki"
"Bir ihtimal anlarsın ya" bu tavrına gülüp sarıldım. Artık işe gitmem gerekiyordu. "Kitap aşkına" adında bir kitapçıda çalışıyordum.
"Görüşürüz bebek."
"Görüşürüz kuzum."
Telefona baktığımda Arda'nın hiç mesaj atmadığını gördüm. Ne zaman arkadaşlarıyla bir araya gelse beni unutuyordu.
Yunus ve Sinan'la iyi anlaşıyordum ama bir türlü Asu'yla anlaşamıyordum nedensizce beni bir türlü sevememişti. Hoş benimde onu sevdigim söylenemezdi. O çok fazla şeydi anlarsınız ya sürtük. Ve ayrıca fazla egoluydu ve prensesler gibi büyüdüğü o kadar belliydi ki, belkide bu sebeple beni yanlarına yakıştıramıyordu kim bilir.
"Merhaba Kerem."
"Hoşgeldin Hayat ve iyiki geldin sen müşterilerle ilgilen bende biraz dinleneyim olur mu?"
Yorulmuşa benziyordu"tabi git sen dinlen"diyip hemen çantamı ve montumu masanın üzerine bırakıp müşterilerle ilgilenmeye başladım.
Şuanda görünürde kimse yoktu hemen mutfağa gidip ikimize kahve yaptım. Kerem elimdeki kahveleri görünce yüzünde güller açtı. Onun bu haline gülümsedim. Kahveyi uzatıp oturdum.
"Teşekkür ederim ihtiyacım vardı."
"Afiyet olsun Kerem."
"Ee nasıl gidiyor sevgilinle?"
Ne zaman başbaşa kalsak hep bu konuyu açıyordu neden açtığını tabikide biliyordum. Bir kaç kere Arda beni dükkana almaya gelmişti o zamanlar Arda'yı görmüş ve onu sevmediğini açık bir dille dile getirmişti. Neymiş gözü tutmamış bundan olmazmış falan filan.
Tebessüm edip "iyi gidiyor Kerem bir sorun yok" dedim. "Anladım"diyip hiçte hoşnut olmayan ifadeyle kahvesini içmeye devam etmişti.
Şu zaman diliminde gerçekten iki iyi dost olmuştuk. Eminim yine aynı şeyleri söyleyecekti ama benim morelim bozulmasın diye susuyordu.
Saatim geldiğini anlayınca bardakları yıkayıp üzerime montumu geçirdim.
"Kapatmayacak mısın?
"Bir kaç işim var sen git ben kapatırım."
"Peki öyleyse görüşürüz."
Tam kapıdan çıkmak üzereydim ki Kerem'in sesini duydum.
"Hayat dikkat et olur mu?"
"Merak etme." Diyip yoluma devam ettim. Benim hakkımda herşeyi biliyordu o yüzden benim için endişeleniyordu ve bunu göstermekten hiç çekinmezdi.
Eve girip üzerimdekileri koltuğun üzerine bıraktım. Mutfağa gidip dolabı açtım. Yemek yapmayı üşendiğim için ekmek arası birşeyler yapıp salona geçtim.
Saate baktığımda Ardanın hala mesaj atmadığını gördüm. Acaba yine ve yine onunla baş başa kalmak istemedigim için bana tavır mı koyuyordu. Ama öyle olsa bile bunu anlardım. Peki neden hiç aramıyordu ya da kısa bir mesaj atıp niye kendini hatırlatmıyordu. Eğlenceye dalmış olmalıydı yani ben öyle umuyordum. Daha fazla düşünmemek için yatağa geçtim.
Bir ses geliyordu uykumun arasından gözlerimi açtığımda hala gece olduğunu farkettim. İyide bu telefon ne diye çalıyordu. Tek gözümle elime telefonu alıp kimin aradığına baktım. Arda arıyordu gözüm saate takıldı. Saat 1 de ne diye beni arıyor olabilirdi ki. Hemen kendimi oturur pozisyonuna sokup çalan telefonumu cevapladım.
"Alo Arda?"
"Bana gelmelisin."
"Anlamadım?"
"Sana evimin adresini atıcam buraya gel ve acele et."
"Ne diyorsun Arda sen? hiçbir şey anlamıyorum."
Telefondan ses gelmeyince ekrana baktım telefonu kapatmıştı. Neler oluyordu böyle. Telefonuma mesaj gelince açıp baktım. Dediği gibi bana evin adresini atmıştı iyide neden böyle birşey yapmıştı. Tekrardan Arda'yı aradım ama bir türlü açmıyordu bende iyiden iyiye korkmaya başlamıştım. Hemen üzerime birşeyler geçirip çantamı ve montumu alıp evden çıktım.
Cadde üzerine doğru hızlı adımlarla ilerlemeye başladım,bir taksi bulmam gerekiyordu. Uzaktan gelen taksiyi görüp el salladım beni görünce hemen durdu. Taksiciye adresi gösterip arkama yaslandım. Neden böyle birşey yapmıştı ki? Kesin başına bir iş gelmiş olmalıydı yoksa asla böylesine beni telaşlandırmazdı. Taksi durunca parayı verip arabadan indim. Karşımda duran eve doğru hızlı adımlarla ilerledim. Zile çalıp beklemeye başladım ama bit türlü açılmıyordu bu beni iyice telaşlandırınca telefonu elime alıp Arda'nın yakın arkadaşı olan Sinan'ı arayıp beklemeye başladım. Bir iki çalıştan sonra telefon açılmıştı.
"Alo Sinan Arda yanında mı ?"
"Hayır değil ne olduki?"
"Beni arayıp acil evine gelmemi söyledi şuan kapıdayım ama kimse açmıyor"
"Dur dur sakin ol eminim kötü birşey yoktur."
Aniden açılan kapıyla kalakaldım. Karşımda Arda duruyordu ve sanırım sarhoştu. Bu esnada Sinan telefonda bana seslenip birşeyler diyordu.
"Tamam Arda karşımda sorun yok"diyip telefonu kapattım.
"Geç içeriye Hayat." Biraz garip davranıyordu,bunu anlamam icin içeriye geçmem gerekiyordu sanırım. Yavaş adımlarla içeriye girdim. Yüzümü hemen Arda'ya çevirip;
"Neden böyle birşey yaptın? Gördüğüm kadarıyla gayet iyisin." Evet gayet iyiydi biraz daha dikkatli bakınca beni neden bu şekilde buraya getirdiğini anladım. Salak kafam bunu nasıl anlamazdım. Bendeki değişikliği fark eden Arda
"Napiyim diğer türlü geleceğin yoktu."
"Sen sen ne söylediginin farkında mısın ? Bunu nasıl yaparsın? Senin için ne kadar telaşlandım farkında degil misin? Sana inanamıyorum Arda! Ben gidiyorum."
Tam kapıya doğru gidiyordum ki aniden kapıyla arama girdi . Şaşkınca ona bakıp ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalıştım. "Gidemezsin Hayat." Nee! Kafası güzeldi yoksa asla böyle davranmazdı. Evet. Kafası güzel olduğu içindi bu tavrı.
"Bırak beni Arda kendinde değilsin yarın konuşuruz." Beni aniden kolumdan tutup içerideki koltuğun üzerine fırlattı. Ben olayın şokundan tepki bile gösterememiştim. Yanıma oturup saçma sapan konuşmaya başladı.
"Bak seni o kadar çağırdım ama sen gelmedin benimde aklıma bu geldi. Hadi oturalım biraz konuşalım,sohbet edelim ha?"
"Kendinde değilsin bırak beni gideyim."
"Sen benden mi korkuyorsun ha? Sana zarar verebileceğimi nasıl düşünürsün! Alt tarafı evime geldin hangi şartlar altında olursa olsun. Bak birşey olmadı öyle değil mi yani korkulacak birşey yokmuş Hayat."
Arda kendini tamamen kaybetmişti. Biranda ayağa kalkıp kendince bağırmaya başladı. Benim burada olmamam gerekirdi. Bunu nasıl anlayamamıştım birde haklıymış gibi karşıma geçmiş konuşuyordu. Aniden ayağa kalkıp kapıya doğru ilerlemeye başladım. Evine gelmemem bu kadar sorun olmamalıydı. Bu tavırları hiç normal değildi. Bu sefer belimden tutmuş beni engellemeye çalışıyordu. Sonra biranda durup elimi tuttu, beni başka bir tarafa çekmeye başladı. O kadar uğraşsam da bir türlü elinden kurtulamamıştım. Bir odanın önüne gelmiştik ve bu beni daha çok korkutmuştu. Daha çok bağırmaya, kurtulmaya çalıştım ama o kadar güçlüydü ki kurtulamıyordum. Kapıyı açıp beni aniden yatağın üzerine fırlattı. Belim yumuşak yatakla buluşunca gözümün önünde şimşekler çaktı. Düşündüğüm şey olmayacaktı ah hayır hayır biran önce kendime gelip buradan bir şekilde gitmeliydim.
Defalarca kalkma çapalarım Arda sayesinde olumsuz sonuçlanmıştı. Boğazım yırtılana kadar bağırdım. Yapma dedim! Benim Arda ben Hayat dedim. Sevdiğin kız dedim! Duymadı beni, bir kere bile bana bakmadı,..belki göz göze gelseydik benim kim olduğumu anlar bırakırdı ama bakmadı ki bıraksın.. Üzerime çıkıp beni öpmeye başladı zorla öpülen dudaklar ,açıkta kalan tenime bırakılan imzalar.. Sanki ben bir hayvanmışım ve istediğini yapabilirmiş gibi! Hoş hayvanlar bile böyle bir muameleyi hak etmiyordu.
Avazım çıktığı kadar ağladım..yalvardım,bağırdım belki birisi duyarda bana yardım eder diye. Kimse duymadı! Kimse yardıma gelmedi! Üzerime çıkmıştı onu hissetme mi istermiş gibi kendini bana bastırmıştı. Bunu hissedince biranda nefessiz kaldım,boğuluyor muşum gibi hissettim. Bu seferki ikinci hedefi gögüslerim olmuştu, hunharca öpüyordu ama ben artık tepki veremiyordum. O iğrenç nefesini boynumda hissedince midemi bulandı.
Bitti dedim. Bitti Hayat kurtuşun yok. Bitti! Herşey buraya kadarmış.
Tam o anda birşey oldu. Arda üstüme yığılıp kaldı. İnanamıyormuşcasına üstümdeki ağırlığına baktım. Hem gülüyor hemde ağlıyordum sanırım delirmiştim. Onu zor zahmet üstümden atıp ayağa kalktım tam gidiyordum ki ayağım yerdeki çantama takıldı aniden yere düşünce büyük bir ses doldu odaya. Gözlerim korkuyla yatağa kaydı korktuğum şey olmuştu Arda gözlerini açmış bana bakıyordu . Aceleyle ayağa kalkıp yerdeki çantamı elime aldım. Koşarak kapıyı açıp dışarıya çıktım. Arkamdaydı,yaklaşıyordu biranda kolumun çekilmesiyle ona dönmek zorunda kaldım. Yüzüne bakmaya korkuyordum."lütfen bırak beni lütfen."
"Hayat ben özür dilerim biranda kendimi kaybettim." Onu dinlemiyor elinden kurtulmaya çalışıyordum. Zorla ellerinin hapsinden kurtulup koşmaya başladım. Koşabildiğim kadar hızlı koşuyordum. Heran bir yerden çıkıp gelecekmiş korkusuyla nefes bile alamıyordum. Koştum. Koştum..taki artık arkamda kimsenin gelmediğini fark edinceye kadar, durup arkama baktım, benden başka kimse yoktu.
Artık koşmuyor yürüyordum. Ağlamalarım iç çekişlerine dönüşmüş sadece yola bakıyordum. Yürüdüm. Yürüyebildiğim kadar..yanımda bir araba durunca başıma çevirip bana birşeyler söyleyen adama doğru ilerledim.
"Bin arabaya seni evine bırakayım. Sana diyorum duymuyor musun beni?"
Başımı açık olan camdan içeriğe soktum. Lütfen... Lütfen yaklaşma bana. Bugün en güvendiğim insan, canımı yeterince yaktı zaten... Dokunma bana, ne olur dokunmayın. (Sözlerini bitiremeden hıçkırıklara boğulur, başını öne eğip koşar adımlarla karanlıkta kaybolur.) Yanımdan bir araba geçip gitmişti düşünmedim sadece yürüdüm. Biraz daha ilerledikten sonra bu sefer başka bir araba yanımda durdu. Üç tane erkek bir şeyler geveleyip duruyorlardı anladığım kadarıyla sarhoşlardı. Onları görmemis gibi yoluma devam ettim en azından çalıştım..Biranda önümu kesip dik dik bana bakmaya başladılar. Ama bugün böyle bitmeyecekti. Yaşadıklarım gözümün önüne gelince içimdeki acının yoğunluğuyla birlikte onlara saldırdım,sanki tüm hırsımı onlardan çıkarırcasına,acımadan onları dövdüm. Evet onları dövdüm. Yurttaki arkadaşımdan öğrendiğim savunma hareketlerini onların üzerinde uyguladım. O zamanlar kücük bir kız çocuğuydum çat pat hatirlasamda bedenim bana bir sekilde ayak uydurmuştu tabi sarhoş olmalarinda payi vardı. Şimdi üçü de yerde boylu boyunca yatıyordu. Sizi adi şerefsizler!!!! Insan hiç tanımadığı bu üç adama karşı koyabiliyor da tanıdığı,güvendiği adama neden karsi koyamıyor ki? Çünkü tanıdığımız insanlarin yaninda tehdit algilamiyor savunmaya gecmiyoruz oysaki herkes birbirine guvenebilir ama benim guvenmemem gerekirdi cunku benim benden baska kimsem yoktu. Ahhh (burada burnu sızlar) kimsesiz birinin nasıl bir hayat yaşamasını ummustum ki zaten ? Her zaman bizler kolay hedef olmadık mi ? Neden kirlenen hep biz oluyoruz? Neden hep bizden gidiyor? Neden ben bu kadar bok gibi hissediyorum? Neden ! Neden!!Kendimi yere atıp tüm acımı yok etmek istercesine ağlamaya,saçımı yollamaya yere dövmeye başladım.
Bak gene benden gidiyor..
Harika delirmiştim!
Yanıma polisler gelmişti. Hiç tepki vermeden olduğum yerde kalmaya devam ettim. Sonra yanıma gelip beni ayağa kaldırdılar. İyi olup olmadığımı sorup ifade için karakola gideceğimi söylediler. İçimden buna büyük bir kahkaha attım.
"Lütfen memur bey benim karakola gelip ifade vermem birşeyi değiştirmeyecek bu soysuzlar bir gün yatıp çıkacak şimdi müsadenizle evime gitmek istiyorum." Dedim. Beni arabayla evime bırakacaklarını söyleselerde buna istemedim ve yola döndüm.
Adelet hicbir zaman bize işlemememişti şimdide işlemezdi buna emin olmuştum. İşleseydi eğer bugün sesimi duyarlardı öyle değil mi? Ama gelin görün ki kimse beni duymadı!
Biraz daha yürüdükten sonra evime gelebilmiştim, çantamdan zar zor çıkardığım anahtarla kapıyı açıp içeriye girdim. İşıkları açmadan kendimi yere bıraktım.
Gün daha doğmamıştı ve artık benim için, hiçbir zaman doğmayacaktı.
Bölüm etkileşimi
