11. bölüm / 15
YOL11. Bölüm
Bölümler 15Şu an: 11. Bölüm
- 1 1.Bölüm1.537 kelime
- 2 2. Bölüm1.184 kelime
- 3 3. Bölüm1.350 kelime
- 4 4. Bölüm2.014 kelime
- 5 5. Bölüm2.461 kelime
- 6 6. Bölüm1.290 kelime
- 7 7. Bölüm1.374 kelime
- 8 8. Bölüm1.600 kelime
- 9 9. Bölüm1.868 kelime
- 10 10.bölüm2.150 kelime
- 11 11. Bölüm1.896 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12. Bölüm1.546 kelime
- 13 13. Bölüm2.117 kelime
- 14 14. Bölüm1.667 kelime
- 15 15. Bölüm1.449 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
11. Bölüm
"Geliyorum." Çantamı hızlı bir şekilde koluma geçirdim, bir tataftanda botlarımı giymeye çalışıyordum. Tamam bitmişti işte. Kapıyı açtığımda beni bekleyen bir Kerem'le karşılaşmam beni hiç şaşırtmamıştı. Zaten onun yüzünden acele etmek zorunda kalmıştım. Normalde onda buluşacaktık ama kendisi yarım saat önce gelmişti. "Günaydın Hayat."
"Günaydın Kerem." Arabaya baktığımda kız kardeşini görememiştim. "Bahar nerde Kerem?"
"Aa o mu dün midesini üşütmüş o yüzden gelemedi. Buranın havası çarpmış olmalı."
"Yaa geçmiş olsun çok üzüldüm." Bu durumda Kerem'le birlikte kahvaltı edecektim. Oysa bu fikri ortaya koyan Bahardı. Suratımı asmama mani olamamışım. Hem madem kardeşi hasta kahvaltıyı iptal edebilirdik neden kardeşinin yanında kalmamıştı ki. "Kerem istersen iptal edebiliriz sende kardeşinle ilgilenirsin?"
"Sorun yok. Uyursa birşeyi kalmaz." Bu biraz ilgisizce bir cevap olmuştu. Normalde Kerem düşünceli birisiydi ve kardeşine de çok düşkündü. Bu işte bir iş vardı ya hadi hayırlısı. Konuşmanın ardından arabaya geçtik. Yarım saat sonra bir mekanın önünde durduk.
"Ayşe Ablanın Yeri" adında bir kahvaltı yerine gelmiştik. Kerem"in yönlendirmesiyle bir masaya geçtik. Hemen yanımızda odun sobası vardı. Har har yanması, alevlerin duvara çarpıp tekrar geri gelmesini sağlıyordu. Klima yerine odun sobasının tercih edilmesi sanki evindeymişsin gibi hissettirmesine yol açıyordu. Burayı sevmiştim. Yüzümde oluşan gülümsemeyle Kerem'e döndüm. Bana bakan bir çift gözle karşılaştım sanırım burayı beğenip beğenmediğimi merak ediyor olmalıydı. Onu rahatlatmak adına "Burayı çok beğendim."
"Gerçekten mi?"
"Tabiki de. Hem ben zaten öyle lüks mekanları sevmem."
"Biliyorum."
"Nasıl?"
Bunu nereden bilebilirdi ki.
"Şey sen öyle bir kız değilsin."
"Ben nasıl bir kızmışım?"
Şuanda dikkatli bir şekilde Kerem'e bakıyordum benim ona bu kadar dikkatli bakmam biraz gerilmesine yol açmıştı. Buna kanıt olarakta önünde duran su dolu bardağı tek dikişte bitirmişti. Bu kadar önemli bir soru sormamıştım ne diye heycan yapmıştıki zaten şu sıralar bana garip davranıyordu. Üstüne bu hareketleri beni daha çok meraklandırıyordu. Suyunu içtikten sonra yutkunup konuya girdi. Hele şükür.
"Şöyle ki etrafımdaki hiç bir kıza benzemiyorsun. Bir kere farklısın onlar gibi lüks mekanlara ya da paraya düşkün bir kız değilsin. Belki diğerlerini mutlu edebilir bunlar ama seni mutlu edemez. Sen daha çok küçük şeylerden mutlu olabilecek bir kızsın hımm mesela sana çay yapmam bu aslında çokta mutlu olunabilecek birşey olmamasına rağmen yüzünde gülücükler açıyor. Yani seni mutlu etmek o kadar kolay ki hatta bazen bu kadar kolay olması beni bile düşündürüyor.Bunu tebessüm ederek söylemişti. Sonra kaldığı yerden devam etti konuşmasına." Sana hergün çay yapmak istiyorum Hayat, yüzünde oluşan o gülümsemeyi her gün görmek istiyorum. Neden bunu istiyorum Hayat? Ben cevabı buldum belki sende bulursun."
Bunu duymamla anlık bir şok geçirdim. Ben yanlış duymuş olmalıydım yani Kerem bana karşı birşeyler hissedemezdi hem hissetmiş olsa ben şimdiye kadar çoktan anlardım.
"Bilmiyorum Kerem. Bu iki senede seninle çok iyi birer dost olduk yani ne bileyim belki hu hallerimi kardeşine benzetiyorsundur." Yani başka türlüsü münkün değildi. O benim dostumdu.
"Hayır Hayat bu böyle birşey değil. B-en ben sana..
Aniden ayağa kalktım. Hayır..hayır bunu duymak istemiyordum. Ben ona herşeyimi anlatmıştım onu bir dost bir arkadaş bilmişken o bana nasıl bu gözle bakabiliyordu. Gözlerimi yumup sakinleşmeye çalıştım. Onun kalbini kırmadan bunu halletmem gerekiyordu. En uygun kelimeleri kafamda birleştirip, konuşmak için dudaklarımı araladım. "Bak Kerem sana değer veriyorum ve seni dostum olarakta seviyorum. Ve seni üzmek en son isteyeceğim şey. Yani, benim bunu fark etmem lazımdı bunu görememiş olmam tamamen benim aptallığım bunun için özür dilerim. Eğer fark etmiş olsaydım bir çaresini bulurdum bir şekilde hallederdim."
"Ne yapabilirdin ki ha? Buna nasıl bir çözüm bulabilirdin Hayat!"
Şuanda bana bağırması umrumda bile değildi. Çünkü biliyordum, benim tanıdığım Kerem kendisine kızıyordu ve bunun yanlış olduğunun farkındaydı. Eğer biraz daha burada durursam bu anlayışlı halimi kaybedebilirdim ve en son isteyeceğim şey onun kalbini kırmaktı bunu asla istemezdim. Sandalyede asılı duran çantamı alıp koluma taktım. Gideceğimi anlayan Kerem kolumdan tutarak "Lütfen otur, biraz konuşalım. Lütfen."
Diyerek benim oturmamı sağladı.
Aslında buna birazda ben izin vermiştim. Kerem'i seviyordum ve arkadaşlığını kaybetmek istemiyordum. Yani umarım böyle olurdu. Bir süre sessizce masada oturduk. Sanırım Kerem içinde konuşmak, bir hayli zordu. Sabırla onun konuşmaya girmesini bekledim. Bu sırada masaya bir kadın gelip ne istediğimizi sordu Kerem'de kısa bir an bana bakıp ikimize birer çay söyledi. Oysa buraya kahvaltı yapmak için gelmiştik şu halimize bak. Şimdi ise masaya bırakılan çaylarımızı içiyorduk. Karar vermiştim çayım bittikten sonra buradan gidecektim Kerem'in konuşacağı falan yoktu. Hem konuşsak bile ne değişecekti ki ben Kerem'i çoktan kaybetmiştim. Bir daha asla eskisi gibi olamayacaktık. Belkide artık onunla çalışmamalıydım,beni görmek eminim ona iyi gelmezdi. Ben bunları düşünürken Kerem'in sesi doldu kulaklarıma.
"Dükkana geldiğin ilk günü hatırlıyor musun?" Başımı sallayıp onay verdim. "İşte o gün vuruldum ben sana Hayat. Kapıdan içeriye ilk girdiğinde başta hayal gördüğümü zannettim. Güneş gibi parlıyordun adeta,etrafına saçtığın ışık yetmezmiş gibi gözlerini kapatıp kocaman gülümseme sunmuştun bana. Karşımda öyle güzel bir manzara vardı ki gözlerimi alamamıştım senden. İlk defa o gün büyüne kapılmıştım. O kadar masum ve o kadar güzeldin ki, biran gerçek olmadığını düşündürdün bana. Sanki karşımda bir melek duruyordu. Ben o an sen olmuştum hatta seninle birlikte gülümserken bulmuştum kendimi. Belki ilk defa o gün vurulmuştum sana ama bu hiçbir zaman ilk olarak kalmamıştı."
O günü çok iyi hatırlıyordum.Sabah erkenden kalkıp iş aramak için yola koyulmuştum. Karşıma da camda asılan "eleman aranıyor" yazısı çıkmıştı. Ve bunun bir kitapçı olması beni daha çok sevindirmişti. Ben kitaplara aşık bir kızdım, bu yüzdende kitap kokusunu çok severdim. Dükkana ilk girdiğimde kitapların o huzur veren kokusuyla karşılaşmış olmam gözlerimi kapatmama yol açmıştı. Gözlerimi açtığımda ise bana gülümseyerek bakan bir adamla karşılaşmıştım.
Şimdi ise o adam beni sevdiğini söylüyordu. Bu kadar derin duygular beslediğini bilmiyordum. Onun yanında işe başlayalı tam tamına iki sene olmuştu bu kadar süredir beni mi seviyordu yani. Bu çok zor olmalı ah aptal kafam!Nasıl dayanmıştı buna. Beni sevmesine yargılayamazdım kalpti bu sonuçta kimi seveceğini insan seçemiyordu. Eminim beni sevdiğini defalarca göstermişti ama ben görememiştim. Belkide bu kadar ince düşünceli olması sadece bana özeldi. Ya da değildi. Off ben bu durumun içinden nasıl çıkıcaktım. Peki Kerem? Nasıl bunun üstesinden gelebilmişti? Belki bilmeden onu defalarca üzmüştüm,bunu düşünmek bile beni üzerken..Şimdi anlamıştım ki biz Kerem'le asla arkadaş olamazdık. Sevdiğim bir dostumu kaybetmiştim keşke bunu duymamış, yaşamamış olsaydık. Ona kızıp neden beni sevdin,ben seni dostum bildim diye bağırmak istiyordum ama yapamıyordum ben hiç bir zaman bencil birisi olmamıştım ki.
"Birşey söylemeyecek misin Hayat?"
Bana merakla bakan bu adama artık birşeyler söylemek zorundaydım.
"Bu durumda ne söylenir bilemiyorum. Özür dilerim..duygularına karşılık veremediğim için. Bu kadar derin duygular beslediğini de bilmiyordum hoş bilmiş olsamda elimden birşey gelmezdi. En fazla işten ayrılırdım. Bakma bana öyle senin kadar bende üzgünüm, dostum,arkadaşım bildiğim bir adamı kaybettim ben." Gözümden akan bir damla yaşa engel olamamıştım. Elimin tersiyle silip konuşmama devam ettim. "Tekrardan özür dilerim Kerem. Ben artık kalksam iyi olacak. Bu arada işten ayrılıyorum herşey için teşekkürler, kendine iyi bak Kerem. Hoşçakal..
Benimle birlikte ayağa kalkan Kerem'i izliyordum. Benden daha kötü durumdaydı.
"Son bir defa sarılabilir miyim sana ?"
Bunu duymamla gözlerim tekrardan doldu. Beni seven adamın son isteğiydi bu nasıl geri çevirebilirdim. Ve bunca sene benden saklayan bir adamında.. Başımı hafifçe salladım. Sonra hızla bana yaklaşıp kollarıyla beni sardı. Ne kadar tereddüt etsemde dostluğumuzun hatrına bende ona sarıldım. Keşke..keşke böyle olmasaydı. Uzunca bir süre böyle durduk,ben dostumu kaybettiğim için Kerem'de sevdiği kadını kaybettiği için derin bir üzüntü içindeydik. Kolları yavaşca bedenimden ayrıldı. Bana bakıp
"Kendine iyi bak Hayat. Aklımın sende kalmasını istemiyorum.. İstersen seni evine kadar bırakayım?"
"Buna gerek yok Kerem."
"Bende öyle düşünmüştüm.Olanlar içinde üzgünüm. Seni kaybetmek istemezdim. Hoşçakal.."
Hafifçe başımı sallayıp arkama döndüm. Yavaş adımlarla cadde üzerine kadar yürüdüm. Yoldan geçen taksiyi durdurup bindim. Eve gitmek istemiyordum o yüzden Buse'yi arayıp evde olup olmadığını sordum. Evde olduğunu söyleyincede gelebilir miyim diye sordum. Ondan olumlu bir cevap alınca taksiciye gideceğim adresi söyledim. Bir süre sonra camdan Buse'lerin evi gözüktü. Taksiciye parasını verip arabadan indim. Benim geleceğimi bildiği için kapıyı Buse açmıştı. Yüzümün halini görünce
"Sen iyi misin Hayat?" Diye sordu ona cevap vermeden içeriye geçtim. Bunlar kapıda konuşulacak mevzular değildi.
"Hadi gel benim odama geçelim."
"Annenler evde değil mi?"
"Onlar bu saatte evde olmazlar bilmiyorsun sanki."
"Aa.. doğru pardon."
"Sen hiç iyi değilsin. Hadi odama geçelim biran önce, ne oldu ne bitti anlat bana."
Birşey demeden Buse'yi takip ettim.
"Evet odama geldiğimize göre,seni dinliyorum Hayat?"
İçime derin bir nefes çektim buna ihtiyacım olacaktı çünkü.
"Hey böyle yaparak beni korkutuyorsun."
"Korkulacak birşey yok Buse."
"Eeee hadi o zaman."
"Ben buraya neden geldim ki sanki" diyip gözlerimi devirdim. Bu lafımdan sonra Buse eliyle kolumu vurdu. Bu biraz acıtmıştı.
"Beni meraktan öldürmek mi istiyorsun. Eğer amacın buysa çok iyi gidiyorsun bilmiş ol."
Onun bu isyanına tebessüm etmekle yetindim.
"Kerem,beni seviyormuş."
"Hangi Kerem?"
Ona sen ciddi misin bakışı attım. Benim hayatımda kaç tane Kerem vardı. Sonunda anlamış gibi gözlerini irice açmıştı.
"Sen ciddi misin? Ama ben zaten anlamıştım onun sende gözü vardı."
"Ne alaka? Hem sen anlamış olsan bana mutlaka söylerdin."
"Söylemedim eğer söylemiş olsaydım üzülürdün, hem ona değer veriyordun bunu bozmak istemedim."
Buse hep ince fikirli birisi miydi yoksa ben mi fark edememiştim. Ona inanmayan gözlerle baktım.
"Bana şöyle bakma! Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun seni düşünmüş olmam çok normal."
Gayet ciddiydi. Buse bile fark edebilmişti ben nasıl fark edememiştim. Oysa Kerem'le daha çok zaman geçiren bendim. Yüzümün düşmesiyle Buse'nin elleri ellerimi buldu. "Asma yüzünü senin fark etmemen çok normal. Sen onu hep arkadaş olarak gördün. Bunu sadece dışardan birisi fark edebilirdi."
"Ben bunu beklemiyordum Buse çok ani oldu. Ve onu, bu yüzden kaybetmiş olmam beni çok üzdü."
"Anlıyorum seni. Ben sadece neden bunca zaman beklemiş onu anlayamadım."
"Bilmiyorum açıkcası sormakta hiç aklıma gelmedi."
"Hım..peki hala orada çalışacak mısın?"
"Tabiki hayır Buse! Bunu nasıl düşünebilirsin."
"Sordum sadece kızma hemen."
"İş demişken yeni bir iş bulmam gerekiyor."
"Evet ya. Sana o kadar diyorum çalışma babam sana burs verir diye ama inatla istemiyorsun."
"Bunu daha önce konuşmuştuk Buse."
"Of tamam ya."
Arkadaşım yardımıyla böyle birşeyin olmasını istemiyordum. Başta bunu duyunca çok sinirlenmiştim ve keskin bir dille kestirip atmıştım. Ve bir daha da bu konu konuşulmamıştı. Neyse, biran önce iş bulmam gerekiyordu buna odaklanmalıydım artık.
"İstersen yarın birlikte iş arayalım ha. Ne dersin ?"
"Seninle mi?"
"Evet ne olmuş?"
"Hiç öylesine dedim."
"Anladım ben seni anladım. Gel bakalım şuraya."
Bunu demesiyle beni gıdıklamaya başladı. Odanın içi ikimizin kahkahalarıyla dolmuştu.
"Hahah tamam Hayat yeter. Hahah bir daha yapmıcam. Söz veriyorum." Demesiyle durdum. Bu sefer odanın içi benim karnımdan çıkan guruldama sesiyle doldu. Ah doğru ya kahvaltı yapmamıştım.
" Büyük Hayat'ın, küçük midesi açıkmış olmalı. Hadi kalk karnını doyuralım"
Bunu demesiyle gülerek salona indik.
O kadar ısrarlarına rağmen sandiviç yapıp yemiştim.
"Şansına bugün Filiz Teyze izinli yoksa sandiviç yemeni müsade etmezdim."
Filiz Teyze bu evin yemeğinden sorumluydu ve bugün pazar olduğu içinde izinliydi. Hem ne fark ederki sonuç olarak karnım doymuştu.
Buse'nin odasına geçip film izlemiştik. Film bittikten sonrada tatlı bir sohbete girmiştik. Tabi benim mevzum çoktan kapanmış Buse'in hoşlandığı çocuk devralmıştı. O kadar dalmıştık ki akşam olduğunu annesi ve babasının eve gelmesiyle anlamıştık. Ailesi geldikten sonra hep birlikte akşam yemeği yemiştik daha sonrada evime geçmiştim. Kalmam için çok ısrar etsede kabul etmemiştim.
Yarın okuldan sonrada iş bakacaktık. Umarım bulabilirdim.
Bu arada ben nereye gidersem gideyim Orhan abi hep beni takip etmişti. Sanırım o yokmuş gibi davranmaya alışsam iyi olacaktı. Acaba daha ne kadar böyle devam edecekti? Şimdilik bir sorun yoktu ama belki ilerde olabilirdi. Oysa Baran Bey'in neden bunu yaptığını bilmiyordum. O gün sorduğumda geçiştirmiş ve bir daha da konuşulmamıştı. Hoş her istediğimde konuşabileceğim birisine de benzemiyordu zaten.
Yatağıma geçip gözlerimi kapattım. Bugün zor bir gün olmuştu benim için. Her ne kadar hala bu duruma üzülüyor olsamda elimden birşey gelmezdi, bu duruma kabullenmekten başka çarem yoktu. Sonuçta böyle olmasını ben istememiştim..
Bölüm etkileşimi
