Bölüm 5: Geçmiş Peşimi Bırakmıyor

Vaveyla Yazarı: Alina Lala

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Bölüm 5: Geçmiş Peşimi Bırakmıyor

BÖLÜM 5

Geçmiş Peşimi Bırakmıyor

Müdür yardımcısının odasının kapısına geldiğimde birkaç saniye durdum.

İçeriden konuşma sesleri geliyordu.

Derin bir nefes aldım.

Sonra kapıyı iki kez tıklattım.

— Gir.

Kapıyı açıp içeri girdim.

Müdür yardımcısı masasının arkasında oturuyordu. Elinde birkaç kâğıt vardı.

Beni görünce gözlüğünü düzeltti.

— İnci Kurt?

— Evet.

— Otur.

Sandalyeye oturdum.

Bir süre elindeki kâğıtlara baktı.

Ben de sessizce bekledim.

Sonunda başını kaldırdı.

— Öncelikle hoş geldin.

— Teşekkür ederim.

— Yeni okuluna alışabildin mi?

— Şimdilik.

— Güzel.

Bir an daha sessizlik oldu.

Sonra önündeki dosyayı kapattı.

— Seni neden çağırdığımı merak ediyorsundur.

— Evet.

— Dün okul çıkışında yaşanan küçük olayı biliyorum.

Kaşlarımı kaldırdım.

— Hangi olayı?

— Seni birkaç öğrencinin çevrelediği olayı.

İçimden ofladım.

Daha ikinci günden müdür yardımcısının masasına gelmiştim.

Ama bu sefer benim suçum değildi.

— Ben herhangi bir şey yapmadım.

— Biliyorum.

Şaşırdım.

— Biliyor musunuz?

— Güvenlik kameralarını izledik.

Başımı salladım.

— Tamam.

— Ayrıca öğretmenlerinden biri senin hakkında olumlu şeyler söyledi.

— Şimdilik.

Müdür yardımcısı hafifçe gülümsedi.

— Şimdilik mi?

Omuz silktim.

— Beni henüz tanımıyor.

Birkaç saniye bana baktı.

— Geçmişindeki okullarla ilgili bazı kayıtlar da bize ulaştı.

İşte o anda yüzümdeki ifade değişti.

Geçmiş.

Bu kelimeyi duymaktan nefret ediyordum.

— Anladım.

— Birkaç okul değişikliği var.

— Evet.

— Ve bazı disiplin kayıtları.

Cevap vermedim.

Müdür yardımcısı sesini yumuşattı.

— Sana sorun çıkarmak için bunları söylemiyorum. Sadece bu okulda yeni bir başlangıç yapmanı istiyoruz.

Gözlerimi masadaki dosyadan ayırmadım.

— Ben de bunu istiyorum.

— O zaman geçmişte olanları burada tekrarlamamanı rica ediyorum.

Başımı kaldırıp ona baktım.

— Tekrar etmeyeceğim.

Bu cümleyi söylerken gerçekten ciddiydim.

— Güzel. Gidebilirsin.

Ayağa kalktım.

Kapıya doğru yürüdüm.

Tam çıkacakken müdür yardımcısı tekrar seslendi.

— İnci?

Döndüm.

— Evet?

— Herhangi bir sorun yaşarsan doğrudan bize gel.

Bir an düşündüm.

Sonra başımı salladım.

— Tamam.

Odadan çıktım.

Koridorda derin bir nefes verdim.

Geçmişim benden önce gelmişti.

Harika.

Tam da ihtiyacım olan şey buydu.

---

Sınıfa döndüğümde Umay hemen yanıma geldi.

— Ne oldu?

— Hiçbir şey.

— İnci.

— Gerçekten.

— Müdür yardımcısı seni neden çağırdı?

Çantamı sıranın yanına bıraktım.

— Eski okullarım hakkında konuştu.

Umay'ın gözleri büyüdü.

— Eski okulların mı?

— Evet.

— Ne olmuş?

— Uzun hikâye.

— Sen sürekli "uzun hikâye" diyorsun.

— Çünkü gerçekten uzun.

Umay birkaç saniye bana baktı.

Sonra gülümsedi.

— Bir gün anlatırsın.

— Belki.

— Söz?

— Söz.

Zil çaldı.

Öğretmen sınıfa girdi ve konu kapandı.

Ama benim aklım hâlâ müdür yardımcısının söylediklerindeydi.

Geçmişim...

Eski okullarım...

Disiplin kayıtlarım...

Bunların hepsi burada olacaktı.

Ve ben ne kadar kaçmaya çalışırsam çalışayım, geçmişim peşimi bırakmayacaktı.

---

Öğle arasında Umay'la kantine indik.

Yemeğimizi alıp boş bir masaya geçtik.

Daha oturalı birkaç dakika olmuştu ki kantinin diğer tarafında bir hareketlilik oldu.

Dört kişi içeri girdi.

Ayaz.

Ata.

Mete.

Can.

Umay göz ucuyla onlara baktı.

— Yine geldiler.

— Fark ettim.

Ayaz etrafa bakarken gözleri bir anda bizim masaya geldi.

Bu kez bakışları doğrudan benim üzerimde durdu.

Ben de ona baktım.

Ama bu kez ilk bakışını kaçıran o oldu.

Ata onun omzuna vurdu.

— Ne oldu?

— Hiç.

— İnci'ye mi bakıyordun?

Ayaz ona ters ters baktı.

— Saçmalama.

Ben uzaktan onların konuşmalarını duyamıyordum.

Ama Ayaz'ın bana baktığını anlamıştım.

Bir süre sonra dört kişi başka bir masaya oturdu.

Umay önümdeki meyve suyunu bana doğru itti.

— Sana bir şey söyleyeceğim.

— Söyle.

— Bence Ayaz senden hoşlanmıyor.

— Zaten hoşlanmasını istemiyorum.

— Hayır, onu demiyorum.

— Ne diyorsun?

— Sanki seni çözmeye çalışıyor.

Bir an sustum.

— Beni çözmesine gerek yok.

— Neden?

— Çünkü çözülecek bir şey yok.

Umay güldü.

— Sen gerçekten garip birisin.

— Biliyorum.

Tam o sırada masamızın önünde bir gölge belirdi.

Başımı kaldırdım.

Ayaz.

Tek başınaydı.

Umay'ın konuşması kesildi.

Ayaz bana baktı.

— Bir şey soracağım.

— Sor.

— Dün müdür yardımcısına neden çağrıldın?

Şaşırdım.

— Sana ne?

Ayaz'ın yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.

— Merak ettim.

— Merakını gideremem.

— Neden?

— Çünkü seni ilgilendirmiyor.

Bir an birbirimize baktık.

Ayaz hafifçe başını eğdi.

— Haklısın.

Sonra arkasını dönüp gitti.

Umay birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra bana baktı.

— Bu çocuk gerçekten seni merak ediyor.

Ayaz'ın arkasından baktım.

— Bence fazla meraklı.

Ama içimde başka bir düşünce vardı.

Ayaz'ın benim hakkımda neden bu kadar şey öğrenmek istediğini anlamıyordum.

Ve nedense...

Bunun iyi bir şey olmadığını hissediyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.