7. bölüm / 7
Yeni Lise 1: Yeni Hayat7. Bölüm: Yakın Takip
Bölümler 7Şu an: 7. Bölüm: Yakın Takip
- 1 Bölüm 1: Yeni Bir Başlangıç1.077 kelime
- 2 Bölüm 2: Sabrımı Sınamayın492 kelime
- 3 Bölüm 3: Ayaz715 kelime
- 4 Bölüm 4: Merak623 kelime
- 5 Bölüm 5: Geçmiş Peşimi Bırakmıyor711 kelime
- 6 Bölüm 6: İlk Çatlak571 kelime
- 7 7. Bölüm: Yakın Takip996 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
7. BÖLÜM — YAKIN TAKİP
Ertesi sabah alarmım çaldığında ilk düşündüğüm şey okula gitmek istemediğim değildi.
Tam tersine.
Bu kez nedense okulda ne olacağını merak ediyordum.
Ve bunun tek bir sebebi vardı.
Ayaz.
Telefonumu kapatıp yatağın içinde birkaç saniye tavana baktım.
Sonra kendi kendime söylendim.
— İnci, kendine gel. Çocuk sadece merak ediyor.
Ama nedense içimdeki bir ses bunun sadece merak olmadığını söylüyordu.
Yataktan kalkıp hazırlanırken dün olanları düşündüm.
Ayaz'ın söylediklerini...
"Seni daha yakından tanımaya başladığımda anlayacağım."
Bunu neden söylemişti?
Benden ne anlamaya çalışıyordu?
Geçmişimi mi?
Gerçekten değişip değişmediğimi mi?
Yoksa sadece beni diğer öğrencilerden farklı bulduğu için mi böyle davranıyordu?
Cevabı bilmiyordum.
Ve açıkçası öğrenmek için de herhangi bir çaba göstermeyecektim.
Çünkü bu okula bir amaçla gelmiştim.
Değişmek.
En azından bu sefer sorun çıkarmamak.
Kahvaltıya indiğimde Aras çoktan masadaydı. Elinde telefonuyla bir yandan bir şeylere bakıyor, bir yandan kahvaltısını yapıyordu.
Beni görünce başını kaldırdı.
— Günaydın.
— Günaydın.
Sandalyeye oturdum.
Aras birkaç saniye yüzüme baktı.
— Sen niye böyle düşüncelisin?
Kaşlarımı çattım.
— Düşünceli değilim.
— Düşüncelisin.
— Değilim.
— İnci.
— Aras.
Birbirimize baktık.
Sonra Aras sırıttı.
— Tamam, kesin bir şey var.
Gözlerimi devirdim.
— Okulla ilgili sadece.
— Ayaz mı?
Elimdeki çatal havada kaldı.
Aras bunu görünce kahkahayı bastı.
— BİLİYORDUM!
— Ne biliyordun?
— Ayaz!
— Saçmalama.
— Abla, yüzün değişti.
— Yüzüm falan değişmedi.
— Değişti.
— Aras.
— Tamam tamam.
Ellerini kaldırıp teslim olmuş gibi yaptı.
— Bir şey demiyorum.
O sırada annem mutfağın diğer tarafından seslendi.
— Çocuklar, geç kalmayın!
— Tamam anne! dedim.
Aras bana bakıp sırıttı.
— Ayaz...
Ayağımla sandalyesine hafifçe vurdum.
— Bir daha söylersen okula yürüyerek gidersin.
— Tamam sustum.
Ama yüzündeki ifadeden hiç de susmaya niyetli olmadığı belliydi.
---
Okula geldiğimde kapının önünde Umay'ı gördüm.
Beni fark eder etmez el salladı.
— İnci!
Yanına gittim.
— Günaydın.
— Günaydın! Dün akşam seni düşündüm.
— Beni mi?
— Evet.
— Neden?
Umay biraz yaklaşıp sesini alçalttı.
— Ayaz yüzünden.
İç çektim.
— Siz de bir rahat bırakın şu çocuğu.
Umay güldü.
— Sen farkında değilsin ama çocuk gerçekten seni merak ediyor.
— Merak edebilir.
— Bu kadar sakin olman sinir bozucu.
— Neden?
— Çünkü normalde herkes Ayaz'ı görünce geriliyor.
Omuz silktim.
— Ben herkes değilim.
Umay birkaç saniye bana baktı.
— İşte tam olarak bundan bahsediyorum.
Birlikte koridora girdik.
Ders başlamadan önce sınıfa doğru yürürken arkamızdan birkaç ses duyuldu.
— Günaydın kızlar.
Dönüp baktım.
Ayaz, Ata, Mete ve Can geliyordu.
Umay'ın yüzündeki ifade anında değişti.
Ben ise sadece baktım.
Ayaz'ın gözleri doğrudan benim üzerimdeydi.
Yanımıza geldiklerinde Can gülerek konuştu.
— İnci, bugün kavga etmeyeceğine söz verdin mi?
Kaşımı kaldırdım.
— Sana ne?
Mete güldü.
— Bak, daha sabah sabah başladı.
Ata kollarını bağladı.
— Bence dün kendini tutuyordu.
Ayaz hiçbir şey söylemeden bizi izliyordu.
Sonunda konuştu.
— Derse girmiyor musunuz?
Umay hemen cevap verdi.
— Giriyoruz.
Ayaz başını salladı.
— O zaman girin.
Ben yanından geçerken bir anda sesini duydum.
— İnci.
Durup ona döndüm.
— Ne?
— Dün söylediğim şeyi düşündün mü?
Kaşlarımı çattım.
— Hangisini?
— Seni daha yakından tanımaya başladığımda anlayacağımı.
Umay yanımda sessizce kaldı.
Ben Ayaz'a birkaç saniye baktım.
Sonra gülümsedim.
— Ben senin beni anlamanı beklemiyorum.
Ve sınıfa girdim.
Umay hemen arkamdan geldi.
Kapının önünde birkaç saniye kaldığını hissettim.
Sonra o da içeri girdi.
---
İlk ders başladığında öğretmen tahtaya bir konu yazmaya başladı.
Ben defterimi açıp not almaya başladım.
Yaklaşık on dakika sonra masamın üzerinde küçük bir kâğıt belirdi.
Kâğıda baktım.
Üzerinde tek bir cümle vardı.
“Benden neden bu kadar kaçıyorsun?”
Kâğıdı okudum.
Sonra başımı kaldırıp sınıfın diğer tarafına baktım.
Ayaz bana bakıyordu.
Kâğıdın arkasına cevap yazdım.
“Kaçmıyorum.”
Kâğıdı ona gönderdim.
Birkaç dakika sonra geri geldi.
“O zaman neden her seferinde konuyu kapatıyorsun?”
Kalemimi parmaklarımın arasında çevirdim.
Bu çocuk gerçekten fazla meraklıydı.
Cevap yazdım.
“Çünkü seni ilgilendirmiyor.”
Kâğıdı tekrar gönderdim.
Bu kez cevap daha hızlı geldi.
“Belki ilgilendiriyor.”
Bir an durdum.
Sonra kâğıdı katlayıp defterimin arasına koydum.
Cevap vermedim.
Arkamdan Umay fısıldadı.
— Ne yazıyor?
— Hiç.
— İnci.
— Umay.
— Göster.
— Hayır.
— Ama merak ettim.
— Sen de çok meraklısın.
Umay gülerek sustu.
Ben tekrar tahtaya döndüm.
Ama aklım hâlâ o kâğıttaydı.
Belki ilgilendiriyor.
Neden?
Bunu anlamaya çalışıyordum.
---
Teneffüste sınıftan çıktığımızda koridor her zamanki gibi kalabalıktı.
Umay'la kantine doğru ilerlerken önümüze bir öğrenci çıktı.
Elindeki kitapları yere düşmüştü.
Eğilip kitapları toplamaya başladım.
— Yardım edeyim.
Çocuk şaşkınlıkla bana baktı.
— Sağ ol.
Kitapları ona uzattım.
Tam ayağa kalkacakken koridorun diğer ucundan bir ses geldi.
— İnci!
Başımı kaldırdım.
Ayaz ve diğer üçü yine oradaydı.
Ayaz yanımıza doğru yürüdü.
— Ne yapıyorsun?
— Kitap topluyorum.
— Onu gördüm.
— O zaman neden soruyorsun?
Can arkadan güldü.
— Bunlar böyle konuşmaya devam edecek mi?
Ata omzuna vurdu.
— Bence edecek.
Ayaz onlara bakmadan tekrar bana döndü.
— Yardım etmene gerek yoktu.
— Gerekiyordu.
— Neden?
Omuz silktim.
— Çünkü çocuk kitaplarını yere düşürdü.
Ayaz birkaç saniye sustu.
Sonra hafifçe başını salladı.
— Sen gerçekten herkese yardım ediyor musun?
— Herkese değil.
— Kime?
— Masum olanlara.
Bu kez Ayaz'ın yüzündeki ifade değişti.
Sanki bu cevabımı beklemiyordu.
— İlginç.
— Nesi ilginç?
— Hiç.
Ve yanımızdan geçip gitti.
Umay bana döndü.
— Bu çocuk seni çözmeye çalışıyor.
— Farkındayım.
— Peki sen?
— Ben ne?
— Onu çözmeye çalışıyor musun?
Ayaz'ın arkasından baktım.
Sonra başımı iki yana salladım.
— Hayır.
Bir saniye durdum.
— En azından şimdilik.
Umay'ın gözleri büyüdü.
— ŞİMDİLİK Mİ?
Gülerek yürümeye devam ettim.
— Abartma.
Ama içimden geçen tek şey farklıydı.
Çünkü istemesem de...
Ben de artık onun hakkında bazı şeyleri merak etmeye başlamıştım.
Ve bu hiç hoşuma gitmiyordu.
Çünkü geçmişimde öğrendiğim en önemli şeylerden biri şuydu:
Bir insanı fazla merak edersen, bir süre sonra onun hayatının içine çekilirsin.
Ben ise bu okulda kimsenin hayatının içine çekilmek istemiyordum.
Özellikle de Ayaz'ın.
Çünkü onun etrafında normal olmayan bir şey vardı.
Ve ben henüz ne olduğunu bilmiyordum.
Ama öğrenecektim.
İster istemez.
Çünkü o gün, okul çıkışında Ayaz'ın bana söylediği tek bir cümle her şeyi değiştirecekti:
— İnci, senin geçmişinden biri bu okula gelmiş.
Bölüm etkileşimi
