4. bölüm · Yasaklı ülke
Zey
Uyanış
Bazen Kader seni en korktuğun yere götürür. Çünkü korktuğun yerde tam orasıdır...
Mira'nın Anlatımıyla
Mira gözlerini ağır ağır açtı.
Tavan...
Bembeyaz taşlardan yapılmıştı.
Duvarlarda altın işlemeler vardı. Tavandan sarkan kristal avizeler odayı loş bir ışıkla aydınlatıyordu.
"...Neredeyim ben?"
Başını çevirdiğinde yanında üç kadın gördü.
Kadınlardan biri gülümseyerek yaklaştı.
"Sonunda uyandın."
Mira irkilerek doğruldu.
"Siz... kimsiniz?"
"Kraliyet şifacılarıyız."
Mira bir anda ayağa kalkmaya çalıştı.
"Eftelya nerede? Alya? Zey?"
Kadınlar birbirlerine baktılar.
"Onları tanıyor musun?"
"Onlar benim arkadaşlarım!"Yaşlı şifacı yumuşak bir sesle konuştu.
"Merak etme. Hayattalar."
Mira derin bir nefes aldı.
"Onları görmek istiyorum."
"Şu an mümkün değil."
"Neden?"
"Çünkü kral önce sizinle konuşacak."
Mira'nın kaşları çatıldı.
"Kral mı?"
___________
Aynı anda...
Sarayın büyük taht salonunda...
Eftelya ve Zey diz çökmeye zorlanmıştı.
Etrafta onlarca muhafız bekliyordu.
Salonun en sonunda altın tahta oturan yaşlı kral sessizce onları inceliyordu.
Kralın sağında üç prens...
Solunda ise dördüncü genç duruyordu.
Kaan...
Aras...
Doran...
Ve Mert...
Kimse konuşmuyordu.
Sessizliği kral bozdu.
"Başınızı kaldırın."
Eftelya gözlerini kaldırdı.
Tam o anda Kaan'la göz göze geldi.
Kaan'ın buz mavisi gözleri soğuktu.
Hiçbir duygu göstermiyordu.
Eftelya ise sinirle ona baktı.
"Ne bakıyorsun öyle?" diye geçirdi içinden.
Aras hafifçe gülümsedi.
"Majesteleri... Bunlar gerçekten dünyalıya benziyor."
Doran sessizce onları izliyordu.
Mert ise Eftelya'dan gözlerini alamıyordu.
"Bu his..."
"Sanki onu yıllardır tanıyorum..."
Tam o sırada...
Taht salonunun büyük kapıları açıldı.
"Majesteleri!"
"Mavi saçlı kız uyandı."
Kral başını salladı.
"Onu da içeri getirin."
Birkaç saniye sonra Mira salona getirildi.
Salona girer girmez Eftelya'yı gördü.
"EFTELYA!"
Mira koşarak ona sarıldı.
Eftelya da arkadaşına sımsıkı sarıldı.
"İyi misin?"
"Çok korktum..."
İki arkadaşın gözleri dolmuştu.
Kral onları sessizce izliyordu.
Bir süre sonra ayağa kalktı.
"Eldora'ya izinsiz giren hiç kimse özgür kalamaz."
Salon bir anda sessizleşti.
"Fakat..."
"İçinizde uyuyan büyü gücü hissediyorum."Eftelya şaşkınlıkla başını kaldırdı.
"Büyü mü?"
Kral ağır adımlarla yanlarına geldi.
"Eğer doğru hissediyorsam..."
"Dört element sizi seçmiş."
Tam o anda salondaki büyü kristalleri parlamaya başladı.
Eftelya'nın etrafında hafif bir rüzgâr döndü.
Mira'nın ayaklarının altında küçük su damlaları belirdi.
Zey'in bulunduğu yerde taş zeminden ince yeşil sarmaşıklar çıktı.
Uzakta, Alya'nın bulunduğu odada ise şöminenin alevleri bir anda yükseldi.
Bunu gören herkes şaşkınlık içindeydi.
Kaan ilk kez ciddi ifadesini bozdu.
"...İmkânsız."
Kral derin bir nefes aldı.
"Artık kararımı verdim.""Yarından itibaren..."
"Prensler, bu dört kıza element güçlerini kontrol etmeyi öğretecek."
Kaan hemen öne çıktı.
"Majesteleri! Onlar dünyalı!"
Kral sert bir bakış attı.
"Bu bir emirdir, Veliaht Prens Kaan."
Kaan istemeyerek başını eğdi.
"Emredersiniz..."
Eftelya ise içinden sadece tek bir şey söyledi:
"Ben kimsenin yardımına ihtiyacım yok..."
Ve tam karşısında duran Kaan da aynı anda düşündü:
"Bu inatçı kız başıma büyük iş açacak...".
Taht salonundaki sessizlik hâlâ bozulmamıştı.
Kral asasını yere vurdu.
"Şifacılar!"
İki kadın içeri girdi.
"Bu kızları hazırlayın."
Eftelya kaşlarını çattı.
"Neye hazırlayın?"
Kral sakin bir sesle cevap verdi.
"Artık Eldora'dasınız. Burada herkes krallığın kurallarına göre giyinir."
...
Yaklaşık bir saat sonra...
Dört kız, sarayın en büyük odalarından birindeydi.
Masaların üzerinde birbirinden güzel kıyafetler duruyordu.
İnce işlemeli pelerinler...
Deri kemerler...
Parlak taşlarla süslenmiş çizmeler..Şifacı kadın gülümsedi.
"Bunlar size özel hazırlandı."
Alya şaşkınlıkla elbisesini eline aldı.
"Ama bunlar çok güzel..."
Mira gülerek döndü.
"Kendimi masalın içindeymiş gibi hissediyorum."
Zey sessizce kıyafetini inceliyordu.
Eftelya ise pencereden dışarı bakıyordu.
"Acaba buradan çıkabilecek miyiz?".Bir süre sonra dört kız hazırdı.
🌪️ Eftelya
Uzun, beyaz ve açık mavi işlemeli bir savaş elbisesi giymişti. Omuzlarında gümüş işlemeli hafif bir pelerin vardı. Belindeki kemerde küçük bir hançer duruyordu. Kestane rengi saçları yarım toplanmıştı.
🔥 Alya
Altın sarısı ve kırmızı tonlarında, ateşi simgeleyen işlemeli bir kıyafet giymişti. Kollarındaki altın bileklikler alev desenleriyle süslenmişti.
🌿 Zey
Koyu yeşil ve siyah renklerden oluşan sade ama zarif bir savaş kıyafeti giymişti. Üzerindeki yaprak desenleri toprak elementini simgeliyordu.
💧 Mira
Lacivert ve turkuaz tonlarında, suyu andıran akıcı bir elbise giymişti. Eteğinin kenarlarında dalga desenleri vardı.
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeri dört prens girdi.
Kaan ilk kez Eftelya'yı kraliyet kıyafetleri içinde görünce birkaç saniye duraksadı.
"Beklediğimden daha güçlü görünüyor..." diye düşündü.
Ama bunu belli etmedi.
Aras gülümseyerek,
"Sanırım artık gerçekten Eldoralı gibi görünüyorsunuz." dedi.
Mira gözlerini devirdi.
"Kimseye benzemeye çalışmıyoruz."
Aras hafifçe güldü.
"Demek inatçısın."
"Belki."
İkisi birbirine bakarken Doran sessizce Alya'nın yanına geçti.
"Bu kıyafet sana yakışmış."
Alya şaşırdı."Teşekkür ederim..."
İlk kez Doran'ın yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
Bu sırada Mert, Zey'e döndü.
"Biraz korkmuş gibisin."
Zey başını salladı.
"Biraz."
"Merak etme."
Mert sıcak bir gülümsemeyle konuştu.
"Burada sana bir şey olmasına izin vermem."
Eftelya ise Kaan'a dönerek sert bir sesle sordu:
"Bizi neden eğitmek zorundasınız?"
Kaan'ın cevabı kısa oldu.
"Çünkü bu kralın emri."
"Ya istemezsek?"
Kaan bir adım yaklaştı.
"O zaman Eldora'da hayatta kalamazsınız."
Eftelya geri adım atmadı.
"Ben emir almam."
Kaan'ın dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
"Onu zaman gösterecek."
Ve tam o sırada...
Sarayın dışında devasa bir patlama sesi duyuldu.
Yer sarsıldı.
Muhafızlar bağırmaya başladı.
"Karanlık Ordu saldırıyor!"
Kaan'ın yüzündeki ifade bir anda ciddileşti.
"Bu kadar erken başlamamalıydı..."
Bölüm Sonu 🌙
