9. bölüm · Yasaklı ülke

Eftelya

Busra Güneş

Kırmızı gözler
Mağaranın derinliklerinde ilerleyen grubun tek duyduğu şey ayak sesleri ve damlayan suların yankısıydı.
Bir anda...
Tak!
Mağaranın girişindeki dev kaya büyük bir gürültüyle yerinden oynadı.
GÜMMM!
Çıkış tamamen kapandı.
Herkes irkilerek arkasını döndü.
Kaan kılıcını çekti.
— Kim var orada?!
Sessizliğin içinden ağır adımlar yankılandı.
Gölgelerin arasından siyah pelerinli, uzun boylu bir adam çıktı.
Yüzü karanlığın içinde seçilmiyordu...
Ama gözleri...
Kanın rengini andıran parlak kırmızı gözleri mağaranın karanlığını delip geçiyordu.
Mira istemsizce geri çekildi.
Prensler hemen kızların önüne geçti.
Adamın bakışları ise tek bir kişide durmuştu.
Eftelya.
Derin ve soğuk sesi mağarada yankılandı.
— Seni almaya geldim... Eftelya.
Eftelya şaşkınlıkla geri çekildi.
— Ben... seni tanımıyorum.
Adam hafifçe gülümsedi.
— Sen beni hatırlamıyorsun... ama ben seni yıllardır bekliyorum.
Kaan öne çıktı.
— Ona yaklaşamazsın!
Adam yalnızca elini kaldırdı.
Bir anda siyah duman mağaranın içine yayıldı.
Muhafızlar olduğu yere savruldu.
Prensler saldırmaya çalıştı ama görünmez bir güç onları geri itti.
Eftelya kaçmaya çalışırken ayaklarının altında siyah zincirler belirdi.
— Hayır!
Kaan bağırdı.
— Eftelya!
Adam Eftelya'nın bileğini tuttu.
Tam o anda Eftelya'nın kolyesi parladı.
Mağara bir kez daha sarsıldı.
Ve siyah bir girdap ikisini de yuttu.
"EFTELYAAA!"
Kaan'ın sesi mağarada yankılanırken girdap kayboldu.
...
Eftelya gözlerini açtığında bilmediği bir yerdeydi.
Taştan yapılmış, loş ışıklarla aydınlanan büyük bir odadaydı.
Kaçmaya çalıştı fakat kapı açıldı.
Kırmızı gözlü adam içeri girdi.
Elinde yiyecek ve su vardı.
Tepsiyi sessizce masaya bıraktı.
— Korkmana gerek yok.
Eftelya öfkeyle ayağa kalktı.
— Beni neden kaçırdın?!
Adam birkaç saniye sustu.
Sonra ilk kez yumuşak bir ses tonuyla konuştu.
— Çünkü seni koruyabilecek tek kişi benim.
Eftelya başını iki yana salladı.
— Yalan söylüyorsun!
Adam arkasını dönmeden cevap verdi.
— Şimdilik bana inanmayacaksın... ama yakında gerçeği öğreneceksin.
Kapı kapanırken Eftelya, bulunduğu yerden çıkmanın bir yolunu aramaya başladı.
O ise bilmiyordu...
Kırmızı gözlü adam onu düşmanı olduğu için değil, çok eski ve kimsenin bilmediği bir sır yüzünden kaçırmıştı.

Eftelya kapıya hızla vurdu.
— Aç şu kapıyı! Beni buradan çıkar!
Cevap gelmedi.
Derin bir nefes aldı. Odayı incelemeye başladı. Taş duvarlar, küçük bir pencere ve eski bir kitaplık... Burası zindan gibi değildi. Daha çok yıllardır kimsenin girmediği bir oda gibiydi.
Bir süre sonra kapı yeniden açıldı.
Kırmızı gözlü adam içeri girdi.
Eftelya hemen eline geçen vazoyu ona fırlattı.
Adam başını hafifçe eğdi. Vazo duvara çarpıp paramparça oldu.
— Sinirli olman normal, dedi sakince.
— Beni kaçırdın! Bir de sakin mi olmamı bekliyorsun?
Adam ilk kez pelerininin başlığını indirdi.
Siyah saçları omuzlarına dökülüyordu. Kırmızı gözleri dışında yüzünde korkutucu hiçbir ifade yoktu.
— Adım Raven.
— Umurumda değil.
— Öğreneceksin.
Eftelya öfkeyle ona baktı.
— Kaan seni bulacak.
Raven'ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
— Umarım bulur...
Bu söz Eftelya'nın kafasını karıştırdı.
— Ne demek istiyorsun?
— Zamanı gelince.
Bunu söyleyip odadan çıktı.
Aynı Saatlerde...
Mağarada herkes sessizdi.
Kaan yumruğunu kayaya vurdu.
— Onu elimizden aldı...
Mira'nın gözleri dolmuştu.
— Eftelya yalnız...
Muhafızlardan biri yere çömeldi.
— Burada bir iz var.
Yerde siyah dumanın bıraktığı garip bir sembol duruyordu.
Prenslerden biri fısıldadı:
— Bu... Yasak Topraklar'ın işareti.
Kaan'ın bakışları sertleşti.
— O zaman oraya gideceğiz.
Muhafız şaşkınlıkla karşı çıktı.
— Prensim! Oraya giren hiç kimse geri dönmedi.
Kaan hiç düşünmeden cevap verdi.
— O geri dönene kadar ben de dönmeyeceğim.
Diğer prensler de kılıçlarını kaldırdı.
— Biz de seninleyiz.
Mira ve diğer kızlar da kararlı bir şekilde öne çıktı.
— Eftelya'yı birlikte geri getireceğiz.
Tam mağaradan çıkacakları sırada duvardaki semboller kırmızı bir ışıkla parladı.
Ve taş duvarda tek bir cümle belirdi:
"Varisler... İlk sınavınız şimdi başlıyor."
Herkes şaşkınlıkla birbirine baktı.
Onları bekleyen yolculuk, sandıklarından çok daha tehlikeliydi...10. Bölüm – Yasak Topraklar
Eftelya o gece hiç uyuyamadı.
Aklında sürekli aynı soru vardı.
"Raven beni neden kaçırdı?"
Sabah olduğunda kapı yavaşça açıldı.
Raven içeri girdi.
— Benimle gel.
— Gelmiyorum.
Raven derin bir nefes aldı.
— Mecbur kalırsam seni zorla götürürüm. Ama bunu istemiyorum.
Eftelya birkaç saniye düşündü ve istemeyerek de olsa peşinden yürüdü.
Koridor boyunca ilerlediler. Burası devasa bir taş kaleydi. Dışarı çıktıklarında Eftelya'nın gözleri büyüdü.
Simsiyah dağlar...
Mor renkli ağaçlar...
Gökyüzünde süzülen ejderhalar...
Burası daha önce gördüğü hiçbir yere benzemiyordu.
— Burası neresi?
— Yasak Topraklar.
Tam o sırada birkaç asker Raven'ın önünde diz çöktü.
— Efendimiz.
Eftelya şaşkınlıkla Raven'a baktı.
"Demek buranın lideri..." diye düşündü.
Raven askerlerden birine döndü.
— Kaleyi korumayı iki katına çıkarın. Kimsenin Eftelya'ya yaklaşmasına izin vermeyin.
Eftelya kaşlarını çattı.
— Beni hapsediyorsun, bir de koruyacağını mı söylüyorsun?
Raven kısa bir süre sustu.
— Evet.
— Neden?
Raven cevap vermedi.
Aynı Saatlerde...
Kaan, Mira ve diğerleri mağaradan çıktıktan sonra siyah sembolün izini sürmeye başlamıştı.
Üç gün süren yolculuğun ardından önlerine devasa, karanlık bir orman çıktı.
Muhafızlardan biri ürperdi.
— Burası... Yasak Topraklar'ın sınırı.
Tam içeri girecekleri sırada ağaçların arasından siyah pelerinli onlarca savaşçı çıktı.
Hepsi kılıçlarını çekmişti.
İçlerinden biri bağırdı:
— Bir adım daha atarsanız bunu savaş ilanı sayarız!
Kaan da kılıcını çekti.
— Biz savaşmaya gelmedik.
— O zaman neden buradasınız?
Kaan gözlerini onların liderine dikti.
— Arkadaşımızı almaya geldik.
Tam o anda uzaktan güçlü bir ses duyuldu.
— Durun.
Herkes arkasına döndü.
Atının üzerinde Raven duruyordu.
Kırmızı gözleri doğrudan Kaan'a çevrilmişti.
— Demek sonunda geldiniz...
Kaan öfkeyle bağırdı:
— Eftelya nerede?!
Raven'ın yüzünde yine o gizemli ifade belirdi.
— Güvende.
— Buna sen karar veremezsin!
Raven yavaşça atından indi.
— Onu size veremem.
Kaan kılıcını kaldırdı.
— O zaman seni geçmek zorundayız.
İki taraf da silahlarını çekti.
Tam ilk hamle yapılacakken...
Kaleden koşarak çıkan bir asker nefes nefese Raven'ın önünde diz çöktü.
— Efendim!
— Ne oldu?
Asker korkuyla konuştu.
— Mühür... Kırıldı!
Raven'ın yüzündeki sakin ifade ilk kez kayboldu.
Gözleri büyüdü.
— İmkânsız...
Ve o an, kalenin en yüksek kulesinden gökyüzüne doğru siyah bir ışık yükseldi.
Raven kendi kendine fısıldadı:
— Çok geç kaldık... O uyandı.
Kalenin en yüksek kulesinden yükselen siyah ışık gökyüzünü kapladı.
Yer titremeye başladı.
Herkes dengesini kaybetti.
Raven bir anda Kaan'a döndü.
— Kılıcını indir!
Kaan öfkeyle bağırdı.
— Önce Eftelya'yı getir!
Tam o sırada kalenin içinden güçlü bir patlama duyuldu.
GÜÜÜMMM!
Raven'ın yüzü ciddileşti.
— Onu yalnız bırakamam...
Hiç beklemeden kaleye doğru koştu.
Kaan tereddüt etmedi.
— Peşinden gidiyoruz!
Muhafızlar kapıyı kapatmaya çalışsa da Raven elini kaldırdı.
— Bırakın geçsinler!
Askerler şaşkınlıkla geri çekildi.
Bu sırada...
Eftelya odasında otururken bütün kale sarsıldı.
Raflardaki kitaplar yere düştü.
Pencerenin camı çatladı.
— Ne oluyor?
Kapıyı açmayı denedi.
Bu kez...
Kapı kilitli değildi.
Koridora çıktı.
Tam merdivenlere yönelmişti ki karşısına yaralı bir asker çıktı.
— Leydim... Buradan gitmelisiniz!
Eftelya şaşırdı.
— Ama...
Asker konuşamadan siyah bir gölge hızla gelip onu savurdu.
Eftelya korkuyla geri çekildi.
Gölgelerin içinden uzun boylu, siyah zırhlı bir adam çıktı.
Yüzü çatlak siyah bir maskeyle kaplıydı.
Mor gözleri karanlıkta parlıyordu.
Adam Eftelya'ya bakarak gülümsedi.
— Demek... Aradığım kişi sensin.
Eftelya arkasını dönüp kaçmaya başladı.
Koridor boyunca koşarken karşı taraftan Raven geldi.
Raven Eftelya'yı görünce rahat bir nefes aldı.
— İyi misin?
Eftelya cevap veremeden maskeli adam kılıcını çekti.
— Raven... Onu bana teslim et.
Raven da kılıcını çıkardı.
— Asla.
İki kılıç büyük bir gürültüyle çarpıştı.
Kaan ve diğerleri tam o sırada koridora ulaştılar.
Kaan, Eftelya'yı görünce hiç düşünmeden ona doğru koştu.
— Eftelya!
Eftelya da sevinçle ona döndü.
— Kaan!
Fakat tam birbirlerine ulaşacakları sırada maskeli adam elini kaldırdı.
Siyah bir enerji dalgası bütün koridoru kapladı.
Herkes farklı yönlere savruldu.
Koridorun zemini çatladı.
Ve Raven ile maskeli adam birlikte aşağıdaki karanlık uçuruma düştü.
Son duyulan şey Raven'ın bağırışı oldu:
— EFTELYA! SAKIN MÜHRÜ AÇMA!
Eftelya donup kaldı.
"Hangi mühür?" diye düşünürken boynundaki kolye yeniden parlamaya başladı...