9. bölüm · Yarım Kalan Hayaller
9. Bölüm
Camdan dışarıyı izliyordum. Yol boyu hiç bir şey konuşmamıştık Kerem ile. Kerem Duygu’yu araştırdığını söylüyordu. Güvenilir biri olduğunu.
Benim aklımda ise neden Merve’nin böyle şeyler yaptığı vardı. İnsan düşmanına yapmazdı böyle bir şeyi. Gözümden bir yaş aktığında hemen sildim.
”Güzelim.”
”Efendim aşkım” elini bacağıma koydu. Şimdi rahattım işte.
”Konuşacağız bitecek gidecek. Sıkma güzel canını”
”Sıkmıyorum da.” Dedim. “İnsan böyle bir şeyi düşmanına yapmaz ya” dedim üzüntüyle.
”Amacını öğreneceğiz güzelim. Merak etme.” Dedi ve yanağımı öptü. Sımsıcak oldum.
”Şimdi iyiyim işte” dedim. Güldü. Çok güzel gülüyordu…
**********
Esila Karakoç
Bir Range rover ile gidiyorduk. Bu bulut’un arabasıydı. Abim de vardı arabada. Bulut ile konuşuyorlardı.
İki de bir mesaj atıp duruyordu mal mal. Karşılıkta veremiyordum. Yolu izlemeye başladım. Sonrasında abim bana gözleriyle telefona bak dedi.
Mal Kerim: Bu araba senden pahalı ha. Düzgün otur.
Sen beni ne diye kaydettin Esila?
Eğer ismimim başında bir argo varsa seni camdan aşağı sarkıtırım. Hatta bu sefer atarım.
Esila: Canım Abim diye kaydettim merak etme. Ne alaka şimdi.
Mal Kerim: Eve gidince dövmek için bir bahanem olsun dedim.
Esila: Of abi. Bir an önce yurta yerleşicem.
Mal Kerim: Sen baksana bi bana, şu Yekta denen çocuk kim?
Esila: Arkadaşım. Neden ki.
Mal Kerim: O arkadaşına söyle eve senin için gül buketi getirmesin.
Esila: ABİ BENİM NİYE ONDAN HABERİM YOK
Mal Kerim: Yırttım çünkü :)
Esila: Aferin Abicim
Telefonu bıraktım ve sıkıntıyla ofladım. Bulut ile göz göze geldik. Yakışıklı çocuk aslında. Ay tövbe tövbe. Benim iç sesime ne oluyordu bugün.
Biraz daha camdan overthingledikten sonra geldiğimizi fark ettim.
************
Gizem Acar
En sonunda gelmiştik. Kerimleri gördüm. Bulutun arabasındaydılar. Esila el salladı. Kerim önüne geçip bir şeyler söyledi. %100 kime el sallıyorsun diyordu. Karşılık verdim Esila’ya. Beni görünce yüz iifadesi düzeldi. Gülmeden edemedim.
Yavaşça demir kapıyı açtım. Alaya 1 haftadır gelmiyordum ve büyük ihtimalle tadilat yapılmıştı. Bankların yeri değiştirilmişti. Yeni çiçekler eklenmiş, duvarlar boyanmıştı.
Bu hali daha güzel olmuştu. Yavaşça bir adım attık Kerem’le. Elimi sıktı cesaret vermek için. Gülümsedim. Bankalarda oturan Sevinç abla ile Serkan abiyi gördüm. Bir süre önce evlenmişlerdi. Yaralı olduğu için operasyonlara katılamıyordu. Ama iyileşmişti ve artık oda operasyonlara girebiliyordu.
Binanın önüne geldik. Dış Kapıyı açtık ve kapının önünde durduk. Kapının arkasında Duygu ve Tüm tim vardı. Kerem elimi “Rahat Ol” der gibi sıktı. Derin bir nefes aldım. Arkamızdan da Kerim ve Esila geliyordu. Güvenlikteydiler.
Yavaşça kapıyı açtım ve önümde Duygu’yu gördüm. Güzel ve alımlıydı. Fazlasıyla değişmişti. Ya da değişmek zorunda kalmıştı.
Kolunda bir kurşun izi vardı. Kaşındada derin bir sıyrık. İçim acıdı.
Birbirimizi görünce hareket edemedik. En sonunda o bir adım attı. Aynı anda birbirimize karşı koştuk ve sarıldık. Yılların acısını çıkarmak ister gibi sımsıkı hemde…
Gözlerimin dolduğunu hissettim. Arkadan kapı açıldı. Büyük ihtimalle Kerim ve Esila gelmişti.
”İki kardeşin yıllar sonraki karşılaşması. Ah, ne acıklı…” diyen bir kadın sesi duydum. Arkamı çevirdiğimde Merve arkamdaydı.
“Ne işin var lan senin burada” dedi arkasından gelen Kerim.
“Bensiz olmazdı.”
”Senin derdin ben acaba” dedi ve büyük bir aura ile Merve’nin üstüne doğru yürüdü. Ben bile yükselmiştim. Kerim onu fazla sevgi dolu izliyordu. Aşık olduğunu görmemek imkansızdı.
“Sen mahvettin be bizi” dedi ve saçından tutup yere fırlattı Duygu. Tüm tim ağzımız bir karış açık Duygu’yu izliyorduk.
”Ah” dedi Merve ayaklandı ve Duygu’ya bir tane geçirecekken Duygu elini tuttu. Yüzüne hiç acımadan “Hiç bir şeyi haketmiyorsun” dedi. Merve’nin gözünden bir yaş düştü.
”Zamanında da haketmemiştim.” Dedi ve devam etti. “Anneniz size sıcak ekmek verebilirken ben sıcak ekmek bulabilmek için her şeyden vazgeçtim Duygu”
”Aferin sana” dedi ve devam edecekken arkadan Esila geldi.
”Ne işin var lan senin burada!” Dedi ve beri tane geçirdi. Kerim kardeşine inanamadığı gözlerle baktı. “Git ve huzurumuzu bozma” Ne oluyor bu aşağılık yerde?
“Benim huzurum yoksa sizinki de olmayacak” dedi ve Esila’ya vuracakken Ortaya geçtim.
“Oturalım ve konuşalım lütfen” dedim. Onayladılar. Bir kaç dakika sonra telefonum çaldı. Bilinmeyen bir numaraydı.
”Bilinmeyen numara” dedim.
”Sesini aç” dedi Duygu ve Kerim aynı anda. Birbirlerine baktılar etkilenmiş gibi.
”Alo” Çok garip bir sesti. Daha önce duymuş gibiydim fakat çıkaramamıştım.
”Buyurun kimdiniz” dedim şaşkınlıkla.
”Gizem…” dedi ve hat koptu. Kahretsin!
”Alo! Alo!” Dedim. Ses geri geldi.
”Gizem…”
”Kimsiniz acaba?” Dedim tedirginlikle. Herkes beni izliyordu.
”Nagi-“ tel yine koptu. Çıldıracaktım.
”Abla…”
“Efendim ablam” gözleri parladı Duygu’nun.
”Nagi” ile başlayan bir tanıdık var mıydı?” Zihnimi yokladım.
”Hayır. Ama fazlasıyla tanıdık geldi.”
”Bana da” gözlerimi kocaman açtım.
”Sana da mı?” Dedim.
”İnanmaycaksınız ama bana da çok tanıdık geldi” dedi Kerim.
”Bşraz düşününce bana da tanıdık geldi” dedi bu sefer Kerem.
Biz düşünürken Merve’nin olmadığını gördüm.
”Merve Nerde!” Dedim.
”Kahretsin!” Dedi Kerem. Hemen timi alıp çıktı. Ama ne yazık ki bulamıyorduk.
**********
“Umutlarınla tek başına kalınca,
Herkesi yavaş yavaş tanıyorsun
Pastadaki mum sayısı çoğalınca
Sözler hep aynı, yüzler değişiyor
Konuşma sus bu oyundan bıktım
Yine random bir şarkı açmış dinliyordum. Kafamda bir türlü soru vardı. Hepsini müzik susturuyordu.
En etkili ilaç kesinlikle müzikti.
Yarın operasyon da vardı. Ve bugün 23 ocaktı. İlk defa bir 23üm diğerlerine göre iyi geçiyordu derken…
Birden ses kesildi. Ne olduğunu anlamadım. Şarjının bittiğini düşünüp kulaklığımı şarja taktım fakat dolu gösteriyordu. Telefonumunda şarjı bitmemişti.
Birden bütün sesler kesildi. Başım dönmeye başladı. Kahretsin ki dirseğim çok açıyor, sanki iğne batmış gibi oluyordu. Ne olduğuna anlam veremedim ve yatamayı denedim. Yatacakken birden arkamda bir el gördüm. Çığlığı basacakken el ağzımı kapattı.
”Sakin ol tatlım” Gözlerim çıkacakmış gibi açıldı. Kahretsin ki bu bir kadın sesiydi. Kahretsin dediğim şey ise bu tam anlamıyla Meral’in sesiydi.
”Tanıdın mı beni?” Dedi kurnazca. Eline bir bıçak aldı ve kolumu kesmeye başladı.
”Bırak” demeye çalıştım fakat çok sıkı tutuyordu.
”Evet, Meral. Asteğme- pardon terörist Meral” gözlerimi şaşkınlıkla açtım.
Şaşkınlıktan yine bayılmıştım.
*********
Kerem Karakoç
15 Cevapsız aramadan sonra Gizem’e hala ulaşamıyordum. Tüm tim -albay dahil- Gizem’i bekliyorduk fakat gelmiyordu.
”Nerede kaldı Gizem ve Meral” dedi albay.
“15 kere aradım ama açmadı. Meşgule attı Gizem”
”Dur bir de ben arayayım” dedi ve arama tuşuna bastı. Albay’ın ki de açılmıyordu. Meşgule atılmıştı.
Normalde Gizem nefret ederdi meşgule atmaktan. Ya açardı ya da sessize alırdı. Meşgule atmanın ayıp olduğunu düşünürdü.
Albay sinirlenmişti. İlk defa onu böyle görüyordum. “Gizem hiç böyle bir şey yapmazdı. Hep zamanında gelirdi, bir evine git Kerem”
Albay sonrasında Meral’ı çaldırdı fakat o da açmadı. Meşgule attı. “İki kız nerede olabilirler?” Diye mırıldandı kendince.
”Tamamdır Komutanım” dedim ve anahtarımı alıp arabaya bindim. Direksiyonu çok sert tutuyordum. Umarım Gizem’e bir şey olmamıştı diye dua ederek arabayı sürdüm.
En sonunda gelmiştim. Evinin kapısının açık olduğunu görünce dehşete kapıldım. Ne oluyordu?
Biraz daha ilerledim ve yerde Bir bıçak ve kan gördüm. “Kahretsin!” Dedim.
Hemen fotoğrafını çekip albaya gönderdim. Biraz daha inceleme yaptıktan sonra evden çıktım. Aklımda bin türlü soru vardı.
Ya Gizem kendini öldürmeye çalışmıştı -böyle bir şey yapmayacağı çok açıktı, evde bile yoktu- ya da Meral onu kaçırmıştı. Çünkü ortalıkta Meral de yoktu.
Eğer onu bu hale getiren Meral ise onu doğduğuna pişman edecektim.
*********
Aniden uyandım. Dirseğim çok acıyordu. Kollarım da. Baktığımda kolumda derin bir bıçak izi ve direğimin de mosmor olduğunu gördüm. Sonra da arabada olduğumu fark ettim.
”Günaydın Prenses” sesiyle sürücü koltuğuna baktığımda Meral’ı gördüm. Hemen telefonumu çıkaracakken olmadığını fark ettim.
”Bunu mu arıyorsun Tatlım” dedi elinde telefonumla. Sonrasında fotoğrafımı çekti.
”Bu albayın ve Kerem sürekli arıyor, ne kadar da seviliyorsun” dediğinde dehşete düşmüş gibi gözlerimi açtım. Gerçi zaten dehşete düşmüştüm.
”Ona da seni özlemesin diye atayım. Ay yada niye uğraşıyorum ki anlarlar en sonunda” dedi ve sinsi bir gülümsemeyle yola devam etti.
”Aa, bende diyorum bunlar niye seni arıyorlar! Bugün operasyon vardı. Tüh, bende bir asker olarak gitmedim. Tüh kere tüh” dedi ve yine sinsice güldü.
Operasyon şimdiye kadar ki en önemli operasyon olabilirdi ve ben yoktum!
Üstelik Kerem ve Albaydan Mesaj vardı!
Ve ben kaçırılıyordum!
Sonrasında telefonu çaldı Meral’in. “Alo, Merve” dedi.
Merve mi?
”Evet, Annesinin olduğu yere getiriyorum Merve. Tamamdır.”
”Annesi derken?” Dedim şaşkın ve üzüntülü bir halde. Üstelik ağzım da bir karış açıldı.
”Annen işte.”
”Annem kalp krizinden öldü”
”Ups. Spoiler verdim yanlışlıklA. Şimdi çok tatsız olacak senin için!” Diye saçma sapan konuşunca yanağına tokat attım gözlerim doluyken.
”Ne yapıyorsun lan sen” diyerek bana doğru dönünce kafa attım ve bayılttım. Hemen direksiyonun yönünü değiştirince araba birden durdu. Ne oluyor!
Sonrasında benzinin bittiğini görünce çıldırdım. Hemen Meral’in silahını aldım ve pijamalarımla çıktım arabadan.
Hızlı adımlarla koşuyordum. Ama nereye gideceğimi bilmiyordum. Ortalıkta hiç bir şey yoktu.
Biraz ilerlerken bir orman olduğunu fark ettim. Sevinirken birden sevincim götüme kaçtı. Neden mi? Meral’in sesleri geliyordu.
Bayılması kısa sürmüştü anlaşılan. Hızlıca ormana koştum. Bir ağacına arkasına saklanıp soluklanırken bir şey oldu. Hemde hiç tahmin edemeyeceğim bir şey.
Önüme Merve çıktı ve Bacağıma ateş etti. Çok yüksek bir şekilde çığlık attım. Bacağımdan dehşetül vahşet bir şekilde kan geliyordu!
“Şimdi benim eğlenme vaktim diyerek bana doğru koştu. Vurulmuş bacağımla topallayarak kaçmaya başladım.
Birden arkamı dönüp Meral’dan çaldığım silahla topuklarına sıktım. Arkamdan çığlık sesi geliyorken benim tek bildiğim şey kaçmaktı.
**********
Neredeyse 15 dakikadır kaçıyordum. İzimi kaybettiğimi fark edince durup soluklandım. Bacağımdan çok kan akıyordu. Pijamamı yırtıp biraz tampon yaptım.
Her şeyden daha kötü bir şey oldu. Birden ne hikmetse Lapa lapa kar yağmaya başladı. Hemde büyük büyük!
”Hassiktir!” Dedim ve yürümeye başladım. Altımda şort vardı ve bacağımdan vurulmuştum. Yemin ettim kendime. Bundan sonra hep altıma uzun bri şey giyecektim. Bir kere daha yemin ettim. Bundan sonra asla şort gitmeyecektim.
Travmalarım günden güne artıyordu…
Artık bacaklarım nerdeyse donacaktı. Yine de kaçmaya devam ettim. Koştum, koştum ve koştum. En sonunda bir yol buldum. Hiç araba geçmiyordu. Fazla ıssız bir yerdeydim.
Yolun kaldırımına geçtim ve oturdum. Araba gelmesini bekledim fakat gelmiyordu! Beklemeye devam ettim.
Aklımda bir sürü soru vardı. Acaba şuan Kerem ne yapıyordu? Duygu peki, o ne yapıyordu acaba?
Yaklaşık 1 saat bekledim fakat hiç bir araba gelmedi. Umudumu kesmiş gidecekken beş araba gördüm.
İçimden yaradana bin türlü şükrettim ve otostop çektim. Araba durdu.
Hemen arabaya bindim. Sürücünün yüzüne bile bakmamıştım.
”Hemen buradan uzaklaşabilir miyiz?” Dedim nefes nefese.
”Ulaşırız tabii” dedi adam. Arkasını döndü.
Siktir, siktir, siktir.
Karşımda kanlı canlı bir adet Yavuz duruyordu. Beni öldürmeden göndermeyeceğini biliyordum.
”Yavuz…”
”Ayağıma geldin! Sen geldin. Bugün çok şanslıyım ben ya” dedi ve arabayı sürdü.
Bağırarak ağlamak istiyordum…
