12. bölüm · Yarım Kalan Hayaller
12. Bölüm
Kızlarla arabadaydık. Beni sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Asya da baya hüzünlü duruyordu.Büyük ihtimalle Aybars’ın başına böyle bir şey gelirse ne yapacağını düşünüyordu.
Gerçekten de asker eşi olmak zordu. Kendi adıma konuşmuyordum. Hatta zorluğunu bugün anlamıştım. “Ya bir daha gelmezse” korkusuyla yaşıyordu insan. Ve benim düşündüğüm şey gerçek olabilirdi.
Çünkü Toprak’ın dediğine göre Kolundan vurulmuştu. Tam kemiğinin yanından. Umarım kemiğine gelmemiştir, diye dua ediyordum.
Şoförümüz Zümraydı ve benim iyi olmam için her şeyi yapıyordu. Diğerleride öyle.
”Kız ne böyle sus pus. Hadi bir müzik aç” dedi. Zümra başını salladı ve kendi kendine bir şarkı açıldı.
”Senin kollarında, başlayan sabahlara,
Biten gecelere, doyamadım hala,
Huzur bulduğunda,
Kıskanırmış işte hayat…”
Gelen şarkıyla daha çok durgunlaştım. İnci bu durumu fark ederek eğildi radyoya.
“Allah iyiliğini versin Zümra! Biz moral düzeltmeye çalışıyoruz, sen depresyona gir diye zorluyorsun. Üstelik DKKT açmışsın!” Diyerek koluna vurdu.
”İnci ben mi Açtım kendi açıldı” dedi Zümra. O kadar değişik söylemişti ki aklıma bir tane çobanın videosu geldi. Aynı onun gibiydi.
“Dağ başında soluk varmış, geçit bilmez duman varmış, her tarafı…” Aklıma gelen şarkıyla kahkaha attım. Kızlar bana baktı.
”Sen az önce ağlıyordun sanki?” Dedi Zuhal
”Kızı psikopat ettik Allah’ım sen affet” dedi Asya ellerini göğe açmış gibi yaparak.
”Ay susun aklıma geldi yine” Dedim ve yine overthinglemeye başladım. Kızlar anlayınca sustu. Durgun durgun giderken Toprak’tan arama geldi.
”Efendim Toprak.”
”Abla canlı konum atıcam. Hastaneden çıktık”
”Tamamdır” dedim ve konumu bekledim. Hemen zümraya gösterdim. Ben bakmamştım bile.
”Nasıl ya” diye mırıldandı Zümra. Yaklaşık yarım dakika sonra ışımaklandı ve dudakları yırtılacakmış gibi gülümsedi. Baya mutluydu.
Bir anlam veremedim. “Bir şey mi oldu Zümra?”
”Yok aklıma bir şey geldi” Onayladım. Bu kadar gülmesine neden olucak bir şey? Neyse diye düşündüm. Sanki Kerem evlenme teklif edicek de ona gülüyor. İçimdeki bu sese güldüm. Kerem benim ödümü koparmazdı. Hem daha erkendi. Ama sevinirdim de gerçi.
**********
Yaklaşık 1 saat sonra gelmiştik. Geldiğimiz yer bir sahildi. Ne alaka?
5 dakika sonra Toprak aynıma geldi. Hemen sordum merakıma dayanamayarak.
”Toprak sahil ne alaka” Bıyık altından güldü Toprak. Birden arkama geçip gözlerimi kapattı.
”Ne oluyor Toprak!” Dedim. Birden gözlerimi açtı ve şok oldum.
Karşımda bir adet en sağlamından Kerem bey namı değer her şeyim. Hiç kurşun yemiş değildi.
”Kerem iyi misin!” Diyerek üstüne koştum. Ama birden bir şey koşmamı engelledi…
”Güzelim, bebeğim, her şeyim. En önemlisi Gizem’im. Seni çok seviyorum ve bu sevgimizi ölümsüzleştirmek istiyorum” diyerek önüme çöktü. Hiç bir şey anlamıyordum. “Seni bu zamana kadar her şeyden sevdim hep seveceğim. Duygularımızn karşılıklı olduğunu tahmin ederekten seninle yaşlanmak, seninle gülmek, seninle ağlamak istiyorum. Benimle evlenir misin Gizemim?” Diye sordu.
Gözlerim doldu. Asla böyle bir şey beklemiyordum. Kutuda çok güzel bir tek taş vardı. Bağırarak “EVETT!” Dedim ve üzerine atladım. Hayatımın en güzel anıydı.
Arkamdan havai fişekler ve konfetiler patlatıldı. Toprak önümde kalınca “Görürsün sen” diye parmağımı oynattım. Gözlerim daha fazla yaşları tutamayark birer birer yanağıma döküldü. Sarılmamız bitmişti ve şuan beni indiriyordu.
“Sana bir şey oldu sandım!” Dedim. “Ayısın!”
”Artık senin ayınım!” Diyince tekrar sarıldım. Demekki Zümra’nın gülmesi ve kızların şüpheli davranmasının sebebi buydu. Kızlar tek tek sarıldı. Timimle de sarıldım. Bugün her şeyiyle çok güzeldi.
Hayatımın en iyi anıydı ve bu anı Kerem gerçekleştirmişti.
*********
“Bence ilkbahar gibi yapın 1 ay kaldı zaten” dedi Zuhal.
”Evet. Çok daha iyi Olurr” Dedi Esila.
Evet. Şuan oturmuş düğünü ne zaman yapacağımızı düşünüyorduk.
”Ayy, Esila benim ablam senin abin evleniyor ne güzell” dedi Duygu Esila’ya sırnaşarak.
”Sen sevin tabii ben baba tarafı olucam” dedi Esila
”Ağla zırla kudur” diyince hepimiz kahkahalara boğulduk. Esila dahil.
”İlkbahar mantıklı aslında. Ben Kerem’le de konuşurum”
”Ayy ben teyze olucamm” diyince Duygu’ya side eye attım.
”Rüyanda canım” dedimi
”Ya ablaa”
5 dakika sonra kapı çaldı. Evet, bugün tim de dahil oturup çay vb. İçecektik. Gelmiş olmalıydılar.
Koşarak kapıyı açtım ve Kerem’i görünce sarıldım hemen. Toprak kıskanmış gibi yaptı.
”O kadar kardeşiniz be Gizem. Bize sarılmak yok mu” diyince güldüm ve hepsine sarıldım.
Maşallahları var onlara sarılırken ayaklarımı kaldırıyordum. Arkamdan Asya geldi.
”Hoşgeldinizz” dedi ve Aybars’a sarıldı.
”Çok hoş buldum” dedi Aybars. Güldük.
”Salakk” deyip kolunu cimcikledim Asya. Bu kadar cilveli olduğunu bilmiyordum. Arkamdan İnci geldi.
”Kim geldi” dedi ve Önünde toprağı görünce umursamaz bir tavırla “Hoşgeldiniz” dedi.
”Pek hoş bulmadım” dedi Toprak.
”Kırmızı halı serelim mi beyefendi?” Dedi İnci
”Çok sevinirim”
“Toprak!” Diye onu kovalamaya başladı fakat Duygu’nun sesi gelince durdu.
”E haydi! Çaylar soğuyacak” dedi Duygu.
”Duygu da mı burada?” Dedi Kerim arkalardan gelirken.
”Yok kardeşim diye onu çöplüğe koyduk” dedim. Güldü Kerim. Sarıldım ona da.
”Tebrik ederim Gizem hanım, Abim tarafından karısı olmaya hak kazanmışsınız!”
”Tabii, kolay iş” dedim ve hepimiz güldük. Canım timimden cam silme ve martı sesleri geliyordu. Alışmıştım bu hallerine.
Güzelce sohbet ederken çay bitti. Sigara molası vermeye karar verdik. Gerçi öyle çok içmiyorduk. Kerem, ben, Kerim ve Duygu…
Eskiden de bu kadroydu. Oyun kadromuz şimdi sigara kadrosuna dönmüştü.
***********
İnci Arslan
E o zaman ben de çayı tazeliyim” diyerek ayağı kalktım. Peşinden Toprak’ın geleceğini fark ettim. Bu çocuğa karşı içimde sönmeyenin bir nefret vardı. Nedenini o da biliyordu.
Tam mutfağa girmişken beni kolumdan tuttu. Bunu beklemiyordum.
Allah’ım sana şükürler olsun ki Gizemler sigara molasını mutfağın değil de kendi odasının balkonunda içiyorlar.
“Ne var?” Diye fısıldadım tersçe
”Konuşmamız lazım” dedi Toprak. O da fısıldamıştı.
”Seninle konuşacak bir şeyim yok benim” dedim ve elimdeki çaylarla odaya gidecekken bana fısıldadı.
”İnci’m…” bir hışımla bardakları tezgaha koydum. Ona döndüm.
”Bana bir daha böyle seslenme!” Olmamalydı. Bana bunu söyleyemezdi.
”İnci’m” diye tekrarlayınca elimdeki çayı ona fırlatıyormuş gibi yaptım. “Lütfen bir kere dinle be İnci’m” deyince,
”Tamam ama dur bi şu çayları götüreyim.” Dedim.
Aferin İnci. Konuş ta yine kalbin kırılsın canım. Aferin. Herkesi affet böyle…
Hemen çayları götürdüm. Neden acele ettiğimi bilmiyordum. O sürtükle konuşacak hiç bir şeyim bile yokken hem kabul etmiştim, hem de acele ediyordum. Fazla saftım…
Çok yakışıklıydı. Evet. Öyleydi. Aşık olmamak imkansızdı. Ama geçmişte bana yaptıkları gelince bütün aşık olma fantezilerim çürüyordu. Fazla anlayışlıydı ama iki kadını idare edecek kadar…
7 yıl önce…
Evet. Yine eve dönmüştüm. Polis olmak çok zordu. Ha! Bugün etraf mutluydum. Neden Mi? Çünkü Her şeyim beni evde bekliyordu. Toprağım!
Bugün terfi almıştım. Artık bir komiserdim. Hep hayalimdi. Hep asil polis ablaları, özellikle de komiser olanları görünce çok seviniyordum küçükken. Şimdi o kadınlardan biriydim.
Normalde zile basacaktım fakat canım birazcık Toprağı korkutmak istedi. O da 2 ay önce terfi almıştı. Astsubay Üstçavuş olmuştu toprağım…
Anahtarla olabildiğince sessizce kapıyı açtım. Sıra salonun kapısındaydı. “Bööö” diyerek içeri girecekken telefonla konuştuğunu fark ettim.
Normalde kişilerin özel hayatına saygım vardı. Fakat çok merak etmiştim. İlk defa yapacağım bir şey oldu. Üzerimde polis üniformam ile kapıyı dinliyordum!
Briaz dinleyince farklı şeyler anladım. Kafamı daha çok bastırdım. Şöyle diyordu bir kadına telefondayken. Evet! Kadın sesiydi. Beni aldatıyor olabilir miydi!
Hayır. Bu Toprağımın yapacağı son şeydi. Bunu asla yapmazdı.
”Evet aşkın, akşam geleceğim. Tamam kapat Şimdi sevgilim gelir” diyip kapattığında gözlerimden yaşlar akıyordu. Dili sürtmüştü ve büyük ihtimalle bu yüzden aşkın demişti.
Bunu yapacağını düşünmemiştim. Evet. Aşka olan inancım bitmişti. Bir hışımla içeri girdim.
”TOPRAK O KADIN KİM!” Dedim bağırarak. Neredeyse boğazım yırtılacaktı fakat umrumda değildi.
”İnci’m, sakinleş. Açıklayacağım” dedi Toprak. Bana hep İnci’m derdi ve bu benim çok hoşuma giderdi. Fakat bu sefer hiç hoşuma gitmemişti.
”BİTTİ TOPRAK!” Dedim. Peşimden geliyordu. Hayır. Böyle bir şey yapmaya hakkı yoktu. Asla ve asla böyle bir şey yapamazdı.
Burnumu çekerek ve ağlayarak valizimi topladım ve dış kapının önüne geldim. Dütam açıp gidecekken kolumu tuttu.
”Yanlış anladın İnci! İnci’m bir dinle nolur!” Dedi fakat dinlemeden evi terk ettim. Bundan sonra artık hiç bir şey eskisi gibi değildi.
Aklıma gelen anıyla gözlerim dondu. Beni resmen aldatmıştı! Hala açıklamaya çalışıyordu ve bu beni çok kötü etkiliyordu. 7 yıldır bu acıya katlanıyordum.
”Evime gidelim. Sana her şeyi anlatacağım.” Dedi. Bağırmaya hazırken gözümden düşen yaşı eskisi gibi elinin tersi ile sildi ve bana sarıldı! Evet bana sarıldı.
Tepki vermedim. Veremedim. İki kadını aynı aynda idare eden bir adama ne diyebilirdim ki?
”Tamam ama önce sen çık. Ben 10 dk sonra çıkayım ki yanlış anlaşılmasın”
”Tamam İnci’m”
”İnci’m eskide kaldı Toprak. Lütfen bunu kullanma”
”10 dakika sonra görüşürüz İnci’m” deyince sinirden güldüm. Yada mutluluktan. Beş dakika? Neden mutlu oluyordum.
Ve ben bir şey saha fark ettim. Kalbim ağrıyordu. Karnımda da bir sıcaklık ka n gibi akıyordu, hayır, aşık olmuş olamazdım.
Toprağın etkisinden dolayı 7 yıl boyunca flört dahi etmemiştim. Şimdi tüm bu duygulara sahip olamazdım. Bu haksızlıktı!
Acaba 7 yıl önce onu dinleseydim gerçekten açıklayabilir miydi?
“Gizem ben çıkıyorum!” Diye seslendim.
”Tamam canım!” Diye cevap verdi. Hemen çıktım. Kapıda Toprağı görünce karnımdaki sıcaklık geri geldi. Gerçekten haksızlıktı!
”Gel İnci’m” dedi ve beni kolları arasına aldı. Hiç bir şey yapmadım. Tepki dahi vermedim. Ona karşılık vermeyi çok istiyordum fakat beni aldatmıştı. Böyle pislik bir insana karşılık vermem haksızlık olurdu.
***********
İnci Arslan
Torpak’ın Mercedes’i ile gidiyorduk. Nasıl bu kadar zengin olmuştu aklım almıyordu fakat kurcalamadım.
En sonunda vardık. O da bir sitede oturuyordu. Herkes sitede oturuyordu galiba timlerinde.
”Önden buyurun hanımefendi” Buna karşılık verecektim ama önce mazeretini dinlemem gerekiyordu. Eğer buna karşılık verdiysem onunla barıştım anlamınla geliyordu.
Aldatma’nın hiç bir mazereti yoktur İnci, kendini kandırma!
Bu düşüncemle üzüldüm. Bir dakika ne! Üzüldüm mü! Saçmalamıştım iyice.
En sonunda evine girdik. Duvarda tablolar vardı. Bej rengi duvarlarla güzel bir uyum sağlamıştı.
”Bira mı Şarap mı?”
”Şarap olsun” sarhoş olmayacağımı biliyordum.
”Tamamdır.”
”Anlat bakalım bahaneni” dedim ciddi bir tonla. O kadar soğuk bir ses tonuyla söylemiştim ki ben bile üşümüştüm.
Az önce mazeret olduğunu düşünen babaannemdi dimi İnci?
“Öncelikle, o gece kapıyı dinlemenin sebebi neydi? Bana sorsaydın anlatırdım.” Deyince sinirlendim.
”Toprak saçma sapan konuşma. Nasıl aldattığını mı anlatacaktın”
”Ben aldatmıyorum”
”Babaannem mi aldatıyor o zaman?” Dedim sitemle.
”Açıklamama izin verir misin güzelim”
”Güzelin değilim!”
”Birazdan bunu kabulleneceksin.”
”Güzelin olmayı mı? Sen öyle san” diyerek dalga geçtim.
”Görücen sen”
”Neyse anlat hadi”
”Şimdi ben telefonda şöyle diyordum dimi. “Evet aşkın, akşam geleceğim. Kapat şimdi sevgilim gelecek” buydu dimi”
Ağzım bir karış ona baktım. “Nereden hatırlıyorsun”
”Ben seninle ilgili hiç bir şeyi unutmam.” Erimem lazımdı ama erimedim. Eriyordum ki beni aldattığı aklıma geldi. Geçerli olursa -ki imkansız- erimeye devam edecektim.
“Devam ediyorum, sonrasında da “aşkın” dedim fakat sen aşkım anladın. Akşam geliyorum dediğimi duyunca seni aldattığımı düşündün” dedi ve başımı onayladım.
”Aşkın, bizim emekli albayımızdı. Serkan albaydan önce. Onunla tüm tim yemeğe gidecektik ve ben seni de yanıma alacaktım. Hatta sana yeni bir elbise almıştım” dedi ve içeri gitti ağzım açık kalmıştı.
2 dakika sonra elimnde zarif bir lacivert elbiseyle geldi. Ben sırt dekoltesini çok severdim ve sırt dedkoltesi vardı. Askılıydı. Biraz düşününce aklıma bir anımız geldi.
”Toprağımm” dedim gülerek yanına koşarken. Birden dev bedeni önümde durdu.
”İnci’m” güldüm.
”Bak ben bir tane elbise beğendim. Bana bunu alsana,” dedim ve davımı getirdim. “Normalde kendi maaşımla alacaktım ama-“
”Kendi maaşım diye bişey yok İnci’m. Ben alıcam” dedi toprak. Biraz alta inince bunu erkeklerin kadınlara aldığı bir elbise olduğunu gördü.
Bri hikayesi vardı. Eğer bir erkek, Bir kadına bu türden bir elbise alırsa, onunla sonsuza dek mutlu yaşar…
”Alırım bebeğimm” dedi toprak. Sarıldılar mutlulukla.
Evet aynısıydı. Gözlerim dolmuştu. Devam etti Toprak.
”O yemeğe de bununla gidecektin…” diyince ağzım bir karış ona baktım. Gözyaşları gözlerimden hunharca dökülüyordu.
