19. bölüm · Yarım Kalan Hayaller

19. Bölüm

Duruu .

Zümra Dinçer

Esila’yla ilerliyorduk. Bu ilk dateim olduğu için ne yapacağımı bilmiyordum.

”Bak dinle sen bana bırak ben de o iş” dediğinde side Eye bakışı attım.

”Bunu bir ev kuşu mu söylüyor”

”Yani olsun ben biliyorum bise-“ dediğinde koluna vurdu. ”Kolum kopacak” diye sızlandı. Benim arkadaşlık anlayışımdı bu. Gerekirse kafası kopacaktı.

Eve geldiğimizde bütün elbiselerimi yatağa attım. Esila’ya seçimleri hakkında çok güveniyordum çünkü gerçekten de güzel bir tarzı vardı.

”Bak bu çoksell” dediğinde elime elbiseyi aldım. Siyah bir elbiseydi ve dizime geliyordu. Kalçamın başlangıcı itibarından genişliyordu. Straplez elbise olduğu için de baya estetik görünüyordu.

”Onun üstüne şunları tak ve şu çantayı al” dediğinde takılara baktım. Gümüş bir takıydı ve gümüş iplerin sonunda Z harfi vardı. Bileklik ise pandoraydı. 3 tane charmı vardı. Çanta olarak da bej rengi bir tane seçmişti.

Gerçekten çok güzeldi.

”Dur giyip geleyim”

5 dakika sonra gittiğimde sanki adriana limaymışım gibi tepkiler verdi.

”oha defileye gir” dediğinde elimdeki çantayı kafasına fırlattım. “Tamam ama gayet güzel olmuş” dediğinde gülümsedim.

Şaçımı ve makyajımı yapınca çıktım. Esila da evde beni bekliyecekti.

Çok heyecanlıydım.

Kapının önüne indiğimde Uras’ın arabasını gördüm. Yüzümde aptalca bir sırıtma vardı ve bunu şimdi fark ediyordum.

Aşk aptalcaydı.

Ama bir o kadar da güzeldi.

”Hoş geldin birtanem” dediğinde eğilip dudağına bir öpücük kondurdum.

Arabayı sürmeye başladı.

Yaklaşık 10 dakika sonra bir restoranın önünde durduk. Güzel bir yere benziyordu. Elimi tuttu ve içeriye girdik.

Loş bir ışık vardı. Masalar birleşikti ama benim cam kenarına sevdam olduğu için oraya oturduk.

Masamızda bir saksı vardı ve içinde de Papatyalar vardı.

Papatyaları çok severdim.

Havadan sudan sohbet etmeye başladık. Uras tam bir green flagdı. Kesinlikle.

Çok beyefendi bir kişiliği vardı ve yakışıklıydıda. İki nokta da benim için çok önemliydi.

En sonunda yemeklerimiz geldi ve yemeğe başladık.

İkimizde İskender yemeye gelmiştik. Evet, yemek zevklerimiz de benziyordu. Bu da olumluydu.

”İlk defa yiyorum biliyor musun aşkım?” Dediğinde şaşkın gözlerle Uras’a baktım.

”Ciddi misin?” Dendiğimde sürat ifademe güldü.

”Sayende”

”İskendersiz nasıl yaşayabildin?” Dedim şaşkın gözlerle. Bana gülüyordu. Güldükçe gamzeleri belirginleşiyordu.

Yemeğimizi yemeğe devam ettik. Yerken hiç konuşmadık.

”Hesabı alabilir miyim lütfen” dedi. “Güzelim sende arabada beni bekle” Arabanın anahtarını bana uzatınca cilveyle güldüm.

”Güzelin miyim gerçekten” yanağıma bir öpücük kondurdu.

”Evet. Benim güzelim” yüzüme kondurduğum aptalca bir sırıtışla restorandan çıktım.

1 dakikadan kısa bir süre sonra Uras kapıda belirdi. Ciddi anlamda çok yakışıklıydı. Kumral saçları ve ela gözleriyle mükemmel görünüyordu.

Arabaya binecekken kapımı açtı. Kıkırdadım ve oturdum.

”Nasılsı beğendin mi İskender’i?” Dedim.

“Çok güzeldi” dedi.

”Evet. Benimde favorilerimden biridir.“

”Sende çok güzelsin” dediğinde sırıttım. Kalbim pıt pıt atıyordu. Kalbimi fethedecek şeyler söylüyordu beyefendi.

En sonunda gelmiştik. Bugün kesinlikle fazlasıyla güzeldi.

Normalde kapalı olan hava biz restorana girince güneş açmıştı. Buna sevinmiştim.

23 Martta olmamıza rağmen hava kapalı olabiliyordu.

Yoldayken yüzümde aptal bir sırıtışla vardı. Sohbet ederek ilerledik.

************
Asya Dinçer

”Sıkıldıysan değiştirelim mi?” Dedi Aybars.

”Yok aşkım” dedim ve dudağına bir öpücük kondurdum.

Evet, romantik film izliyorduk. Masamız o kadar doluydu ki bir ben yoktum. Film gayet iyi gidiyordu fakat uykum gelmeye başlamıştı.

Bir süre daha izlemeye devam ettik. “Aşkım uykum geldi” dedim ve ayaklanacağım sırada Aybars beni durdurdu.

”Dur bekle güzelim” dedi ve kucağına aldı. Sırıttım. Kollarımı boynuna doladım ve ayaklarımı sallamaya başladım.

Aybars’ın 5 gün sonra gideceği bir görev vardı fakat o beni bırakmak istemiyordu. Haklı da olsa albay çok önemli olduğu hakkında konuşup durmuştu. Yoğun ısrarlarım üzerine göreve gitmeyi kabul etmişti.

Bana kalsa ben de onun kalmasını isterdim fakat askerdi işte.

Haberi öğrendiğimde kızlarla konuştuk ve 5 gün sonra bana geleceklerini söylediler.

Büyük ihtimalle büyük dedikodular vardı çünkü çok ısrar etmişlerdi.

Tam uykuya dalacakken telefonumdan gelen mesajla tekrar uyandım.

”Off yine ne var ya” diyerek söylendim. Gelen mesajlarla daha çok sinirlendim.

Okan: Naber Asya?

Okan: Diyorum da benim gibi yakışıklı bir erkekle yemeğe çıkmaya ne dersin?

Okan: Ben olsam kesinlikle bu hakkımı kaybetmez, sonuna kadar kullanırdım :)

Kesinlikle bir ucubeydi.

Asya:Yok, Teşekkür ederim yine de.

Kibarlığımı sonuna kadar kullanmıştım. Okan’a fazlaydı bile.

Okan, çalıştığım hastanedeki bir meslektaşımdı. Her gördüğü kadın doktorla flörtleşiyordu ve ya flörtleşmeye çalışıyordu. İşi gücü yokmuş gibiydi. Neredeyse hastanenin tüm kadın doktorlarıyla flörtleşmişti.

Okan: Emin misin? Çok şey kaçıracaksın

Hasbinallah

Derin bir nefes verdim.

Asya: Eminim. Sağol.

“Bir sorun yok değil mi güzelim?” Diyen sesle korktum.

”Ödümü kopardın Aybars” dediğimde güldü ve yanağımı öptü. “Sorun yok zaten”

”Niye habire ekrana bakıp ofluyordun canım?”

“Aşkım gerçekten bir sorun yok”

”İyi bari”

Yorganımı üzerime çektim ve uyumaya çalıştım. Sonrasında bu boktan düşünceden vazgeçtim. Kabuslarım varken uyumayı deniyordum. Şaka gibiydim gerçekten.

Ayaklandım ve gidecekken arkamı dönüp Aybars’a baktım. Yoktu. Muhtemelen aşağı inmişti.

ilerleyip odamdaki balkona girdim. Bir sandalyeye oturdum ve dışarıyı izlemeye başladım.

Hava hafif esiyordu. Benim için bir sorun yoktu.

“Güzelim?” Dedi Aybars. Arkamdan gelen sesle ürktüm. Sesi farklı geliyordu. Üşütmüş gibiydi. Üzerinde siyah bir kapüşon vardı ve yüzü görünmüyordu. Elimle kapüşona dokunup geri çekecekken birden elimi çekti.

”Aşkım saçım kirli birazdan duş alacağım. Hem kulaklarım üşüyor. Sonra açarım” dediğinde başımı sallamakla yetindim.

”Neden uyumadın?” Dedi ve karşıma oturdu.

“Hiç. Gelmedi sadece” derken ses tonumdan bile yakan söylediğim anlaşılıyordu.

”İyi o zaman” dedi inanmamış bir ses tonuyla. “Okan adında biri sana mesaj atmış”

Okan’ı bir güzel dövmek lazım

“Ay salla ya” dedim boş vermiş bir sesle. 5 dakika boyunca dışarıyı izledik. ”Kim olduğunu sormayacak mısın?” Dedim garip Bri ses tonuyla.

”İş yerindendir belki” dediğinde ona sadıklığıma inandığı için minnetle ona baktım.

İyi de Aybars yanımda Erkek sinek görse kıskanırdı?

Kesin hasta olduğum için üstelemedi.

Evet evet.

Ama normale göre dehşetül vahşet farklı

yok yok ben hastayım diye darlamıyordur.

“Ben gidip biraz yatayım” dediğimde başıyla onayladı.

“Seninle biraz eğleneceğiz” diyen abim bana doğru yaklaşıyordu ve ne yapacağımı bilmiyordum. Sadece çaresizce çırpınıyordum.

”Bırak!” Diye bağırsamda olmadı. Abim yapmaya devam etti ve canım biraz daha yandı.

Diğer sebebi karşımdaki kişinin abim olmasıydı...

Terli şekilde soluk soluğa kalmış bir şekilde uyanmıştım. Nefes alışlarım düzensizleştmişti.

Nefes nefeseyken hemen yanımdaki astım ilacımı alıp içtim.

Çok kötü bir karabasandı

”Demek ki hala içiyorsun güzellik” diyen sesle yutkundum. Arkamı döndüğümde arkamda Aybars vardı. İyi de Aybars böyle konuşmazdı.

Karşımdaki kişinin kafasında bir kapüşon olduğu için yüzü görünmüyordu. Birden kapüşonu çıkardı. Güldüm.

”Aşkım neden açtın kulakların-“ dedim ve farkettiğim şeyle yutkundum.

Karşımda abim vardı.

Üzerinde siyah bir kapüşon vardı ve yüzü görünmüyordu. Elimle kapüşona dokunup geri çekecekken birden elimi çekti.

”Aşkım saçım kirli birazdan duş alacağım. Hem kulaklarım üşüyor. Sonra açarım” dediğinde başımı sallamakla yetindim.

Bana doğru yürürken kaçacak yer aramaktan başka çarem yoktu.

Ve küçük Asya, abisiyle görüşmek için can atarken, büyük Asya abisinden kaçıyordu.

Hayat garipti.

Hayat şaşırtırdı.

Hayat şok ederdi.

En kötüsü ise, hayat aldatırdı.

*************
Aybars Yüce

Elimdeki papatyalar ve bir tane ajda ile mutlu bir şekilde eve doğru ilerliyordum. Güzel sevgilim için almıştım.

Asya’m her şeyi hak ediyordu çünkü.

Şuanda melek gibi uyuyor olmalıydı. Meleklere benzetirdim ben sevgilimi.

Tüm güzel aşk şarkılarını yanstıyordu güzel sevgilim.

En sonunda sitenin önüne gelmiştim. Zaten kısa bir mesafe vardı. Bu yüzden arabaya ihtiyaç duymamıştım.

Elimi cebime atıp anahtarı alcağım sırada cebimde olmadığını fark ettim. Telaşlanmıştım.

Mecbur sevgilimi uyandıracaktım.

Asansöre bindiğimde içim içime sığmıyordu. Biraz da gerçek anlamdaydı çünkü asansör sıkış tepişti. Yukardaki katlardan sesler geliyordu. Muhtemelen yine kavga vardı.

En sonunda kata vardığımda katta olmaması gerekenden fazla insan olduğunu görünce donakaldım.

Tek nedenim bu değildi. Herkes bizim kapımızın önündeydi.

Telaşla insanları iterek eve girdiğimde karşılaştığım şeyle kahroldum.

Asya yoktu.

Etrafı kolaçan ederken bir teyzenin dediği sözlerle evim başıma yıkıldı.

”Bir adam onu gelip götürdü. Son anda fark ettik ama çok geçti. Adamın plakasını aldım ama silik çıkmış yavrum” diyen teyzeyi ve fotoğrafa baktım.

Teyzenin çektiği fotoğraf çok net değildi fakat biraz araştırınca bakılabilirdi.

Telefonumu evde bırakmıştım. Hemen eve girip telefonumu aldım ve fotoğrafını çektim. O sırada timden 23 mesaj geldiğini gördüm.

Herkes o konuyu konuşuyordu ve göreve çıkacaktık. Hemen şimdi.

O adam yazdıklarına göre dünyanın en iyi tecavüzcüsüymüş. Herkes bu adamın peşindeymiş. Evet, ülkenin değil. Dünyanın.

Yani Asya’nın abisi…