14. bölüm · Yarım Kalan Hayaller

14. Bölüm

Duruu .

Toprak Toksöz

İnci’nin kafası kanıyordu ve baygındı. Kucağımda yatıyordu. Sevgilimi böyle görmek beni çok üzüyordu. Özellikle bunu abisi yapmıştı. Her ne kadar da yanlışlıkla olsa…

”Abi ne kadar kaldı” dedim. İnci’nin kafası çok kanıyordu. Keşke ambülans çağırsaydık diye düşündük.

”Az kaldı sabredin” dedi Aybars.

”Ben sabrederim de İnci’nin sabredeceğiniz sanmıyordum.” Dedim.

”Siz ne zamandır sevgilisiniz lan” dedi Uras.

”2 gün”

”Maşallah”

”Uras bir sus kafana geçiricem şimdi”

”İnci, uyanık mısın” dedi Gizem. Yanımda oturuyordu ve eli İnci’nin başındaydı.

“Toprak, aşkım, Gizem” dedi fısıldayarak.

”Hala aşkım diyor ya” dedi Bulut

“Ne diyim kocam mı diyim” dedi İnci. Sarhoş gibiydi.

”Onun daha zamanı var İnci’m” dedim saçlarını okşayarak.

”Ulan!” Dedi Bulut.

”Torpak öpüşelim” dedi İnci baygın ev sarhoş bir sesle. Evet, kesinlikle sarhoştu.

”Ulan!” Diye bağırdı yine Bulut.

”Abi istersen Senle de öpüşürüm, ya da dur ben sana küsüm-” diyince Gizem eliyle ağzını kapattı. Bulut şok ve siniri aynı anda yaşıyordu.

”duymadınız sayın baygın o daha” dedi Gizem fakat Bulut umursamadı.

”Duyun beni de, bir tek Toprağım duyuyor beni” dedi ve yine uyudu, bayılmış ta olabilirdi.

”Abicim sen her konuştuğunda Toprağa bir dayak hakkı doğuyor” Dedi Bulut ılımlı yaklaşamaya çalışarak. Kesinlikle ılımlı değildi. Baya sinirliydi.

İnci’nin gözleri kapalıydı. Birden nefes almayı bıraktı.

”İnci!” Dedim ve nabzına baktım. Çok şükür ki atıyordu.

”Şaka yaptım aşkım” dedi İnci baygınca

”O nasıl şaka İnci’m ödüm koptu”

”Çok mu seviyorsun beni” dedi baygın bir sesle

”Çok”

”Ne kadar çok” sarhoş gibiyidi sesi.

”Senin yolunda ölücek kadar” dediğimde herkes güldü. Bulut hariç…

”Ölücek o zamanla”

”Abi çok şakacısın” dedi İnci sarhoş bir ses tonuyla

”Ortada şaka yok”

”Korurum ben seni Toprağım” dedi İnci.

”Korursun tabii” dedi Bulut sinirlice.

Bir kaç dakika sonra gelmiştik.

*********
Gizem Acar

Şuan da doktor odasında ameliyat oluyordu. İnci çok kötü bir haldeydi. Gerçi o kadar şaşırılacak bir şey değildi. Asker dayağı yemişti. Sağlam olurdu.

Kafası baya kanıyordu. Tokatta sertti. Ama daha kötüsü o hızla yere düşmüştü. Başını yere çarpmıştı.

Birden elini belime koydu biri. Kerem olduğunu anladım. “Aşkım” dedim.

”Akşam Eve gidince düğünümüzü konuşalım” diyince heyecanlandım. Gözlerim ışıldadı.

”Olur bebeğim” dedim ve yanağını öptüm. Bir kaç dakika sonra doktor geldi. Toprak ve Bulut aynı anda ayağa kalktı ve birbirlerine öldürücü bakışlar attılar.

Toprak, Buluttan 5 yaş küçüktü.

Doktor sonuçları okumak için konuşacağında ağzı açık kaldı.

”Bir sorun mu var” dedi Toprak ve Bulut. Yine aynı bakışı attılar birbirlerine. Aralarında büyük bir düşmanlık vardı.

”Hafıza kaybı var…” diyince bayılacak gibi oldum. Kerem tuttu beni. Bulut yüzünü ovalıyor, Toprak anlamamış gibi bakıyordu.

”N-Ne…” dedi Toprak. Onu hatırlamayacaktı…

”Ne kadar?” Dedi Aybars sıkıntılı bir sesle.

”6 yıl…” daha kötü olmuştum. Ama Toprak da çok üzülmüştü. Onu hatırlamayacaktı.

”İçeri girebilir miyiz ?” Dedi Toprak üzgünce.

”İçeri geçebilrisiniz, ama yalnızca 1 kişi” dedi Doktor. Torpak ve Bulut aynı anda kaşıya dokundu. Best ship…

Hemen ellerini çektiler. Aybars elini bulutun sırtına koyunca Bulut zorda olsa onayladı ve Toprak içeri girecekken durdurdum.

”Toprak bence bulut girmeli. Çünkü hafızasını kaybettiği için şuan seninle küs olduğunu düşünüyor” dedim.

”Gizem sen arkadaşını gör” dedi Bulut. Toprak da onayladı. Yavaşça kapıyı açtım.

”İnci.”

”Ne oldu bana?” Dedi.

Başında bir sargı vardı. Gözleri morarmış dudağı patlamıştı.

”İnci beni hatırlıyorsun değil mi?” Dedim o sırada içeri Toprak girdi.

”Evet.” Dedi. Toprağı görünce yüzü sinirli bir hal aldı.

”Git sen Aşkınla konuş!” Dedi. Çok üzülmüştüm. Hafifçe başımı eğdim.

”İnci’m konuşmamız gerek”

”İnci’n değilim ben! Telefonda konuştuğun ve “aşkım” dediğin kadınla konuş!” Diyince Toprağa dayanamayarak araya girdim.

”İnci, hafıza kaybı geçirdin.”

”Ne!”

“6 yıl geridesin şuan”

”Gizem şaka mı yapıyorsun”

“Yapmıyor” dedi toprak

”Sana mı sordum” deyince toprağın yanına gidip kulağına fısıldadım.

”Her şeyi anlat”

”Tamam abla”

Çıktım kapıdan.

”Nasıl Gizem?” Dedi Bulut.

”Çok kötü görünüyor” dedim üzgünce. Uras ve Aybars başlarını öne eğdi. Bulut kahrolmuş gibiydi.

”Görünüşü nasıl”

“Geç bak birazdan. Toprak çıkınca”

“Tamam”

***********
Toprak Toksöz

“İnci’m beni dinle-“

”Ne dinleyeceğim be seni!”

”İnci bir dinle lütfen!”

”Hiç bir şey duymayacağım. Çıkmazsan kendimi boğarım!” Dedi ve ellerini boğazına koyup sıkmaya başladı. Yanına koştum.

”Bak şuan en son 6 yıl öncesini hatırlıyorsun. Biz normalde sevgiliyiz”

”Ben nasıl senin gibi bir orospuyla sevgiliyim be!” Midem kasıldı, kusacak gibi oldum.

”Bak İnci”

”Bakmıyorum”

”Bak güzelim”

”Güzelin değilim” kahroldum. Cidden hiç bir söz bunun kadar acı verici olamazdı. Boğazıma bir yumru geldi ve orda durdu. Yutkunamadım. Deja vu diye buna denirdi.

”Bak İnci!” Dedim.

”Bir de bana bağırıyprsn! Hem suçlusun hem güçlüsün!”

”Bi anlatmama izin ver”

”Ay ne çok ağladın anlat hadi”

Şimdi ben telefonda şöyle diyordum dimi. “Evet aşkın, akşam geleceğim. Kapat şimdi sevgilim gelecek” buydu dimi”

“Devam ediyorum, sonrasında da “aşkın” dedim fakat sen aşkım anladın. Akşam geliyorum dediğimi duyunca seni aldattığımı düşündün” dedim ve başıyla onayladı

”Aşkın, bizim emekli albayımızdı. Serkan albaydan önce. Onunla tüm tim yemeğe gidecektik ve ben seni de yanıma alacaktım. Hatta sana yeni bir elbise almıştım” dedim ve odanın kenarındaki poşeti aldım. Normalde bugün ona geri verecektim fakat abisi yüzünden nasip olmamıştı…

2 dakika sonra elimnde zarif bir lacivert elbiseyle geldi. Ben sırt dekoltesini çok severdim ve sırt dedkoltesi vardı. Askılıydı. Biraz düşününce aklıma bir anımız geldi.

”Toprağımm” dedim gülerek yanına koşarken. Birden dev bedeni önümde durdu.

”İnci’m” güldüm.

”Bak ben bir tane elbise beğendim. Bana bunu alsana,” dedim ve davımı getirdim. “Normalde kendi maaşımla alacaktım ama-“

”Kendi maaşım diye bişey yok İnci’m. Ben alıcam” dedi toprak. Biraz alta inince bunu erkeklerin kadınlara aldığı bir elbise olduğunu gördü.

Bri hikayesi vardı. Eğer bir erkek, Bir kadına bu türden bir elbise alırsa, onunla sonsuza dek mutlu yaşar…

”Alırım bebeğimm” dedi toprak. Sarıldılar mutlulukla.

O da dalmıştı. Büyük ihtimalle ikimizde o anı düşünmüştük. Gözleri doldu İnci’nin. Ayağa kalkmaya çalıştı fakat serumlar yüzünden yapamadı. Hemen yanına gittim ve bana sarıldı. Gözyaşları dökerek aynı o gün ki gibi benden özür diledi.

Güzelim misin şimdi?

Güzelinim toprağım

İnsan bir anda 2 kere Deja vu yaşayabilir miydi bilmiyordum ama yaşayabiliyormuş demek ki.

Birden hiç düşünmeyeceğim bir şey oldu ve dudaklarım yapıştı. Kafasında sargı, dudağında yara bandı, gözlerinin altı mor bir şekilde.

Karşılık verdim. Sıcak ve huzurluydu. Bana aitti sadece bana.

”Seni çok seviyorum” diyince saçma bir tepki vermemek için zor durdum. Yine ehe şey eskisi gibi olmuştu.

”Ben seni çok seviyorum İnci’m”

”Bende Sizi seveceğim şimdi” diye bir ses duyunca yutkunamadım…

”Sen ne zamandır burdasın abi?” Dedi İnci halsizce

”Şimdi” ohh, öpüşmemizi görmemişti. Buna sevinmiştim işte. Ama daha çok İnci’me…

**********
2 sonra

Evet. 5 gün sonra düğünümüz vardı ve bu yüzden büyük bir koşuşturma içindeydik.

Normalde daha erken yapacaktık fakat ben İnci’nin iyice iyileşip benim düğünüme gelmesini istemiştim. Sonuçta en yakın arkadaşlarımdan biriydi. Düğünüme kesinlikle katılmasını istiyordum.

”Ay abla bu çok iyi olduu” dedi Asya

”Ay rengi de harika” dedi Zuhal. güldüm ve etrafımda döndüm. Şuan nişan elbisesi bakmaya taa şehrin karşı ucuna gelmiştik. Zuhal, Asya ve ben.

Üzerimde Lacivertin en güzel rengi olan gece mavisi rengi vardı. Bu rengin adını asla bilemeyecektim.

Yine derin bir yırtmaccı vardı. Kısa değildi ama çok uzun da değildi. Ortalamaydı ve göğüs dekoltesi vardı. Çok fazla değildi. Sadece çatalı görünüyordu.

“Ay çok süslü oldum ya” Deyince Zuhal koluma vurdu

”Salak nişanın da ne giycen”

”Aynen öyle. Yürü Zuhal!” Dedi ve Zuhal yürümeye başladı.

”Sende salaksın Zuhal” diyince kahkaha attım.

En sonunda o abiyeyi alıp çıktık. Şimdi de kuyumcuya gelmiştik. Altın rengini çok takmadığım için gümüşlerin olduğu yere doğru ilerledik.

”Ay bu çok güzelmiş” diyince Zuhalle Asya’nın elindeki kolye ve küpe takımına baktık. Gerçekten çok güzeldi. Sadeydi ama şıktı.

”Künye taksaydı-“

”Elimde kalıcaksın Gizem! Bir kamuflaj demediğin kaldı” diye kızdı Asya

”Oda olurd-“

”Bak hala konuşuyor!” Diyince kıkırdadım. Sinirlenince çok tatlı oluyordu.

Normalde Kerem ile gidecektim fakat Esila ısrar etmişti. Süpriz olmasını isteyince ben de kıramamıştım. O da şuan Aybars, Esila, Duygu ve Kerim ile geziyordu. Baya kalabalıktılar.

Yürüdük, yürüdük, yürüdük. Yine yürüdük. Başka hiç bir halt yemiyorduk. Bomboş geziyorduk. Ofladım.

”Nereye gidicez şimdi?”

”Evet alınıcak bir şey kalmadı”

“Gel makyaj malzemesi alalım” dedi Asya. Zuhalle partimiz çıkmış gibi birbirimize baktık ve Asya’nın çoktan girdiğini görünce koştuk.

Şuan rossmandaydık. Gerçekten güzel ürünler vardı. Asya’ya güvendim ve ona bıraktım. Makyaj işinden asla anlamıyordum.

En az yarım saat sonra işimiz bitti. Asya benim için lacivert bir maskara -nasıl bulduğunu artık sorgulamaya bıraktım-, lacivert bir far, dudak kalemi ve kırmızı ruj almıştı. Ha bir de eyeliner.

Pertimiz çıkmış bir halde eve doğru gidiyorduk. Arabayı Zuhal kullanıyordu. Önce İnci’nin yanına uğrayacaktık.

Zümra İnci’nin yanındaydı. Böyle şeyleri pek sevmezdi. Biz ne kadar ısrar etsek de gelmemiş, İnci’ye bakmıştı.

İnci şuan iyiydi. Hafızası dışında her şey harikaydı. Kafasındaki sargılar çıkmıştı.

İnci’ye son 6 yılı anlatmak çok uzun sürmüştü. Ama en azından anlatabilmiştik.

Kendime hala inanamıyordum. Resmen nişanlanıyordum! Hemde Kerem ile. Çok harika bir duyguydu.

Kerem’i çok merak ediyordum ama Esila ve Duygu bize nişan gününe kadar asla kıyafetlerimi göstertmeyeceklerine zorluyordu.

Duygu ve Esila birleşince çok korkutucu oluyorlardı. Her dediklerini yaptırıyor, asla vazgeçmiyorlardı.

Nasıl bu kadar iyi anlaştıklarına asla anlam veremiyordum. Daha 1 yıl olmamıştı fakat Bin yıldır tanışıyorlarmış gibi samimiydiler.

************
5 Gün sonra

En sonunda o gün gelmişti. Müthiş bir heyecan içindeydim. Resmen nişanlanıyordum!

Asya makyajımı yapıyor, Zuhal ve Zümra saçımı yapıyor. İnci oturduğu yerden yorum yapıyor ve Esila ile Duygu da dedikodu yapıyordu.

Saçıma nasıl yaptıklarını bilmediğim bir topuz yaptılar. Normal topuzlar gibi değildi. Nasıl yaptıklarına hala anlam veremiyordum.

En az 30 kere sprey sıkmışlardı. Biri topuzuma füze gönderse çıkmazdı. O derece sağlamdı.

2 dakika da bir de wax ile yapıştırıyorlardı.

”Saçımı nasıl açıcam ben ya” dedim sızlanarak.

”Onu bizde bilmiyoz bacım” dedi Zümra. Kıkırdadım yani kıkırdadık.

Asya makyajımı yapıyordu ve aynaya bakmama izin vermiyordu. Nasıl bir şey ortaya çıkacağını asla bilmiyordum.

Birden çantasından taş çıkardı ve yüzüme yapıştırdı. Böyle bir şeyin olduğunu bilmiyordum. Muhtemelen eyelinerımın üstündeydi.

Kızlar da saçıma sim döktüler. Toplam 2 saatlik çalışmanın ardından bitmişti. Hepimiz bir oh çekmiştik.

Aynaya baktığımda şok olmuştum. Beklediğimden güzel bir iş çıkarmışlardı. Çoğu kuaföre taş çıkarırdı. Bu kadar güzel olmasını beklemiyordum.

”Ay harikasınız”

”Ay sağol” dedi İnci ve güldük. Yerinde durduğu için bir şey yapmıyordu.

Saatin 5 olduğunu fark edince hemen kalktım ve çantamı aldım. Kızlar çantamı gri taşlarla süslemişlerdi ve harikaydı. Onlar da harikaydı.

Arabay binip nişan alanına doğru gitmeye başladık. Havuzlu bir yerdi. Her şeyin çok güzel geçeceğine inanıyordum.

Ve özellikle ayın 23üydü…

Bu 23ümüz de güzel geçsin be!