3. bölüm · Yarım Kalan Hayaller

3. Bölüm

Duruu .

11 yıl önce

“ Annee! Gözlerini aç lütfen. Yalvarırım anne.” dedi Gizem. Sonrasında yan odada duran dedesinin yanına koştu.

“Dede, hani dondurma yemeye gidecektik. Hadi gel gidelim. Sen sürekli sözünü tutarsın. Niye tutmuyorsun sözünü. Babam da tutmamıştı, ekmek alıp gelicem derken. Onu da başka bir kadınla bulmuştuk. Hadi dede. Hiç kimse sözünü tutmuyor. Sen tut bari dede” Hastanenin ortasında ağlayarak bir oraya bir buraya koşturuyordu Gizem. “Duyguu.

“Hadi uyan da evlilik dedektifçilik oynayalım. Sen suçlu ol ben seni bulmaya çalışayım.” Ses gelmemişti Duygu’dan. Küçük kız her yeri morarmış bir şekilde yatıyordu. “Tamam. Dedektifçilik istemiyorsan doktorculuk veya evcilik oynayalım” yine ses gelmedi. Gizem tek başına kalmıştı. “Tamam, Duygu ne istersen yapayım ama yalvarırım uyan. Gel sana dava oyunumu veriyim onu yırt. İstersen kavga edelim boğ beni ama uyan”Ağlaması artık hastaneyi inletecek şekilde artmıştı.

Tam hemşirenin yanına gidecekken adam ve hemşirenin konuştuğunu gördü. Hemen kapının kenarına geçti ve dinlemeye başladı. “Bence biz amcayı ve anneyi bırakalım. Küçük kızı kaçıralım. Kız zekiymiş zaten. Bu yaşında dava olayları çözebiliyormuş” diyen hemşireyi duyunca dünyası başına yıkıldı Gizem’in. Ayakta duramadı ve oturmak zorunda kaldı. Hemen hastane odasındaki acil durum butonuna bastı.

Hemen çıkış kapısına doğru koşmaya başladı. Koşarken kapıdaki adamı gördü. Onun takip ediyordu. Gizem ağlayarak koşmaya devam etti. Fakat nafileydi. Adam elindeki bayıltıcı iğneyi Gizem’e enjekte etti. Gizem bayılınca adam onu kaçırmaya çalıştı.

Bir kaç dakika sonra polisin siren sesleri duyuldu.Adam, Gizem’i hiç acımadan yere fırlattı. Polisler adamı kovaladı. En sonunda tutukladılar. Hemşireyi de. Gizem’i de başka bir hastaneye götürdüler.

Gizem’in uyandığında kafası çok acıyordu. İlk defa böyle bir şey yaşıyordu. Doktorların söylediğine göre beyin sarsıntısını son anda atlatmıştı.

Başka bir hemşire en son olarak muayene etti. Kafasından fazla kan kaybettiği için ona kan vermek istedi. Fakat Gizem kaçtı hemşireden. Bağırarak “İstemiyorum iğne, istemiyorum. Uzak tut onu benden” hemşire onu sakinleştirdi ve uyuttu. Sonrasında da iğneyi yaptı.

En son da hemşire, Gizem hem yetim hem öksüz olduğu için onunla beraber yaşamayı istedi. Gizem bu durumu onayladı ve 18 yaşına kadar hemşireyle yaşadı.

Aklına bir tarih daha kazıdı Gizem, 23 Ocak…

************

Yine bizim kızların günü vardı. Israr ettikleri için gelmek zorunda kalmıştım. Normalde böyle gün işlerinden nefret ederdim. Oysa Küçük Gizem annesi ve dedesiyle böyle oturup kek, kurabiye gibi şeyler yemeyi çok severdi…

Toplam 7 Kişiydik. Ben, Asya, İnci, Zümra, Zuhal, Esra ve Sevinç Abla.

Her ay böyle gün yapardık, yani yaparlardı. Malum ben asker olduğum için sürekli katılamıyordum.

Masada yok yoktu. Kek, pasta, puding, baklava, Rus salatası, yoğurtlu turt, Vişneli turta… Hepsinden 2, 3 tane olduğu için 8 kişi nasıl bitirecektik acaba.

Asya random bir konu açtı. “Kızlar bizim hastaneye yeni bir doktor geldi. Çocuğun adı Okan. Ama ne gelme. Gördüğü her kadın doktora naber, ne yapıyorsun gibi şeyler soruyor.”

İnci atladı hemen. “Her hastanede var böyle tipler herhalde. Geçen gün hastaneye gittiğim de bir doktor, kadın doktorla flörtleşmeye çalışıyordu. Ama bir görseniz. Kadın utanmasa çocuğu dövücek, bıkkınlıkla bakıyordu.”

Hep bir ağızdan kahkaha attık.

“Adamı tipinden belli nasıl biri olduğu zaten” dedi Asya ve adamın fotoğrafını gösterdi.

Kumral kahverengi saçları, bal renkli gözleri vardı. Elmacık kemiğinde küçük bir ben vardı. Kirli sakallıydı. Tipinden nasıl belli oluyor derseniz de adam kameraya çok garip bakıyordu. Gözleriyle evlenelim mi? Diyordu sanki.

Sohbetimiz baya ilerledi. Bir sürü konu hakkında konuştuk. Tam konu Zümra’nın ojelerine gelicekken bir mesaj geldi.

508 7*** ** **:Balkondan aşağı bak.

Bu neydi ki şimdi. Kızlara su içicem bahanesiyle balkona kaçtım. Bir de ne göreyim aşağıda bir adet Kerem Karakoç ve elinde sayamadığım kadar çok zambak vardı. Elimlen “ Ne oluyor?” İşareti yaptım. Kalbim çıkacak gibi atıyordu.

508 7** ** **: Aşağı gel. Sana bir sürprizim var.

Neydi bu şimdi. Süpriz derken?

Gizem:Kızlar evde. Ne tür bir bahane bulabilirim sence Kerem?

508 7** ** **: Albay çağırıyor de.

Gizem: Çok fenasın! Bekle

Gizem’in bu tepkisine karşılık güldü Kerem. Bu kız hep böyle mi olacaktı. 5 dakika sonra Gizem’i gördü. Çok değişmişti. Beline kadar uzanan simsiyah buklelerini açık bırakmış, üzerine beyaz bir body, altına da siyah bir kot pantolon giymişti. Kafasında da gözlükleri vardı. Çok güzeldi…

Gizem’i arabaya bindirdi Kerem. Gizem o sırada onu izleyen arkadaşlarından bi haberdi.

Kereme birden “Ne süprizi şimdi Kerem.” Çok meraklıydı bu Gizem de. Maşallah hiç değişmemişti.

“Sabret güzelim” eridi Gizem. Hemen sustu. İçinden sevinç çığlıkları atıyordu. Kalbinin atış sesini neredeyse Kerem duyacaktı. Öyle hızlı atıyordu kalbi.

Kerem güldü bu haline. Yanakları kızarmıştı Gizem’in. Kerem elindeki Zambakları Gizem’e uzattı. Gizem 32 diş sırıtıyordu alırken. “ Bir tane yeterdi Kerem. Hem kaç tane var burada?”

“Tam 601 tane var.” Dedi Kerem. Kesin şimdi de “neden 601 de 600 değil?” Diyecekti. Tahmin ettiği gibiydi.

“Neden 601, çift sayılara tikin mi var?” Güldü Kerem.

”Bir efsaneye göre güller tek sayı alınırmış. Çünkü tek sayılar denge ve samimiyeti temsil eder. Ben de sana gül yerine zambak aldım. Çünkü gözlerin bana zambakları andırıyor”

Domatese dönmüştü Gizem. Bizde de kalp var be adam. Yavaş ol azıcık. Kalbi kesinlikle çıkacaktı. Burada kalp çalan bir beyefendi var. 112 acil çağrı!

“Teşekkür ederim.” Diyebildi Gizem. Ama içinde bir çok güzel söz geçiyordu. Adama seni ısırıcam derse yanlış anlaşılırdı. Bu yüzden teşekkür etmekle yetindi sadece.

“Teşekkürler sana kurban olsunn” dedi. Gizem’i yine kalbinin ortasından vurmaya yetti bu söz. Daha fazla dayanamadı ve tam bir hamle yapacakken Kerem’in telefonu çaldı. Kerem özür diledi ve telefonu açtı.

”Selamm” dedi bir kadın sesi.

Maalesef Gizem’de bunu duydu. Bir anda Gizem’in içindeki bütün sıcaklık ve kalp atışı yok oldu. Çok sinirlendi. Madem kız arkadaşı vardı. Neden ona çiçek almıştı? Neden onun kalbini fethetecek sözler söylemişti? Niye onunla sevgilisi varken flörtleşiyordu? Aklında bin türlü soruyla kapıyı açıp çıktı. Çok sinirliydi. Bir hışımla çiçekleri Kerem’e fırlattı. “Hadsiz” diyerek gözleri dolmuş bir şekilde eve doğru yürüdü.

“Gizem! Yanlış anladın.” Diyerek bağırdı Kerem pişmanlıkla. Fakat çok geçti.

“Anlayacağımı anladım ben!” Diyerek apartmana girip dış kapıyı kapattı. Kendini kadın düşmanı gibi hissediyordu. Salak bir adamı dinleseydin diyordu içinden bir ses. Neyini dinleyecek, adam resmen iki kadınla flörtleşiyor dedi içinden başka bir ses. İkinci sese hal veriyordu.

İçeri girdiğinde kızların hala oturduğunu gördü. Kızlar aşağıdaki adamın ne kadar iyi olduğunu konuşuyordu. Bir hışımla sinirlenerek odasına gitti. Gizem. Kızlar birbirine baktı ve hemen Gizem’in yanına gittiler.

“Ne oldu Gizem. Aşağıdaki adamın sana aldıkları çiçekleri mi beğenmedin?” Dedi İnci. Herkes güldü. Gizem ve Asya hariç.

“Ay çok komik!” Dedi Asya. “Ne oldu bebeğim. Kimdi o?” Her şeyi anlattı Gizem. Yüzbaşı olduğunu söylemedi sadece. Herkes Kerem’ e sövüp Gizem’ e moral verdi. Kız gecesi yaptılar o gün ve Gizem ‘in bütün yaralarını sardılar. Bir yara hariç. İçinde hala kanayan ve durmayan bir yara vardı.

Hani bir daha kimseye güvenmeyecektin! Diyerek kızıyordu küçük Gizem. Hani o adama güvendikten sonra kaçırıldık, iğnelerle düşman olmuştuk! Hani söz vermiştik o gün! Sen sadece umutsuz bir vakasın! Diyordu küçük Gizem…

********

Kerem Karakoç

“Salak, niye yüzüme kapatıyorsun. Ne güzel bir şey söyleyecektim.” Hasbinallah çekti Kerem. Bu kız hiç susmayacak mıydı?

“Esila bak çok sinirliyim boş yapma. Erzurum’a geldiğim gibi tek işim seni dövmek olucak!” Dedi Kerem kardeşine.

“Oyy, benim minnoş abimi kim sinirlendirmiş öyle. Miniğime kimse bir şey yapamaz!” Miniğim… 2.03 metre olan abisine hitabı çok uyuyordu…

“ESİLAA!” Diye kükredi Kerem. Kardeşiyle çok iyi anlaşıyordu mazallah.

”Öncelikle sakin oluyorsun abiciğim.” Dedi ve telefonu hemen kapattı Esila. Yere baktı Kerem. Dağılmış zambaklara…

Mal kardeşi de hep en önemli zamanlar da arıyordu. Nasıl tutturuyordu acaba? Ne yapacağını düşündü Kerem. Gizem fazlasıyla yanlış anlamıştı. Nasıl konuşacaktı onunla?

Aklına ona mesaj atmak geldi. Tam gireceği zaman engellendiğini fark etti Kerem. Çok sinirlendi. Telefonu yere fırlatacaktı fakat yüz bin lira olduğunu hatırlayınca cebine koydu. Kendine zarar verseydi daha makuldü.
*********

Dün saat 2 ye kadar içmişti Gizem. Sonrasında uyku bastırmış, uyumuştu. Hayret ki şuan sarhoş değildi.

Telefonunu eline aldı ve aklına Kerem geldi. Tekrar ağladı Gizem. Erkekleri hiç bir zaman anlayamayacaktı Gizem.

İnstagrama girip Kerem’in hesabına girdi ve stalklamaya başladı. Haddinden fazla yakışıklıydı. Kalbide haddinden fazla kötüydü…

Stalklamaya devam ederken birden “ Ne yapıyorsun Gizem. Salak mısın? “ dedi kendine. Instagramdan çıkıp whattsapa girdi. Albaydan 17 mesajı görünce şaşırdı. Albaydan bu kadar sık mesaj almazdı. Bu yüzden için de bir rahatsızlık hissiyle mesajlara girdi.

Selam Güzellik! Diye bir mesaj gördü. Havada bok kokusu var…

Duyduğuma göre İğne seni bayıltmaya yetmiş. Ne kadar hızlı etki etmiş. Başı dönmeye başladı Gizem’in. İçine gelen kusma isteğini bıraktı. Bu oydu… onu bayıltıp kaçırmayı düşünen fakat polisler yüzünden işi yarıda kalan adam…

Ama o işin devamını getirmek istiyordum. Bende aynı şeyi albayında denedim. Rüya görüyordu herhalde Gizem. Yok yok kabustu bu. Çok pardon yanlış söyledim. Bu bir karabasandı…

Albayına ulaşmak istiyorsan saat 12 ye kadar gel. Yanında 2 milyon lirayla. “Kahretsin” diye bağrdı Gizem. En son sesi en çok annesi kalp krizi geçirirken çıkmıştı.

Saat 12 ye tam 30 dakika vardı…

Hızla diğer mesajları okudu. İşkence videoları vardı. İçi acıdı Gizem’in. karşısındaki adamı babası olarak görüyordu.içinden eğer polisler gelmeseydi ya da biz o acil çağrı butonuna basmasaydık… Düşünmek istemedi Gizem. Hemen gruba mesajları attı.

Yarım saat sonra

”Oo, görüyorum da kasırga timi kasırga olup gelememiş.” Dedi ve ıkınır gibi güldü. Taa ki elinde silah ve bomba tutan 7 askeri görene kadar…