5. bölüm · Yarım Kalan Hayaller

5. Bölüm

Duruu .

11 yıl önce

“Gördüm seni Abla, Ebee” diye bağırdı Duygu. Skalambaç oynuyorlardı. Bu oyunda en iyi olan Gizem olduğu için onu bulduğu için çok sevindi.

”Off Duygu! Yine hile yaptın değil mi?” Dedi Gizem. Küçük kardeşi hep hile yapardı. Bunu oyunda ki herkes biliyordu.

“Hayır abla! Vallaha bu sefer yapmadım.” Dedi Duygu ablasına ağlayarak. Çok duygusaldı Duygu. Adına çekmişti biraz.

”İyi öyle olsun” dedi Gizem. Bir de Duygu’yla uğraşmayacaktı.

Arkadan gelen Kerim’i görmedi Duygu. Kerim Duygu’yu korkutmak için “Böö” dedi. Duygu yerinden sıçradı.

”Napıyosun salakkk” güldü Kerim.

“Görende boğduk sanıcak.” Deyince Elleriyle Kerim’i boğmuş gibi yaptı. İkisi de gülüştüler.

Fakat bilmiyordular ki o gün oynadıkları en son devamı gelecek oyun saklambaçtı.

********

Uyandı Kerem. Yanında yatan ve ona zambakları andıran Gizem’ gördü. Başta şaşırdı fakat sonra dün geceyi hatırladı.

Saat 7 idi.

Gizem’e kıyamadığı için onu uyandırmadı. Olabildiğince yavaş adımlarla mutfağa gitti. Sessizce kahvaltıyı hazırlamaya başladı.

Her şey bitmiş, tabakları yerleştirirken “KEREM ŞUNA BAK!” Diye bir ses duydu. Gizem çok endişeli bir sesle söylemişti. Elinde ki tabakları umursamadan yere fırlattı ve Gizem’in yanına koştu.

”Ne oluyor?” Dedi endişeyle. Gizem telefonunu gösterdi. Mesaj bilinmeyen bir numaradandı. Bi video vardı.

Video yeni gelmişti. Gizem’de henüz izlememişti fakat videonun kapağında toprak ve Uras’ı görünce şaşırmıştı. Çünkü yüzleri kandan görünmüyordu. Videoyu açtı.

Video da sandalyeye bağlıydı Toprak ve Uras. Toprak moral bozmamak için gülüyordu. Fakat bir dişi kanıyordu. Bir dakika !? Bu bir kan değildi. Köpek dişi çekilmişti!

İlerleyen kısımlarda Uras’ın bir tırnağının olmadığını fark ettik. Tanrım! Uras’ın tırnağı çerpeten ile çekilmişti.

Video ilerlerken birden Duygu ve o adam kadraja girdi. Duygu gülerek “Selamm, sevgilim yavuz ile bugün işkenca yapıyoruz! Görmek için İnstagramda açtığım canlı yayınıma gelin. Böyle videoların daha fazla gelmesini istiyorsanız Like atıp abone olun!”

Yavuz derken… çok tanıdık bir isimdi fakat çıkaramıyordum. Beynim şuan donmuştu.

Ne yani? Bu Duygu’muydu. Hayır. Benim kardeşim asla bu kadar vahşi olamazdı!

Birden bir instagram canlı yayını ve mesaj geldi.

Duygu Acar adlı kullanıcı bir canlı yayın açtı.

057 7** ** **: Selamm. Hatırlıyor musun sen bana ihanet etmeden önce her sabah birbirimize video gönderirdik ;) Ben bu geleneğimizi devam ettirmek istiyorum izninle.

Kalbim aşırı kötü atıyordu. Hayır! Böyle bir şey olamazdı! Hemen linke tıkladım.

Duygu konuşuyordu. Üstünde bir beyaz kazak, altında siyah baggy vardı. Ve üstündeki beyaz kazak kanlıydı…

İnşallah göbek deliği patlamıştır… Toprak veya Uras’a birşey olmamıştır…

Hemen time attım linki. Altına da “Şuna bakın acil!” Yazdım. Hepsi instagram’a girdi. Bizde girdik.

”Evet, bir kaç kullanıcı girerse başlayacağız! Aa gelmişler, Selam versenize timinize” diyordu Duygu Toprak ve Uras’a

“Şunu yapmayı kes!” Dedi Uras. Altta yorumlar vardı.

Adam birden Uras’a yumruk attı. Ağzından kanlar döküldü. Yapmayın…

”Hahhaha çok eğlenceli” diye bir yorum geldi. Ne!?

”Selam abla bugün arkadaşlarına işkence yapıcaz!! Çok eğlenceli oluyor. Ne güzel bir sabah değil mi?” Dedi. Adam kenardan gelip Gizem’i öptü.

”Neredem başlayalım sevgilim” dedi Yavuz deden adam elinde bıçakla.

”Bebeğimiz hangi yere tekme atarsa oraya” dedi gülerek ve elini karnına koydu.

“O HAMİLE!” Dedim bağırarak. Gözümden yaşlar boşanırcasına akıyordu.

”Aba ben eyer büyürsem aysa hamiye kamıycam. Yuyttan ayıcam. Ayye nin kaynı kesilmyiş. Beyim için…” dedi ve ağlamaya başladı 3 yaşındaki duygu.

”Saçmalama duygu. Sen böyle birinin bir yerini kesilince hep vicdan azabı çekersen doktor olamazsın. Doktorlarda kesiyor”

”Neee asyaa doktoy oymam ben o zaman” dedi duygu.

“Saçmalama Duygu” dedi Gizem ve oyununu çözmeye devam etti…

Aklıma gelen anıyla daha çok ağlamaya başladım…

Kerem beni sakinleştirdi. Gözlerim dudaklarına takıldı,dayanamayıp dudaklarına yapıştım. Bozuntuya vermedi,hiç bir şey demeden devam etti.

”Özür dilerim” dedim.

“Seni dilerim” dedi. Yine erimiştim. Tam bayılıyor gibi yaparken dudakları tekrar dudaklarımla buluştu. Çok güzeldi. Sıcak ve huzurlu.

Sonrasında son kez öptü ve canlı yayını izlemeye başladım üzgünce. Sonrasında Albaydan mesaj olduğunu fark ettim.

Albay: Yerin, bulduk Aybars ile. Konum gönderiyorum. Kerem’e ulaşamadığımı içi söyle ona da 5 dakika içinde gelmiş olun.

Gizem: Tamamdır albayım.

Hemen kamuflajlaeımızı giyindik. Benim elimde telefon vardı. Videoyu izliyordum. Duygu ve Yavuz boş yapıyordu. Birden,

”BULDUM!” Diye bağırdım.

”Ne olduu” dedi Kerem.

”Yavuz adını hiç çıkaramamıştım, bizim yıllardır aradığımız en önemli teröristlerden biriydi!

”Hemen time yaz Gizem!” Tamam dedim. Gizem mi? Bana adımla seslenince üzülüyordum. Dayanmayıp sordum.

”Gizem mi?”

”Değil mi?”

”Biz şuan neyiz Kerem”

”Kerem mi?”

”Değil mi?” Dayanmayıp kahkaha attık.

”Sen ne istersen o olurum güzelim, sen iste senin atın bile olurum” Yine ve yine eridim.

”Kalp var bende be adam” dedim.

”Bende de kalp var ama en orta noktasında da bir Gizem var” Cilveyle Güldüm.

”Sen öyle dersen öyle olsun sevgilim” dedim birden.

”Bir daha söyle”

”Neyi sevgilim” Kahkaha attık. Kerem ile bu noktaya kadar geleceğimizi düşünmüyordum.

********

Kerem arabayı sürüyordu. Bende yanınındaki koltukta instagramdan canlı yayını izliyordum. Gelmemize beş dakikadan az vardı.

Duygu ve Yavuz önümüzde mal mal flörtleşiyordu. Arkadan çok az Toprak görünüyordu. Uras gözükmüyordu. Duygu onu kapatıyordu.

Sonunda varmıştık hemen gruba yazdım.

Gizem: Geldik biz.

Aybars:Geldik derken?

Serkan: Kerem ile mi?

Albay: Gelmek üzereyiz. Tim gelmeden girmeyin sakın.

Gizem:Tamam albayım.

Serkan ve Aybarsın mal konuşmalarından hele şükür ki albay kurtarmıştı beni. Ben de salak gibi biz yazmıştım. Operasyon bitince full bunu konuşacaklardı kesin. Her şeyi zerresine kadar inceleyen bir timim vardı benim.

Birden canlı yayın izlerken bir şey farkettim. Kerem’i yanıma çağırdım ve panikle bakmasını söyledim.

Videoda Uras’ın arkasında bir adam vardı. Bu adamı Duygu ve Yavuz tanımıyor gibiydi çünkü asla oraya bakmıyorlardı. Dikkatlice adamı izledik.

Adamın elinde bir şey vardı ama göremiyorum. Biraz daha yaklaştırınca onun bıçak olduğunu fark ettim. Ve sonra bir şey daha gördüm. Uras’ın bacağı çok kanıyordu. Yine yaklaştırdım ve adamın Uras’ın bacağına bıçağı sokup sokup çektiğini gördüm.

Panikledim. Delik deşik olmuştu bacağı. Kemiğine denk gelirse bacağını kullanamazdı! Böylelikle Görevine devam edemezdi de.

”Koş sevgilim” dedi Kerem. Hızlı adımlarla içeri girdik. Duygu ve Yavuz flörtleşirken birden bizi gördü ve kapattı canlı yayını. Onlara değil arkaya baktığımı görünce oraya baktılar ve adamı gördüler, gözleri fal taşı gibi açıldı.

Adam koşmaya başladı. Kerem adamın peşinden koştu. Ben Uras’ın bacağını üzerimdeki kazağı söküp pansuöan yaptım. Yaraya koydum.

Kahretsin ki çok kanı vardı. Sonrasında Duygu ve Yavuz’a doğru ilerledim. Onları sandalyeye bağlayacakken tim geldi. Tam zamanında.

Başta albay kızgınca “Beni niye beklemediniz!” Dedi fakat Uras’ı görünce yumuşadı. Üzüldü de.

Aybars ve Serkan duygu ve Yavuzu rehin aldılar.

Ben Toprak ve Uras’ı kurtarıp rahatlattım. Olmayan tıp bilgimle bir şeyler yapmaya çalıştım.

Kerem ne yapıyor bilmiyordum.

********

Kerem Karakoç

Adamı sonunda yakalamıştım. Tek yumruğumla bayılttım. Sırrıma aldım. Gizem ‘in aynına giderken bir araba daha gördüm. Büyük ihtimal tim gelmiş olmalıydı.

Doğru tahmin etmiştim. Tim gelmişti. Hemen Duygu ve yavuzun oturduğu sandalyelerin yanına oturttum. Sorguya başladık.

Duygu ve Yavuz konuşmuştu. Fakat Adam konuşmuyordu. Adamı öldürmeye karar verdik. çünkü puşiler arabadaydı.

Uras’a bıçağını verdik ve Uras adamın beynini delik deşik etti. O sırada Duygu karnını okşayıp “Geçti annem, geçti bebeğim” diyordu ağlayarak. Gizem’inde durgunca onları izlediğini gördüm.

Yanına gidip sarıldım. Tim bizi izliyordu. Gizem onlara “Kasırga sarılması” dedi. Onları da çağırdı ve beraber sarıldık Gizem’e.

Kasırga Sarılması: Kötü olunca birbirimize böyle sarılmamızdı. Genelde 2 kişi birbirine sarılırdı.

Gizem’in elinde bir silah vardı. Ayağa kalktı ve etrafa durgunca baktı. İhaneti kaldırmış gibi durmuyordu.

Gizem demek, ihanete uğrayan demek, Gizem demek, baba sevgisi görmeyen demek… diye sayıklıyordu. Birden durdu. Silahını kaldırdı ve Yavuz’a uzattı.

”Bırak onu! Bebeğim benim gibi yetim büyüyemez!” Dedi duygu.Hiç umursamadı ve tetiğe bastı Gizem.

Bulut şaşkınlığını gizleyemedi. Gizem’in yanına gidecekken dıurmasını söyledim.

”Aa, kör oldum sanırım. Neyse, dünyanın gerçeklerini görmemek için bazen körlük son umuttur.” Dedi alayla. Kafayı yemiş gibiydi.

Duygu bağırarak ağlıyordu fakat Gizem’in gözü hiç bir şey görmüyor gibiydi. Bir dakika !? Gerçekten hiç bir şey görmüyordu! Gerçek anlamda! Körüm derken ciddiydi…

”GİZEM ŞAKA YAPIYOR OL” dedim.

“Niye şaka yapayım aşkım, bazen son çare olur körlük.” Sarhoş gibiydi fakat değildi. Tüm tim balına toplandık. Duygu da ağlıyordu.

”Aşkım mı?” Dedi Serkan

”Ben de sağır oldum galiba, aşkım derken?” Dedi Uras

”Komitanlarr, aşkım derken?” Dedi Toprak.

”Bokunu çıkarmayın” dedim ve Gizem’i kucaklayıp dışarı götürdüm.

”Aç gözlerini aşkım, bir kez bana bak! Lütfen bebeğim” dedim feryatla.

”Gözlerin dinlenmeye ihtiyacı olurmuş aşkım, küçükken de oluyordu.” Dedi ve ardından “Aşkım çok karanlık burası. Çıkar beni buradan”

”GİZEM BANA BAK” diye bağırdım.

”Aşkım olmuyor, ben küçükken de karanlıktan çok korkuyordum. Yine karanlık buldu beni. Çok korkarım ben karanlıktan. Ama insan alışıyor bazen karanlığa, ya da alışmak zorunda kalıyor bazen.” Dedi Gizem. Kendinde değildi.

”GİZEM YALVARIRIM YAPMA” dedi Kerem. Hemen arabaya bindirdi ve hastaneye götürdü.

”Annem bana ve duygu ya sürekli hikaye anlatırdı. Bir tane prenses varmış. Bu prensesin adı Gizem’miş. Bir de kardeşi varmış. Duygu adında. Sonra bu prensesin bir hastalığı varmış. 23 yaşına girdiği an gözleri görmeyecekmiş. Annesi ve kardeşi onun için çok üzülüyormuş. Ama Gizem asla bilmiyormuş bu hastalığını. Sürekli kardeşini ağlarken görünce çok üzülüyormuş. Hep saklambaçta bile kaybedince ya da hile yapamayınca ağlıyormuş, sonrasında bir gün gelmiş ve babası annesini aldatmış. Annesi her gün daha fazla ağlamaya başlamış. Artık hem Gizem adındaki prensesi hem de kocası içinmiş.” Dedi Gizem. Ardından devam etti.

”Hatta bir gün bu annenin babası ve kardeşi ölmüş. Annesi çok daha fazla ağlamış” dedi. “Bu hikayeyi ölmeden anlatmıştı bana.” Dedi ve Gizem’in gözünden yaşlar hafifçe akarken. Sildi Kerem.

”O zamanlar aptalmışım, nasıl anlamışım ben olmadığını…” dedi gülerek. Üzüntüden kafayı yemişti.

“Nee” dedi Kerem ağzı bir karış açıkken. “Sen kaç yaşındasın Gizem?” Diye sordu üzüntüyle.

”22” dedi. “1 ay sonra gireceğim 23 e”

Sıkıntıyla ofladı Kerem. Sevdiğine kıza istese gözlerini verirdi. Ama bunu asla yapmayacağını ve kendini öldürmeye kadar gidebileceğini biliyordu ne yazık ki. Çok inatçı bir kadın seçmişti ama memnundu.

”Gizem…” dedi Kerem. Devamını getiremedi.

”Efendim bebeğim…” dedi Gizem hüzünle ama mutluluk ta vardı. Çok garip konuşmuştu. Ses tonundan üzgün mü mutlu mu olduğunu anlayamıyordu.

”Seni çok seviyorum.” Dedi, aslında göz nakli yaptıracaktı ama Gizem bunu kabul etmezdi. Bu yüzden vazgeçti.

”Bende seni seviyorum bebeğim. Hem de her şeyden hemde.”

”Ben daha çok.”

”Hayır ben” güldü Gizem.