21. bölüm · Viran

Ö𝐙𝐄𝐋 𝐁Ö𝐋Ü𝐌

𝚟ᵃ𝚕ᵒ𝚛ᶤ𝚗 シ︎

"ʏᴀʀıɴʟᴀʀıɴı ᴅᴜ̈şᴜ̈ɴᴇʀᴇᴋ ʜᴇʙᴀ ᴇᴛᴛɪ̇ɢ̆ɪ̇ɴ ʙᴜɢᴜ̈ɴ, sᴇɴɪ̇ɴ sᴏɴ ʏᴀʀıɴıɴ ᴏʟᴅᴜɢ̆ᴜɴᴅᴀ ᴀɴʟᴀʀsıɴ ʙᴜɢᴜ̈ɴᴜ̈ɴ ᴋıʏᴍᴇᴛɪ̇ɴɪ̇"
~ᴠᴀʟᴏʀɪ̇ɴ

◆◇◆◇◆◇◆◇
𝟺 ʏıʟ ᴏ̈ɴᴄᴇ sᴇʀᴇɴ ᴀɴʏᴀ;
İliklerime kadar bir acı hissediyordum, öyle ki ağlıyordum. Çok fazla anım tetikleniyordu, boş bir binaya saklanmıştım, peşimde birileri vardı.
Ölmek istemiyordum, her şey bu kadar kolay akıp gidemezdi, kemiklerime saplanan ince sızıyı dindirmek istedim. Az önce kaçmıştım.
Çökmüş kirişleri incelerken nefesimi tuttum, "Teyze?" Duyduğum sesin varlığını unutmuştum, bu sefer değildi.
"Meyra... Bak bana" Eğilip karşımdaki küçüğün kızıl saçlarını yüzünden çektim, "Birazdan Ayza ve Arven ablan gelecek güzelim" Dolu gözlerle beni izledi.
Bir daha başka bir çocuk büyütemezdim.
Sözümü çiğnememe sebep olacak başka bir bebek olamazdı, olmayacaktı.
"Ama neden ki? Seninle çıkarız buradan" Burnunu çekti, iri gözleri bana hevesle bakıyordu, çıkamazdık.
Peşimde birileri vardı, şüphelerimde tek bir kişi vardı.
Krallık bu işleri için tek bir insanı kullanırdı:
Dinçer Ural Kıyım.
Ölmesi gereken herkes onun elinden geçerdi, tek korkum oydu... Kendinden çok fazla işaret vermişti.
Arkamda adım sesleri işittim, Meyra'nın görüş açısını kendimle kapattım o bunu görmemeliydi. "Şimdi bir oyun oynayacağız cici" Meyra'nın mavi gözleri parladı, oyunları çok seviyordu. "Gözümüzü kapatıyoruz ve Ayza ve Arven ablanın sesi geldiğinde gözlerimizi açıyoruz... Tamam mı?"

Meyra hevesle bana baktı, "Evet! Sonra da sen benimle beraber geliyorsun, doğum günümü birlikte geçiriyoruz!" Dedi çocuksu sesini gizleyemeyerek.

Ellerimle kolunu tuttum, "Aynen öyle. Bir iki üç dediğimde başla" Hemen onayladı.
Zorlama gülümsemem hafifçe soldu, adımlar yaklaşırken sorun yok gibi davranmaya devam ediyordum, "Üç!" Meyra beklemese bile gözlerini kapattı.
Arkamı dönemeden sırtımda keskin bir sızı hissettim, defalarca tekrar edene kadar arkamdaki beden durmadı.
Aniden nüfus eden sancı kaburgalarımda kol gezen bıçakta zehir olduğunu kanıtlamıştı.
Gözlerim doldu, Meyra'yı tutan ellerim sıkılaştı. Güven içinde duran kız çocuğundan güç aldım.

Arkamdaki kişi beklediğim kişiydi, Dinçer Ural Kıyım.
Canım çok yanıyordu yere düşmemek için direndim, kendimi tuttum ses çıkarmamak için çenemi sıktım.
Aynı yedi yaşındaki o halim gibi. Ağzımda bir demir vardı sanki, isyan ediyorum diye ağzıma takmışlardı, o günlere döndüm.
Seslerim kulaklarımda çınladı, "Yıkım..." Kıyım diyememiştim.
Meyra ellerim ondan uzaklaştığında gideceğim sandı, yere yıkıldığımda kan kusmaya başladım bir çift el beni sürüklüyordu.

Ortamı delen sessizlikle yüz ifadesi bozulmuş kız çocuğuna baktım.
"Kıyım.." Karşı bir tepki gelmedi, ciğerlerimde bir ağrı vardı. Yüzümdeki morluklar sızlıyordu hafifçe inledim, hiçbir ses gelmedi.
Karşımdaki adam kulağıma yaklaştı, "Yaşarsan sınavı geçersin Viran." Viran. Adım bu değildi.
Acı her bir zerremi kaplarken yarık git gide büyüyor gibiydi, organlarım sızlıyordu. Her yerim hiç olmadığı kadar acıyordu.
Alışık olduğum halde acıtıyordu.
"Ben..." Dedim ağzımdan çıktığınca, "Adım Sere-" Diyemeden bir kere daha kustum, kendi kanım ağzıma doldu, kendi kanımda boğuldum.
"Zehir hafızanı etkileyecek. Bu dakikaları uyanınca hatırlamayacaksın." Sıcak nefesi terlemekte olan vücudumu buz gibi kapladı, "Tabi uyanabilirsen" Alaylı sesi kanımı dondurdu, kalkmaya çalışırken dudağıma dudağını dokundurdu, "Çok güzelsin. Uyanırsan seninle sevişmek isterim" Dedi ve uzaklaştı, bilincim eş zamanlı olarak kapanırken iğrençliğine tepki bile gösteremediğim için felç olan vücuduma çok kızdım.
◆◇◆◇◆◇◆◇
"Bu kalp ilk kez birisini öldürmek değil de yaşatmak istedi Seren" Bu çok farklı bir sesti, "Yalvarırın ölme Ar." Gözlerimi açmaya çalıştım ama açılmadı, defalarca denedim ama felçli gibiydim.
Ar...Bana gelen mektuplarda Ar yazıyordu.
Bu hitaba alışkın değildim.
Birisi yıllardır bana mektup atıyordu, öyle bir sevgi anlatıyordu ki bana her seferinde aşık olduğu kadın olmak istiyordum.
Karşımda o kişi vardı, onu görmek istedim.
Yüzünü zihnime kazımak istedim, ama yapamadım.
"Sevdiği kadını kurtaramayan bir erkek hiçtir. Sen gidersen Kıyım diye biri kalmaz Ar."
Dinçer Ural Kıyım da bana Ar diye sesleniyordu.
Bana zarar verdiğini sandığım Dinçer beni tutan kişiyse, az önceki adam kimdi?

Boncuk boncuk terlemeye devam ederken midem bulanıyor, kaslarım geriliyordu. Her bir zerrem kasılıyorken ağzımı bile açamıyordum.
Kıyım'a ait olan el ellerimi sardı beni olduğum yerden hafifçe kaldırdı, "Yaşayacaksın Seren." Elleri sırtımdaki yaralara itina ile dikkat ederken,kederli bir nefes verdi.
"Tabii uyandıktan sonra bir Viran olduğunda buna yaşamak denirse" Burnuma dolan Misk ve zencefil kokusu ağrılarımı azaltıyordu.

İçinde bulunduğum azap kendini dindirirken kollarında bulunduğum bedene milyonlarca kez teşekkür ettim.
Bir keresinde bana gizlice gelen mektuplardan birinde;
"Bir nefesten yakın da olsan bin asır kadar uzaksın sevgili,
Bana ait olamayacak kadar bensin, sana layık olamayacak kadar hiçim"
Demişti, ilk defa sevilen olmak istemiştim.
Eksikliğimi yüzüme vuran kişi beni öldüreceğinden korktuğum adam mıydı? Beni yaşatmak istiyordu.
Uyandığımda yaşanan herşeyi unutup katilimin Yıkım olduğuna inanarak yaşayacağımdan habersizdim.
Her şeyi unutmadan önce tek birşey fısıldayabildim;
"Yıkımım olacaksın Kıyım, ama senden gelecek yıkıma bile razıyım"
BÖLÜM SONU...