10. bölüm · Viran

10. BÖLÜM: Kayıplar ve Kayıtlar

𝚟ᵃ𝚕ᵒ𝚛ᶤ𝚗 シ︎

"𝙾𝚕𝚖𝚊𝚖 𝚐𝚎𝚛𝚎𝚔𝚎𝚗 𝚢𝚎𝚛𝚍𝚎𝚗 ç𝚘𝚔 𝚞𝚣𝚊𝚔𝚝𝚊𝚢ı𝚖,
𝚋𝚎𝚕𝚔𝚒 𝚍𝚎 𝚢𝚘𝚛𝚞𝚕𝚍𝚞𝚖 𝚋𝚒𝚕𝚖𝚒𝚢𝚘𝚛𝚞𝚖.
Ö𝚢𝚕𝚎 𝚔𝚊𝚛ışı𝚔 ö𝚢𝚕𝚎 𝚢𝚊𝚋𝚊𝚗𝚌ı𝚢ı𝚖 𝚔𝚒,
𝙱𝚞 𝚊𝚛𝚊𝚕𝚊𝚛 𝚔𝚎𝚗𝚍𝚒𝚖𝚎 𝚋𝚒𝚕𝚎 𝚐𝚎𝚕𝚎𝚖𝚒𝚢𝚘𝚛𝚞𝚖"
~𝚈𝚎𝚛𝚊𝚕𝚝ı𝚗𝚍𝚊𝚗 𝙽𝚘𝚝𝚕𝚊𝚛
◆◇◆◇◆◇◆◇
Dinçer Aral Kıyım;
"Sen nefes kesicisin oğlum, ama yüzünden gelen güç değil. Kalbinden gelen acımasızlık seni böyle iğrenç yaptı" demişti bir keresinde annem. Söylerken o yüzünü asla unutamayacaktım. Tiksinmişti benden, yüzüme bakarken duyduğu nefret yaralamıştı.
Annem beni sevmiyordu.
Hayır. Annem sadece sevmemek gibi bir duyguyu bile haketmediğimi düşünüyordu.
Elimdeki sigarayı derin derin çekerken önümdeki gazete küpürüne baktım.
Aylar önce Parovinler'in toplantı ini patlatıldığı için Yok Sayılanlar'ın yanında çalışmaya başlamıştım.
Herhangi bir gruptan olmadığımı gizlemek için bunu yapıyorlardı. Herkesin nefret ettiği adam bir gruba ait olamazdı.
Beş grubun hiç birinde yer almıyordum, bana hükmeden kurallar da yoktu.
"Ne yapıyorsun sen burada amınakoyayım?!" Diyen Dizar'ın sesine döndüm,
"Alt tarafı sigara molası verdik yavşak herif, bağırıp durma." Dizar derin bir nefes verdi, son iki gündür bu oluşumları inceliyorduk.
Hâlâ daha Parovinler'i kim imha etti bilmiyorduk ve yerimizde sayıyorduk.
Üstüne Azat piçi de işimize engel olmuştu.
Beni arayıp Seren'den haber alamadığımız için sinirlendiğimi biliyor gibi haber vermişti. Orospu çocuğu içimize birini sızdırmıştı, ve beklediğimden daha tutarlı davranıyordu. "Dinçer, siktir git oğlum ya!"
Sigarayı bitirdiğimde yere attım, "Emredersiniz Dizar Bey." Kahverengi saçlarını karıştırdı ve içeriyi işaret etti, "Herkesi tahliye ettik ama hâlâ odaları inceliyoruz farkındaysan! Molanın sırası mı gevşek?!"
Oflayarak omzundan tuttum ve içeriye çektim, "Söyle." Dizar, uzun boylu bir herifti ama ne oluyorsa yanımda sızlanıp duruyordu, bana aşık olabilirdi.
"Seren nasılmış?" Ona bu mu yani? Der gibi döndüm, "Azat nereye kaçırdıysa uzun süre bulamadım ama bulduğum gibi güvenli bir yere götürdüm... Şimdilik" Konunun üzerinde durmadı.
"İyi o zaman." Şüpheli hareketleri dikkatimi çekti ama bozuntuya vermedim.
"Kıyım!"
Arkadan gelen sese döndüm, "Ne var Ardınç?"
Dizar da aynı şekilde dönmüş Ardınç'a bakıyordu, kendisi ayrıcalıklılar olan Sarkintesler'dendi. İyi bir asker olduğu için bizim için değerliydi.
Ardınç Karabay.
Biçimli koyu sarı saçlarını geriye dönük taramıştı bize doğru yaklaştı ve tam olarak Anya'nın odasını gösterdi, "Bir tane günlük bulduk. Aslında burada yasak. İçeriye sokmak ise çok zor" Derin bir iç çekti, "Ama birileri içeriye sokmuş." Seren duyduğum kadarıyla zeki bir kadındı. Hatta buraya göreve gelmeden tehlikeli olarak adlandırılacak cinsten bir kadındı.

"Tamam getirin bana" Dediğimde Dizar bana döndü, "Oğlum okumasan mı?"
"Okumazsam belamı sikerler. Bir kere duydum sonra haberin vardı da şüpheli durumu niye incelemedin demezler mi adama?!" Aslında bana söz koyacak bir adam artık yoktu. Hele ki Parovinleri tek gecede patlamalarından sonra.
Hiç.
"Haklısın." Dizar bir süre düşündü, "Ama kız sorarsa benimle alakası yok derim Dizar Akanay yalan söylemez"
"Dizar Akanay yalan söyler... Bunu biliyorsun" Dediğim anda bu kesti, inatla ona bakmıyordum çünkü öfkem diriydi.
O günü hatırladıkça canı yanıyordu biliyordum.
Ama benim çok daha fazla yanmıştı.
Ardınç elinde eski bir defterle geri geldi, tüm askerler etrafta dolanırken işler şimdilik daha yolundaydı, sayfaları buruşmuş olan defteri elime aldım.
"Siz okudunuz mu?"
"Tövbe de abi! Elimi kırarım yine de karıştırmam" Ardınç ilkeleri olan bir adamdı, saçları gibi koyu bakışlarını bana kaldırdığında tepkisizce ona döndüm, "Ne var oğlum? Ne bakıyorsun?" Ardınç biraz geri çekildi.
"Abi, biliyorsun yengelerimize yamuk yapmayız yani" Surat ifadem öyle bir şekil aldı ki az önceden beri suskun olan Dizar kahkaha atmaya başladı.
Bunlardan çok çekeceğim vardı...
BÖLÜM SONU...