14. bölüm · Teşekkür ederim, haklıydın
HUKUK SAVAŞI VE TELİF HAMLESİ
İhale komisyonunun koridorunda Kaan’ın savurduğu o küstah tehdit, Kızılay’daki küçük ofislerinde sanki soğuk bir rüzgâr gibi esmişti. Ankara’nın öğle sıcağı camlara vururken, odanın içindeki hava gerginlikten elektriklenmişti.
Masanın üzeri dökümantasyonlar, kütüphane arşiv belgeleri, kod çıktıları ve yarım kalmış çay bardaklarıyla doluydu. Kaan ve Doğan Bey’in holdingi, sırf Aylin’i dize getirmek ve Deniz’in çıkışını engellemek için ellerindeki devasa hukuki gücü devreye sokmuştu. Sunulan kurgusal telif ihlali dilekçesi yüzünden, Şehir Bölge Planlama Dairesi ihaleyi geçici olarak askıya aldığını ve taraflardan savunma beklediğini resmi bir yazıyla bildirmişti.
Tarık, hırsla elindeki kalemi masaya fırlattı. Plastik kalem ahşap yüzeyde sekip yere düştü. "İnanılmaz bir şey ya! Adamlar resmen çökmeye çalışıyor emiğimize! Aylin’in kendi çizdiği, sıfırdan tasarladığı arayüz için 'şirketimizden çalındı' diye dilekçe vermek ne demek? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!"
Selin sandalyeden kalkıp Tarık’ın omzunu sıktı. "Sakin ol Tarık. Bağırıp çağırmak o kibirli Kaan’ın ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz. Biz hukuki ve teknik olarak haklıyız, bunu kanıtlamamız lazım."
Aylin ise pencerenin kenarında durmuş, ellerini göğsünde birleştirmiş halde dışarıyı izliyordu. Bakışlarında büyük bir mahcubiyet ve derin bir öfke karmaşası vardı. Deniz yavaş adımlarla onun yanına yaklaştı.
"Benim yüzümden..." dedi Aylin, sesi neredeyse bir fısıltı gibi çıkarak. Deniz’e döndüğünde gözlerinin dolduğunu gördü. "Ben o evden, babamın gölgesinden kaçıp kendi ayaklarımın üzerinde durmaya çalıştıkça, o gölge gelip sizi de vuruyor. Eğer benim projeye katkımı dosyadan çıkarırsak belki ihaleyi kurtarırsınız Deniz..."
Deniz, Aylin’in lafını bitirmesine izin vermeden iki elini de tutup kızın gözlerinin içine baktı. Bakışlarındaki sarsılmaz inanç, Aylin’in içindeki o suçluluk duygusunu bir anda darmadağın etti.
"Bana bak Aylin," dedi Deniz, tane tane ve kararlı bir tonla. "Biz bu yola seninle çıktık. Sen olmasaydın bu yazılım sadece kuru bir harita kodundan ibaret kalacaktı. Onların amacı zaten seni yalnızlaştırmak, seni 'bana muhtaçsın' diyerek o altın kafese geri sokmak. Eğer bugün geri adım atarsak, sadece ihaleyi değil, özgürlüğümüzü de kaybederiz. Asla seni kenara çekmeyeceğiz."
"Peki ne yapacağız bro?" dedi Tarık, sandalyeyi öne çekerek. "Büyükşehir Belediyesi komisyonu bizden üç gün içinde teknik ve hukuki kanıt istiyor. Karşı tarafın arkasında dev bir hukuk ordusu var."
Deniz masaya doğru yürüdü. Ekranda açık olan kod dizilimlerini ve versiyon geçmişlerini gösterdi.
"Eğitim hayatım boyunca harita mühendisliğinde öğrendiğim tek bir şey varsa, o da verinin asla yalan söylemeyeceğidir," dedi Deniz. "Kaan ve avukatları fikri mülkiyet hukukunu kullanarak gözümüzü korkutmaya çalışıyor. Ama unuttukları bir şey var: Yazılımın her bir kod satırının, her bir 3D vektör çiziminin zaman damgası (timestamp) var. Aylin’in tasarımları ne zaman oluşturduğu, GitHub depolarımızdaki tarih ve saat kaydı, hatta üniversite kütüphanesindeki bilgisayarlarda yaptığı ilk taslakların log kayıtları duruyor."
Selin’in gözleri parladı. "Doğru ya! Şirket stajı başlamadan önce Aylin bu konsepti zaten üniversitedeki bitirme projesi için çizmeye başlamıştı. Fakültedeki hocamız Ahmet Bey’e sunduğu ilk taslakların tarihi, Doğan Bey’in şirketine staj başvurusu yaptığı tarihten üç ay önce!"
"İşte bu!" dedi Tarık coşkuyla masaya vurarak. "Ahmet Hocadan onaylı proje teslim belgesini alırsak, Kaan’ın 'stajda bizden çaldı' iddiası tamamen çöker!"
O akşam saatlerinde, Dikmen’deki gecekonduda hummalı bir arşiv taraması başladı. Nevin Hanım, salonun ortasındaki sobaya birkaç odun daha atarken gençlerin bu mücadelesini şefkatli ve endişeli gözlerle izliyordu.
"Oğlum, çayları tazeledim. Biraz soluklanın, kafanız duracak," dedi Nevin Hanım, tepsiyi masanın kenarına bırakırken.
"Sağ ol annem," dedi Deniz. Annesinin yüzündeki sağlıklı pembe tonları görmek, bütün yorgunluğunu alıp götürüyordu. "Sadece şu belgeleri kronolojik sıraya koymamız lazım. Yarın sabah Baro’dan bulduğumuz genç ve idealist fikri mülkiyet avukatı Banu Hanım’la buluşacağız."
Aylin, üniversite arşivinden çıkarttığı eski çizim dosyalarını masaya serdi. Dosyaların arasından sararmış bir mimari taslak kağıdı düştü. Deniz kağıdı alıp baktığında, üzerinde henüz ikisi tanışmadan önceki bir tarihe ait, Aylin’in kendi el yazısıyla yazdığı bir not gördü: "Bir şehir, içinde yaşayan insanların hayalleri kadar özgürdür."
Deniz kağıdı Aylin’e uzattı ve gülümsedi. "Görüyor musun? Sen bu hayali o kibirli adamların şirketini tanımadan önce de kuruyordun. Hakikatin üzerini yalanla kapatamazlar."
Aylin kağıda baktı, ardından gözyaşlarını silip başını dikleştirdi. "Yarın babamın karşısına ben bizzat çıkacağım. Şirkete gidip o dosyayı komisyondan çekmesi için son bir şans vereceğim. Eğer çekmezse, mahkemede rezil olmayı kendi göze almış demektir."
Ertesi sabah, Çankaya’daki Doğan Holding binasının cam kapıları açıldığında Aylin, arkasında Deniz ile birlikte içeri adım attı. Danışmadaki görevliler Aylin’i görünce şaşkınlıkla duraksadı.
Yönetim katına çıktıklarında, Kaan elindeki kahve bardağıyla koridorda belirdi. Aylin ve Deniz’i yan yana görünce alaycı bir ifadeyle gülümsedi. "Oo, kimleri görüyorum. Şikayet dilekçesini geri çekmemiz için yalvarmaya mı geldiniz?"
Aylin, Kaan’ın tam karşısında durdu. Sesi, holdingin o soğuk marble koridorlarında yankılandı:
"Yalvarmaya değil Kaan, sana ve babama son bir insanlık dersi vermeye geldik," dedi Aylin. Çantasından çıkardığı kalın kırmızı dosyayı Kaan’ın göğsüne doğru bastırarak uzattı. "Bu dosyanın içinde, bu tasarımı sizin şirketinizin adını bile duymadan üç ay önce yapıp fakülteye teslim ettiğimin noter onaylı belgeleri var. Üniversite log kayıtları, akademisyen imzaları ve zaman damgalı versiyonlar."
Kaan’ın yüzündeki o kibirli gülüş yavaş yavaş dondu. Dosyayı açıp ilk sayfadaki noter tasdikli tarihlere bakarken elleri hafifçe titremeye başladı.
"Eğer o asılsız şikayet dilekçesini bugün saat beşten önce ihale komisyonundan çekmezseniz," dedi Deniz adıma öne çıkarak, "yarın sabah sadece komisyona değil, tüm ulusal basına 'Dev Holding Genç Girişimcilerin Projesine Çökmeye Çalıştı' başlığıyla suç duyurusunda bulunuyoruz. Kararı Doğan Bey’e ilet Kaan. Bakalım prestijiniz mi yoksa senin o lüzumsuz hırsın mı daha değerli."
Aylin ve Deniz arkalarını dönüp kendinden emin adımlarla asansöre doğru yürüdüler. Kaan koridorun ortasında, elindeki kırmızı dosyayla tek başına kalmıştı. Fırtına yön değiştirmişti ve bu kez rüzgar, haklı olanların arkasından esiyordu.
