7. bölüm / 21
Teşekkür ederim, haklıydınBİR NEFES SIHHİYE
Bölümler 21Şu an: BİR NEFES SIHHİYE
- 1 MAVİ ÇİZGİLİ DEFTER585 kelime
- 2 ISLAK BANKLAR559 kelime
- 3 SON OTOBÜS454 kelime
- 4 İKİ FARKLI EV606 kelime
- 5 AĞIN İLMEKLERİ837 kelime
- 6 FIRTINADAN ÖNCEKİ CUMA550 kelime
- 7 BİR NEFES SIHHİYE450 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 VİZE SINAVLARI VE BEKLENMEDİK TELEFON566 kelime
- 9 HASTANE KORİDORU VE AĞIR YÜKLER968 kelime
- 10 UYKUSUZ GECELER VE İLK KÜR503 kelime
- 11 YENİ BİR BAŞLANGIÇ VE İMTİHANLAR610 kelime
- 12 BAHAR GÜNLERİ VE BÜYÜK KUTLAMA628 kelime
- 13 İLK ATILIM VE GÖLGE ENGEL395 kelime
- 14 HUKUK SAVAŞI VE TELİF HAMLESİ876 kelime
- 15 KOMİSYON KARARI VE BÜYÜK ZAFER864 kelime
- 16 SÖZLEŞME İMZASI VE GİZLİ GÖRÜŞME1.276 kelime
- 17 İNTİKAMIN GÖLGESİ1.094 kelime
- 18 HAİNİN İZİNDE1.089 kelime
- 19 DİKMEN’DEKİ ZİYARET VE İÇTEN İTİRAFLAR656 kelime
- 20 BÜYÜK YENİDEN DOĞUŞ579 kelime
- 21 ÇİFT MEZUNİYET603 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Büyük sınavların, ailevi yüzleşmelerin ve kira krizlerinin ardından Ankara, ilk kez o hafta sonu gençlere biraz acımış gibiydi. Pazar sabahı gökyüzü bulutsuz, soğuk ama güneşli bir berraklıkla açmıştı. Vize haftasına girmeden önceki bu tek serbest günü, dördü de ders kitaplarından tamamen uzakta geçirmeye karar verdi.
Fikir Selin’den çıkmıştı: "Her gün kampüs-kütüphane-ev üçgeninde çürüyorsunuz. Bugün Sıhhiye pazarına gidip abur cubur yiyeceğiz, ardından da Eymir’de çay içeceğiz. İtiraz kabul edilmez!"
Sabah saat on gibi Sıhhiye’de buluştular. Pazarın kalabalığı, rengârenk tezgahlar, pazarcıların bağırışları ve etraftan yükselen taze simit kokusu, son haftaların kasvetini bir anda silip attı.
Tarık, yazılım satışından kazandığı ilk parayla masadaki herkese çay ve simit ısmarlamış, cebine koyduğu yeni stiliyle yürüyordu. "Beyler, bayanlar! Artık ev sahibi Şevket Bey bana mesaj atınca engellemiyorum, doğrudan dekont atıyorum. Bu hissi hiçbir şeye değişmem," dedi göğsünü kabartarak.
Selin gülerek Tarık’ın koluna vurdu. "Tamam milyarder bey, hemen havalanma. O yazılımın arayüzünü ben tasarlamasaydım, müşteriler o kod yığınından hiçbir şey anlamayacaktı."
"Hakkını yemiyorum patron," dedi Tarık, Selin’e komik bir selam çakarak. "Ortaklık oranımız yüzde elli elli."
Deniz ile Aylin ise grubun biraz gerisinde, el ele yürüyordu. Aylin’in yüzünde günlerdir görmediği bir rahatlama vardı. Üzerindeki kalın atkıya sarınmış, pazar tezgahlarındaki eski ahşap objeleri inceliyordu.
"Biliyor musun Deniz," dedi Aylin, başını Deniz’in omzuna hafifçe yaslayarak. "Bugün ilk defa kafamın içinde gelecekle ilgili bir kaygı sesi durdu. Ne babamın ne de okulun sesi var. Sadece rüzgâr ve sizin sesiniz."
Deniz kızın elini daha sıkı tuttu. "Buna ihtiyacın vardı. Bazen sadece durup durduğumuz yeri hissetmemiz gerekiyor."
Öğleden sonra dolmuşa binip Eymir Gölü’ne geçtiler. Göletin etrafındaki kurumuş yaprakların üzerinde yürürken, Tarık cebinden çıkardığı ahşap bir uçurtmayı montunun altından çıkardı.
"Bu da ne Tarık?" dedi Selin gözlerini devirerek. "İlkokulda mıyız?"
"Göl kenarına gelip uçurtma uçurmamak Ankara kural ihlalidir Selin Hanım," dedi Tarık hırsla rüzgârı kontrol ederken. "Gel bak, ipi tutmayı öğreteyim."
Beş dakika sonra, uçurtmayı gökyüzüne kaldırmayı başardıklarında Selin çocukça bir sevinçle çığlık atıyor, Tarık ise ipi ona kaptırmamak için uğraşıyordu. Deniz ile Aylin göl kenarındaki ahşap banka oturmuş, onların bu tatlı atışmasını izlerken kahkahalar atıyorlardı.
Nevin Hanım’ın onlar için hazırladığı termos çayı kadehlere dolduran Deniz, Aylin’e uzattı. "Annem bugün senin için cevizli kurabiye de koydu."
"Nevin Teyze’nin ellerine sağlık," dedi Aylin kurabiyeden bir ısırık alarak. "Yakında sizin eve taşınırsam şaşırma Deniz. Sıcak sobayı ve annenin yemeklerini şimdiden özledim."
"Kapımız sana her zaman açık," dedi Deniz yumuşak bir sesle.
Güneş yavaş yavaş gölün arkasından batarken gökyüzü pembe ve mor tonlarına büründü. O gün ne geleceğin belirsizliği ne de ekonomik sıkıntılar masadaydı. Dört genç arkadaş, hayatın sert dalgaları arasında sığınabilecekleri en güvenli limanın birbirleri olduğunu bir kez daha anlamışlardı.
Aylin, göldeki yansımaya bakarken içinden geçirdi: Hayat bazen karmaşık ve acımasız olabilirdi, ama doğru insanlarla paylaşıldığında Ankara’nın en soğuk günü bile sıcacık bir anıya dönüşebiliyordu.
Bölüm etkileşimi
