36. bölüm · Tekrar Doğdum; Bu Sefer Başka Bir Hayat

🖤

Masal Arslan

Akşam yemeği saati gelmişti. Sultan Hanım masanın başında, bir Gece’nin yüzüne bir Ateş’in parlayan gözlerine bakıyor, bir şeylerin döndüğünü seziyordu ama adını koyamıyordu. "Sizde bir haller var ama hadi hayırlısı," diyerek çorbasından bir kaşık alacakken, Gece mutfaktan elinde büyük bir tencereyle çıktı.
Gece, yüzünde muzip ve heyecanlı bir gülümsemeyle tencereyi Sultan Hanım’ın tam önüne bıraktı. Ateş, masanın diğer ucunda heyecandan ellerini birbirine kenetlemiş, babaannesinin tepkisini bekliyordu.
"Sana özel bir yemek yaptım büyükanneciğim," dedi Gece sesi titreyerek. "Bu hayatında yiyeceğin en tatlı şey olabilir. Hadi, aç kapağını!"
Sultan Hanım şaşkınlıkla, "Aman kızım, tencereyle yemek mi getirilir masaya? Ne pişirdin böyle mis gibi?" diyerek kapağı yavaşça kaldırdı. Ama beklediği yemek buharı yerine karşısında bambaşka bir manzara vardı.
Tencerenin içinde; en üstte o minicik, yumuşacık beyaz patikler duruyordu. Patiklerin hemen altında, üzerinde büyük harflerle "EN BÜYÜK BABAANNE BENİM BABAANNEM!" yazılı olan minicik bir bebek tulumu ve tulumun cebine iliştirilmiş, o çift çizgili hamilelik testi parlıyordu.
Sultan Hanım bir an donup kaldı. Gözlüğünü düzeltti, tulumdaki yazıyı heceleyerek okudu. Gerçek zihnine ulaştığı an, elindeki tencere kapağı masaya büyük bir gürültüyle düştü.
"ANAAMMM!" diye bir nida kopardı Sultan Hanım. Gözlerinden yaşlar boşanırken yerinden fırladı. "Ateş! Gece! Doğru mu görüyorum? Torunum mu geliyor? Benim küçük aslanım mı geliyor?"
Sultan Hanım, Gece’ye sımsıkı sarıldı, onu öpücüklere boğdu. Sonra Ateş’i yanına çekip ikisinin elini karnında birleştirdi. "Dünyanın en güzel yemeğini pişirmişsin bana kurban olduğum kızım!" diye hıçkırarak güldü. "Artık bu konakta sadece mutluluk sesi yankılanacak!"
O akşam konakta kahkahalar, sevinç gözyaşları ve gelecek hayalleri birbirine karıştı. Gece ve Ateş, el ele tutuşup hayatlarının en büyük projesine, o küçük mucizeye merhaba dediler.