15. bölüm · Tekrar Doğdum; Bu Sefer Başka Bir Hayat

🖤

Masal Arslan

Sessiz odada sadece Ateş’in klavye tıkırtıları yankılanıyordu. Ateş, oyunun en heyecanlı yerinde yanlışlıkla elini ses düğmesine çarptı ve bir anda odanın içinde devasa bir patlama sesi yankılandı. BOM!
Gece, en derin uykusunun ortasında yatağından bir yay gibi fırladı. Gözleri faltaşı gibi açılmış, ne olduğunu anlamaya çalışırken dehşet içinde bağırdı:
"SAVAŞ MI OLUYOR?! ATEŞ, NELER OLUYOR?!"
Ateş, panikle hoparlörü kapatıp hızla arkasına döndü. Gece’nin o tırsık ve korkmuş halini görünce içi cız etti. "Yok güzelim, yok bir şey... Sadece oyunun sesi açık kalmış," dedi suçlu bir çocuk gibi.
Gece, kalbi küt küt atarak yataktan kalktı ve Ateş’in yanına gitti. Masanın üzerindeki dijital saate baktığında gözlerine inanamadı. Saat 04:12’ydi. Gece, Ateş’in hala kıpkırmızı olmuş gözlerine ve elindeki mouse'a bakıp şaşkınlıkla duraksadı.
Hemen Ateş’in önüne geçti, narin elleriyle Ateş’in yorgun yüzünü avuçlarının içine aldı. Sesi az önceki korkusundan arınmış, sonsuz bir şefkatle dolmuştu:
"Sen hiç uyumadın mı? Hala burada mısın?"
Ateş, Gece’nin bu yakınlığıyla derin bir nefes aldı. Bütün gece oynamasının sebebi aslında Gece’yi kırmış olmanın verdiği huzursuzluktu. Gece, Ateş’in ayakta durmasına izin vermeden onu koltuğuna geri oturttu ve kendisi de ayakta durarak Ateş’in kafasını nazikçe kendi karnına yasladı.
Parmaklarını Ateş’in saçlarının arasında gezdirmeye başladı. "Koca adam, çocuk gibi sabahlamışsın... Hadi, bırak artık şu savaşı. Asıl huzur burada," diye fısıldadı. Ateş, Gece’nin sıcaklığını ve o tanıdık kokusunu hissedince tüm savunması çöktü. Kollarını Gece’nin beline doladı, yüzünü onun karnına iyice gömdü ve dünyanın en güvenli limanına sığınmış gibi gözlerini kapattı.