26. bölüm · Tekrar Doğdum; Bu Sefer Başka Bir Hayat

🖤

Masal Arslan

Gece, o siyah saten gecelikle rahat edemeyeceğini anlayınca dolabından en sevdiği, yumuşacık pembe pijamalarını çıkarıp giymiş ve huzurlu bir uykuya dalmıştı. Sabahın ilk ışıklarıyla Ateş, her zamanki disipliniyle çoktan uyanmış, jilet gibi takım elbisesini giymişti. Salonda koltuğa yayılmış, elindeki tabletten şirketteki son durumu ve Gece'nin dün geceki "operasyonunun" yankılarını inceliyordu.
Tam o sırada kapı açıldı ve Ateş’in kendisine karşı beslediği duyguları saklamayan, sinsi tavırlarıyla bilinen kuzeni Selin içeri dirdi. Selin, Ateş'i tek başına görünce bunu bir fırsat bildi. "Ateş, canım, günaydın!" diyerek ona doğru süzüldü. Tam Ateş'in yanından geçerken yalandan ayağı takılmış gibi yaptı ve büyük bir ustalıkla Ateş’in kucağına oturdu.
Ateş, şaşkınlık ve rahatsızlıkla "Selin, ne yapıyorsun? Kalk!" diyerek onu üzerinden kaldırmaya çalışırken, merdivenlerin başında pembe pijamalarıyla Gece belirdi. Gece, gördüğü manzara karşısında bir saniye bile duraksamadı. O pembe pijamaların içindeki sevimli kız gitti, yerine bir leopar geldi.
Merdivenleri fırtına gibi inip Selin’in saçlarına yapıştı. "Kalk bakalım oradan!" diyerek Selin’i tek bir hamlede Ateş’in kucağından havaya kaldırdı. Selin acıyla çığlık atarken, Gece onu kenara savurdu ve buz gibi bir sesle haykırdı:
"SAHİP OLMADIĞIN YERLERE OTURAMAZSIN!"
Gece, Selin’in şaşkın bakışları altında vakit kaybetmeden Ateş’in kucağına yerleşti. Kollarını Ateş’in boynuna doladı ve zafer kazanan bir komutan edasıyla Selin’e diklendi:
"Ben ve ileride Ateş’le yapacağımız çocuklar, bu kucağın tek sahip olan kişileriyiz! Bir daha sakın sınırlarını zorlama, yoksa bu saçlarından eser kalmaz!"
Selin kıpkırmızı bir halde kapıya doğru kaçarken, Ateş kucağındaki pembe pijamalı dâhiye bakıp kahkahayı bastı. Gece’nin bu kıskanç ve sahiplenici hali, Ateş’in dünyasındaki en güzel manzaraydı.