19. bölüm · Tekrar Doğdum; Bu Sefer Başka Bir Hayat
🖤
Gece, taksinin arka koltuğunda gözyaşlarını sildi ve telefonunu açtı. Arkadaş grubuna son mesajını gönderdi: "Vazgeçin, kimsenin başı yanmasın. Sadece tüm verileri şifreli olarak bana gönderin, ben tek başıma halledeceğim." Telefonu kapattığında, artık o kırgın kız gitmiş, yerine intikam soğukluğuyla dolmuş bir dâhi gelmişti.
Sultan Hanım’ın yanına vardığında, yaşlı kadın onun dolmuş gözlerini fark edip "Ne oldu Gece'm?" diye sorsa da, Gece sadece "Biraz yorgunum Sultanım, halledeceğim," diyerek konuyu kapattı. Odasına çıktı ve gardırobundan en iddialı parçaları seçti.
Birkaç dakika sonra; üzerinde siyah, göbeği açık bir crop, altında kısa deri bir şort ve üzerine attığı asi deri ceketiyle odadan çıktı. Saçlarını sıkıca toplamış, gözlerine keskin bir sürme çekmişti. Şirkete ulaştığında, o dâhi zekasıyla güvenlik kameralarını saniyeler içinde devre dışı bırakıp gizlice içeri sızdı.
Şirket Konferans Salonu...
Herkes oradaydı. Ateş en önde, gözleri hala Gece’yi ararken; Deniz sahnede parayla satın aldığı sahte ödülleri büyük bir gururla sergiliyordu. "Bu başarılarımın sırrı disiplin ve dürüstlük," dediği anda, arkasındaki dev ekran karardı.
Birkaç saniye sonra ekranda Deniz’in ödüller için ödediği paraların dekontları, rüşvet yazışmaları ve banka kayıtları devasa puntolarla belirdi. Berk ve Mert (abileri) koltuklarında donup kalırken, salonda uğultular yükseldi.
Ve Büyük An...
Tam o kargaşanın ortasında, tavanın yüksek boşluğundan sarkan bir ipe tutunmuş halde Gece, bir gölge gibi sahneye indi! Herkesin şaşkın bakışları arasında yere asaletle bastı. Deniz korkudan bir adım geri çekilirken, Gece onun tam karşısına dikildi. Sesi tüm salonda yankılanıyordu:
"Dürüstlükten mi bahsediyorsun Deniz? Yoksa parayla satın aldığın o boş hayallerden mi? Herkes bilsin, bu kadın bir sahtekâr!"
Gece, Deniz’in titreyen yüzüne yaklaşarak fısıldadı ama mikrofon sesi her yere dağıttı:
"O gün şirkette, o kollarım tutulurken attığın tokatı unutmadım..."
Daha Deniz ağzını açamadan, Gece elini büyük bir hızla savurdu ve tüm salonun duyabileceği kadar sert bir tokat patlattı Deniz’in yüzünde! Deniz aldığı darbeyle yere savrulurken, Gece omuzlarını dikleştirip en önde oturan ve ağzı açık kalan Ateş’in gözlerinin içine baktı.
