32. bölüm · Tekrar Doğdum; Bu Sefer Başka Bir Hayat

🖤

Masal Arslan

Gece ve Ateş, el ele mutfağa indiklerinde Sultan Hanım çoktan masanın başına kurulmuştu. Önünde mükellef bir kahvaltıdan ziyade, rulo yapılmış ve açıldığında yere kadar uzanan upuzun bir isim listesi duruyordu.
Sultan Hanım, gözlüğünü burnunun ucuna indirmiş, heyecanla okumaya başladı: "Bakın şimdi çocuklar; 'Alp' ismini çok severim, yiğit olur. Ama 'Cihan' da fena değil, dünyalara bedel olur. Eğer kız olursa 'Melek' diyelim diyorum ama Gece’nin yanına 'Yıldız' mı desek? Ya da 'Destan' mı olsa?"
Gece, tabağındaki zeytinle oynarken Sultan Hanım’ın bitmek bilmeyen listesini ve her isme bulduğu anlamları dinledikçe daraldığını hissetti. Bu konu açıldıkça kendini baskı altında hissediyordu. Daha fazla bu "isim maratonuna" maruz kalamayacağını anlayınca, tabağındaki son lokmayı hızla ağzına attı ve zoraki bir gülümsemeyle ayağa kalktı.
"Ellerinize sağlık Sultanım, her şey çok güzeldi ama benim biraz başım ağrıyor... Ben odama çıkıp biraz dinleneyim," dedi ve cevap beklemeden mutfaktan kaçarcasına uzaklaştı.
Ateş, Gece’nin her adımında ne kadar sıkıldığını ve bunaldığını çok iyi anlamıştı. Karısının omuzlarının düşüşünden, bakışlarını kaçırmasından her şeyi okuyordu. Sultan Hanım tam "Dur kızım, daha 'Ömür' ismine gelmedik!" diye seslenecekken, Ateş elini babaannesinin koluna nazikçe koydu.
"Büyükanne, dur bir dakika," dedi Ateş, sesi sakin ama kararlıydı. "Gece ile dün gece konuştuk. O... O henüz kendini hazır hissetmediğini söyledi. Daha çok genciz, birbirimize doymak istiyoruz. Lütfen onu bu listelerle, bu beklentilerle daha fazla zorlama. Onun huzuru benim için her şeyden önemli."
Sultan Hanım, elindeki upuzun listeye, sonra da torununun ciddi yüzüne baktı. Bir anlık sessizliğin ardından içini çekti